İçeriğe geç
Av. Onur Doğan Kayseri Barosu

Ceza hukuku

Ceza soruşturmasında veya davasında tanıklıktan kimler çekinebilir?

tarihinde yayımlandı. Yaklaşık 5 dakikalık okuma.

Kısaca

  • Belirli yakınlık ilişkileri ceza yargılamasında tanıklıktan çekinme hakkı sağlar.
  • Tanık, kendisini veya kanunda sayılan yakınlarını suçlayabilecek soruları cevaplamaktan çekinebilir.
  • Tanıklıktan çekinme hakkı ile usulüne uygun çağrıya uyma yükümlülüğü ayrı değerlendirilir.

Ceza soruşturması veya davasında tanık olarak çağrılmak, her konuda ve her koşulda açıklama yapmak zorunda olmak anlamına gelmez. Ceza Muhakemesi Kanunu, belirli yakınlık ilişkileri, meslek nedeniyle öğrenilen bilgiler ve kişinin kendisini veya yakınlarını suçlayabilecek sorular için koruma sağlar. Hangi hakkın uygulanacağı, tanığın dosyadaki kişilerle ilişkisine ve sorulan sorunun içeriğine bağlıdır.

Tanıklıktan tamamen çekinme ile belirli bir soruya cevap vermekten çekinme birbirinden ayrılmalıdır. Birincisinde kanunun tanıdığı bir ilişki veya mesleki sebep vardır. İkincisinde ise cevabın tanığı ya da belirli yakınlarını ceza kovuşturmasına uğratabilecek nitelikte olması önem taşır. Ayrıca tanık çağrısına uyma meselesi, çekinme hakkından ayrı kurallara tabidir.

Yakınlık nedeniyle tanıklıktan çekinme

CMK 45, şüpheli veya sanıkla belirli bağları bulunan kişilerin tanıklıktan çekinebileceğini düzenler. Şüpheli, soruşturma aşamasında suç şüphesi altında bulunan kişiyi; sanık ise kovuşturma aşamasındaki kişiyi ifade eder. Buradaki yakınlığın, dosyada bu sıfatı taşıyan kişiyle kurulması gerekir.

Kanunun 45. maddesinin birinci fıkrasında sayılan kişiler şunlardır:

a) Şüpheli veya sanığın nişanlısı.

b) Evlilik bağı kalmasa bile şüpheli veya sanığın eşi.

c) Şüpheli veya sanığın kan hısımlığından veya kayın hısımlığından üstsoy veya altsoyu.

d) Şüpheli veya sanığın üçüncü derece dahil kan veya ikinci derece dahil kayın hısımları.

e) Şüpheli veya sanıkla aralarında evlâtlık bağı bulunanlar.

Bu liste nedeniyle yalnızca birlikte yaşama veya yakın arkadaşlık iddiası üzerinden otomatik bir çekinme hakkı bulunduğu söylenemez. İlişkinin kanunda gösterilen gruplardan birine girip girmediği belirlenmelidir. Üstsoy ve altsoy, kişinin kendisinden geldiği ve kendisinden gelen kuşakları anlatır; kayın hısımlığı ise evlilikten doğan hısımlıktır.

Eşler bakımından evlilik bağının sona ermiş olması hakkı kaldırmaz. Kanun bunu açıkça belirtir. Nişanlılık ve evlatlık bağı da ayrı ayrı sayıldığı için, bütün yakınlıkları yalnızca kan bağı üzerinden değerlendirmek doğru olmaz.

Çekinme hakkı bulunan kişiye, dinlenmeden önce bu hakkı bildirilir. Kişi dinlenmeye başlamış olsa bile her zaman tanıklıktan çekinebilir. Dolayısıyla hakkın yalnızca ilk sorudan önce kullanılabilecek bir seçenek olduğu düşünülmemelidir.

