İkinci el araç aldım, sonradan arıza çıktı: satıcıya karşı haklarım neler?
Kısaca
- İki kişi arasındaki ikinci el araç satışında ayıp hâlinde Türk Borçlar Kanunu uygulanır.
- Gizli ayıp sonradan anlaşılırsa satıcıya hemen bildirilmelidir; bildirilmezse araç bu ayıpla kabul edilmiş sayılır.
- Alıcı sözleşmeden dönebilir, bedelden indirim ya da ücretsiz onarım isteyebilir.
- Ayıp davaları kural olarak aracın teslim edildiği tarihten itibaren iki yılda zamanaşımına uğrar.
İkinci el bir aracı tanıdıktan ya da ilan sitesinde gördüğü bir kişiden alan biri için en kötü senaryo, birkaç hafta sonra motordan, şanzımandan ya da şasiden çıkan bir arızadır. Satıcı bu işi meslek olarak yapmayan biriyse, uyuşmazlık Türk Borçlar Kanunu’nun satış sözleşmesine ilişkin ayıp hükümlerine göre çözülür. Ayıp, aracın sözleşmede beklenen niteliklere uymaması ya da değerini veya kullanışlılığını önemli ölçüde azaltan bir kusur taşıması demektir.
İkinci el mallarda ayıbın genel kuralları sitedeki ayıplı mal yazısında anlatıldı. Bu yazı, o kuralların araç satışında nasıl işlediğine odaklanıyor.
Araç satışı noterde yapılır, ayıp kuralları Borçlar Kanunu’ndan gelir
Karayolları Trafik Kanunu’na göre trafiğe tescilli araçların her çeşit satış ve devri noterde yapılır. Noterde yapılmayan satış ve devirler geçersizdir. Noter, satıştan önce araçla ilgili motorlu taşıtlar vergisi ve trafik idari para cezası borcu bulunmadığını ve araç üzerinde satışı kısıtlayan bir kayıt olmadığını tespit eder.
Noter kontrolü aracın teknik durumunu kapsamaz. Motorun, şanzımanın ya da kaportanın durumu, kilometre bilgisinin doğruluğu noterin incelediği konular değildir. Satıştan sonra çıkan teknik bir kusur, tarafların aralarındaki satış sözleşmesine ve Borçlar Kanunu’na göre değerlendirilir.
Satıcı galeri gibi aracı ticari amaçla satan biriyse ve siz aracı kişisel amaçla alıyorsanız, işlem tüketici işlemi olur ve tüketici mevzuatı uygulanır.
Araçta ayıp sayılan durumlar
Satıcı iki tür durumdan sorumludur:
- Alıcıya bildirdiği bir niteliğin araçta bulunmaması. “Boyasız”, “kazasız”, “motor yapılmadı” diye satılan aracın bu niteliklere sahip çıkmaması bu gruba girer.
- Aracın kullanım amacı bakımından değerini ya da alıcının ondan beklediği faydayı ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıplar.
Satıcı bu ayıpları bilmese bile sorumludur. Yani iyiniyetli olması onu kurtarmaz.
Sorumluluğun sınırı da vardır. Satıcı, sözleşme kurulurken alıcının bildiği ayıplardan sorumlu değildir. Alıcının aracı yeterince gözden geçirse görebileceği ayıplardan ise ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse sorumlu olur. Bu nedenle ilanda ve sözleşmede yazan beyanlar önemlidir; “hasarsız” ya da “değişen parça yok” gibi açık beyanlar, satıcının bu nitelikleri üstlendiğini gösterir.
Teslimden sonra kontrol ve satıcıya bildirim
Alıcı, aracı teslim aldıktan sonra işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz gözden geçirmek zorundadır. Satıcının sorumlu olduğu bir ayıp görürse bunu uygun bir süre içinde satıcıya bildirmelidir. Kontrolü ve bildirimi ihmal eden alıcı, aracı kabul etmiş sayılır.
Araçlarda sorun çoğu zaman gizli ayıptır. Gizli ayıp, olağan bir kontrolle ortaya çıkarılamayacak kusurdur; ancak sökülünce görülen bir motor arızası ya da ustaca gizlenmiş bir şasi hasarı gibi. Böyle bir ayıp sonradan anlaşılırsa satıcıya hemen bildirilmelidir. Bildirilmezse araç bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.
Ağır kusurlu satıcı, ayıbın kendisine süresinde bildirilmediğini ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamaz. Ayıbı bilerek gizleyen satıcı bu kapsamdadır.
Bildirimi ispatlanabilir bir yolla yapmak yerinde olur. Noter ihtarnamesi ya da tarihi belli başka bir yazılı yol seçilebilir. Bildirimde ayıbın ne olduğu, ne zaman fark edildiği ve hangi hakkın kullanılacağı açıkça yazılmalıdır. Arızanın servis kaydı, ekspertiz raporu ya da fotoğrafla belgelenmesi, ileride mahkemeden delil tespiti istenmesi gerekirse de işe yarar.
