İçeriğe geç
Av. Onur DoğanKayseri Barosu

Tazminat hukuku

Trafik kazası tespit tutanağına ve kusur raporuna itiraz: hukuki nitelik, usul ve dilekçe

tarihinde yayımlandı. Yaklaşık 11 dakikalık okuma.

Kısaca

  • Kaza tespit tutanağındaki kusur kanaati hâkimi bağlamaz; kusur, bilirkişi görüşü de dahil bütün delillerle serbestçe değerlendirilir.
  • Tutanak idari işlem sayılmadığından idari yargıda iptali istenemez; itiraz, tazminat uyuşmazlığının görüldüğü yerde yapılır.
  • Mahkemede bilirkişi raporuna tebliğden itibaren iki hafta içinde itiraz edilir; Sigorta Tahkim Komisyonunda hakem kararına itiraz süresi on gündür.

Trafik kazası dosyalarında uyuşmazlığın çoğu kez özü kusur oranıdır. Tazminatın miktarı, sigortacının ödeme yükümlülüğü, rücu ilişkileri ve ceza yargılamasının sonucu bu orana bağlanır. Kusur ise üç farklı belgede karşımıza çıkar: kolluğun düzenlediği trafik kaza tespit tutanağı, maddi hasarlı kazalarda tarafların birlikte doldurduğu tutanak ve yargılamada ya da tahkimde alınan bilirkişi raporu.

Kısa cevap şudur: hiçbiri tek başına bağlayıcı değildir. Tutanak, tazminat ya da ceza dosyasında bir delildir; kusur tespitine ilişkin kanaat, bilirkişi raporu da dahil olmak üzere hâkim tarafından serbestçe değerlendirilir. İtirazın nerede ve hangi sürede yapılacağı ise belgenin hangi aşamada kullanıldığına göre değişir. Bu yazıda tutanağın niteliği, sigorta şirketlerinin kusur değerlendirmesi, tahkimde ve mahkemede bilirkişi raporuna itiraz ile dilekçede dikkat edilecek noktalar ele alınıyor.

Tutanağın düzenlenmesi ve hukuki dayanağı

Karayolları Trafik Kanunu (KTK) m. 83’e göre trafik kazalarına adli yönden mahalli genel zabıta, kazanın oluş nedenlerini, iz ve delillerini belirleyerek trafik kaza tespit tutanağı düzenlemek üzere de trafik zabıtası el koyar. Trafik zabıtasının görevli olmadığı ya da bulunmadığı yerlerde tutanağı genel kolluk düzenler ve bir örneğini trafik zabıtasına gönderir. Tutanak düzenleme görevi Kanunun 5. maddesinde de sayılmıştır. Aynı maddenin devamına göre trafik zabıtası, usul kanunlarına göre görevlendirilirse trafik kazalarında bilirkişilik de yapar.

Yalnız maddi hasarlı kazalarda KTK m. 81, kazaya karışanların tümü yetkili görevlinin gelmesine gerek görmezse durumu aralarında yazılı olarak tespit ederek kaza yerinden ayrılabileceklerini düzenler. Uygulamada bu, anlaşmalı kaza tespit tutanağıdır. Kanun bu imkânı yalnız maddi hasarlı kazalarla sınırlar; ölümlü ya da yaralanmalı kazalarda zabıtanın iznini almadan zaruret dışında olay yerinden ayrılmak yaptırıma bağlanmıştır (KTK m. 81/3).

Kusurun belirlenmesinde ölçü KTK m. 84’tür. Kırmızı ışıkta geçme, arkadan çarpma, şeride tecavüz, kavşakta geçiş önceliğine uymama gibi on iki hâlde sürücü asli kusurlu sayılır. Bu hareketlerden biri birden fazla sürücü tarafından yapılmışsa ya da kaza bu hareketler dışındaki kural ihlallerinden doğmuşsa, kusur oranı yönetmelikte belirtilen esaslara göre tespit edilir. Kanunun Ek 9. maddesi ise tutanakların tarafların haklarının eşitlik ilkesine uygun şekilde korunmasını esas alan bir yönetmelikle düzenleneceğini belirtir. Tutanakta tek tarafın beyanının alınması, krokinin eksik çizilmesi ya da araçların kaza sonrası konumunun gösterilmemesi bu ilke yönünden ileri sürülebilecek eksikliklerdir.

