Miras malları korunamıyorsa: yazım, mühürleme ve resmen yönetim nasıl işler?
Kısaca
- Sulh hâkimi, tereke mallarını korumak ve hak sahiplerine geçişi sağlamak için gerekli önlemleri alabilir.
- Mühürleme, birlikte yaşayanların zorunlu eşya ve oturma ihtiyaçları gözetilerek uygulanır.
- Resmen yönetim, mirasçıların bilinmemesi veya hak sahipliğinin belirsizliği gibi kanuni hâllerde uygulanır.
Ölümden sonra miras mallarının kim tarafından korunacağı veya yönetileceği hemen açıklığa kavuşmayabilir. Bazı mirasçılar bulunamıyor olabilir; mal ve hakların dağılması veya işletmenin yönetimsiz kalması riski doğabilir. Türk Medenî Kanunu, bu aşama için terekenin korunmasına ilişkin özel önlemler düzenler.
Tereke, mirasbırakandan kalan malvarlığı bütünüyle ilgili kavramdır. Koruma önlemlerinin amacı, malları korumak ve hak sahiplerine geçişi sağlamaktır. Bu işlemleri, mirasın kesin olarak kime ait olduğunu veya nasıl paylaşılacağını her durumda tek başına belirleyen bir karar gibi görmek doğru değildir.
Yetkili hâkim, önlemler ve giderler
TMK 589’a göre mirasbırakanın yerleşim yeri sulh hâkimi, istem üzerine veya kendiliğinden gerekli bütün koruma önlemlerini alır. Kanunda özellikle mal ve hakların yazımı, mühürleme, resmen yönetim ve vasiyetnamelerin açılması sayılır. Önlemin türü, korunması gereken duruma göre belirlenir.
Başvuru hazırlanırken hangi malın hangi nedenle korunmaya ihtiyaç duyduğu açıklanabilir. Malın bulunduğu yer, mevcut durum ve varsa yönetim sorunu ayrı gösterilmelidir. Yalnız aile içinde anlaşmazlık bulunduğunu belirtmekle belirli malın korunmasına ilişkin ihtiyacı anlatmak aynı şey değildir.
Önlem giderleri ileride terekeden alınmak üzere başvuran tarafından karşılanır. Hâkim kendiliğinden önlem almışsa giderleri Devlet karşılar. Bu nedenle gideri ilk aşamada kimin karşıladığıyla giderin nihai olarak hangi malvarlığına ait olduğu ayrılmalıdır.
Mirasbırakan yerleşim yerinden başka yerde ölmüşse ölüm yerindeki sulh hâkiminin de görevi vardır. Ölümü gecikmeksizin yerleşim yeri hâkimine bildirir, ölüm yerindeki mallar için gerekli önlemleri alır ve dosyayla varsa vasiyetnameyi gönderir. Ölüm yeriyle yerleşim yerinin farklı olması, koruma için hiçbir işlem yapılamayacağı anlamına gelmez.
Koruma amacıyla defter ve mühürleme
TMK 590, mirasçılar arasında vesayet altında bulunan veya vesayete alınması gereken kişi varsa defter tutulmasını öngörür. Mirasçılardan birinin uzun süredir bulunamaması ve temsilcisinin de olmaması başka bir sebeptir. Bu iki durum, ilgilinin başvurusu bulunmasa da maddede ayrı ayrı sayılmıştır.
Üçüncü sebep, mirasçılardan veya ilgililerden birinin ölüm tarihinden başlayarak bir ay içinde istemde bulunmasıdır. Başlangıç olayı ölüm tarihidir. Bu hükümdeki süreyi, başka miras işlemlerine ilişkin öğrenme veya tebliğ tarihleriyle değiştirmek doğru olmaz.
Defter işlemi gecikmeksizin tamamlanır. Burada anlatılan yazım, koruma önlemleri bölümündeki TMK 590’a dayanır. Aynı defter sözcüğünün başka miras kurumlarında geçmesi, o kurumların tüm sonuçlarının bu işleme otomatik uygulanacağı anlamına gelmez.
TMK 591, yazılan mallardan gerekenlerin mühürlenmesini, mühürlenmeyenler için uygun koruma önlemi alınmasını düzenler. Mühürleme yazımdan önce de yapılabilir. Dolayısıyla bütün malların önce eksiksiz yazılmasının her durumda mühürlemenin zorunlu ön şartı olduğu söylenemez.
Birlikte oturanların ihtiyaç duyduğu eşya tutanakla belirlenerek güvenilir kişi sıfatıyla kendilerine bırakılır. Oturmaları için zorunlu taşınmaz bölümleri mühürlenmez. Alacaklı talebiyle mühürlemede ise güvence altına alınan miktar sınır oluşturur; güvence verilirse mühürleme yapılmaz veya mevcut mühürleme kaldırılır.
Resmen yönetimin koşulları ve yönetici
TMK 592, belirli durumlarda sulh hâkiminin kendiliğinden resmen yönetim kararı vermesini düzenler. Uzun süredir bulunamayan ve temsilci bırakmayan mirasçının menfaatinin bunu gerektirmesi bu durumlardan biridir. Yalnız yokluk bilgisiyle yetinilmeyip maddede belirtilen menfaat unsuru da incelenmelidir.
