Birlikte borçlandık, alacaklı yalnızca benden istedi: müteselsil borçluluk ve rücu
Kısaca
- Müteselsil borçlulukta alacaklı, borcun tamamını borçlulardan yalnızca birinden de isteyebilir.
- Müteselsil borçluluk ya borçluların açık beyanıyla ya da kanunun öngördüğü durumlarda doğar.
- Payından fazlasını ödeyen borçlu, fazlası için diğer borçlulara rücu eder ve alacaklının haklarına halef olur.
Birden çok kişi aynı borcun altına girdiğinde, her birinin alacaklıya karşı ne kadar sorumlu olduğu önemli bir sorudur. Kural olarak borç borçlular arasında bölünür. Müteselsil borçlulukta ise durum farklıdır: borçlulardan her biri alacaklıya karşı borcun tamamından sorumludur. Borçlular arasındaki paylaşım ise sonradan, rücu yoluyla yapılır.
Farkı bir örnekle görmek kolaydır. İki kişi bir satıcıdan birlikte 100.000 liralık mal almış ve müteselsil sorumluluk kararlaştırılmamış olsun. Bu durumda satıcı kural olarak her birinden ancak kendi payını isteyebilir. Müteselsil sorumluluk kararlaştırılmışsa satıcı, 100.000 liranın tamamını bunlardan dilediğinden talep eder. Ödeyen kişi ise diğerinin payını sonradan ondan ister.
Müteselsil borçluluk nasıl doğar
Müteselsil borçluluk iki yoldan doğar. Birincisi, birden çok borçlunun her birinin borcun tamamından alacaklıya karşı sorumlu olmayı kabul ettiğini bildirmesidir. Kredi sözleşmelerinde, ortak kira sözleşmelerinde ya da borç senetlerinde “müteselsilen sorumluyuz” ifadesi bu anlama gelir.
İkincisi kanundur. Böyle bir irade açıklaması yoksa müteselsil borçluluk ancak kanunda öngörülen durumlarda doğar. Kanunun öngördüğü örnekler şunlardır:
- Birden çok kişinin birlikte bir zarara sebep olması ya da aynı zarardan farklı sebeplerle sorumlu olması.
- Mirasçıların tereke borçlarından sorumluluğu.
Birden çok kişinin aynı sözleşmeyi imzalamış olması tek başına müteselsil borçluluk yaratmaz. Bu nedenle sözleşme imzalanırken “müteselsil” ya da “borcun tamamından sorumlu” gibi ifadelerin bulunup bulunmadığına dikkat etmek gerekir. Matbu sözleşmelerde bu hüküm çoğu zaman küçük puntoyla ve genel şartlar arasında yer alır. Ya açık bir beyan ya da kanunda bir dayanak bulunmalıdır.
Alacaklıya karşı sorumluluk
Alacaklı, borcun tamamının ya da bir kısmının ödenmesini borçluların hepsinden ya da yalnızca birinden isteyebilir. Hangi borçluya başvuracağını alacaklı seçer; borçluların kendi aralarında yaptıkları paylaşım anlaşması bu seçimi sınırlamaz. Borcun tamamı ödeninceye kadar bütün borçluların borcu devam eder.
Borçlulardan biri alacaklıya karşı yalnızca iki tür savunma ileri sürebilir:
- Kendisi ile alacaklı arasındaki kişisel ilişkiden doğan savunmalar.
- Bütün borçlulara ortak olan, borcun sebebinden ya da konusundan doğan savunmalar.
Ortak savunmaları ileri sürmeyen borçlu, bundan diğer borçlulara karşı sorumlu olur. Örneğin borcun zaten ödendiğini ya da zamanaşımına uğradığını bildiği hâlde ileri sürmeyip ödeme yapan borçlu, diğerlerinden bu ödemeyi isteyemeyebilir.
Kanun veya sözleşmede aksi belirlenmedikçe, borçlulardan biri kendi davranışıyla diğer borçluların durumunu ağırlaştıramaz.
Alacaklının ödeme talebiyle karşılaşan borçlunun, ödeme yapmadan önce diğer borçlulara haber vermesi pratik bir önlemdir. Böylece onların bildiği ortak bir savunma, örneğin borcun bir kısmının daha önce ödendiği bilgisi, gözden kaçmaz. Ödemenin hangi borç için ve kimin adına yapıldığı da dekontta açıkça yazılmalıdır.
Borç nasıl sona erer
Borçlulardan biri ödeme ya da takasla borcu tamamen veya kısmen sona erdirirse, diğerlerini de aynı ölçüde borçtan kurtarır. Borçlulardan biri ödeme yapmadan borçtan kurtulmuşsa, diğerleri bundan ancak durumun ya da borcun niteliğinin elverdiği ölçüde yararlanır.
