İçeriğe geç
Av. Onur Doğan Kayseri Barosu

Miras hukuku

Mirasın hükmen reddi: borca batık mirası reddetmiş sayılmak için ne gerekir?

tarihinde yayımlandı. Yaklaşık 5 dakikalık okuma.

Kısaca

  • Ölüm tarihinde ödemeden aczi açıkça belli ya da resmen tespit edilmiş kişinin mirası reddedilmiş sayılır.
  • Bu durumu ileri süren mirasçı, ölüm tarihindeki borca batıklığı ispat etmek zorundadır.
  • Uygulamada hükmen ret, alacaklılara karşı açılan bir tespit davasıyla ileri sürülür.
  • Tereke işlerine karışan ya da tereke mallarını kendine mal eden mirasçı hükmen ret yoluna da başvuramaz.

Miras yalnızca ev, araba ve banka hesabından oluşmaz; ölen kişinin borçları da mirasçılara geçer. Borçla ölen bir yakının mirasından kurtulmanın bilinen yolu, üç ay içinde sulh hukuk mahkemesine ret beyanında bulunmaktır. Bu yolu mirasın reddi yazımızda anlattık. Kanun bunun yanında, mirasçının hiçbir beyanda bulunmasına gerek kalmadan mirasın reddedilmiş sayıldığı bir durum da öngörür. Buna mirasın hükmen reddi denir.

Kanun ne diyor?

Türk Medeni Kanunu’nun 605. maddesinin ikinci fıkrası tek cümledir: “Ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır.”

Ödemeden aciz, kişinin borçlarını malvarlığıyla karşılayamayacak durumda olmasıdır. Günlük dilde buna “borca batık” denir. Hükmün üç unsuru vardır:

  • Değerlendirme ölüm tarihine göre yapılır. Ölümden sonra ortaya çıkan gelişmeler değil, o tarihteki malvarlığı ve borçlar esas alınır.
  • Aciz ya açıkça belli olmalı ya da resmen tespit edilmiş olmalıdır.
  • Bu şartlar varsa mirasçının ayrıca ret beyanında bulunması gerekmez; kanun mirası reddedilmiş sayar.

“Açıkça belli” ve “resmen tespit” ne demek?

Resmen tespit, borca batıklığın bir resmî işlemle ortaya konmuş olmasıdır. Öğretide bunun örnekleri olarak kişi hakkında sağlığında verilmiş iflas kararı, haciz yoluyla takip sonunda alınmış aciz belgesi ve konkordato süreci gösterilir. Buna karşılık yalnızca bir borç senedinin ya da hakkında açılmış bir icra dosyasının bulunması, acizin resmen tespit edildiği anlamına gelmez.

Açıkça belli olma ise acizin resmî bir belgeye dayanmasa da ölüm anında açıkça bilinmesidir. Akademik çalışmalarda verilen örnekler arasında borca battığı herkesçe bilinen bir tüccar ya da başkalarının yardımıyla geçinen bir kişi vardır. Ölen kişi borçlarını gizlemiş ve durumu çevresince bilinmiyorsa bu şart kolay kolay gerçekleşmez.

Tereke, ölen kişinin geride bıraktığı mal, hak ve borçların bütünüdür. Mahkeme borca batıklığı değerlendirirken terekenin tamamını hesaplar: taşınmazlar, araçlar, banka hesapları ve üçüncü kişilerdeki alacaklar bir yana, borçlar öbür yana konur. Akademik çalışmalarda aktarılan Yargıtay kararlarında da bu araştırmanın ölüm tarihine göre ve eksiksiz yapılması gerektiği, eksik araştırmanın bozma sebebi olduğu belirtilmiştir.

Tespit davası nasıl işler?

Kanun hükmen reddin hangi yolla ileri sürüleceğini ayrıca düzenlemez. Öğretide ve uygulamada mirasçılar, ölen kişinin alacaklılarına karşı mirasın hükmen reddedildiğinin tespiti için dava açar. Bu, sulh hukuk mahkemesine yapılan bir ret beyanı değil, karşı tarafı olan bir davadır. TBB Dergisi’nde yayımlanan bir çalışmada da davanın alacaklılara karşı açılması gerektiği vurgulanır.

İspat yükü mirasçıdadır. Ölüm tarihinde borçların malvarlığını aştığını ve bunun açıkça belli olduğunu ya da resmen tespit edildiğini mirasçı göstermelidir. Bu nedenle dava açmadan önce şu belgelerin toplanması yararlı olur:

  • Ölen kişi adına kayıtlı taşınmaz ve araç olup olmadığını gösteren kayıtlar,
  • Banka hesap dökümleri ve kredi borçları,
  • Hakkındaki icra dosyaları, varsa aciz belgesi ya da iflas kararı,
  • Gelir ve aylık bilgileri.

Hükmen ret mirasçının elini kolunu bağlamaz. Öğretide, kanun gereği reddedilmiş sayılan mirası yine de kazanmak isteyen mirasçının bunu açık ya da örtülü bir kabul iradesiyle yapabileceği belirtilir. Örneğin ileride değer kazanacağını düşündüğü bir taşınmaz için mirasçı bu yolu tercih edebilir; ama o zaman borçlardan da sorumlu olur.

Hükmen ret, mirasçıya karşı bir alacak davası açıldığında ya da icra takibi başlatıldığında da gündeme gelir. Bu durumda da ölüm anındaki acizin açıkça belli olduğunu ispat yükü mirasçıdadır.

