İçeriğe geç
Av. Onur Doğan Kayseri Barosu

Borçlar ve sözleşmeler

Karşı taraf borcunu yerine getirmezse sözleşmeden nasıl dönülür?

tarihinde yayımlandı. Yaklaşık 5 dakikalık okuma.

Kısaca

  • Karşı taraf temerrüde düşerse önce ona borcunu ifa etmesi için uygun bir süre verilir.
  • Süre sonuçsuz kalırsa ya da süre vermek gerekmiyorsa, ifadan vazgeçtiğinizi hemen bildirerek sözleşmeden dönebilirsiniz.
  • Dönmede taraflar borçlarından kurtulur ve daha önce verdiklerini geri isteyebilir.
  • İfasına başlanmış sürekli edimli sözleşmelerde dönme yerine fesih yoluna gidilir.

Satış, eser, hizmet ya da benzeri sözleşmelerde iki taraf da birbirine karşı borç altına girer. Taraflardan biri borcunu zamanında yerine getirmezse diğer taraf sözleşmeyle bağlı kalmak zorunda değildir. Türk Borçlar Kanunu bu durumda sözleşmeden dönmeye izin verir, ama bunu belli adımlara bağlar.

Dönme, alacaklının karşı tarafa yönelttiği tek taraflı bir bildirimdir. Dönmeyle taraflar sözleşmeden doğan borçlarından kurtulur ve verdiklerini geri isteyebilir. Bu yazı, dönmenin hangi şartlarla ve nasıl kullanılacağını anlatır.

Önce temerrüt gerekir

Dönmeden söz edebilmek için karşı tarafın temerrüde düşmüş olması gerekir. Temerrüt, vadesi gelmiş bir borcun zamanında ifa edilmemesinin hukuki adıdır. Kural olarak borçlu, alacaklının ihtarıyla, yani borcunu yapmasını açıkça istemesiyle temerrüde düşer. Ödeme ya da teslim günü taraflarca birlikte belirlenmişse, o günün geçmesi yeterlidir; ayrıca ihtar gerekmez.

Temerrüdün başlangıcı, ihtarın şekli ve gecikme faizi ayrı bir konudur. Bunları borçlunun temerrüdü ve gecikme faizi yazısında ayrıntılı anlattık. Burada, temerrüt gerçekleştikten sonra alacaklının sözleşmeden nasıl çıkabileceğine odaklanıyoruz.

Borçluya uygun süre verilmesi

Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde taraflardan biri temerrüde düşerse, diğeri borcun ifası için ona uygun bir süre verebilir. Bu süreyi kendisi vermek yerine hâkimden de isteyebilir. Kanun sürenin uzunluğunu belirlemez; “uygun” sürenin, borçlunun borcunu yerine getirmesine gerçekten imkân tanıyacak kadar olması gerekir.

Uygulamada süre çoğunlukla noter ihtarnamesiyle verilir. Kanun belirli bir şekil aramaz. Ancak ihtarın içeriğini ve borçluya ulaştığı tarihi ileride sizin ispat etmeniz gerekecektir. İhtarda borcun ne olduğu, ne kadar süre verildiği ve sürenin ne zaman dolduğu açıkça yazılmalıdır.

Bir örnek düşünelim. Bir mağazadan yemek odası takımı satın aldınız, peşinat ödediniz ve teslim günü olarak 1 Mart kararlaştırıldı. 1 Mart geçtiği hâlde takım teslim edilmedi. Satıcı bu tarihten itibaren temerrüttedir. Siz de ihtarnameyle satıcıya teslim için, örneğin, on beş gün süre verebilirsiniz. Süre sonunda da teslim yapılmazsa aşağıdaki seçimlik haklar gündeme gelir.

Süre vermeye gerek olmayan durumlar

Bazı durumlarda süre vermek anlamsızdır. Kanun bu hâlleri şöyle sayar:

  • Borçlunun içinde bulunduğu durumdan ya da tutumundan süre verilmesinin bir sonuç doğurmayacağı anlaşılıyorsa. Örneğin borçlu borcunu hiç yerine getirmeyeceğini açıkça söylemişse.
  • Borçlunun temerrüdü yüzünden ifa alacaklı için yararsız hâle gelmişse.
  • Borcun belirli bir zamanda ya da belirli bir süre içinde ifa edilmemesi hâlinde ifanın artık kabul edilmeyeceği sözleşmeden anlaşılıyorsa. Belirli bir organizasyon günü için sipariş edilen ürünler bu duruma örnek gösterilebilir.

Bu hâllerde alacaklı, süre vermeden doğrudan aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir. Bu hâllerden birine dayanacak olan alacaklı, ileride bir uyuşmazlık çıkarsa şartın gerçekleştiğini ispat etmek durumunda kalabilir. Bu yüzden şüpheli durumlarda süre vermek daha güvenli bir yoldur.

Alacaklının seçimlik hakları ve dönme bildirimi

Verilen süre içinde borç yine ifa edilmezse ya da süre vermeye gerek yoksa, alacaklının önünde üç yol vardır:

  • Her zaman borcun ifasını ve gecikme yüzünden uğradığı zararın giderilmesini isteyebilir.
  • Borcun ifasından ve gecikme tazminatından vazgeçtiğini hemen bildirerek, borcun ifa edilmemesinden doğan zararının giderilmesini isteyebilir.
  • Yine bu vazgeçmeyi hemen bildirerek sözleşmeden dönebilir.

