Hâkim tazminatı hangi durumlarda indirir? Zarar görenin kusuru ve hakkaniyet indirimi
Kısaca
- Zarar gören, zarara yol açan fiile razı olmuş ya da zararın doğmasında veya artmasında etkili olmuşsa hâkim tazminatı indirebilir.
- Aynı durumlarda hâkim, olayın özelliğine göre tazminatı tamamen de kaldırabilir.
- Zarara hafif kusuruyla sebep olan kişi ödeme yüzünden yoksulluğa düşecekse, hakkaniyet gerektiriyorsa indirim yapılabilir.
Haksız bir fiille zarar gören kişi, zararının tamamının karşılanacağını düşünür. Kanun ise hâkime, tazminatı belirlerken olayın bütün koşullarına bakma görevi verir. Zarar görenin kendi davranışı zararı doğurmuş ya da büyütmüşse ya da zarar veren ödemeyle yoksulluğa düşecekse, hâkim tazminatı indirebilir. Bu yazıda Türk Borçlar Kanunu’nun 51 ve 52. maddelerindeki indirim sebeplerini anlatıyoruz.
Hâkimin takdiri: kusurun ağırlığı ve olayın gereği
Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesine göre kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat eder (m. 50). Zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri dikkate alarak miktarı hakkaniyete uygun biçimde belirler.
Tazminatın ne kadar olacağına ve nasıl ödeneceğine de hâkim karar verir. 51. madde, hâkimin tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önünde tutarak belirleyeceğini söyler. Tazminat irat, yani düzenli aralıklarla yapılan ödeme biçiminde verilirse borçlu güvence göstermek zorundadır.
Bedensel zararda tazminat kalemlerinin nasıl hesaplandığını bedensel zararda maddi ve manevi tazminat yazısında, ölüm hâlinde yakınların hakkını destekten yoksun kalma tazminatı yazısında anlattık. İndirim, bu hesapla bulunan tutar üzerinde yapılır.
Zarar görenden kaynaklanan indirim sebepleri
- maddenin birinci fıkrası, zarar görenin davranışından doğan indirim sebeplerini sayar. Hâkim şu durumlarda tazminatı indirebilir ya da tamamen kaldırabilir:
- Zarar gören, zarara yol açan fiile razı olmuşsa,
- Zarar gören, zararın doğmasında etkili olmuşsa,
- Zarar gören, zararın artmasında etkili olmuşsa,
- Zarar gören, tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmışsa.
Uygulamada en sık karşılaşılan durum, zarar görenin de olayda kusurunun bulunmasıdır. Buna hukuk dilinde ortak kusur ya da müterafik kusur denir. Kırmızı ışıkta karşıya geçen yayaya çarpan sürücü örneği akla gelebilir: sürücünün kusuru tazminat yükümlülüğünü doğurur, yayanın davranışı ise indirim sebebi olabilir.
İkinci durum, zarar ortaya çıktıktan sonra zarar görenin onu büyütmesidir. Kanun bu durumda da hâkime indirim yetkisi verir.
Hükümde geçen fiillerin tazminatı indirmesi zorunlu değildir; kanun “indirebilir” der. İndirimin oranını ya da tazminatın tamamen kaldırılıp kaldırılmayacağını hâkim somut olaya göre belirler. Kusur oranlarının belirlenmesi teknik bilgi gerektiriyorsa mahkeme bilirkişiden yararlanabilir.
Zarar verenin yoksulluğa düşmesi: hakkaniyet indirimi
- maddenin ikinci fıkrası farklı bir düşünceye dayanır. Burada indirimin sebebi zarar görenin davranışı değil, zarar verenin durumudur. Kanuna göre hâkim, şu üç şart birlikte varsa tazminatı indirebilir:
- Zarar veren, zarara hafif kusuruyla sebep olmuş olmalıdır.
- Tazminatı ödediği takdirde yoksulluğa düşecek olmalıdır.
- Hakkaniyet de indirimi gerektirmelidir.
Bu indirime hakkaniyet indirimi denir. Dayanağı zarar verenin durumu olduğu için, zarar görenin olayda hiçbir kusuru bulunmasa bile gündeme gelebilir. Kasten ya da ağır kusurla zarar veren kişi bu hükümden yararlanamaz. Bu şartlar hâkimin takdirine bırakıldığı için zarar verenin malvarlığı, geliri ve bakmakla yükümlü olduğu kişiler gibi bilgiler dosyada ortaya konmalıdır.
