Borçlu ödemeyi geciktirirse: temerrüt, ihtar ve gecikme faizi nasıl işler?
Kısaca
- Vadesi gelmiş bir borcun borçlusu kural olarak alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer.
- Ödeme günü birlikte belirlenmişse, o günün geçmesiyle borçlu ihtar gerekmeden temerrüde düşer.
- Para borcunda temerrüde düşen borçlu temerrüt faizi öder; faizi aşan zarar da ayrıca istenebilir.
- Karşılıklı sözleşmede alacaklı, uygun süre verdikten sonra ifadan vazgeçip tazminat isteyebilir ya da sözleşmeden dönebilir.
Bir borcun vadesinin geçmesi, borçlunun hukuken temerrüde düştüğü anlamına her zaman gelmez. Temerrüt, borçlunun borcunu zamanında ifa etmemesinin kanunda tarif edilmiş sonuçlarının başladığı andır. Faiz bu andan itibaren işler, tazminat sorumluluğu bu andan doğar. Bu yüzden temerrüdün ne zaman başladığını doğru belirlemek, alacağın tutarını doğrudan etkiler.
Temerrüdün koşulları ve ihtar
Temerrüt için önce borcun muaccel olması gerekir. Muaccel borç, vadesi gelmiş ve artık istenebilir hâle gelmiş borçtur. Vadesi gelmeyen bir borç için borçluyu temerrüde düşürmek mümkün değildir.
Ödeme zamanı taraflarca kararlaştırılmamışsa ve hukuki ilişkinin özelliğinden de bir vade anlaşılmıyorsa, borç doğduğu anda muaccel olur. Örneğin bir arkadaşınıza sattığınız aracın bedeli için hiçbir ödeme günü konuşulmadıysa, bedel satış anından itibaren istenebilir. Ancak bu, borçlunun o anda kendiliğinden temerrüde düştüğü anlamına gelmez; çoğu durumda alacaklının ayrıca ihtarda bulunması gerekir.
Kural olarak muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. İhtar, alacaklının borçluya borcunu ödemesini açıkça istediği bildirimdir. Kanun bunun için belirli bir şekil aramaz. Ne var ki ihtarın yapıldığını ve tarihini alacaklı ispat edecektir. Noter ihtarnamesi bu yüzden sık kullanılır.
İhtarda borcun hangi ilişkiden doğduğunu, tutarını ve ödenmesinin istendiğini açıkça yazmak gerekir. “Bir ara konuşalım” gibi belirsiz bir mesaj, ödeme talebi olarak anlaşılmayabilir. Banka hesap bilgisi ya da ödeme yeri de belirtilirse borçlunun ödememek için öne sürebileceği bahaneler azalır. İhtarın borçluya ulaştığı tarih, temerrüdün ve dolayısıyla faizin başlangıcını belirlediği için tebliğ belgesi saklanmalıdır.
İhtar gerekmeden temerrüt
Bazı durumlarda borçlu, ayrıca uyarılmasına gerek kalmadan temerrüde düşer. Kanun bu durumları şöyle sayar:
- Ödeme günü taraflarca birlikte belirlenmişse, örneğin “15 Mart’ta ödenecektir” denmişse, o günün geçmesiyle.
- Ödeme günü, sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanılarak taraflardan birinin usulüne uygun bildirimiyle belirlenmişse, yine o günün geçmesiyle.
- Haksız fiilden doğan borçlarda, fiilin işlendiği tarihte.
- Sebepsiz zenginleşmede, zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte. Ancak zenginleşen iyiniyetliyse temerrüt için ona bildirim yapılması gerekir.
“Ay sonunda ödenecek” gibi belirli bir günü gösteren ifadeler ile “en kısa sürede” gibi belirsiz ifadeler arasındaki fark burada önem kazanır. Belirsiz bir vade varsa, alacaklının ihtar çekmesi güvenli yoldur.
Trafik kazası gibi haksız fiillerde kural pratikte şu sonucu doğurur: zarar verenin tazminat borcu için temerrüt, ayrıca bir uyarıya gerek kalmadan kazanın olduğu gün başlar. Ancak çalışma gücü kaybı ve destekten yoksun kalma tazminatlarında faizin başlangıcı için 7589 sayılı Kanun’la 2026’da özel kurallar getirildiğini de hesaba katmak gerekir. Bu kurallar 31 Temmuz 2026’dan sonra meydana gelen olaylara uygulanır.
Temerrüdün sonuçları ve temerrüt faizi
Temerrüde düşen borçlu, geç ifa yüzünden alacaklının uğradığı zararı, kusuru olmadığını ispat etmedikçe gidermek zorundadır. Buna gecikme tazminatı denir. Temerrüt süresince ortaya çıkan beklenmedik olaylardan doğan zarardan da sorumlu olur. Bu sorumluluktan ancak temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ya da borcu zamanında ifa etseydi bile beklenmedik olayın ifa konusu şeye zarar vereceğini ispat ederek kurtulabilir.