Tutanağın ispat değeri ve kusur tespitinin niteliği

Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 204/2’ye göre yetkili memurların görevleri içinde usulüne uygun olarak düzenledikleri belgeler, aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil sayılır. Bu hüküm, tutanağın kolluk görevlisinin bizzat gördüğü ve tespit ettiği vakıalar bakımından, yani yer, saat, araçların konumu, fren izi, yol ve hava durumu gibi tespitler bakımından anlam taşır. Görevlinin “asli kusurlu” ya da “tali kusurlu” yönündeki kanaati ise bir vakıa tespiti değil, KTK m. 84 ve yönetmeliğe dayalı bir değerlendirmedir. Bu nedenle kusur kanaatinin HMK m. 204/2 kapsamında kesin delil sayılamayacağı, en fazla bilirkişi görüşü niteliğinde değerlendirilebileceği savunulabilir.

Bu ayrım dilekçe yazımında önemlidir. Tutanaktaki maddi tespitlere itiraz edilecekse aksini ispat yükü itiraz edene düşer ve somut delil gerekir. Kusur kanaatine itiraz ediliyorsa, tutanaktaki maddi verilerin o sonuca götürmediği, örneğin hasar yerlerinin ya da çarpma noktasının iddia edilen kusur türüyle bağdaşmadığı gösterilmelidir.

Kusurun değerlendirilmesinde hâkimin yetkisi de açıktır. HMK m. 282’ye göre hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir. Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 74’e göre ise hukuk hâkimi, zarar verenin kusuru hakkında karar verirken ceza hâkiminin beraat kararıyla bağlı olmadığı gibi, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ilişkin kararıyla da bağlı değildir.

Tutanağa karşı ayrı bir iptal davası açılması ise sonuç vermez. Uyuşmazlık Mahkemesi, 22.09.2025 tarihli ve E. 2025/492, K. 2025/547 sayılı kararında, maddi hasarlı bir kazaya ilişkin tespit tutanağının iptali istemiyle açılan davada, tutanağın idari işlem niteliği bulunmadığını ve uyuşmazlığın adli yargı yerlerinde değerlendirileceğini kabul etmiştir. Tutanağa yönelik itiraz bu nedenle, tutanağın delil olarak kullanıldığı tazminat davası, tahkim başvurusu ya da ceza dosyası içinde yapılmalıdır.

Sigorta şirketinin kusur değerlendirmesi ve tahkim aşaması

Anlaşmalı tutanaklarda ilk kusur değerlendirmesini sigorta şirketleri yapar. Bu değerlendirme, sigortacının ödeme kararının dayanağıdır; mahkemeyi ya da hakemi bağlamaz. Zarar gören, değerlendirmeyi kabul etmiyorsa KTK m. 97 uyarınca önce sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunmalıdır. Başvuruya 15 gün içinde yazılı cevap verilmemesi ya da cevabın talebi karşılamaması hâlinde dava açılabilir veya 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu çerçevesinde tahkime gidilebilir. Başvurunun ayrıntıları trafik kazasında sigortaya başvuru yazımızda ele alınmıştır.

Sigorta Tahkim Komisyonunda kusur itirazının iki özelliği gözden kaçırılmamalıdır. Birincisi, hakemler yalnızca kendilerine verilen evrak üzerinden karar verir (Sigortacılık Kanunu m. 30/15). Kusur itirazına dayanak olacak bütün belgeler, özellikle kamera kayıtları, fotoğraflar, eksper raporu ve varsa uzman görüşü başvuru aşamasında dosyaya konmalıdır. İkincisi, Kanunda hüküm bulunmayan hâllerde usul kanununun hükümleri sigortacılıktaki tahkim hakkında da kıyasen uygulanır (m. 30/23); bilirkişi incelemesi talebi ve rapora itiraz bu çerçevede ileri sürülür.

Hakem kararına itiraz bakımından Kanun parasal bir ayrım yapar. Belirli bir tutarın altındaki uyuşmazlıklarda hakem kararı kesindir. Bu tutar ve üzerindeki uyuşmazlıklarda karara, Komisyonun bildiriminden itibaren on gün içinde ve bir defaya mahsus Komisyon nezdinde itiraz edilebilir; itiraz kararın icrasını durdurur. Daha yüksek tutarlı uyuşmazlıklarda itiraz üzerine verilen karara karşı temyiz yolu açıktır. Parasal sınırlar güncellenebildiğinden başvuru tarihindeki sınırlara bakılmalıdır. Mahkemeye ya da tüketici hakem heyetine götürülmüş uyuşmazlık için Komisyona başvurulamayacağından (m. 30/14) yol seçimi baştan yapılmalıdır.

