Terekenin resmî defteri: borçları belli olmayan bir mirası kabul etmeden önce ne yapılır?
Kısaca
- Mirası reddetmeye hakkı olan her mirasçı, bir ay içinde sulh hukuk mahkemesinden resmî defter tutulmasını isteyebilir.
- Defter tutulduğu sürece ölen kişinin borçları için icra takibi yapılamaz ve zamanaşımı işlemez.
- Defter bitince süresi içinde beyanda bulunmayan mirasçı, mirası deftere göre kabul etmiş sayılır.
Bir yakınınız öldüğünde mirasın ne getirip ne götüreceği her zaman baştan belli olmaz. Tapuda bir ev görünür, ama bankalara kredi borcu, birilerine verilmiş kefaletler ya da bilinmeyen senetler de olabilir. Miras kabul edilirse borçlar da mirasçılara geçer; reddedilirse evle birlikte her şeyden vazgeçilir. Bu ikisi arasında karar vermek zorsa kanun üçüncü bir yol sunar: terekenin resmî defterinin tutulması.
Tereke, ölen kişinin geride bıraktığı mal, hak ve borçların bütünüdür. Resmî defter ise bu varlıkların ve borçların sulh mahkemesi tarafından tespit edilip değerleriyle birlikte yazıldığı listedir. Mirasçı, bu liste ortaya çıktıktan sonra mirası reddedip etmeyeceğine karar verir. Mirasın reddi ayrı bir yazımızın konusudur; burada yalnızca defter tutulması ve sonuçları anlatılıyor.
Kimler isteyebilir, süre ne kadar?
Mirası reddetmeye hakkı olan her mirasçı, terekenin resmî defterinin tutulmasını isteyebilir. Yasal mirasçılar da vasiyetnameyle mirasçı atanmış kişiler de bu haktan yararlanır.
İstek, mirasın reddine ilişkin usule uyularak, yani sulh hukuk mahkemesine sözlü ya da yazılı beyanla yapılır. Süre bir aydır. Mirasın reddi için tanınan üç aylık süreyle karıştırılmamalıdır; defter isteği için süre çok daha kısadır. Bu yüzden ölüm öğrenildikten sonra beklemeden harekete geçmek gerekir.
Defter tutulmasını istemek mirası kabul etmek anlamına gelmez. Mirasçı, defter tamamlandıktan sonra mahkemenin çağrısı üzerine mirası reddetmek, resmî tasfiye istemek ya da mirası kabul etmek arasında seçim yapar. Bu nedenle defter, özellikle ölen kişinin ticari faaliyeti, kredileri ya da kefaletleri olduğu biliniyor ama tutarları bilinmiyorsa, karar vermeden önce resmî bir tablo görmeye yarar.
Mirasçılardan birinin defter tutulmasını istemesi, diğer mirasçılar için de etkili olur. Kardeşlerden yalnızca biri başvursa bile defter bütün mirasçılar için tutulur.
Bir de mirasın Devlete geçtiği hâl vardır. Bu durumda sulh mahkemesi, kimsenin istemesine gerek olmadan, aynı usulle resmî defteri kendiliğinden düzenler. Devlet de deftere yazılan borçlardan yalnızca miras yoluyla edindiği değerler ölçüsünde sorumlu olur.
Defter nasıl tutulur?
Resmî defteri sulh mahkemesi düzenler. Terekeye ait bütün aktifler (mallar, alacaklar) ve pasifler (borçlar) takdir edilen değerleriyle deftere yazılır. Defterin nasıl tutulacağı ayrıca Cumhurbaşkanınca çıkarılan bir yönetmelikle düzenlenmiştir.
Mahkeme, ölen kişinin alacaklılarını ve borçlularını belli bir süre içinde alacak ve borçlarını bildirmeye çağırır. Bu çağrı bir ay arayla iki kez yapılan ilanla gerçekleşir ve kefalet sebebiyle alacaklı ya da borçlu olanları da kapsar. İlanda, bildirimde bulunmamanın sonuçları hakkında alacaklıların dikkati çekilir. Bildirim süresi ikinci ilandan başlayarak en az bir aydır.
Resmî kayıtlardan veya ölen kişinin belgelerinden varlığı anlaşılan alacak ve borçlar ise ayrıca bildirime gerek olmadan doğrudan deftere geçirilir ve ilgililere bildirilir. Mirasçılar da ölen kişinin bildikleri borçlarını mahkemeye bildirmek zorundadır. Ölen kişinin mali durumu hakkında bilgisi olan herkes mahkemenin istediği bilgiyi vermekle yükümlüdür. Haklı bir sebep olmadan bilgi vermeyen ya da yanlış veya eksik bilgi veren, bundan doğan zararı tazmin etmek zorunda kalır.
