Kandırılarak ya da tehditle imzalattırılan sözleşmeden nasıl kurtulunur?
Kısaca
- Esaslı yanılmaya düşen, aldatılan ya da korkutulan taraf sözleşmeyle bağlı değildir.
- Aldatmada yanılmanın esaslı olması gerekmez; saikte yanılma ise kural olarak esaslı sayılmaz.
- Yanılmayı ya da aldatmayı öğrenmesinden, korkutmanın etkisinin kalkmasından itibaren bir yıl içinde bildirim yapmayan taraf sözleşmeyi onamış sayılır.
Bir sözleşmenin bağlayıcı olması için tarafların iradesinin serbestçe ve doğru bilgiyle oluşması gerekir. İrade yanlış bir bilgiye, bir hileye ya da bir tehdide dayanıyorsa kanun buna irade sakatlığı der. Türk Borçlar Kanunu üç irade sakatlığı tanır: yanılma, aldatma ve korkutma. Üçünde de sonuç aynıdır: iradesi sakatlanan taraf sözleşmeyle bağlı değildir. Ancak bu hakkı belli bir süre içinde kullanması gerekir.
Yanılma: hangi hata sözleşmeyi etkiler
Sözleşme kurulurken esaslı yanılmaya düşen taraf, sözleşmeyle bağlı değildir. Her hata esaslı sayılmaz. Kanun esaslı yanılmayı özellikle şu durumlarda kabul eder:
- Kurmak istediğinden başka bir sözleşme için irade açıklamak; kiralamak isterken satış sözleşmesi imzalamak gibi.
- İstediğinden başka bir şey için irade açıklamak.
- Sözleşme yapmak istediği kişiden başkasına irade açıklamak ya da belirli niteliklere sahip bir kişiyle anlaşmak isterken başka biriyle anlaşmak.
- Gerçekte istediğinden önemli ölçüde fazla bir edimi üstlenmek ya da önemli ölçüde az bir karşı edim için irade açıklamak.
Bu listede sayılmayan durumlar da esaslı yanılma olabilir; kanun “özellikle” ifadesini kullanarak örnek verir. Belirleyici olan, hatanın sözleşmenin temel bir noktasına ilişkin olması ve yanılanın gerçek iradesiyle beyanı arasında önemli bir fark yaratmasıdır.
Basit hesap yanlışları sözleşmenin geçerliliğini etkilemez; yalnızca düzeltilir. İrade bir haberci, çevirmen ya da bir iletişim aracı tarafından yanlış iletilmişse, buna da yanılma hükümleri uygulanır.
Sözleşmeyi yapma sebebinde, yani saikte yanılma kural olarak esaslı değildir. Yeni işe gireceğini sanarak araba alan kişi, işe girmedi diye satıştan dönemez. Ancak yanılan kişi o saiki sözleşmenin temeli saymışsa, bu iş ilişkilerinde geçerli dürüstlük kurallarına uygunsa ve karşı tarafça da bilinebilecek durumdaysa saikte yanılma esaslı sayılır.
Yanılmanın sınırları
Yanılan taraf, yanıldığını dürüstlük kurallarına aykırı biçimde ileri süremez. Karşı taraf, sözleşmenin yanılanın gerçekte kastettiği anlamda kurulmasına razı olduğunu bildirirse sözleşme o anlamda kurulmuş sayılır.
Yanılmasında kusurlu olan taraf, sözleşmeden kurtulsa bile sözleşmenin hükümsüzlüğünden doğan zararı gidermek zorundadır. Karşı taraf yanılmayı biliyor ya da bilmesi gerekiyorsa bu tazminat istenemez. Hâkim, hakkaniyet gerektiriyorsa daha fazla tazminata da hükmedebilir; bu tazminat ifadan beklenen yararı aşamaz.
Aldatma ve korkutma
Aldatma, karşı tarafı gerçeğe aykırı bir izlenimle sözleşmeye yöneltmektir. Örneğin hasarlı bir aracın hasarsız diye satılması. Aldatılan taraf, yanılması esaslı olmasa bile sözleşmeyle bağlı değildir. Bu yönüyle aldatma, yanılmaya göre daha geniş bir koruma sağlar.
Aldatmanın ispatı çoğu zaman belgeye dayanır. İlan metni, satıcıyla yapılan yazışmalar, ekspertiz raporları ve tanık beyanları, karşı tarafın gerçeğe aykırı beyanını ya da bildiği bir kusuru gizlediğini göstermek için kullanılır. Hile içeren bazı davranışlar ayrıca suç da oluşturabilir; ancak ceza soruşturması ile sözleşmeden kurtulma hakkı ayrı yollardır ve bir yıllık süre ceza sürecinin sonucunu beklemez.
Aldatmayı sözleşmenin tarafı değil üçüncü bir kişi yapmışsa durum değişir. Aldatılan taraf, ancak sözleşme kurulurken karşı taraf bu aldatmayı biliyor ya da bilecek durumda idiyse sözleşmeyle bağlı olmaz.