Mahkemede bilirkişi raporuna itiraz

Kusur oranının belirlenmesi özel ve teknik bilgi gerektirdiğinden mahkeme bilirkişiye başvurur (HMK m. 266). Rapora itirazın çerçevesi HMK m. 281’dedir. Taraflar, raporun kendilerine tebliğinden itibaren iki hafta içinde, eksik görülen hususların tamamlattırılmasını, belirsiz hususlarda açıklama yapılmasını ya da yeni bilirkişi atanmasını talep edebilir. Talebin bu sürede hazırlanması çok zor ya da imkânsızsa veya özel ya da teknik bir çalışma gerektiriyorsa, yine iki haftalık süre içinde başvurulması şartıyla bir defaya mahsus ve iki haftayı geçmemek üzere ek süre verilebilir. Mahkeme gerekli görürse ek rapor alabilir, bilirkişiyi duruşmada dinleyebilir ya da yeni bilirkişiyle yeniden inceleme yaptırabilir.

Taraflar ayrıca uzmanından bilimsel mütalaa alabilir (HMK m. 293). Mütalaa, rapora itirazın teknik dayanağını güçlendirir ve iki rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi talebinin somutlaşmasını sağlar. Uzman kişi duruşmaya çağrıldığında geçerli özrü olmadan gelmezse raporu değerlendirmeye alınmaz; bu risk mütalaa alınırken hesaba katılmalıdır. Bilirkişi incelemesine ilişkin genel kurallar bilirkişi raporuna itiraz yazımızda ayrıca ele alınmıştır.

Aynı kaza için ceza soruşturması ya da kovuşturması yürütülüyorsa ceza dosyasında da kusur raporu alınır. Ceza Muhakemesi Kanunu m. 67’ye göre bilirkişi incelemeleri tamamlandığında yeni inceleme istenebilmesi ya da itirazların bildirilebilmesi için taraflara süre verilir; taraflar bilirkişi raporu hakkında uzmanından bilimsel mütalaa da alabilir. Bilirkişi, raporunda hâkimin yapması gereken hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunamaz (CMK m. 67/3). Ceza dosyasındaki raporla hukuk dosyasındaki rapor arasında çelişki doğabilir; TBK m. 74 nedeniyle bu çelişki hukuk davasında ayrıca giderilmelidir. Ceza yargılamasına ilişkin ayrıntılar trafik kazasında taksirle yaralama yazımızda bulunuyor.

Usul: görev, yetki, dava şartı, süreler ve kanun yolu

  • Yargı yolu ve yetki: KTK’dan doğan sorumluluk davaları adli yargıda görülür. Motorlu araç kazalarından doğan hukuki sorumluluk davaları, sigortacının şubesinin ya da sözleşmeyi yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın meydana geldiği yer mahkemesinde de açılabilir (KTK m. 110).
  • Görevli mahkeme: KTK m. 110 yalnız yargı yolunu ve yetkili mahkemeyi düzenler, görevli mahkemeyi belirtmez. Zorunlu mali sorumluluk sigortacısına yöneltilen taleplerin, sigorta hukuku Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlendiğinden TTK m. 4/1-a uyarınca ticari dava sayılması gerektiği savunulabilir; ancak zorunlu sigortanın esas olarak KTK’da düzenlenmesi karşısında bu nitelendirme tartışmaya açıktır. Davanın yalnızca tacir olmayan işleten ve sürücüye karşı açılması hâlinde görev değerlendirmesi ayrıca yapılmalıdır. Davalıların sıfatına göre görev itirazı ihtimali dava açılmadan önce düşünülmelidir.
  • Dava şartları: Sigortacıya karşı dava açılmadan önce KTK m. 97’deki yazılı başvurunun yapılmış olması gerekir. Dava ticari dava sayılırsa, konusu bir miktar para olan ticari davalarda arabulucuya başvurulmuş olması da dava şartıdır (TTK m. 5/A); görevin tartışmalı olduğu durumda bu başvurunun yapılmaması dava şartı yokluğundan ret riski doğurur.
  • Süreler: Maddi zararlara ilişkin talepler, zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenilmesinden itibaren iki yıl, her hâlde kaza gününden itibaren on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa ve ceza kanunu daha uzun bir süre öngörüyorsa, o süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir (KTK m. 109). Bilirkişi raporuna itiraz süresi iki hafta, hakem kararına itiraz süresi on gündür.
  • Harç: Konusu para olan tazminat davaları nispi harca tabidir; tutar dava tarihindeki tarifeye göre hesaplanır.
  • İspat: Kusuru ve zararı ispat yükü kural olarak talepte bulunana aittir (HMK m. 190). İşleten ise ancak mücbir sebep, zarar görenin ya da üçüncü kişinin ağır kusuru ve araçta kazayı etkileyen bir bozukluk bulunmadığını ispat ederse sorumluluktan kurtulur; zarar görenin kusurunu ispat ederse tazminattan indirim istenebilir (KTK m. 86).
  • Delil tespiti: Araç onarılmadan ya da hurdaya ayrılmadan önce, delilin kaybolması ihtimali karşısında keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasını sağlamak için HMK m. 400’deki delil tespiti yoluna başvurulabilir.
  • Kanun yolu: İlk derece kararına karşı istinaf süresi iki hafta (HMK m. 345), temyize elverişli bölge adliye mahkemesi kararlarına karşı temyiz süresi iki haftadır (HMK m. 361). Kesinlik sınırları güncellendiğinden karar tarihindeki sınırlar kontrol edilmelidir.

