İcra takibinde aciz belgesi alınırsa borç sona erer mi?
Kısaca
- Aciz belgesi, tahsil edilemeyen alacağı gösterir; borcun kendiliğinden silinmesi anlamına gelmez.
- Aciz vesikasında yazılı alacak miktarı için faiz istenemez.
- Borcun kanunda belirtilen şekilde tamamen ödenmesi, aciz belgesinin sicilden terkinini sağlar.
İcra takibinde borçludan para tahsil edilememesi, borcun ortadan kalktığını göstermez. Haciz yoluyla takipte alacağın karşılanamayan kısmı için, kanuni koşullar oluştuğunda borç ödemeden aciz belgesi düzenlenir. Kanunda kullanılan ifade “aciz vesikası”dır. Bu belgeyi bir borç silme kararı veya ödeme makbuzu gibi görmek, hem alacaklı hem borçlu bakımından yanlış değerlendirmelere yol açabilir.
İcra ve İflas Kanunu’nun 105 ve 143. maddeleri, haciz tutanağının hangi durumda aciz belgesi yerine geçtiğini ve belgenin sonuçlarını düzenler. Malların hiç bulunmamasıyla mevcut malların alacağa yetmemesi arasında ayrım vardır. Bu yazı haciz yoluyla takipteki düzenlemeyi ele alır; iflas sonunda düzenlenen belgelerle ilgili özel hükümler aynı kapsamda değerlendirilmemelidir.
Belgenin düzenlenmesi ve haciz tutanağı
- maddeye göre alacaklı alacağının tamamını alamamış ve belgenin düzenlenmesi için gerekli koşullar gerçekleşmişse, icra dairesi kalan miktar için hemen aciz vesikası düzenler. Belge alacaklıya, bir sureti de borçluya verilir. Kanun, bu belgelerin hiçbir harç ve vergiye tabi olmadığını ayrıca belirtir. Burada belgenin konusu başlangıçtaki bütün alacak değil, tahsil edilemeyen kalan miktardır.
Bu ayrım, ödeme kayıtlarının doğru incelenmesini gerekli kılar. Takip sırasında tahsil edilen tutarlarla karşılanmayan kısım birbirinden ayrılmalıdır. Dosyada bir ödeme bulunması, alacağın tamamının ödendiği anlamına gelmeyebilir; hiç ödeme yapılmamış olması da belgenin koşullarının ayrıca incelenmesini gereksiz kılmaz. Belgeyi değerlendirirken yalnız borçlunun ekonomik durumuna ilişkin genel kanaate değil, takipteki tespitlere bakılmalıdır.
- maddenin ilk fıkrası ayrı bir kolaylık getirir: Haczedilebilir mal bulunmazsa haciz tutanağı, 143. maddedeki aciz vesikası hükmündedir. Bu nedenle her durumda farklı başlık taşıyan ayrı bir evrak aranması doğru değildir. Tutanağın hangi tespiti içerdiği önemlidir. Bir belgenin yalnız adını okumak yerine, haczedilebilir mal bulunup bulunmadığına ilişkin içeriğini incelemek gerekir.
Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise haczedilebilir mallar vardır, fakat icra dairesinin belirlediği değere göre bunların yetersizliği anlaşılmıştır. Bu durumda tutanak geçici aciz vesikası yerine geçer ve alacaklıya 277. maddede belirtilen hakları verir. Malların hiç bulunmamasıyla değerlerinin yetersiz kalması bu nedenle aynı cümleyle açıklanamaz. Geçici belgenin bütün sonuçlarını kesin belgeyle özdeş saymak da bu ayrımı ortadan kaldırır.
Alacaklının hakları ve faiz kuralı
- madde, burada düzenlenen vesika ile 105. maddedeki vesikayı borcun ikrarını içeren senet niteliğinde kabul eder. Borcun ikrarı, borcun kabulüne ilişkin hukuki bir kavramdır. Kanunun belgeye tanıdığı bu nitelik, onun yalnız bilgi veren sıradan bir yazı olmadığını gösterir. Bununla birlikte belgenin varlığı, somut takipte ileri sürülebilecek bütün uyuşmazlıkların kendiliğinden çözüldüğü anlamına gelmez.
Kanun ayrıca alacaklıya 277. maddede belirtilen hakları tanır. Bu madde, belirli borçlu tasarruflarının iptalini istemeye ilişkin düzenlemenin başlangıcıdır ve elinde geçici veya kesin aciz vesikası bulunan alacaklıyı sayar. Ancak belge bulunması, borçlunun yaptığı her işlemin otomatik olarak iptal edileceği anlamına gelmez. İptal istenen tasarrufun kendi koşulları ayrıca incelenir; burada belgenin sağladığı imkânla davanın sonucu birbirinden ayrılmalıdır.
Faiz bakımından 143. maddede açık bir kural vardır: Aciz vesikasında yazılı alacak miktarı için faiz istenemez. Bu nedenle belgedeki tutara, yalnız zaman geçtiği gerekçesiyle faiz eklenebileceği varsayılmamalıdır. Hesap incelenirken belgenin kapsadığı alacak miktarı belirlenmelidir. Belgenin düzenlenmesinden önceki hesapla sonrasındaki talebin birbirine karıştırılmaması önemlidir.
