Eşin yaptığı borçtan diğer eş de sorumlu olur mu?
Kısaca
- Eşlerden her biri, ortak yaşam sürerken ailenin sürekli ihtiyaçları için evlilik birliğini temsil eder.
- Temsil yetkisi kullanıldığında eşler üçüncü kişilere karşı müteselsilen sorumludur; yetkisiz işlemden ise eş kişisel olarak sorumludur.
- Eşlerden biri temsil yetkisini aşarsa, diğer eş hâkimden bu yetkinin kaldırılmasını ya da sınırlanmasını isteyebilir.
Eşlerden birinin yaptığı her işlemden diğer eşin de otomatik olarak sorumlu olduğu söylenemez. Türk Medenî Kanunu, evlilik birliğinin temsilini belirli ihtiyaçlar ve koşullar üzerinden düzenler. Bir işlemin aile adına yapılmasıyla kişinin kendi adına üstlendiği borç aynı hukuki durumu oluşturmayabilir. Önce işlemin konusu ve temsil yetkisinin bulunup bulunmadığı belirlenmelidir.
188 ila 191. maddeler, temsil yetkisinin kapsamını ve üçüncü kişilere karşı sorumluluğu açıklar. Evlilik birliğinin korunmasına ilişkin hükümler ise yükümlülükler yerine getirilmediğinde hâkimin müdahalesine imkân verir. Bunlar, bütün borçların eşler arasında eşit bölüneceği anlamına gelmez. İşlemin yapıldığı zamandaki koşullar ve muhatabın durumu birlikte değerlendirilir.
Ailenin sürekli ihtiyaçları ve diğer ihtiyaçlar
- madde, ortak yaşam devam ettiği sürece ailenin sürekli ihtiyaçları için eşlerden her birine temsil yetkisi verir. Ailenin diğer ihtiyaçlarında ise yetkilendirme veya gecikmesinde sakınca bulunan özel koşullar aranır. Bu yüzden yalnızca evli olmak, ailenin bütün ihtiyaçları adına sınırsız borçlanma yetkisi şeklinde yorumlanmamalıdır.
4721 sayılı Kanun’un 188. maddesinden:
Eşlerden her biri, ortak yaşamın devamı süresince ailenin sürekli ihtiyaçları için evlilik birliğini temsil eder. Ailenin diğer ihtiyaçları için eşlerden biri, birliği ancak aşağıdaki hâllerde temsil edebilir: 1. Diğer eş veya haklı sebeplerle hâkim tarafından yetkili kılınmışsa, 2. Birliğin yararı bakımından gecikmede sakınca bulunur ve diğer eşin hastalığı, başka bir yerde olması veya benzeri sebeplerle rızası alınamazsa.
Diğer eşin rızasının alınamadığı durumlarda kanun hem birliğin yararı bakımından gecikmede sakınca bulunmasını hem de hastalık veya başka yerde olma gibi nedenleri birlikte ele alır. Sadece diğer eşe danışılmamış olması, bu istisnanın gerçekleştiğini göstermez. Yetkilendirme bulunduğu ileri sürülüyorsa hangi işlem için verildiği ve kapsamı da açıklanmalıdır.
Bir uyuşmazlıkta harcamanın aile ihtiyacıyla ilişkisi, ortak yaşamın durumu ve işlem tarihindeki koşullar incelenebilir. Tarafların daha sonra yaptığı değerlendirmeler, işlem sırasındaki yetki sorununu tek başına çözmez. Belgeler, işlemin hangi amaçla ve kim adına yapıldığını ortaya koyacak şekilde birlikte okunmalıdır.
Üçüncü kişilere karşı sorumluluk
Temsil yetkisinin kullanıldığı durumda eşlerin üçüncü kişilere karşı müteselsil sorumluluğu vardır. Müteselsil sorumluluk, alacaklıya karşı birlikte sorumluluk düzenini ifade eder. Ancak temsil yetkisi bulunmadan yapılan işlemler için kanun kural olarak kişisel sorumluluk öngörür. Bunun da üçüncü kişilerin yetki aşımını anlayamadığı duruma ilişkin özel bir istisnası bulunur.
4721 sayılı Kanun’un 189. maddesinden:
Birliği temsil yetkisinin kullanıldığı hâllerde, eşler üçüncü kişilere karşı müteselsilen sorumlu olurlar. Eşlerden her biri, birliği temsil yetkisi bulunmaksızın yaptığı işlemlerden kişisel olarak sorumludur. Ancak, temsil yetkisinin üçüncü kişilerce anlaşılamayacak şekilde aşılması hâlinde eşler müteselsilen sorumludurlar.
Bu nedenle alacaklının talebi incelenirken sadece sözleşmede kimin imzası bulunduğuna veya tarafların evli olmasına bakılması yeterli olmayabilir. Temsilin kapsamı ve yetki aşımının üçüncü kişi tarafından anlaşılıp anlaşılamadığı da önem taşır. Kanundaki kişisel sorumluluk kuralıyla istisna birlikte okunmalıdır.
Öte yandan eşlerden birinin yaptığı bütün işlemleri diğerinin üstlenmiş sayılması da doğru değildir. Her borç, kaynağı ve aile ihtiyacıyla ilişkisi bakımından ayrı incelenmelidir. Aileye ilişkin bir işlemle kişisel bir işlem arasında ayrım yapılmadan tek bir genel borç tablosu üzerinden sonuç kurulması, sorumluluğun kapsamını belirsizleştirir.