Kusur oranı belli olmadan tazminatın tam olarak hesaplanması çoğu zaman mümkün değildir. 7589 sayılı Kanunla belirsiz alacak davasını düzenleyen HMK m. 107 yürürlükten kaldırılmıştır. Yeni davalarda alacağın bir kısmı kısmi dava olarak istenebilir. HMK m. 109/4’e göre talep, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir; zamanaşımı artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.

Dilekçede ve dosyada dikkat edilecekler

Rapora itiraz dilekçesi genel bir “rapor hatalıdır” beyanıyla sınırlı kalmamalıdır. Hangi tespitin hangi delille çeliştiği tek tek gösterilmelidir:

  • Çarpma noktası ve hasar yerlerinin iddia edilen kaza oluşuyla uyumu,
  • Fren izi, araçların kaza sonrası konumu ve kroki ölçüleri,
  • Kavşak ya da şerit düzeni, işaretlemeler, görüş mesafesi ve aydınlatma,
  • Kamera, araç içi kamera ve varsa mobese kayıtları,
  • Tanık beyanları ve ilk ifadeler arasındaki çelişkiler,
  • KTK m. 84’teki asli kusur hâllerinden hangisinin hangi delile dayanılarak uygulandığı.

Talep sonucu açık kurulmalıdır. Örneğin: raporun HMK m. 281 uyarınca eksik ve çelişkili olduğu gerekçesiyle, trafik ve kaza analizi alanında uzman bir bilirkişi heyetinden yeniden rapor alınmasını, ceza dosyasındaki raporla çelişkinin giderilmesini ve kamera kayıtlarının ilgili kurumdan celbini talep ederiz. Talep edilen celp işlemleri için kayıtların hangi kurumda ve hangi tarih aralığında bulunduğu belirtilmelidir.

Sık yapılan hatalar şunlardır:

  • İki haftalık sürenin rapor tebliğinden değil duruşma tarihinden hesaplanması,
  • Rapora itirazın tazminat hesabı ile kusur oranı ayrımı yapılmadan genel ifadelerle yapılması,
  • Tahkim başvurusunda kamera kaydı ve fotoğrafların sunulmaması; hakemlerin evrak üzerinden karar verdiği unutulmaktadır,
  • Ceza dosyasındaki raporun hukuk davasında bağlayıcı sayılacağı varsayımıyla ayrıca bilirkişi incelemesi istenmemesi,
  • Araç onarıldıktan sonra hasar incelemesi istenmesi.

Karşı taraf ve sigortacı genellikle şu savunmalara başvurur: anlaşmalı tutanaktaki beyanın ikrar niteliğinde olduğu, rapora süresinde itiraz edilmediği, zarar görenin müterafik kusuru nedeniyle tazminatın indirilmesi gerektiği (KTK m. 86) ve sigorta şirketinin kusur değerlendirmesinin usulüne uygun yapıldığı. Bu savunmalar karşısında itiraz dilekçesi, tutanaktaki beyanın hangi koşullarda verildiğini ve maddi verilerle neden bağdaşmadığını somut olarak açıklamalıdır.

