Taklit ürün satmak suç mu? Marka hakkına tecavüz suçu ve cezası
Kısaca
- Taklit markalı ürünü üretmek, satmak, ticari amaçla satın almak, bulundurmak ya da depolamak suçtur.
- Cezası bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezasıdır.
- Ceza verilebilmesi için markanın Türkiye'de tescilli olması şarttır; soruşturma şikâyete bağlıdır.
- Taklit malı satan kişi malı nereden aldığını bildirip üreticinin yakalanmasını sağlarsa ceza verilmez.
Pazarda, internette ya da sosyal medyada tanınmış markaların taklitlerini satmak sık görülen bir durumdur. Satıcı açısından bu yalnızca bir hukuk uyuşmazlığı değildir. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) m. 30, başkasının marka hakkına tecavüz ederek mal üretmeyi ve satmayı hapis cezası gerektiren bir suç olarak düzenler.
Hangi fiiller suç sayılır
SMK m. 30/1’e göre başkasına ait marka hakkına iktibas ya da iltibas yoluyla tecavüz ederek aşağıdaki fiillerden birini işleyen kişi cezalandırılır:
- mal üretmek ya da hizmet sunmak,
- satışa arz etmek ya da satmak,
- ithal ya da ihraç etmek,
- ticari amaçla satın almak,
- bulundurmak, nakletmek ya da depolamak.
İktibas, markanın aynen kopyalanmasıdır. İltibas ise markanın birebir aynısı olmasa da tüketicinin onu gerçek markayla karıştırmasına yol açacak kadar benzer bir işaretin kullanılmasıdır. Harflerin ufak farklarla değiştirildiği ya da logonun benzetildiği ürünler bu ikinci gruba girer.
Listedeki fiillerin her biri tek başına suçu oluşturur. Taklit ürünü kendisi üretmeyen, yalnızca depoda tutan ya da bir yerden bir yere taşıyan kişi de kapsamdadır. Buna karşılık satın alma, ancak ticari amaçla yapılırsa suçtur.
Bu suç kasıtla işlenir. Ürünün taklit olduğunu bilmeden hareket eden kişi bakımından suçun oluşup oluşmadığı, somut olayın koşullarına göre değerlendirilir.
Ceza ve tescil şartı
Birinci fıkradaki fiiller için öngörülen ceza bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezasıdır. Hapis ve adli para cezası birlikte verilir. Adli para cezası gün üzerinden belirlenir: hâkim önce gün sayısını, sonra kişinin ekonomik ve diğer şahsi hâllerini gözeterek bir gün karşılığı tutarı belirler ve ikisini çarpar (Türk Ceza Kanunu m. 52). Türk Ceza Kanunu’nda adli para cezası için genel üst sınır yedi yüz otuz gündür; SMK burada yirmi bin günlük özel bir üst sınır koymuştur.
Maddenin diğer fıkraları iki ayrı suç daha düzenler:
- Marka korumasının bulunduğunu gösteren işareti yetkisiz olarak kaldırmak bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası gerektirir (m. 30/2).
- Yetkisi olmadığı hâlde başkasının marka hakkını devretmek, lisans vermek ya da rehnetmek iki yıldan dört yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası gerektirir (m. 30/3).
Suç bir şirketin faaliyeti çerçevesinde işlenirse, şirket hakkında tüzel kişilere özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur (m. 30/4). Bu, fiili işleyen gerçek kişilerin cezalandırılmasına engel değildir.
Önemli bir şart daha vardır: bu suçlardan ceza verilebilmesi için markanın Türkiye’de tescilli olması gerekir (m. 30/5). Yurt dışında tanınan ama Türkiye’de tescil edilmemiş bir markanın taklidi bu madde kapsamında cezalandırılamaz. Bir markanın Türkiye’de tescilli olup olmadığı Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtlarından öğrenilebilir. Şikâyette bulunacak marka sahibinin, tescil belgesini ve taklit ürünle ilgili delilleri baştan hazırlaması yerinde olur.
Şikâyete bağlılık ve şikâyet süresi
SMK m. 30/6’ya göre bu maddede yer alan suçların soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. Yani savcılık, şikâyet olmadan kendiliğinden soruşturma başlatamaz. Şikâyet Cumhuriyet başsavcılığına ya da kolluğa yapılabilir.
