İçeriğe geç
Av. Onur Doğan Kayseri Barosu

Miras hukuku

Terekenin resmî tasfiyesi hangi durumlarda istenir?

tarihinde yayımlandı. Yaklaşık 5 dakikalık okuma.

Kısaca

  • Resmî tasfiye halinde mirasçılar, terekenin borçlarından sorumlu olmazlar.
  • Tasfiye memurunun işlemlerine karşı öğrenmeden itibaren yedi gün içinde yazılı şikâyet mümkündür.
  • Borçları karşılamayan terekenin tasfiyesi iflas hükümlerine göre yapılır.

Terekenin resmî tasfiyesi, mirasbırakanın malvarlığı ve borçlarının mahkeme gözetiminde tasfiye edilmesine ilişkin bir yoldur. Tereke, ölümle geride kalan malvarlığı ilişkilerini ifade eder. Türk Medenî Kanunu, mirasçıların ve belirli koşullarda mirasbırakanın alacaklılarının bu yola başvurmasını düzenler. Resmî tasfiye, mirasın reddi veya yalnızca resmî defter tutulmasıyla aynı işlem değildir.

Bir başvuru değerlendirilirken önce kimin talepte bulunduğu belirlenmelidir. Mirasçının talebi ile alacaklının talebi farklı koşullara bağlıdır. Ayrıca diğer mirasçıların mirası kabul edip etmediği, terekenin borçlarını karşılayıp karşılamadığı ve önceden defter tutulmuş olup olmadığı önem taşır. Bu bilgiler bilinmeden resmî tasfiyenin her dosyada aynı biçimde ilerleyeceği söylenemez.

Mirasçının talebi ve kabulün etkisi

  1. madde, mirasçıya mirası reddetmek veya resmî deftere göre kabul etmek yerine resmî tasfiye isteme imkânı tanır. Bununla birlikte birlikte mirasçı olanlardan birinin mirası kabul etmesi halinde bu istem dikkate alınmaz. Bu koşul nedeniyle yalnızca başvuran mirasçının iradesine bakılması yeterli değildir. Diğer mirasçıların durumu da araştırılmalıdır.

4721 sayılı Kanun’un 632. maddesinden:

Her mirasçı, mirası ret veya resmî deftere göre kabul edeceği yerde terekenin resmî tasfiyesini isteyebilir. Bu istem, birlikte mirasçı olanlardan birinin mirası kabul etmesi hâlinde dikkate alınmaz. Resmî tasfiye hâlinde mirasçılar, terekenin borçlarından sorumlu olmazlar.

Resmî tasfiye halinde mirasçıların tereke borçlarından sorumlu olmayacağı maddede açıkça belirtilmiştir. Ancak bu sonucu, henüz koşulları incelenmemiş veya kabul edilmemiş bir talep için kendiliğinden gerçekleşmiş gibi görmek doğru olmaz. İstenen hukuki yol ile gerçekten yürütülen tasfiye birbirinden ayrılmalıdır. Başvuruda kullanılan kavramların doğru olması bu nedenle önemlidir.

Pratik inceleme bakımından mirasçıların kimlikleri, mirası kabul yönündeki işlemler ve mevcut tereke bilgileri bir araya getirilebilir. Sadece borç bulunduğunun ileri sürülmesi, hangi talebin mümkün olduğunu göstermeye yetmez. Borcun varlığı kadar başvuru hakkını etkileyen diğer koşullar da dosyada ortaya konulmalıdır.

Alacaklıların başvuru koşulları

  1. madde, alacağını elde edemeyeceğinden inandırıcı sebeplerle kuşku duyan mirasbırakan alacaklısını düzenler. Bunun yanında alacaklının istemesine rağmen ödeme yapılmamış veya güvence verilmemiş olması aranır. Kanunda belirtilen üç aylık süre de bu başvuru bakımından ayrı önem taşır. Mirasçıların talebiyle alacaklıların talebine ilişkin kurallar birbirine aktarılmamalıdır.

