Mirasçılar ölen kişinin borçlarından nasıl ve ne kadar sorumludur?
Kısaca
- Mirasçılar mirası bir bütün olarak kazanır ve ölen kişinin borçlarından kişisel olarak sorumlu olur.
- Mirasçılar tereke borçlarından müteselsilen sorumludur; alacaklı borcun tamamını içlerinden birinden isteyebilir.
- Paylaşmadan sonra da müteselsil sorumluluk sürer ve kural olarak paylaşmadan itibaren beş yıl geçince sona erer.
- Kendi payından fazlasını ödeyen mirasçı, aradaki farkı diğer mirasçılardan isteyebilir.
Bir yakın öldüğünde geride yalnızca ev, araba ya da banka hesabı kalmaz. Kredi borçları, ödenmemiş kira ve kefil olunan borçlar da mirasın parçasıdır. Mirasçıların çoğu bu borçlardan ne ölçüde sorumlu olduklarını ancak bir ihtarname ya da ödeme emri geldiğinde sorar. Türk Medeni Kanunu bu soruya oldukça net bir cevap verir: miras, borçlarıyla birlikte geçer.
Miras, borçlarıyla birlikte bütün olarak geçer
Mirasçılar, mirasbırakanın ölümüyle mirası bir bütün olarak, kanun gereği kazanır. Bunun için bir başvuru ya da kabul beyanı gerekmez. Mirasbırakanın aynî hakları (mülkiyet gibi eşya üzerindeki haklar), alacakları ve zilyetliği doğrudan mirasçılara geçer.
Aynı hüküm borçlar için de geçerlidir. Kanun, mirasçıların mirasbırakanın borçlarından kişisel olarak sorumlu olacağını açıkça yazar. Kişisel sorumluluk, alacaklının yalnızca terekedeki (ölen kişinin bıraktığı malvarlığındaki) mallara değil, mirasçının kendi malvarlığına da başvurabilmesi demektir.
Bu yüzden borçları malvarlığını aşan bir mirası kabul etmek, mirasçının kendi birikimini de tehlikeye atabilir. Yasal süre içinde mirası reddetmeyen mirasçı, mirası kayıtsız şartsız kazanmış sayılır. Ret süresi, yasal mirasçılar için kural olarak ölümün öğrenildiği tarihten başlayan üç aydır.
Kayıtsız şartsız kazanılan mirasta sorumluluk, terekenin değeriyle de sınırlı değildir. Diyelim ki terekenin değeri 100 birim, borçlar ise 150 birim. Aradaki 50 birim için de alacaklı mirasçıların kendi malvarlığına başvurabilir.
Süre dolmadan da mirası kazanmış sayılmak mümkündür. Ret süresi içinde mirasçı sıfatıyla tereke işlerine karışan, olağan yönetimi aşan işlemler yapan ya da tereke mallarını gizleyen veya kendine mal eden mirasçı artık mirası reddedemez. Örneğin ölenin aracını satıp parasını harcayan mirasçı, borçlardan kurtulma imkânını kendi eliyle kaybedebilir. Buna karşılık zamanaşımını ya da hak düşürücü sürenin dolmasını önlemek için dava açmak veya icra takibi yapmak ret hakkını ortadan kaldırmaz.
Bu riske karşı başvurulabilecek iki temel yol, mirası süresinde reddetmek ya da karar vermeden önce terekenin resmî defterinin tutulmasını istemektir; bu yolların şartları ve süreleri sitedeki ayrı yazılarda anlatılmaktadır.
Mirasçılar arasında müteselsil sorumluluk
Birden çok mirasçı varsa, paylaşmaya kadar aralarında bütün hak ve borçları kapsayan bir miras ortaklığı doğar. Borçlar bakımından kanunun kuralı kısadır: mirasçılar tereke borçlarından müteselsilen sorumludur.
Müteselsil sorumluluk, alacaklının borcun tamamını mirasçılardan herhangi birinden isteyebilmesi anlamına gelir. Örneğin üç kardeşten biri babalarının bankaya olan borcunun tamamı için takip edilebilir. Banka, payları oranında üçe bölmek zorunda değildir.
Bu nedenle alacaklı, tahsilatın en kolay olduğu mirasçıya, örneğin düzenli maaşı ya da üzerine kayıtlı malı olana yönelebilir. Mirasçılar arasındaki iç anlaşmalar alacaklıyı bağlamaz. Bu anlaşmalar ancak kendi aralarındaki hesaplaşmada önem taşır.
Paylaşmaya kadar mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahiptir ve terekeye ait haklar üzerinde kural olarak birlikte tasarruf eder. Borçları ödemek için bir tereke malının satılması gerekiyorsa, mirasçıların bu konuda birlikte hareket etmesi gerekir. Ayrıca mirasçılardan birinin istemi üzerine sulh mahkemesi, paylaşmaya kadar miras ortaklığına bir temsilci atayabilir.