Hak sahibi olduğunu ileri sürenlerden hiçbirinin mirasçılık sıfatını yeterince ispatlayamaması veya mirasçı bulunup bulunmadığının şüpheli olması da kapsamdadır. Mirasçıların tamamının bilinmemesi ayrıca sayılır. Kanunun özel olarak öngördüğü diğer hâller de saklıdır.
Terekenin tamamında yetkili bir vasiyeti yerine getirme görevlisi atanmışsa önemli engel olmadıkça yönetim ona verilir. Mirasbırakan velayet veya vesayet altındaysa veli veya vasi, sakınca bulunmadıkça görevlendirilir. Bu düzenlemeler, her olayda aynı kişinin koşulsuz yönetici olacağı anlamına gelmez.
Yönetici isterse uygun ücretin terekeden ödenmesine hâkim karar verebilir. Kanun burada sabit bir ücret tutarı belirlemez. Yönetim görevinin verilmesiyle ücret isteminin değerlendirilmesi ayrı konulardır; önceden belirli bir meblağın kesin ödeneceği söylenmemelidir.
Yönetimin kapsamı ve mirasçıların bilinmemesi
TMK 593’e göre yönetim, sebepler ortadan kalkıncaya veya paylaştırmaya kadar hak kaybına yol açmadan özenle sürdürülür. Yazım henüz yapılmamışsa tamamlanır, gerekli koruma önlemleri alınır. Mirasçıların menfaatine veya iyi yönetimin gereklerine uygunsa malların satılması da görev kapsamına girebilir.
Alacakların tahsili ve borçların ödenmesi yönetimin diğer işleridir. Mirasçıların yasal haklarını zedelemediği anlaşılan vasiyetlerin yerine getirilmesinde sulh hâkiminin izni ve asliye hâkiminin onayı aranır. Bir vasiyetin bulunması, yöneticinin onu her koşulda tek başına uygulayacağı anlamına gelmez.
Terekedeki işletmelerin olduğu gibi sürdürülmesi, yarar yoksa tasfiye için gerekli önlemlerin alınması öngörülür. Yönetici görevine giren konularda miras ortaklığını davalarda ve icra takiplerinde temsil eder. Kanunda belirtilen yetkiler kullanılırken davalar ve takipler mirasçılara bildirilir.
Madde, tereke paralarının değerlendirilmesini ve yeterli güvencesi olmayan yatırımların güvenceli yatırımlara dönüştürülmesini de düzenler. Buradan herhangi bir yatırım ürününün serbestçe seçilebileceği sonucu çıkarılamaz; kanundaki araçlar ve ilgili yönetmelik koşulları ayrıca gözetilmelidir.
Resmen yönetimde sulh hâkimi ve yöneticinin işlemlerine, niteliklerine uygun olduğu ölçüde vesayet hükümleri uygulanır. Bu gönderme, bütün vesayet kurallarının hiçbir ayrım yapılmadan taşınması değildir. İncelenen işlemin niteliğiyle uygulanacak kuralın uygunluğu değerlendirilmelidir.
TMK 594, mirasçı bulunup bulunmadığı veya tamamı bilinmiyorsa uygun araçlarla bir ay arayla iki ilan yapılmasını düzenler. Hak sahipleri son ilandan itibaren en geç bir yıl içinde mirasçılık sıfatlarını bildirmeye çağrılır. İlk ilanla son ilanın tarihleri süre bakımından birbirine karıştırılmamalıdır.
Sürede başvuru yapılmaz ve sulh hâkimi de mirasçı belirleyemezse miras Devlete geçer. Bununla birlikte miras sebebiyle istihkak davası hakkı saklıdır. Bu sonuç, mirasçıların araştırılması ve ilan aşamaları atlanarak yalnız ilk belirsizlik anında uygulanabilecek bir kural değildir.
Sık sorulan sorular
Koruma önlemi için bütün mirasçıların birlikte başvurması mı gerekir?
TMK 589, sulh hâkiminin istem üzerine veya kendiliğinden gerekli önlemleri almasını düzenler. TMK 590’da ise mirasçılardan veya ilgililerden birinin ölümden itibaren bir ay içinde istemi, defter tutulması sebeplerinden biridir. Bütün mirasçıların ortak talebi genel bir koşul olarak öngörülmemiştir.
Tereke mühürlenirse birlikte oturan herkes evden çıkarılır mı?
TMK 591, mirasbırakanla birlikte oturanların ihtiyaçları için gerekli eşyanın tutanakla belirlenip kendilerine bırakılmasını ve oturmaları için zorunlu taşınmaz bölümlerinin mühürleme dışında tutulmasını düzenler. Bu nedenle mühürleme, her durumda bütün evin kullanıma kapatılması olarak açıklanamaz.
Mirasçı bulunamazsa mallar hemen Devlete mi geçer?
TMK 594, bir ay arayla iki ilan ve son ilandan başlayan en çok bir yıllık bildirim süreci öngörür. İlan süresinde başvuru olmaz ve hâkim de mirasçı belirleyemezse miras Devlete geçer. Miras sebebiyle istihkak davası açma hakkı saklı tutulmuştur.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için bir avukattan hukuki destek almanız önerilir.