Alıcının seçebileceği haklar
Satıcının ayıptan sorumlu olduğu hâllerde alıcı şu haklardan birini kullanabilir:
- Aracı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönmek,
- Aracı alıkoyup ayıp oranında bedelden indirim istemek,
- Aşırı masraf gerektirmiyorsa, masraflar satıcıya ait olmak üzere aracın ücretsiz onarılmasını istemek,
- İmkân varsa aracın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini istemek.
İkinci el araçta “ayıpsız benzer” bulmak çoğu zaman mümkün olmadığından, bu satışlarda daha çok dönme, indirim ve onarım hakları gündeme gelir. Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı da saklıdır.
Hâkimin takdir yetkisi vardır. Alıcı sözleşmeden döndüyse ama durum bunu haklı göstermiyorsa, hâkim onarıma ya da bedel indirimine karar verebilir. Örneğin küçük bir parçanın değişmesiyle giderilebilecek bir arızada hâkim, dönme yerine onarıma ya da indirime karar verebilir.
Sözleşmeden dönen alıcı aracı, ondan elde ettiği yararlarla birlikte geri verir. Buna karşılık ödediği bedeli faiziyle, araç için yaptığı giderleri ve ayıplı araçtan doğan doğrudan zararını isteyebilir. Satıcı kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe alıcının diğer zararlarını da gidermek zorundadır.
Zamanaşımı ve satıcının ağır kusuru
Satıcı daha uzun bir süre üstlenmediyse, aracın ayıbından doğan her türlü dava, ayıp sonradan ortaya çıksa bile aracın alıcıya teslim edildiği tarihten itibaren iki yılda zamanaşımına uğrar. Zamanaşımı, süre geçtikten sonra karşı tarafın itirazıyla hakkın dava yoluyla istenememesi demektir.
İki istisna önemlidir. Satıcı aracı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurluysa, örneğin kilometreyi kendisi düşürmüş ya da ağır bir hasarı bilerek gizlemişse, iki yıllık süreden yararlanamaz. Ayrıca alıcının iki yıl içinde bildirdiği ayıbı savunma olarak ileri sürme hakkı, yani def’i hakkı, bu sürenin geçmesiyle ortadan kalkmaz. Bedelin bir kısmı henüz ödenmemişse ve satıcı bunu isterse, alıcı süresinde bildirdiği ayıba dayanabilir.
Satıcının aracın özellikleri hakkında bilerek yanlış bilgi vermesi, ayıp hükümlerinin yanında sözleşmenin aldatma nedeniyle iptali tartışmasını da gündeme getirebilir; bu ayrı bir konudur.
Sık sorulan sorular
Satış sözleşmesinde aracı gördüm, beğendim, olduğu gibi aldım yazıyor. Yine de hak arayabilir miyim?
Bu tür kayıtlar satıcının sorumluluğunu sınırlamaya yöneliktir. Ancak satıcı aracı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurluysa, örneğin motordaki arızayı ya da ağır hasarı bilerek gizlediyse, sorumluluğunu kaldıran veya sınırlayan anlaşma kesin olarak hükümsüzdür. Kaydın etkisi bu yüzden somut olaya, özellikle satıcının ayıbı bilip bilmediğine göre değişir.
Aracı galeriden aldım. Bu yazıdaki kurallar geçerli mi?
Galeri aracı ticari amaçla satıyor, siz de kişisel kullanım için alıyorsanız işlem tüketici işlemidir ve Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun uygulanır. Bu yazı, satıcının da alıcının da aracı ticari bir amaçla satmadığı veya almadığı, iki kişi arasındaki satışları anlatır.
Satıcı arızadan haberi olmadığını söylüyor. Bu onu sorumluluktan kurtarır mı?
Hayır. Satıcı ayıbın varlığını bilmese bile ondan sorumludur. Bilmesinin ya da bilerek gizlemesinin önemi başka yerde ortaya çıkar: ağır kusurlu satıcı, sorumsuzluk kaydına, ayıbın kendisine süresinde bildirilmediği savunmasına ve iki yıllık zamanaşımına dayanamaz.
Ekspertiz yaptırmadan aldım. Haklarımı kaybettim mi?
Ekspertiz yaptırmamak tek başına hak kaybı sonucu doğurmaz. Ancak satıcı, satış sırasında bildiğiniz ayıplardan sorumlu değildir; aracı yeterince gözden geçirseniz görebileceğiniz ayıplardan da ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse sorumlu olur. Olağan bir kontrolle ortaya çıkmayacak gizli ayıplarda ise satıcının sorumluluğu devam eder.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için bir avukattan hukuki destek almanız önerilir.