Miras paylaşma sözleşmesi nasıl yapılır, mahkemede ortaklığın giderilmesinden farkı ne?
Kısaca
- Mirasçılar mirası mahkemeye gitmeden paylaşabilir; paylaşma sözleşmesinin geçerli olması için yazılı yapılması şarttır.
- Taşınmaz, paylaşmada kendisine düşen mirasçının adına tapuya tescil edilmedikçe onun tek başına mülkiyetine geçmez.
- Henüz açılmamış bir miras hakkında mirasbırakanın katılımı ya da izni olmadan yapılan sözleşme geçersizdir.
- Mirasçılar anlaşamazsa paylaşma ya da ortaklığın giderilmesi için sulh hukuk mahkemesine başvurulur.
Birden çok mirasçı varsa miras, ölüm anında hiçbirine ayrı ayrı geçmez. Paylaşmaya kadar mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık doğar. Mirasçılar terekeye, yani ölen kişinin malvarlığına elbirliğiyle sahip olur ve üzerinde birlikte tasarruf eder (Türk Medeni Kanunu m. 640). Ortaklığın genel işleyişi miras ortaklığı ve terekenin paylaşılması yazısında anlatıldı.
Bu ortaklıktan çıkmanın iki yolu vardır: mirasçıların anlaşarak paylaşması ya da mahkemenin paylaştırması. Bu yazı birinci yolu, yani paylaşma sözleşmesini ele alıyor.
Mirasçılar paylaşmayı serbestçe kararlaştırabilir
Aksine bir düzenleme olmadıkça mirasçılar, paylaşmanın nasıl yapılacağını serbestçe kararlaştırır (m. 646). Bir kardeş evi, öbürü arsayı alabilir; aradaki değer farkı parayla kapatılabilir. Mirasçılar dilerse bir malı satıp bedelini bölüşmeyi de kararlaştırabilir.
Bu serbestliğin iki sınırı vardır. Mirasbırakan ölüme bağlı tasarrufuyla paylaşmanın nasıl yapılacağı hakkında kurallar koymuşsa, bu kurallar kural olarak mirasçıları bağlar (m. 647). İkincisi, tereke mallarını elinde bulunduran ya da mirasbırakana borçlu olan mirasçı, paylaşma sırasında bu konuda eksiksiz bilgi vermek zorundadır (m. 646). Her mirasçı, tereke borçlarının paylaşmadan önce ödenmesini ya da güvenceye bağlanmasını da isteyebilir (m. 649).
Paylaşmaya bazen mirasçı olmayan biri de dâhil olur. Bir mirasçının payını devralmış ya da haczettirmiş olan alacaklı, sulh hâkiminden paylaşmaya o mirasçının yerine katılmak üzere bir kayyım atanmasını isteyebilir (m. 648). Böyle bir kayyım atanmışsa paylaşmaya o mirasçının yerine kayyım katılır.
Sözleşmenin şekli ve içeriği
Kanuna göre mirasçılar arasında payların oluşturulması ve fiilen alınması ya da aralarında yapacakları paylaşma sözleşmesi mirasçıları bağlar. Paylaşma sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır (m. 676). Sözlü bir anlaşma, ileride mirasçılardan biri vazgeçerse ispat sorunu yaratmanın ötesinde geçerli de sayılmaz.
Sözleşmede genellikle şunlar yer alır:
- Bütün mirasçıların kimlik bilgileri ve imzaları,
- Paylaşılan malların listesi (taşınmazların ada, parsel ve bağımsız bölüm bilgileriyle),
- Her malın hangi mirasçıya düştüğü ve değer farkı için ödenecek para,
- Tereke borçlarının kim tarafından ödeneceği.
Mirasçılar sözleşmeyle bazı malları bölüşmek yerine, o mallar üzerindeki elbirliği mülkiyetinin miras payları oranında paylı mülkiyete dönüştürülmesini de kabul edebilir (m. 676). Paylı mülkiyette her ortağın payı bellidir ve tapuda ayrı ayrı görünür.
Paylaşma sözleşmesi imzalanınca evin mülkiyeti kendiliğinden ona düşen mirasçıya geçmez. Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması tescille olur (m. 705). Mirasla geçişte mülkiyet tescilden önce kazanılır; ancak mirasçıların taşınmaz üzerinde tasarruf işlemi yapabilmesi tescile bağlıdır. Paylaşma sonunda taşınmazın tek bir mirasçının adına tapuya tescil ettirilmesi bu yüzden sürecin son ve zorunlu adımıdır.
Tescil yapılana kadar taşınmaz, tapuda payına düştüğü mirasçının adına görünmez. Bu arada mirasçılardan biri ölür ya da alacaklıları payına haciz koydurursa işler karmaşıklaşabilir. Sözleşmeden sonra tapu işlemlerini geciktirmemek gerekir.
Miras payının devri ve açılmamış miras
Mirasçı, paylaşmayı beklemeden kendi miras payını devretmek de isteyebilir. Mirasçılar arasında yapılan pay devri sözleşmesi yazılı şekle bağlıdır. Bir mirasçının üçüncü kişiyle yapacağı böyle bir sözleşme ise noterlikçe düzenlenmelidir. Bu sözleşme üçüncü kişiye paylaşmaya katılma yetkisi vermez; yalnızca paylaşma sonunda mirasçıya düşen payın kendisine verilmesini isteme hakkı sağlar (m. 677).