Çekinmenin önemini anlayamayan kişiler ve yemin

Yaş küçüklüğü, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle tanıklıktan çekinmenin önemini anlayamayan kişiler için özel bir düzenleme vardır. Bu kişiler kanuni temsilcilerinin rızasıyla dinlenebilir. Kanuni temsilci, hukuken kişinin temsilini üstlenen kişidir; her yakının bu sıfatı taşıdığı varsayılamaz.

Temsilcinin kendisi şüpheli veya sanıksa, temsil ettiği kişinin çekinmesi konusunda karar veremez. Bu istisna, tanığın yararıyla temsilcinin dosyadaki durumunun çatışabileceği hâli düzenler. Rızanın kimden alınabileceği değerlendirilirken dosyadaki sıfatlar bu nedenle birlikte incelenmelidir.

Tanıklıktan çekinme ile yeminsiz dinlenme aynı şey değildir. CMK 50, dinlenme sırasında on beş yaşını doldurmamış olanların ve ayırt etme gücü bulunmadığı için yeminin önemini kavrayamayanların yeminsiz dinleneceğini belirtir. Soruşturma veya kovuşturma konusu suçlara iştirak ya da bu suçlar nedeniyle suçluyu kayırma veya suç delillerine ilişkin maddede sayılan fiiller bakımından şüpheli, sanık veya hükümlü olanlar da bu kapsamdadır.

Yakınlık sebebiyle çekinebileceği hâlde tanıklık yapan kişiye yemin verilip verilmeyeceği ise hâkim veya mahkemenin takdirindedir. CMK 51 uyarınca bu tanık yemin etmekten çekinebilir ve bu hakkı kendisine bildirilmelidir. Tanıklık yapmayı kabul etmek, yemin konusunda da zorunlu olarak aynı tercihin yapılacağı anlamına gelmez.

Meslek nedeniyle öğrenilen bilgilerin korunması

CMK 46, belli meslek ve uğraşlar nedeniyle öğrenilen bilgiler bakımından çekinme hakkı tanır. Avukatların, stajyerlerinin ve yardımcılarının bu sıfatları veya üstlendikleri yargı görevi nedeniyle öğrendikleri bilgiler buna dahildir. Koruma, kişinin avukat olmasından bağımsız her olay bilgisine değil, maddede belirtilen şekilde öğrenilen bilgilere ilişkindir.

Hekimler, diş hekimleri, eczacılar, ebeler, bunların yardımcıları ve diğer tıp meslek veya sanatları mensupları da hastaları ve yakınları hakkında mesleki sıfatlarıyla öğrendikleri bilgiler yönünden kapsamdadır. Mali işlerde görevlendirilmiş müşavirler ile noterlerin hizmet verdikleri kişiler hakkında bu sıfatlarıyla edindikleri bilgiler de düzenlenmiştir.

İlgilinin rızası bakımından önemli bir ayrım vardır. Maddede avukatlar, stajyerleri ve yardımcıları için belirtilen grup dışındaki kişiler, ilgilinin rızası varsa tanıklıktan çekinemez. Bu yüzden bütün meslekler için aynı rıza kuralı bulunduğu söylenemez.

Bir bilginin nerede öğrenildiği kadar, hangi sıfatla öğrenildiği de açıklanmalıdır. Mesleki faaliyette edinilmiş bilgi ile gündelik bir olayın doğrudan gözlemlenmesi aynı kapsamda kabul edilmemelidir. Çekinme gerekçesi sunulurken korunan ilişkinin ve bilginin bu ilişkiyle bağlantısının belirgin olması önemlidir.

Suçlayıcı sorular ve çağrıya uyma

CMK 48, tanığın kendisini veya 45. maddenin birinci fıkrasında sayılan yakınlarını ceza kovuşturmasına uğratabilecek sorulara cevap vermekten çekinebileceğini düzenler. Bu hak tanığa önceden bildirilir. Burada korunma, belirli bir sorunun muhtemel ceza hukuku sonucuna bağlıdır; yalnızca cevap vermenin rahatsız edici olmasıyla eş tutulamaz.