4721 sayılı Kanun’un 633. maddesinden:

Mirasbırakanın alacaklarını elde edemeyeceklerinden inandırıcı sebeplerle kuşku duyan alacaklıları, istedikleri hâlde alacakları ödenmediği veya kendilerine güvence verilmediği takdirde, mirasbırakanın ölümünden ya da vasiyetnamenin açılmasından başlayarak üç ay içinde, terekenin resmî tasfiyesini isteyebilirler. Aynı koşulların varlığı hâlinde vasiyet alacaklıları da, haklarının korunması için gerekli önlemlerin alınmasını isteyebilirler.

Bu düzenleme, her ödenmemiş alacağın otomatik olarak resmî tasfiye başlatacağı anlamına gelmez. Kuşkunun nedenleri, ödeme veya güvence talebi ve ilgili tarihler açıklanmalıdır. Vasiyet alacaklıları için de hakların korunmasına yönelik gerekli önlemler ayrıca gösterilmiştir. Vasiyet alacaklısının hukuki konumu ile her alacaklının talebinin kapsamı aynı kabul edilmemelidir.

Başvuruda alacağın dayandığı belge, ödeme istemi ve verilen cevaplar birlikte değerlendirilebilir. Alacağın ödenmesiyle güvence verilmesi farklı olgular olduğundan, ikisi hakkında ayrı bilgi bulunması yararlıdır. Kanuni süre hesaplanırken maddede belirtilen ölüm veya vasiyetnamenin açılması tarihi esas alınır; gelişigüzel bir öğrenme tarihiyle değiştirilmemelidir.

Tasfiye memuru, defter ve şikâyet

Resmî tasfiye sulh mahkemesi veya atadığı tasfiye memurları tarafından yürütülür. Süreç tereke defterinin düzenlenmesi ve alacaklılarla borçlulara yapılacak ilanla başlar. Daha önce resmî defter tutulmuşsa tasfiye o deftere göre yapılır. Dolayısıyla her durumda birbirinden bağımsız yeni bir defter süreci varmış gibi düşünülmemelidir.

4721 sayılı Kanun’un 634. maddesinden:

Resmî tasfiye, sulh mahkemesince veya atayacağı bir ya da birkaç tasfiye memuru tarafından yapılır. Resmî tasfiyeye terekenin defterinin düzenlenmesiyle başlanır ve aynı zamanda yapılacak ilânla mirasbırakanın alacaklılarından ve borçlularından, belirtilen süre içinde alacaklarını ve borçlarını bildirmeleri istenir. Terekenin daha önce resmî defteri düzenlenmiş ise resmî tasfiye bu deftere göre yapılır.

Tasfiye memuru, göreviyle ilgili işlerini sulh mahkemesinin gözetim ve denetimi altında yürütür. Mirasçılar ve tereke alacaklıları, sulh mahkemesine, tasfiye memuru tarafından yapılan veya tasarlanan işlemlerden dolayı bunu öğrendikleri tarihten başlayarak yedi gün içinde yazılı olarak şikâyette bulunabilirler.

Tasfiye memurunun işlemleri mahkemenin gözetim ve denetimi altındadır. Mirasçılar ve tereke alacaklıları, yapılan veya tasarlanan işlemlere karşı öğrenmeden itibaren yedi gün içinde yazılı şikâyette bulunabilir. Bu süre, alacaklının resmî tasfiye istemesi için düzenlenen üç aylık süreyle aynı değildir. Hangi işlem hakkında hangi başvuru yapıldığı açık tutulmalıdır.

İşlemin öğrenildiği tarihin ve itirazın hedefinin belirlenmesi önem taşır. Tasfiye memurunun yaptığı bir satışla henüz tasarladığı işlem aynı aşamada değildir; ancak madde ikisini de kapsar. Belirsiz bir genel memnuniyetsizlik yerine, hangi işlemin neden tartışıldığı somut olarak açıklanabilir.

Tasfiyenin kapsamı ve borca yetmeyen tereke

Olağan tasfiye, devam eden işlerin tamamlanması, borçların ödenmesi, alacakların tahsili ve gerekli işlemlerin yapılmasını kapsar. Tasfiye memurunun mirasçılara bilgi verme yükümlülüğü de vardır. Taşınmazların satışı için açık artırma kuralı ile bütün mirasçıların kabul ettiği pazarlık seçeneği ayrıca düzenlenmiştir.