Alacaklının borçlulardan biriyle ibra sözleşmesi yapması, yani onun borcunu bağışlaması, diğerlerini tamamen kurtarmaz. Diğer borçlular yalnızca ibra edilen borçlunun iç ilişkideki payı oranında borçtan kurtulur.
Zamanaşımı bakımından da borçlular birbirine bağlıdır. Müteselsil borçlulardan birine karşı zamanaşımını kesen bir işlem, diğerlerine karşı da zamanaşımını keser.
Haksız fiilde birden çok sorumlu
Kanundan doğan müteselsil sorumluluğun en sık görüldüğü alan haksız fiillerdir. İki aracın karıştığı bir kazada yaralanan yaya, zararının tamamını sürücülerden dilediğinden isteyebilir. Kusur oranlarının tartışılması zarar görenin sorununu değil, sorumluların kendi aralarındaki sorunudur.
Sorumlular arasında tazminatın paylaştırılmasında bütün durum ve koşullar, özellikle her birine yüklenebilecek kusurun ağırlığı ve yarattıkları tehlikenin yoğunluğu göz önünde tutulur. Bu yüzden haksız fiilde iç ilişkideki paylar genellikle eşit değildir. Payından fazlasını ödeyen sorumlu, fazlası için diğerlerine rücu eder ve zarar görenin haklarına halef olur.
İç ilişki ve rücu hakkı
Alacaklıya karşı herkes borcun tamamından sorumlu olsa da borçlular kendi aralarında borcu paylaşır. Hukuki ilişkiden aksi anlaşılmadıkça her borçlu, alacaklıya yapılan ödemenin eşit bir kısmını üstlenir. Ortaklar arasında farklı paylar kararlaştırılmışsa, iç ilişkide o paylar esas alınır.
Payından fazlasını ödeyen borçlu, bu fazlalık için diğer borçlulara başvurabilir. Buna rücu denir. Rücu hakkı şu kurallara bağlıdır:
- Borçlulardan birinden alınamayan pay, diğer borçlular tarafından eşit olarak üstlenilir.
- Rücu hakkı olan borçlu, ödediği miktar oranında alacaklının haklarına halef olur.
Halefiyet, ödeyen borçlunun alacaklının yerine geçmesi demektir. Bu sayede alacağa bağlı güvenceler, örneğin ipotek ya da rehin, ödeyen borçlu lehine devam edebilir. Alacaklı, diğer borçluların zararına olarak borçlulardan birinin durumunu iyileştirirse, bunun sonuçlarına kendisi katlanır.
Örnek vermek gerekirse, üç kişi bir bankaya karşı 300.000 liralık krediden müteselsilen sorumlu olsun. Banka tamamını Ali’den tahsil ederse Ali, diğer iki borçludan 100.000’er lira isteyebilir. Bunlardan biri ödeme gücünden yoksunsa, onun payı Ali ile diğer borçlu arasında eşit olarak paylaştırılır. Ali’nin rücu ederken elinde ödemeyi gösteren banka dekontları, kredi sözleşmesi ve bankanın borcun kapandığını gösteren yazısı bulunmalıdır. Diğer borçlular ödemezse, Ali kendi payını aşan kısım için onlara karşı icra takibi başlatabilir ya da dava açabilir. Kefaletin müteselsil türü ise kendine özgü kurallara tabidir.
Sık sorulan sorular
Alacaklı borcun tamamını benden isteyebilir mi, yoksa sadece payımı mı?
Müteselsil borçlulukta alacaklı, borcun tamamını ya da bir kısmını dilediği borçludan isteyebilir. Borçlular arasındaki paylaşım alacaklıyı bağlamaz. Siz ödedikten sonra payınızı aşan kısım için diğer borçlulara başvurursunuz.
Diğer borçlulardan biri ödeme gücünden yoksunsa ne olur?
Borçlulardan birinden alınamayan pay, diğer borçlular tarafından eşit olarak üstlenilir. Yani üç borçludan biri ödeyemezse, onun payı kalan iki borçlu arasında paylaştırılır.
Alacaklı borçlulardan birini ibra ederse ben de kurtulur muyum?
Tamamen kurtulmazsınız. Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra sözleşmesi, diğer borçluları yalnızca ibra edilen borçlunun iç ilişkideki payı oranında borçtan kurtarır. Ödeme ya da takasla yapılan sona erme ise sona eren miktar ölçüsünde herkesi kurtarır.
Borçlulardan biri hakkında zamanaşımı kesilirse bu beni de etkiler mi?
Evet. Müteselsil borçlulardan birine karşı zamanaşımını kesen bir işlem, diğerlerine karşı da zamanaşımını keser. Bu yüzden alacaklının yalnızca bir borçluya karşı başlattığı takip ya da açtığı dava, diğer borçlular bakımından da sonuç doğurabilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için bir avukattan hukuki destek almanız önerilir.