İlandaki süre dolunca defterin tutulması sona erer. Defter, bu tarihten başlayarak tanınan en az bir aylık süre içinde ilgililer tarafından incelenebilir. Defter tutma giderleri terekeden ödenir; tereke yetmezse defter tutulmasını isteyen mirasçılardan alınır.
Defter tutulurken mirasçının ve alacaklıların durumu
Defter tutma süresince tereke üzerinde ancak zorunlu yönetim işleri yapılabilir. Ölen kişinin işlerinin yürütülmesi mahkemece mirasçılardan birine bırakılmışsa, diğer mirasçılar ondan güvence göstermesini isteyebilir.
Bu süreçte mirasçılar için önemli bir koruma da vardır. Defter tutulması devam ettiği sürece ölen kişinin borçları için icra takibi yapılamaz. Aynı süre içinde zamanaşımı işlemez. Acele hâller dışında görülmekte olan davalara devam edilemez, yeni dava da açılamaz.
Defter bitince mirasçı ne karar verir?
Defteri inceleme süresi bittikten sonra mahkeme her mirasçıyı bir ay içinde beyanda bulunmaya çağırır. Koşullar gerektiriyorsa, örneğin mallara yeniden değer biçilmesi ya da bir uyuşmazlığın çözülmesi gerekiyorsa, mahkeme ek süre verebilir.
Mirasçının önünde dört seçenek vardır: mirası reddetmek, resmî tasfiye istemek, mirası deftere göre kabul etmek ya da kayıtsız şartsız kabul etmek. Süresi içinde hiçbir beyanda bulunmayan mirasçı, mirası deftere göre kabul etmiş sayılır.
Deftere göre kabulde miras, mirasçıya yalnızca deftere yazılmış borçlarla geçer ve bu geçiş mirasın açıldığı tarihten itibaren hüküm doğurur. Mirasçı, deftere yazılmış borçlardan hem tereke mallarıyla hem kendi malvarlığıyla sorumlu olur. Deftere göre kabulün asıl yararı şuradadır: alacağını süresinde deftere yazdırmayan alacaklıya karşı mirasçı, ne kendi kişisel mallarıyla ne de terekeden kendisine geçen mallarla sorumludur. Ancak alacaklının kusuru olmadan deftere yazdıramadığı ya da bildirdiği hâlde deftere yazılmamış alacaklar için mirasçı, zenginleştiği ölçüde sorumlu kalır. Alacağı tereke mallarıyla güvence altına alınmış alacaklılar ise deftere geçmemiş olsalar bile haklarını bu güvenceden alabilir.
Ölen kişinin kefaletten doğan borçları için ayrı bir kural vardır. Bu borçlar defterde ayrı bir yere yazılır. Mirasçılar mirası kayıtsız şartsız kabul etmiş olsalar bile bu borçlardan, tereke iflas hükümlerine göre tasfiye edilseydi kefalet alacaklılarına ne düşecek idiyse yalnızca o miktarla sorumlu olur.
Defter borçların malvarlığını aştığını gösteriyorsa mirasçı bu aşamada mirası reddedebilir; reddin şartları ve sonuçları mirasın reddine ilişkin yazıda ayrıca anlatılmıştır.
Sık sorulan sorular
Resmî defter tutulmasını kardeşlerimden yalnızca biri istese yeterli olur mu?
Evet. Mirasçılardan birinin defter tutulmasını istemesi diğer mirasçılar hakkında da etkili olur. Defter tamamlandıktan sonra ise her mirasçı ayrı ayrı beyana çağrılır ve kendi kararını kendisi verir. Biri mirası reddederken diğeri deftere göre kabul edebilir.
Defter tutulurken alacaklı banka bize icra takibi başlatabilir mi?
Hayır. Resmî defter tutulması devam ettiği sürece ölen kişinin borçları için icra takibi yapılamaz ve zamanaşımı işlemez. Acele hâller dışında görülmekte olan davalara devam edilemez, yeni dava da açılamaz. Bu koruma defter tutma süreci bitince sona erer.
Mahkemenin beyana çağrısına hiç cevap vermezsem ne olur?
Süresi içinde hiçbir beyanda bulunmayan mirasçı, mirası tutulan deftere göre kabul etmiş sayılır. Bu durumda deftere yazılmış borçlardan hem terekeden gelen mallarla hem kendi malvarlığıyla sorumlu olursunuz. Mirası reddetmek ya da resmî tasfiye istemek niyetindeyseniz bunu verilen süre içinde açıkça bildirmeniz gerekir.
Defter tutma masraflarını kim öder?
Defter tutma giderleri terekeden, yani ölen kişinin bıraktığı mallardan ödenir. Tereke bu giderleri karşılamaya yetmezse giderler, defter tutulmasını istemiş olan mirasçılardan alınır.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için bir avukattan hukuki destek almanız önerilir.