Örnek olay (gerçek veri değildir): Kavşakta sağdan gelen araçla çarpışan sürücü, olay yerinde düzenlenen anlaşmalı tutanakta geçiş önceliğine uymadığını işaretlemiş olsun. Sigorta şirketi yüzde yüz kusur değerlendirmesi yapmış, ancak karşı aracın kırmızı ışıkta geçtiği sonradan bir işyeri kamerasında görülmüş olsun. Bu durumda kayıt delil tespiti yoluyla güvenceye alınmalı, sigortacıya KTK m. 97 uyarınca yazılı başvuruda kayıt sunulmalı ve uyuşmazlık sürerse tahkimde ya da davada kaydın incelenmesi için bilirkişi talep edilmelidir. Tutanaktaki beyan, KTK m. 84’teki kırmızı ışıkta geçme hâline ilişkin bu delille birlikte değerlendirilecektir.

Sık sorulan sorular

Kaza tespit tutanağının iptali için idare mahkemesinde dava açılabilir mi?

Hayır. Uyuşmazlık Mahkemesi, 22.09.2025 tarihli ve E. 2025/492, K. 2025/547 sayılı kararında, maddi hasarlı kazaya ilişkin tespit tutanağının iptali istemiyle açılan bir davada belgenin idari işlem niteliği taşımadığını ve uyuşmazlığın adli yargıda değerlendirileceğini kabul etmiştir. Tutanağa ayrıca dava açmak yerine, kusur itirazını tazminat davasında, tahkim başvurusunda ya da ceza dosyasında ileri sürmek gerekir.

Müvekkil anlaşmalı tutanakta kusurlu olduğunu işaretlemiş. Bu beyan geri alınabilir mi?

Tutanaktaki beyan aleyhe bir delil olarak kullanılır ve karşı taraf bunu ikrar gibi ileri sürecektir. Yine de kusurun belirlenmesi teknik bir değerlendirmedir ve hâkim bilirkişi görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir. Beyanın neden gerçeği yansıtmadığını gösteren somut deliller (kamera kaydı, hasar yerleri, kroki ile çelişki, tanık) sunulmadıkça bu beyanı aşmak zordur.

Ceza dosyasındaki bilirkişi raporu tazminat davasında bağlayıcı mıdır?

Hayır. Türk Borçlar Kanunu m. 74’e göre ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ilişkin kararı da hukuk hâkimini bağlamaz. Ceza dosyasındaki rapor tazminat davasında bir delil olarak dosyaya alınabilir; ancak çelişki varsa hukuk mahkemesi kendi bilirkişisinden rapor almalı ve çelişkiyi gidermelidir.

Bilirkişi raporu beklenirken belirsiz alacak davası açmak hâlâ mümkün mü?

7589 sayılı Kanunla HMK m. 107 yürürlükten kaldırılmıştır; 7589 sayılı Kanundaki geçiş hükmüne göre m. 107, yürürlükten kaldırılma tarihinden önce açılan davalarda uygulanmaya devam eder. Yeni davalarda alacağın bir kısmı kısmi dava olarak istenebilir. HMK m. 109/4’e göre talep, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere ıslah gerekmeksizin tahkikatın sonuna kadar artırılabilir ve zamanaşımı artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için bir avukattan hukuki destek almanız önerilir.

Av. Onur Doğan

Kayseri Barosu'na kayıtlı avukat. Doğan Hukuk Bürosu, Kocasinan / Kayseri.

İlgili yazılar

  1. Tazminat hukuku

    Sigorta şirketi kasko veya trafik sigortası tazminatını ödemezse ne yapılır?

    Sigortacıya bildirim, ödeme süresi ve avans hakkı, Sigorta Tahkim Komisyonu, mahkeme yolu ve sigorta alacaklarında zamanaşımı.

    Dayanak: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 1409, 1420, 1427 ve diğer maddeler; 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m. 30; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m. 97, 99, 109

  2. Tazminat hukuku

    Trafik kazasında araç değer kaybı: kimden ve nasıl istenir?

    Kazadan sonra onarılan aracın piyasa değerindeki düşüşün kimden, hangi şartlarla istenebileceği, trafik sigortasının karşılamadığı hâller ve süreler.

    Dayanak: 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m. 3, 85, 88 ve diğer maddeler; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 50, 52, 74; 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m. 30

  3. Tazminat hukuku

    Haksız rekabete uğrayan ne isteyebilir? Davalar, zamanaşımı ve ceza

    Türk Ticaret Kanunu'na göre haksız rekabet: tespit, men, ortadan kaldırma ve tazminat davaları, ihtiyati tedbir, zamanaşımı süreleri ve ceza hükmü.

    Dayanak: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 54, 55, 56 ve diğer maddeler; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 58