Şikâyet süresi Türk Ceza Kanunu m. 73’te düzenlenir. Şikâyete bağlı suçlarda yetkili kişi altı ay içinde şikâyette bulunmazsa soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. Süre, fiilin ve failin öğrenildiği günden başlar. Şikâyet süresi yazımızda bu sürenin nasıl hesaplandığı ayrıntılı olarak anlatılıyor.
Şikâyete bağlı olmanın bir sonucu da şikâyetten vazgeçilebilmesidir. Marka sahibi ile satıcı arasında bir anlaşma sağlanırsa şikâyetten vazgeçme gündeme gelir. Vazgeçmenin şartları ve sonuçları şikâyetten vazgeçme yazımızda ele alınıyor.
Malın kaynağını bildirene ceza verilmemesi
SMK m. 30/7, uygulamada etkin pişmanlık olarak anılan bir hüküm içerir. Marka hakkına tecavüz ederek üretilmiş malı satışa arz eden ya da satan kişi, bu malı nereden temin ettiğini bildirir ve böylece üreticilerin ortaya çıkarılmasını ve üretilen mallara el konulmasını sağlarsa hakkında cezaya hükmolunmaz.
Bu hükmün üç unsuru vardır:
- Yalnızca malı satışa arz eden ya da satan kişi bu imkândan yararlanabilir. Taklit ürünü kendisi üreten kişi kapsam dışındadır.
- Satıcı malı nereden temin ettiğini bildirmelidir.
- Bildirim sonuç doğurmalıdır: üreticiler ortaya çıkarılmalı ve üretilen mallara el konulmalıdır.
Kanun bu bildirimin hangi aşamaya kadar yapılabileceğine dair ayrı bir süre koymamıştır. Bununla birlikte bildirim ne kadar erken yapılırsa üreticinin bulunması ve mallara el konulması ihtimali o kadar artar. Bildirim sonuç vermezse, yani üretici bulunamaz ya da mallara el konulamazsa bu hüküm uygulanmaz.
Ceza davasının yanında hukuk yolu
Marka sahibi ceza yoluna gitmekle yetinmek zorunda değildir. Tecavüzün durdurulması, taklit ürünlere el konulması ve uğradığı zararın karşılanması için hukuk mahkemesinde ayrıca dava açabilir. Bu davalar ceza soruşturmasından bağımsız olarak yürür. Ceza soruşturmasında yapılan arama ve el koyma işlemleriyle toplanan deliller, hukuk davasında da zararın ispatına yardımcı olabilir.
Taklit ürünün satılması aynı zamanda rakip işletmeler bakımından haksız rekabet de oluşturabilir. Haksız rekabete uğrayanın isteyebilecekleri haksız rekabet davası yazımızda anlatılıyor.
Sık sorulan sorular
Kendi kullanımım için taklit bir çanta aldım. Suç işlemiş olur muyum?
Kanun satın almayı ancak ticari amaçla yapıldığında suç olarak sayar. Kişisel kullanım için yapılan alım bu fiiller arasında yer almaz. Ancak ürünün satılmak üzere ve ticari miktarda alınması durumu değiştirir.
İnternette ya da sosyal medyada taklit ürün ilanı vermek de suç mu?
Kanun, satmanın yanında satışa arz etmeyi de ayrı bir fiil olarak sayar. Satışa arz, ürünü satılmak üzere sunmaktır; satışın gerçekleşmesi gerekmez. Kanun bu sunumun hangi ortamda yapıldığına göre bir ayrım da yapmamıştır.
Ürünün taklit olduğunu bilmeden sattım. Ne olur?
Bu suç kasten işlenebilen bir suçtur; satıcının ürünün taklit olduğunu bilmesi gerekir. Bilip bilmediği somut olayın koşullarına, örneğin ürünün fiyatına, ambalajına ve nereden temin edildiğine göre değerlendirilir. Ayrıca malı nereden aldığını bildirip üreticinin ortaya çıkarılmasını ve mallara el konulmasını sağlayan satıcı hakkında ceza verilmez.
Markası tescilli değilse taklit edene ceza davası açılabilir mi?
Hayır. Kanun, bu suçlardan ceza verilebilmesi için markanın Türkiye’de tescilli olmasını şart koşar. Tescilsiz bir işaretin taklit edilmesi hâlinde ceza yolu kapalıdır; durum haksız rekabet hükümlerine göre hukuk mahkemesinde değerlendirilebilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için bir avukattan hukuki destek almanız önerilir.