Mahkeme başkanı, hâkim veya Cumhuriyet savcısı gerekli görürse tanık, yakınlık, meslek veya suçlayıcı soru nedeniyle çekinmesinin dayandığı olguları bildirir. CMK 49, gerektiğinde bu hususta yemin verdirilmesine de imkân tanır. Bu işlem, çekinme hakkının hangi somut sebebe dayandığını belirlemeye yöneliktir.

Tanıklar kural olarak çağrı kâğıdıyla çağrılır ve gelmemenin sonuçları bildirilir. Telefon veya elektronik posta gibi yollarla çağrı da mümkündür; ancak kanun, çağrı kâğıdına bağlanan sonuçların bu durumda uygulanmayacağını belirtir. Bu çağrı hükümleri, kişinin savcı, hâkim veya mahkeme önünde dinlenmesine ilişkindir.

Usulüne uygun çağrıldığı hâlde mazeret bildirmeden gelmeyen tanık zorla getirilir ve gelmemesinin doğurduğu giderler kendisine ödettirilir. Gelmemeyi haklı gösteren sebepler sonradan bildirilirse hükmedilen giderler kaldırılır. Çekinme hakkı bulunduğu düşüncesiyle çağrıyı yok saymak yerine, çağrının türünü, mazereti ve kullanılacak hakkı birbirinden ayırmak gerekir.

Sık sorulan sorular

Eski eşimin davasında tanıklık yapmaya mecbur muyum?

CMK 45, evlilik bağı kalmasa bile şüpheli veya sanığın eşine tanıklıktan çekinme hakkı tanır. Ancak çekinme hakkı, usulüne uygun çağrıyı cevapsız bırakmakla aynı şey değildir. Çağrıya ilişkin yükümlülükler ayrıca değerlendirilir; çekinme hakkı yetkili makam önünde kullanılmalıdır.

İlk soruları cevapladım; sonradan çekinebilir miyim?

Yakınlık nedeniyle CMK 45 kapsamına giriyorsanız, dinlenirken de her zaman tanıklıktan çekinebilirsiniz. Başta konuşmuş olmanız kanunun tanıdığı bu hakkı ortadan kaldırmaz. Ayrıca sizi veya maddede sayılan yakınlarınızı ceza kovuşturmasına uğratabilecek sorular için CMK 48 uygulanır.

Mesleğim gereği öğrendiğim her bilgiyi açıklamak zorunda mıyım?

CMK 46, belirli meslekler bakımından bu sıfatla öğrenilen bilgileri korur. Kapsam, mesleğinize ve bilginin nasıl öğrenildiğine göre belirlenir. İlgilinin rızası bulunmasının sonucu da avukatlar, stajyerleri ve yardımcıları ile maddede sayılan diğer kişiler açısından aynı değildir.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için bir avukattan hukuki destek almanız önerilir.

Av. Onur Doğan

Kayseri Barosu'na kayıtlı avukat. Doğan Hukuk Bürosu, Kocasinan / Kayseri.

İlgili yazılar

  1. Ceza hukuku

    Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu: cezası ve ağırlaştırıcı hâller

    Birini bir yerde zorla tutmanın ya da bir yere gitmeye zorlamanın cezası, cebir ve tehdit, silah, eşe veya çocuğa karşı işlenmesi ve cinsel amaç.

    Dayanak: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 109, 267, 66; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 90; 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun m. 5

  2. Ceza hukuku

    Israrlı takip suçu nedir, cezası ne kadardır?

    Bir kişiyi fiziken izlemek ya da mesaj, telefon ve sosyal medya yoluyla ısrarla rahatsız etmenin suç sayıldığı hâller, cezalar, şikâyet süresi ve uzlaştırma.

    Dayanak: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 123/A, 6, 123 ve diğer maddeler; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 253; 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun m. 1

  3. Ceza hukuku

    İftira suçu: kimler cezalandırılır, cezası ne kadar?

    İşlemediğini bildiği bir kişiyi suçlayarak hakkında soruşturma başlatılmasını sağlamanın cezası, ağırlaştırıcı hâller, zamanaşımı ve etkin pişmanlık.

    Dayanak: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 267, 269; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 143