Henüz ölmemiş birinin mirası hakkında yapılan anlaşmalar ise ayrı bir kurala tabidir. Mirasbırakanın katılması ya da izni olmadan bir mirasçının açılmamış miras hakkında diğer mirasçılarla ya da üçüncü bir kişiyle yaptığı sözleşmeler geçerli değildir. Bu sözleşmeye dayanarak yerine getirilen edimler geri istenebilir (m. 678). Mirasbırakanın katıldığı düzenlemeler için mirastan feragat sözleşmesi ve miras sözleşmesi yazılarına bakılabilir.
Paylaşmadan sonra: garanti, geçersizlik ve borçlar
Paylaşma tamamlandıktan sonra mirasçılar, paylarına düşen mallar için birbirlerine karşı satım hükümlerine göre sorumludur. Örneğin bir mirasçıya düşen evde sonradan önemli bir ayıp çıkarsa diğer mirasçıların satıcı gibi sorumluluğu gündeme gelebilir. Paylaşmada bir mirasçıya verilen alacakların varlığını da diğerleri garanti eder; borsaya kayıtlı kıymetli evrak dışında, o alacağın borçlusunun ödeme gücünden de adi kefil gibi sorumlu olurlar. Garantiye ve kefalete dayanan dava, paylaşma tarihinden, daha sonra muaccel olacak alacaklarda muacceliyet tarihinden itibaren bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar (m. 679).
Paylaşma sözleşmesi de bir sözleşme olduğundan, Borçlar Kanunu’nun geçersizliğe ilişkin genel hükümleri ona da uygulanır (m. 680). Yanılma, aldatma ya da korkutmayla imzalatılan bir paylaşma sözleşmesi bu yolla geçersiz kılınabilir; ayrıntılar sözleşmede yanılma, aldatma ve korkutma yazısında anlatılmıştır.
Tereke borçları paylaşmayla kendiliğinden bölünmez. Alacaklı borcun bölünmesine ya da bir mirasçıya geçmesine rıza göstermemişse, mirasçılar paylaşmadan sonra da bütün malvarlıklarıyla müteselsilen sorumludur. Bu teselsül paylaşma tarihinden, daha sonra muaccel olacak borçlarda muacceliyet tarihinden itibaren beş yıl geçmekle sona erer (m. 681). Ayrıntılar mirasçıların borçlardan sorumluluğu yazısındadır.
Anlaşma olmazsa: mahkemede paylaşma
Paylaşma sözleşmesi bütün mirasçıların anlaşmasını gerektirir. Tek bir mirasçı bile imzadan kaçınırsa sözleşme yoluyla paylaşma yapılamaz. Bu durumda her mirasçı, sözleşme ya da kanun gereği ortaklığı sürdürmekle yükümlü olmadıkça, terekedeki belirli malların aynen, bu mümkün değilse satış yoluyla paylaştırılmasını sulh mahkemesinden isteyebilir (m. 642).
İki yol arasındaki fark, kararı kimin verdiğidir. Sözleşmede mirasçılar kimin neyi alacağını kendileri belirler; mahkemede ise hâkim, terekenin tamamını ve her malı göz önünde tutarak paylaştırma yapar, olanak yoksa satışa karar verir. Mahkeme yolunun şartları, arabuluculuk aşaması ve satış süreci ortaklığın giderilmesi davası yazısında anlatılmıştır.
Sık sorulan sorular
Paylaşma sözleşmesini noterde yapmak zorunda mıyız?
Kanun, mirasçılar arasındaki paylaşma sözleşmesinin geçerliliği için yazılı şekli arar. Bütün mirasçıların imzaladığı yazılı bir metin bu şartı karşılar. Mirasçılardan birinin payını mirasçı olmayan bir kişiye devretmesi ise ayrı bir sözleşmedir ve noterlikçe düzenlenmesi gerekir.
Kardeşlerden biri sözleşmeyi imzalamıyor. Diğerleri kendi aralarında paylaşabilir mi?
Hayır. Paylaşmaya kadar miras mirasçılara elbirliğiyle aittir ve tereke üzerinde birlikte tasarruf edilir. Bütün mirasçıların katılmadığı bir sözleşmeyle tereke paylaşılamaz. Anlaşma sağlanamıyorsa her mirasçı sulh mahkemesinden paylaştırma isteyebilir.
Babamız hayattayken kardeşlerle ileride evi kimin alacağı konusunda sözleştik. Bu geçerli mi?
Mirasbırakanın katılması ya da izni olmadan, henüz açılmamış bir miras hakkında mirasçılar arasında yapılan sözleşmeler geçerli değildir. Böyle bir sözleşmeye dayanarak verilen bir şey varsa geri istenebilir. Mirasbırakanın da katıldığı düzenlemeler ise miras sözleşmesi ya da mirastan feragat gibi ayrı kurumlara tabidir.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için bir avukattan hukuki destek almanız önerilir.