Paylaşmadan sonra sorumluluk ve beş yıllık süre
Mirasın paylaşılması, alacaklıya karşı sorumluluğu kendiliğinden bitirmez. Mirasçılar, bölünmesine ya da bir mirasçıya devredilmesine alacaklının açıkça veya örtülü olarak rıza göstermediği tereke borçlarından paylaşmadan sonra da bütün malvarlıklarıyla müteselsilen sorumludur.
Bu müteselsil sorumluluk süresiz değildir. Paylaşmanın gerçekleştiği tarihten başlayarak beş yıl geçince teselsül sona erer. Paylaşmadan sonra muaccel olacak, yani ödeme günü daha sonra gelecek borçlarda beş yıl, muacceliyet tarihinden başlar.
Paylaşma sözleşmesinde borçların kimin tarafından ödeneceğini yazmak bu yüzden yararlıdır. Ancak alacaklının rızası alınmadıkça bu düzenleme yalnızca mirasçılar arasında sonuç doğurur.
Mirasçılar arasında rücu
Alacaklıya ödeme yapan mirasçı, ödediğinin bir kısmını diğer mirasçılardan geri isteyebilir. Buna rücu denir. Paylaşma sözleşmesinde ödenmesi kendisine yüklenmemiş bir tereke borcunu ya da üzerine aldığı miktardan fazlasını ödeyen mirasçı, diğer mirasçılara rücu edebilir.
Rücu hakkı önce, ödenen borcu paylaşma sözleşmesiyle üstlenmiş olan mirasçıya karşı kullanılır. Böyle bir düzenleme yoksa ve aksi kararlaştırılmamışsa her mirasçı tereke borçlarını miras payı oranında ödemekle yükümlüdür.
Diyelim ki iki kardeşin payları eşit ve biri borcun tamamını ödedi. Bu kardeş, ödediğinin yarısını diğerinden isteyebilir. Diğer kardeş ödemezse ona karşı ayrıca dava ya da icra yoluna gitmek gerekir. Bu yüzden alacaklıya yapılan ödemelerin dekontlarını ve borcun tereke borcu olduğunu gösteren belgeleri saklamak yararlıdır.
Alacaklıların sırası ve özel tereke borçları
Terekede birden çok alacaklının hakkı çatışabilir. Kanuna göre mirasbırakanın alacaklılarının hakları, vasiyet alacaklılarının haklarından önce gelir. Vasiyet alacaklılarının hakları da mirasçıların kendi alacaklılarının haklarından önce gelir. Yani ölen kişinin borçları ödenmeden vasiyet edilen malların teslimi alacaklılara karşı ileri sürülemez.
Mirası kayıtsız şartsız kabul eden mirasçının kendi alacaklıları ise mirasbırakanın alacaklılarıyla aynı haklara sahip olur. Mirasçının kişisel borçları için terekeden gelen mallara da başvurulabilir.
Kanun bir alacağı da açıkça tereke borcu sayar. Ana ve babası ya da büyük ana ve büyük babasıyla birlikte yaşayıp emeğini veya gelirini aileye özgüleyen ergin çocuklara ve torunlara verilecek uygun miktardaki tazminat, terekeyi borç ödemeden acze düşürmemek kaydıyla tereke borcudur.
Sık sorulan sorular
Babamın borcunu yalnızca kendi payım kadar mı öderim?
Alacaklıya karşı hayır. Mirasçılar tereke borçlarından müteselsilen sorumlu olduğu için alacaklı borcun tamamını mirasçılardan herhangi birinden isteyebilir. Payınızı aşan kısmı ödediyseniz, bunu kendi aranızda diğer mirasçılardan geri isteyebilirsiniz; aksi kararlaştırılmamışsa her mirasçı borca miras payı oranında katlanır.
Mirasçı borçtan kendi malvarlığıyla da sorumlu olur mu?
Mirası kayıtsız şartsız kazanan mirasçı için evet. Kanun mirasçıların ölen kişinin borçlarından kişisel olarak sorumlu olduğunu söyler; bu, sorumluluğun terekeden gelen mallarla sınırlı olmadığı anlamına gelir. Bu sonuçtan korunmak isteyen mirasçı mirası süresinde reddedebilir ya da karar vermeden önce terekenin resmî defterinin tutulmasını isteyebilir.
Miras paylaşıldıktan sonra alacaklı ortaya çıkarsa ne olur?
Paylaşma, alacaklının hakkını ortadan kaldırmaz. Borcun bölünmesine veya bir mirasçıya devredilmesine alacaklı açıkça ya da örtülü olarak rıza göstermemişse, mirasçılar paylaşmadan sonra da bütün malvarlıklarıyla müteselsilen sorumlu kalır. Bu müteselsil sorumluluk, paylaşma tarihinden, daha sonra muaccel olacak borçlarda ise muacceliyet tarihinden başlayarak beş yıl geçince sona erer.
Ölen kişinin vasiyet ettiği mal, borçlardan önce mi verilir?
Hayır. Kanuna göre mirasbırakanın alacaklılarının hakları, vasiyet alacaklılarının haklarından önce gelir. Vasiyet alacaklılarının hakları da mirasçıların kendi alacaklılarının haklarından önce gelir.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için bir avukattan hukuki destek almanız önerilir.