Para borçlarında en bilinen sonuç temerrüt faizidir. Para borcunu ödemekte temerrüde düşen borçlu, temerrüt faizi ödemekle yükümlüdür. Oranı şöyle belirlenir:
- Sözleşmede oran kararlaştırılmamışsa, yürürlükteki mevzuata göre. Bu konuda 3095 sayılı Kanun uygulanır; oran Merkez Bankası oranlarına bağlı olarak belirlenir ve dönemden döneme değişir. Kanuni faiz oranının Merkez Bankası oranına bağlanması, 2026 yılında 7589 sayılı Kanun’la 3095 sayılı Kanun’un 1. maddesinde yapılan değişikliğin sonucudur.
- Sözleşmeyle bir temerrüt faizi kararlaştırılabilir. Ancak bu yıllık oran, kanuni faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz.
- Sözleşmede kararlaştırılan olağan faiz oranı, kanuni temerrüt faizinden yüksekse, temerrüt faizi bu oran üzerinden hesaplanır.
Temerrüt faizi, temerrüdün başladığı günden borcun ödendiği güne kadar işler. Bu yüzden temerrüt tarihi birkaç ay ileri ya da geri kaydığında alacağın toplam tutarı belirgin biçimde değişebilir.
Ticari işlerde alacaklı, belirli koşullarda Merkez Bankasının kısa vadeli avanslara uyguladığı orana göre temerrüt faizi de isteyebilir. Ödünç sözleşmelerindeki faiz kuralları ise ayrı bir konudur.
Temerrüt faizi alacaklının bütün zararını karşılamayabilir. Faizi aşan bir zarar varsa, borçlu kusursuzluğunu ispat etmedikçe bu zararı da öder. Bu aşkın zararın miktarı hemen belirlenebiliyorsa, hâkim esas hakkında karar verirken onu da belirler.
Karşılıklı sözleşmelerde alacaklının hakları
Satış, eser ya da kira gibi iki tarafa da borç yükleyen sözleşmelerde borçlu temerrüde düştüğünde alacaklının önünde birkaç yol vardır. Önce borçluya borcunu ifa etmesi için uygun bir süre verebilir ya da bu sürenin hâkim tarafından verilmesini isteyebilir.
Bazı durumlarda süre vermek gerekmez:
- Borçlunun durumundan ya da tutumundan sürenin sonuçsuz kalacağı anlaşılıyorsa.
- Temerrüt yüzünden ifa alacaklı için yararsız hâle gelmişse.
- Sözleşmeden, ifanın belirli bir zamanda ya da süre içinde yapılması gerektiği anlaşılıyorsa. Düğün günü için sipariş edilen pasta buna örnek gösterilebilir.
Süre içinde de ifa edilmezse ya da süre vermek gerekmiyorsa, alacaklı her zaman ifayı ve gecikme tazminatını isteyebilir. Bunun yerine, bunu hemen bildirmek koşuluyla ifadan vazgeçip ifa edilmemekten doğan zararını isteyebilir ya da sözleşmeden dönebilir. Dönmede taraflar karşılıklı borçlarından kurtulur ve yaptıkları edimleri geri isteyebilir. Borçlu kusursuzluğunu ispat edemezse, alacaklı sözleşmenin hükümsüz kalmasından doğan zararını da isteyebilir.
İfasına başlanmış sürekli edimli sözleşmelerde dönme yerine fesih söz konusudur. Alacaklı ya ifayı ve gecikme tazminatını ister ya da sözleşmeyi feshederek sözleşmenin süresinden önce sona ermesinden doğan zararını talep eder. Kira bedelini ödemeyen kiracı için kira hükümlerinde ayrıca özel kurallar bulunur.
Sık sorulan sorular
İhtarı mutlaka noter aracılığıyla mı göndermem gerekir?
Kanun ihtar için belirli bir şekil öngörmez. Ancak temerrüdün başladığı tarihi ileride ispat etmeniz gerekebilir. Noter ihtarnamesi ya da benzeri belgelenebilir bir yol, bu ispatı kolaylaştırdığı için uygulamada tercih edilir.
Sözleşmede temerrüt faizi yazmıyor. Hangi oran uygulanır?
Oran kararlaştırılmamışsa temerrüt faizi yürürlükteki mevzuata, yani 3095 sayılı Kanun’a göre belirlenir. Bu oran Merkez Bankası oranlarına bağlı olarak dönemden döneme değişir. Sözleşmede kararlaştırılan olağan faiz kanuni temerrüt faizinden yüksekse, temerrüt faizi o yüksek oran üzerinden hesaplanır.
Sözleşmeye istediğim kadar yüksek bir temerrüt faizi yazabilir miyim?
Hayır. Sözleşmeyle kararlaştırılan yıllık temerrüt faizi, kanuni faiz oranının yüzde yüz fazlasını, yani iki katını aşamaz. Tüketici işlemleri ve ticari işler için ayrıca özel kurallar bulunabilir.
Borçlu, temerrüt faizini öderse başka bir şey isteyemez miyim?
İsteyebilirsiniz. Gecikme yüzünden faizi aşan bir zarara uğradıysanız, borçlu kusursuz olduğunu ispat edemediği sürece bu zararı da gidermek zorundadır. Zararın varlığını ve miktarını ise sizin ortaya koymanız gerekir.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için bir avukattan hukuki destek almanız önerilir.