4721 sayılı Kanun’un 635. maddesinden:

Resmî tasfiye, mirasbırakanın yürüyen işlerinin tamamlanmasını, borçlarının yerine getirilmesini, alacaklarının tahsilini, vasiyet borçlarının terekenin olanağı ölçüsünde yerine getirilmesini, zorunlu olduğu takdirde mirasbırakanın haklarının ve borçlarının mahkemece tespitini ve mallarının paraya çevrilmesini kapsar. Tasfiye memuru, tereke ile ilgili dava, takip ve idarî işlemler hakkında mirasçılara bilgi vermekle yükümlüdür. Terekedeki taşınmazlar, açık artırma veya bütün mirasçıların kabulü hâlinde pazarlık yoluyla satılır.

Mirasçılar, tasfiye devam ederken tasfiye için gerekli olmayan tereke mallarının ve paranın kısmen veya tamamen kendilerine verilmesini isteyebilirler.

4721 sayılı Kanun’un 636. maddesinden:

Mevcudu borçlarını ödemeye yetmeyen terekenin tasfiyesi, sulh mahkemesince iflâs hükümlerine göre yapılır.

Tasfiye için gerekmeyen mal ve paranın mirasçılara verilmesi talebi, tasfiye sürerken de gündeme gelebilir. Bununla birlikte her malın hemen paylaşılabileceği sonucu çıkarılmamalıdır; tasfiyenin ihtiyaçları dikkate alınır. Mevcudu borçlarını ödemeye yetmeyen tereke bakımından ise 636. madde iflas hükümlerine göre tasfiye öngörür.

Bu nedenle tereke varlıklarının listesi kadar borçların kapsamı ve devam eden işlemler de önemlidir. Bir malın bulunması, bütün borçların karşılandığını göstermez. Tasfiye yolunun ve işlemlerin değerlendirilmesi, mevcut kayıtların bütün halinde incelenmesini gerektirir. Varsayıma dayalı borç veya mal listeleri üzerinden kesin paylaşım hesabı yapılmamalıdır.

Sık sorulan sorular

Bir mirasçının kabulü talebi etkiler mi?
  1. maddeye göre birlikte mirasçılardan birinin mirası kabul etmesi halinde mirasçının resmî tasfiye istemi dikkate alınmaz.
Tasfiye memurunun işlemine başvuru mümkün mü?

Mirasçılar ve tereke alacaklıları, işlemi öğrendikleri tarihten itibaren yedi gün içinde sulh mahkemesine yazılı şikâyette bulunabilir.

Tereke borçlara yetmezse ne olur?
  1. maddeye göre mevcudu borçlarını ödemeye yetmeyen terekenin tasfiyesi, sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre yapılır.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için bir avukattan hukuki destek almanız önerilir.

Av. Onur Doğan

Kayseri Barosu'na kayıtlı avukat. Doğan Hukuk Bürosu, Kocasinan / Kayseri.

İlgili yazılar

  1. Miras hukuku

    Mirasçılıktan çıkarma hangi şartlarda geçerlidir?

    Mirasçılıktan çıkarmada kanuni sebepler, tasarrufta sebep gösterilmesi, ispat yükü, altsoyun hakları ve aciz belgesine bağlı özel durum.

    Dayanak: 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m. 510–513

  2. Miras hukuku

    Vasiyetname nasıl açılır? Teslim, açılış ve mirasçılara tebliğ

    Ölümden sonra bulunan vasiyetnamenin sulh hâkimine teslimi, bir ay içinde açılması, ilgililere tebliğ ve bu tarihlere bağlı süreler.

    Dayanak: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 538, 557, 559 ve diğer maddeler

  3. Miras hukuku

    Mirasçılar ölen kişinin borçlarından nasıl ve ne kadar sorumludur?

    Tereke borçlarının mirasçılara geçmesi, mirasçıların müteselsil sorumluluğu, paylaşmadan sonraki beş yıllık süre ve mirasçılar arasında rücu.

    Dayanak: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 599, 603, 606 ve diğer maddeler