Temsil yetkisinin sınırlanması ve duyuru
Eşlerden biri temsil yetkisini aşar veya kullanmakta yetersiz kalırsa diğer eş hâkimden yetkinin kaldırılmasını ya da sınırlanmasını isteyebilir. Kanun, bu kararın üçüncü kişilere duyurulması ve iyiniyetli kişilere karşı etkisi konusunda ayrı koşullar öngörür. Eşler arasındaki kararın varlığı ile dış ilişkideki etkisi aynı aşama değildir.
4721 sayılı Kanun’un 190. maddesinden:
Eşlerden biri birliği temsil yetkisini aşar veya bu yetkiyi kullanmada yetersiz kalırsa hâkim, diğer eşin istemi üzerine temsil yetkisini kaldırabilir veya sınırlayabilir. İstemde bulunan eş, temsil yetkisinin kaldırıldığını veya sınırlandığını, üçüncü kişilere sadece kişisel duyuru yoluyla bildirebilir. Temsil yetkisinin kaldırılmasının veya sınırlanmasının iyiniyetli üçüncü kişilere karşı sonuç doğurması, durumun hâkimin kararıyla ilân edilmesine bağlıdır.
4721 sayılı Kanun’un 191. maddesinden:
Temsil yetkisinin kaldırılmasına veya sınırlanmasına ilişkin karar, koşullar değiştiğinde eşlerden birinin istemi üzerine hâkim tarafından değiştirilebilir. İlk karar ilân edilmiş ise, değişikliğe ilişkin karar da ilân olunur.
Koşullar değiştiğinde karar da değiştirilebilir. İlk karar ilan edilmişse değişiklik kararının da ilan edilmesi gerekir. Dolayısıyla eski bir sınırlama kararına bakılarak yetkinin bugünkü kapsamı kesin olarak belirlenmemelidir. Sonraki kararlar ve ilan bilgileri de incelenmelidir. Bu düzenleme, hem eşlerin hem işlem yaptıkları kişilerin durumunu etkiler.
Hâkimin müdahalesi ve ekonomik koruma
Evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya önemli bir konuda uyuşmazlık bulunması halinde eşler ayrı ayrı ya da birlikte hâkimin müdahalesini isteyebilir. Bu, temsil yetkisinin sınırlanmasıyla bağlantılı olmakla birlikte daha geniş bir koruma çerçevesidir. Talep edilen önlemin hangi soruna yönelik olduğu açıkça gösterilmelidir.
4721 sayılı Kanun’un 195. maddesinden:
Evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi hâlinde, eşler ayrı ayrı veya birlikte hâkimin müdahalesini isteyebilirler. Hâkim, eşleri yükümlülükleri konusunda uyarır; onları uzlaştırmaya çalışır ve eşlerin ortak rızası ile uzman kişilerin yardımını isteyebilir. Hâkim, gerektiği takdirde eşlerden birinin istemi üzerine kanunda öngörülen önlemleri alır.
4721 sayılı Kanun’un 198. maddesinden:
Eşlerden biri, birliğin giderlerine katılma yükümlülüğünü yerine getirmezse, hâkim onun borçlularına, ödemeyi tamamen veya kısmen diğer eşe yapmalarını emredebilir.
4721 sayılı Kanun’un 199. maddesinden:
Ailenin ekonomik varlığının korunması veya evlilik birliğinden doğan malî bir yükümlülüğün yerine getirilmesi gerektirdiği ölçüde, eşlerden birinin istemi üzerine hâkim, belirleyeceği malvarlığı değerleriyle ilgili tasarrufların ancak onun rızasıyla yapılabileceğine karar verebilir. Hâkim bu durumda gerekli önlemleri alır. Hâkim, eşlerden birinin taşınmaz üzerinde tasarruf yetkisini kaldırırsa, re’sen durumun tapu kütüğüne şerhedilmesine karar verir.
- madde, belirli malvarlığı değerleriyle ilgili tasarrufların diğer eşin rızasına bağlanmasına imkân verir. Bu hüküm, her evlilikte bütün malların kendiliğinden ortak rızayla yönetildiği anlamına gelmez. Kanunun gösterdiği ihtiyaç, talep ve hâkim kararı birlikte değerlendirilir. Hangi malvarlığı değerinin hangi önlem kapsamında olduğu karar metninden belirlenmelidir.
Bir başvuru hazırlanırken borcun belgesi, temsil yetkisiyle ilgili açıklamalar, varsa önceki kararlar ve malvarlığını etkileyen işlemler bir arada incelenebilir. Talebin amacı, üçüncü kişiye karşı sorumluluğun belirlenmesi mi yoksa gelecekteki işlemlere yönelik koruma mı olduğu açık tutulmalıdır. Farklı taleplerin aynı hukuki koşula bağlı olduğu varsayılmamalıdır.
Sık sorulan sorular
Evlenmek bütün borçları ortak hale getirir mi?
Hayır. Bu hükümler temsil yetkisi ve aile ihtiyaçları üzerinden sorumluluk kurar. Her işlem kendi koşullarıyla değerlendirilir.
Yetkiyi aşan eşin borcundan kim sorumludur?
Kural kişisel sorumluluktur. Yetki aşımı üçüncü kişilerce anlaşılamıyorsa 189. maddedeki müteselsil sorumluluk istisnası incelenir.
Sınırlama kararı değişebilir mi?
- maddeye göre koşullar değiştiğinde eşlerden birinin talebiyle karar değiştirilebilir. İlk karar ilan edilmişse değişiklik de ilan edilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için bir avukattan hukuki destek almanız önerilir.