Mirası kabul eden davranışlar ve süre tartışması

Kanuna göre ret süresi dolmadan tereke işlerine karışan, olağan yönetim dışında işler yapan ya da tereke mallarını gizleyen veya kendine mal eden mirasçı mirası reddedemez (m. 610). Akademik çalışmalarda aktarılan Yargıtay kararlarına göre bu kural hükmen ret için de uygulanır. Öğretide tereke malını kiraya vermek, terekeye ait alacakları tahsil etmek ya da tereke borçlarını ödemek kabul anlamına gelebilecek davranışlar arasında sayılır. Ölen kişinin aracını satmak ya da hesabındaki parayı çekip harcamak, hükmen ret yolunu da kapatabilir.

Süre meselesinde kanunun sözüne bakmak gerekir. Ret beyanı için üç aylık süreyi öngören 606. madde, mirasçının sulh mahkemesine yapacağı beyanı düzenler. Hükmen reddi düzenleyen 605. maddenin ikinci fıkrası ise hiçbir süreden söz etmez; çünkü burada mirasçının yaptığı bir beyan yoktur, ret kanun gereği gerçekleşmiş sayılır.

Öğretide bu konuda farklı görüşler bulunur. TBB Dergisi’nde yayımlanan bir çalışmada tespit davasının açılmasının herhangi bir süreye bağlı olmadığı belirtilir; akademik çalışmalarda aktarılan Yargıtay kararlarında da aynı yönde değerlendirmeler bulunur. Bir çalışmada ise çok geç ileri sürülen talebin hakkın kötüye kullanılması sayılarak reddedilebileceği de aktarılır.

Buna karşılık bazı yazarlar, borca batıklık konusunda kuvvetli şüphesi olan mirasçının tespiti üç aylık ret süresi içinde yaptırması gerektiğini savunur. Hükmen reddedilmiş sayılan mirası kazanmak isteyen mirasçının kabul iradesini ise üç ay içinde göstermesinin şart olmadığı, bunun resmî tasfiye tamamlanıncaya kadar mümkün olduğu da ileri sürülür.

Bu tartışma uygulamada şu sonucu doğurur: Borçların malvarlığını aştığından emin olan mirasçı için en güvenli yol, üç ay dolmadan mirası açıkça reddetmektir. Önemli bir sebep varsa sulh hâkiminden bu sürenin uzatılması da istenebilir (m. 615). Borçların tutarı belirsizse terekenin resmî defterinin tutulmasını istemek değerlendirilebilir. Hükmen ret, çoğu zaman bu süreler kaçırıldıktan sonra başvurulan bir yol olarak kalır. Mirası kabul eden mirasçının hangi borçlardan sorumlu olduğu ise mirasçıların borçlardan sorumluluğu yazısının konusudur.

Sık sorulan sorular

Babam hiçbir mal bırakmadan öldü. Miras kendiliğinden reddedilmiş sayılır mı?

Mal bırakmamak tek başına yeterli olmayabilir. Kanunun aradığı, ölüm tarihinde borçların ödenemeyecek durumda olduğunun açıkça belli olması ya da resmen tespit edilmiş bulunmasıdır. Akademik çalışmalarda aktarılan Yargıtay kararlarında, ölüm anında malvarlığı bulunmamasının tek başına terekenin borca batık olduğunu göstermediği de vurgulanmıştır. Mahkeme alacakları ve borçları birlikte değerlendirir.

Babamdan bana bağlanan yetim aylığını almak mirası kabul anlamına gelir mi?

Öğretide, sosyal güvenlik kurumunun bağladığı dul ve yetim aylıklarının terekeye ait olmadığı, bu nedenle bunları almanın mirası kabul sayılmadığı belirtilir. Ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma ya da manevi tazminat istemek de terekeyi kabullenme sayılmaz. Buna karşılık terekeye ait bir alacağı tahsil etmek veya tereke malını kiraya vermek kabul anlamına gelebilir.

Hükmen ret davası açmak yerine mirası normal yoldan reddedebilir miyim?

Evet. Üç aylık süre içindeyseniz sulh hukuk mahkemesine ret beyanında bulunmak mümkündür. Bu yol, ölüm tarihindeki borca batıklığı ispat etme yükünü ortadan kaldırır. Borçların tutarından emin değilseniz resmî defter tutulmasını istemek de ayrı bir seçenektir.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için bir avukattan hukuki destek almanız önerilir.

Av. Onur Doğan

Kayseri Barosu'na kayıtlı avukat. Doğan Hukuk Bürosu, Kocasinan / Kayseri.

İlgili yazılar

  1. Miras hukuku

    Ölen kişinin banka hesabındaki para mirasçılara nasıl ödenir?

    Ölümden sonra banka hesabındaki paranın mirasçılara geçişi: mirasçılık belgesi, mirasçıların birlikte hareket etmesi, veraset ve intikal vergisi ilişiği.

    Dayanak: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 598, 599, 610 ve diğer maddeler; 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu m. 9, 17, 23

  2. Miras hukuku

    Miras paylaşma sözleşmesi nasıl yapılır, mahkemede ortaklığın giderilmesinden farkı ne?

    Mirasçıların mirası kendi aralarında paylaşması: paylaşma sözleşmesinin yazılı şekli, taşınmazlarda tapu tescili, miras payı devri ve paylaşma davasıyla farkı.

    Dayanak: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 640, 642, 646 ve diğer maddeler

  3. Miras hukuku

    Evlatlık kime mirasçı olur, evlat edinen evlatlığa mirasçı olur mu?

    Evlatlık ve altsoyunun evlat edinene mirasçılığı, evlatlığın kendi ailesinden miras alması ve evlat edinenin evlatlığa mirasçı olamaması (TMK m. 500).

    Dayanak: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 500, 314, 306 ve diğer maddeler