İndirilemeyen ödemeler ve sözleşmeden doğan tazminat
Zarar görene olaydan sonra çeşitli ödemeler yapılmış olabilir. 55. madde, bedensel zararlarda ve ölüm hâlinde bu konuda bir sınır koyar: kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacı taşımayan ödemeler, zararın belirlenmesinde gözetilemez, zarardan ya da tazminattan indirilemez. Yapılan her ödemenin tazminattan otomatik olarak düşüleceği bu yüzden söylenemez. 31 Temmuz 2026’da yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanun, 55. maddeye iki fıkra ekledi: çalışma gücü kaybı ve destekten yoksun kalma tazminatında tahkikat başlayıncaya kadar ifa amacıyla yapılan ödemeler, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminattan oransal olarak mahsup edilir; aynı fıkralar bu tazminatlarda faizin başlangıcını da düzenler. Yeni fıkralar, yürürlük tarihinden sonra gerçekleşen olaylara uygulanır.
İndirim kuralları yalnızca haksız fiillerle sınırlı değildir. Kanunun 114. maddesine göre haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümler, sözleşmeye aykırılık hâlinde de kıyas yoluyla uygulanır. Bir sözleşmenin ihlalinden doğan tazminat davasında da alacaklının zarardaki payı tartışılabilir.
İndirim nasıl ileri sürülür?
Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesine göre, kanunda aksine bir hüküm yoksa taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguları ispatlamak zorundadır. Zarar görenin kusurunu ya da kendisinin yoksulluğa düşeceğini öne süren davalı, bu olguları savunmasında açıkça belirtmeli ve delillerini sunmalıdır. Kaza tespit tutanağı, tanık beyanı, kamera kaydı ya da gelir ve malvarlığı belgeleri bu amaçla kullanılır. Hakkaniyet indirimi isteyen davalı, gelirini, borçlarını, malvarlığını ve bakmakla yükümlü olduğu kişileri gösteren belgeleri sunmalıdır; yoksulluğa düşeceği iddiası soyut kalırsa hâkimin bu şartı değerlendirmesi güçleşir.
Zarara birden fazla kişi sebep olmuşsa, bunlar zarar görene karşı müteselsilen, yani her biri zararın tamamından sorumlu olur (Türk Borçlar Kanunu m. 61). Kendi aralarındaki paylaşım ayrı bir konudur; bunu müteselsil borçluluk ve rücu yazısında anlattık.
Zarar gören açısından da tablo önemlidir. Kendi payını küçültmek için olayın nasıl geliştiğini ayrıntılı anlatmak ve zararın büyümemesi için neler yaptığını belgelemek, indirim tartışmasında elini güçlendirir. Tazminat davası açmadan önce sürelerin de gözden kaçırılmaması gerekir; bunları haksız fiilden doğan tazminatta zamanaşımı yazısında ele aldık.
Sık sorulan sorular
Kazada benim de kusurum vardı. Hiç tazminat alamaz mıyım?
Kusurunuzun bulunması tazminat hakkınızı kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Kanun, zararın doğmasında ya da artmasında etkili olan zarar görenin tazminatının indirilebileceğini söyler. İndirimin ne kadar olacağını hâkim, iki tarafın davranışını ve olayın bütün özelliklerini değerlendirerek belirler. Hâkim aynı hükme dayanarak tazminatı tamamen kaldırabilir de.
Karşı taraf varlıklı biri. Hakkaniyet indirimi ondan da istenebilir mi?
Bu indirim için kanun üç şartı birlikte arar: zarar veren zarara hafif kusuruyla sebep olmuş olmalı, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olmalı ve hakkaniyet de indirimi gerektirmelidir. Ödeme gücü yerinde olan bir kişi yoksulluğa düşme şartını karşılamadığı için bu indirimden yararlanamaz. Kasıtla ya da ağır kusurla zarar veren de bu hükme dayanamaz.
Hâkim indirimin oranını neye göre belirler?
Kanun sabit bir oran öngörmez. Hâkim, 51. maddeye göre durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önünde tutar; 52. madde de ona indirim yapma ya da tazminatı kaldırma konusunda takdir yetkisi tanır. Bu nedenle iki benzer olayda bile indirim oranı farklı olabilir. Olayın nasıl geliştiği, tarafların davranışları ve kusur durumu dosyada ne kadar açık ortaya konursa, hâkimin değerlendirmesi o kadar sağlam bir zemine oturur.
Bana yapılan her ödeme tazminattan düşülür mü?
Hayır. Bedensel zararlarda ve ölüm hâlinde, kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacı taşımayan ödemeler zararın belirlenmesinde gözetilemez ve tazminattan indirilemez. Rücu, ödemeyi yapan kurumun bu tutarı zarar verenden geri isteyebilmesidir. Bir ödemenin düşülüp düşülmeyeceği bu nedenle ödemenin türüne ve niteliğine bakılarak belirlenir.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için bir avukattan hukuki destek almanız önerilir.