Kefiller, birlikte borçlular ve borcu tekeffül edenler bakımından da maddede özel bir sınır bulunur. Bu kişiler, söz konusu miktar için ödemek zorunda oldukları faizlerden dolayı borçluya rücu edemezler. Rücu, ödenen tutarın ilgili kişiden geri istenmesidir. Düzenleme, bu kişilerin bütün sorumluluklarının sona erdiğini söylemez; belirtilen faizlerin borçluya geri yöneltilmesini sınırlar.
Takibe devam ve farklı sürelerin ayrılması
Alacaklı, aciz vesikasını aldığı tarihten itibaren bir yıl içinde takibe girişirse yeniden ödeme emri tebliğine gerek yoktur. Burada sürenin başlangıcı belgenin alınmasıdır. Kanunun bağladığı sonuç da ödeme emrinin yeniden tebliğiyle ilgilidir. Bu bir yıllık süreyi, alacağın tümüyle kaybedileceği bir süre olarak okumak doğru olmaz.
Borca ilişkin zamanaşımı ayrı düzenlenmiştir. 143. maddeye göre borç, borçluya karşı aciz vesikasının düzenlenmesinden itibaren yirmi yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Belgenin alınma tarihiyle düzenlenme tarihi farklı kavramlardır. Bu nedenle dosyadaki tarihleri tek bir başlangıç tarihi altında toplamak yerine, hangi hüküm için kullanıldıklarını belirtmek gerekir.
Borçlunun mirasçıları için de özel bir hüküm vardır. Mirasın açılmasından itibaren bir yıl içinde alacaklı hakkını aramamışsa mirasçılar borcun zamanaşımına uğradığını ileri sürebilir. Bu süre, alacaklının aciz belgesini almasından başlayan bir yıllık takip kolaylığıyla aynı değildir. Başlangıç olayı ve hükmün yararlanıcısı değişmektedir.
Eski tarihli belgelerde geçiş hükümleri ayrıca kontrol edilmelidir. Kanunun geçici 5. maddesinin 22. bendi, 143. maddedeki değişiklikler için farklı uygulama başlangıçları düzenler. Bu yüzden çok eski bir dosyanın sonucunu yalnız bugünkü madde metnindeki süreyi belge tarihine ekleyerek kesinleştirmek uygun değildir. Somut dosyada belgenin tarihi ve sonraki işlemler görülmeden kesin bir zamanaşımı son günü verilmemelidir.
Borcun ödenmesi ve sicilden terkin
- madde, borçlunun belgeyi düzenleyen icra dairesine borcunu işlemiş faizleriyle birlikte her zaman ödeyebileceğini belirtir. Aynı maddede belgedeki alacak miktarı için faiz istenemeyeceği de yazılıdır. Bu iki hüküm birlikte okunmalıdır; ödeme düzenlemesindeki ifade, aciz belgesine bağlanan tutara sonradan sınırsız faiz işletilebileceği şeklinde yorumlanmamalıdır. Ödeme öncesinde dosya hesabının kalemleri ayrıştırılmalıdır.
İcra dairesi ödenen parayı alacaklıya verir veya kanundaki koşullarla bankaya yatırır. Borcun bu şekilde tamamının ödenmesinden sonra belge sicilden terkin edilir; yani kayıt silinir. Borçluya, borcunu ödeyerek aciz vesikasını sicilden terkin ettirdiğine ilişkin belge verilir. Ödemeyi gösteren kayıtla sicilden terkin işleminin takibi bu nedenle ayrı önem taşır.
Kanun başka terkin sebepleri de sayar: Takibin batıl olması veya iptal edilmesi, borçlu olunmadığının mahkeme kararıyla belirlenmesi yahut alacaklının takibi geri alması bunlar arasındadır. Bu durumlarda da borçluya terkine ilişkin belge verilir. İncelemede ödeme, takip işlemleri ve mahkeme kararları birlikte görülmeli; yalnız ekonomik durumun düzelmesine dayanılarak kaydın kendiliğinden kalktığı varsayılmamalıdır.
Sık sorulan sorular
Haczedilecek mal bulunmaması borcu siler mi?
Hayır. 105. maddeye göre haczedilebilir mal bulunmazsa haciz tutanağı, 143. maddedeki aciz vesikası hükmündedir. Bu sonuç borcun ödendiği anlamına gelmez. Belgenin konusu, karşılanamayan alacaktır; alacaklının kanunda düzenlenen hakları devam eder.
Bir yıllık sürede başvurulmazsa alacak sona erer mi?
- maddede belgenin alınmasından itibaren bir yıl içinde takibe girişilmesine bağlanan sonuç, yeniden ödeme emri tebliğine gerek olmamasıdır. Bu süre, aynı maddede düzenlenen borca ilişkin zamanaşımı süresiyle karıştırılmamalıdır. Her sürenin başlangıcı ve hukuki sonucu farklıdır.
Borç ödendiğinde sicil kaydı kaldırılabilir mi?
Evet. Borçlu, belgeyi düzenleyen icra dairesine kanunda belirtilen şekilde borcun tamamını ödediğinde aciz vesikası sicilden terkin edilir. Borçluya, ödeme yaparak kaydı sildirdiğini gösteren bir belge verilir. Kısmi ödemeyle borcun tamamının ödenmesi aynı sonucu doğurmuş gibi değerlendirilmemelidir.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için bir avukattan hukuki destek almanız önerilir.