Korkutmada ise korkutmanın kimden geldiği önemli değildir. Karşı tarafın ya da üçüncü kişinin korkutmasıyla sözleşme yapan taraf bağlı değildir. Korkutmanın varlığı için korkutulanın, içinde bulunduğu duruma göre kendisinin ya da bir yakınının kişiliğine veya malvarlığına yönelik ağır ve yakın bir tehlike bulunduğuna inanmakta haklı olması gerekir.
Bir hakkı kullanma tehdidi kendi başına korkutma değildir. “Borcunu ödemezsen icra takibi başlatırım” demek meşrudur. Bu tür bir tehdit, ancak karşı tarafın zor durumundan aşırı bir yarar sağlamak için kullanılmışsa korkutma sayılır.
Korkutma üçüncü kişiden gelmiş ve karşı taraf bunu bilmiyor ya da bilecek durumda değilse, sözleşmeyle bağlı kalmak istemeyen korkutulan taraf, hakkaniyet gerektiriyorsa karşı tarafa tazminat öder.
Bir yıllık süre ve onama
İrade sakatlığına uğrayan taraf, sözleşmeyle bağlı olmadığını karşı tarafa bir yıl içinde bildirmeli ya da verdiğini bu süre içinde geri istemelidir. Süre şu anlardan başlar:
- Yanılmada ve aldatmada, yanılmanın ya da aldatmanın öğrenildiği andan.
- Korkutmada, korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan.
Bildirimde sözleşmenin hangi sebeple bağlayıcı sayılmadığı, yani yanılma, aldatma ya da korkutma açıkça yazılmalıdır. Verilen bir bedel ya da teslim edilen bir mal varsa, bunun geri verilmesi de istenir. Bildirim karşı tarafa ulaştıktan sonra taraflar sözleşmeye dayanarak birbirinden ifa isteyemez; o güne kadar yapılmış edimlerin iadesi gündeme gelir. Karşı taraf iade etmezse, iade için dava açılabilir.
Bu süre içinde bir şey yapmayan taraf sözleşmeyi onamış sayılır; sözleşme artık onun için de bağlayıcıdır. Bu nedenle süre, sözleşmenin imzalandığı gün değil, gerçeğin anlaşıldığı ya da baskının bittiği gün işlemeye başlar. Bu anın ispatı da uyuşmazlıkta önem taşır.
Aldatma ya da korkutma yüzünden bağlayıcı olmayan bir sözleşmenin onanmış sayılması, tazminat hakkını ortadan kaldırmaz. Zor durumdan yararlanılarak yapılan dengesiz sözleşmeler ise aşırı yararlanma kuralına tabidir ve farklı sürelere bağlıdır.
Sık sorulan sorular
Sözleşmeden kurtulmak için dava açmam şart mı?
Kanun, irade sakatlığına uğrayan tarafın sözleşmeyle bağlı olmadığını karşı tarafa bildirmesini ya da verdiğini geri istemesini arar. Bu bildirim bir yıllık süre içinde yapılmalıdır. Karşı taraf bunu kabul etmezse uyuşmazlık mahkemede çözülür; bildirimi ispatlanabilir biçimde, örneğin noter aracılığıyla yapmak bu yüzden önemlidir.
Beni satıcı değil, aracı kandırdı. Yine de sözleşmeden kurtulabilir miyim?
Üçüncü kişinin aldatmasında sözleşmeden kurtulabilmeniz için, sözleşme kurulurken karşı tarafın bu aldatmayı bilmesi ya da bilecek durumda olması gerekir. Korkutmada ise korkutmanın üçüncü kişiden gelmesi sonucu değiştirmez; ancak karşı taraf bunu bilmiyor ve bilecek durumda değilse, hakkaniyet gerektiriyorsa ona tazminat ödemeniz gerekebilir.
Yanlış fiyat yazdım, hemen fark ettim. Sözleşme geçersiz mi olur?
Duruma bağlıdır. Basit bir hesap yanlışı sözleşmenin geçerliliğini etkilemez, yalnızca düzeltilir. Buna karşılık gerçekte istediğinizden önemli ölçüde az bir karşı edim için irade açıkladıysanız esaslı yanılma söz konusu olabilir. Karşı taraf sözleşmenin sizin kastettiğiniz fiyatla kurulmasına razı olursa, sözleşme o fiyatla kurulmuş sayılır.
Sözleşmeyi onamış sayılırsam tazminat isteyebilir miyim?
Aldatma ya da korkutma sebebiyle bağlayıcı olmayan bir sözleşmenin onanmış sayılması, tazminat hakkını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Yani bir yıllık süreyi kaçırsanız bile, aldatma ya da korkutma yüzünden uğradığınız zararı isteme imkânınız devam edebilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için bir avukattan hukuki destek almanız önerilir.