“Hemen bildirme” şartı önemlidir. Alacaklı ifadan vazgeçecekse bunu süre dolduktan sonra beklemeden karşı tarafa bildirmelidir. Bildirimde, sözleşmeden dönüldüğü açık ve tereddüde yer bırakmayacak biçimde yazılmalıdır. Karşı tarafa yalnızca ödemenin durdurulduğunu söylemek ya da bir süre sessiz kalmak, dönme bildirimi yerine geçmez.

Dönme ile ifa edilmemekten doğan zararı istemek aynı şey değildir. Zarar talebinde alacaklı, borç yerine getirilmediği için uğradığı kaybın karşılığını ister. Dönmede ise iki taraf da borçlarından kurtulur ve verilenler geri istenir. Hangi yolun daha uygun olduğu, somut sözleşmede neyin kaybedildiğine göre değişir.

Yemek odası örneğinde, aynı takımı başka bir yerden daha yüksek bedelle almak zorunda kaldıysanız, ifa edilmemekten doğan zararı istemek gündeme gelebilir. Artık bu satıcıyla hiçbir bağ kalmasını istemiyor ve yalnızca peşinatınızı geri almak istiyorsanız, dönme daha uygun bir yol olabilir.

Dönmenin sonuçları

Sözleşmeden dönüldüğünde taraflar karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulur. Daha önce ifa ettikleri edimleri de birbirinden geri isteyebilirler. Örneğin peşinat ödeyen alıcı, satıcı malı teslim etmediği için sözleşmeden dönerse ödediği parayı geri isteyebilir.

Dönme hâlinde alacaklı ayrıca sözleşmenin hükümsüz kalması yüzünden uğradığı zararı da isteyebilir. Bu zarar, örneğin sözleşme için yapılan masrafları kapsayabilir. Ancak borçlu temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat ederse bu tazminattan kurtulur. İade hakkı ise kusurdan bağımsızdır.

İfasına başlanmış sürekli edimli sözleşmelerde, örneğin bir süredir devam eden hizmet ya da bakım sözleşmesinde, dönme yerine fesih yoluna gidilir. Alacaklı ya ifayı ve gecikme tazminatını ister ya da sözleşmeyi feshederek sözleşmenin süresinden önce sona ermesi yüzünden uğradığı zararı talep eder.

Kira, satışta ayıp ya da tüketici işlemleri gibi bazı alanlarda kanun ayrıca özel kurallar koyar. Örneğin ayıplı mal teslim edildiğinde alıcının hakları satış sözleşmesinde ayıplı mal yazısında, kirayı ödemeyen kiracıya karşı yol ise kira temerrüdü ve tahliye yazısında anlatılmıştır.

Sık sorulan sorular

Sözleşmeden dönmek için mahkemeye gitmem gerekir mi?

Dönme, karşı tarafa yöneltilen bir bildirimle kullanılır; bunun için önce dava açmak gerekmez. Mahkeme, karşı taraf dönmenin geçerliliğine itiraz ederse ya da verdiklerinizi geri vermezse devreye girer. Süreyi hâkimin vermesini isterseniz, bu talep için de mahkemeye başvurursunuz.

Uygun süre kaç gündür?

Kanun belirli bir gün sayısı vermez. Sürenin, borçlunun borcunu gerçekten yerine getirebileceği kadar olması beklenir; bu da işin niteliğine göre değişir. Bir bedel ödemesi için kısa bir süre yeterli olabilirken, bir imalat ya da inşaat işi için daha uzun bir süre gerekebilir.

Süre verdim, süre doldu ama hâlâ ifa edilmesini istiyorum. Bu mümkün mü?

Evet. Süre geçtikten sonra da borcun ifasını ve gecikme yüzünden uğradığınız zararın giderilmesini isteyebilirsiniz. Dönme bir zorunluluk değil, seçebileceğiniz yollardan biridir.

Karşı tarafın gecikmede kusuru yoksa yine de sözleşmeden dönebilir miyim?

Kanun dönme hakkını ve verilenlerin geri istenmesini borçlunun kusuruna bağlamaz. Kusur, dönmeyle birlikte istenen tazminatta önem taşır: borçlu temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat ederse, sözleşmenin hükümsüz kalmasından doğan zararınızı ödemekten kurtulur.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için bir avukattan hukuki destek almanız önerilir.

Av. Onur Doğan

Kayseri Barosu'na kayıtlı avukat. Doğan Hukuk Bürosu, Kocasinan / Kayseri.

İlgili yazılar

  1. Borçlar ve sözleşmeler

    Zamanaşımı ne zaman kesilir, ne zaman durur?

    Borçlar Kanunu'na göre zamanaşımını durduran ve kesen hâller, aradaki fark, kesilmeden sonra işleyen yeni süre ve davanın usulden reddinde ek süre.

    Dayanak: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 153, 154, 155 ve diğer maddeler; 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 16, 18/A

  2. Borçlar ve sözleşmeler

    Yanlışlıkla başkasının hesabına para gönderdim: adım adım ne yapmalıyım?

    Yanlış IBAN'a giden parayı geri almak için ilk adımlar: banka kayıtları, yazılı iade talebi, ihtiyati haciz, icra takibi ve hata sonucu ele geçen eşya suçu.

    Dayanak: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 77, 78, 79 ve diğer maddeler; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 257, 258, 259 ve diğer maddeler; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 160, 73

  3. Borçlar ve sözleşmeler

    Kefilin sorumluluğu ne zaman sona erer, kefaletten nasıl çıkılır?

    Asıl borcun sona ermesi, on yıllık süre, süreli ve süresiz kefalet, gelecekteki borca kefalette dönme: kefilin borcundan kurtulduğu hâller.

    Dayanak: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 598, 599, 600 ve diğer maddeler