Maaşı ödenmeyen işçinin hakları: çalışmaktan kaçınma, haklı fesih ve faiz
Ücretin zamanında ödenmemesi, işçinin en sık karşılaştığı sorunlardan biridir. İş Kanunu bu durumda işçiye birkaç yol tanır: ücret ödenene kadar çalışmaktan kaçınmak, sözleşmeyi haklı nedenle feshetmek ve ödenmeyen ücreti faiziyle istemek. Hangi yolun seçileceği, gecikmenin süresine ve işçinin işyerinde kalmak isteyip istemediğine göre değişir.
Ücretin ödenme zamanı ve şekli
Kanun ücreti, bir kimseye bir iş karşılığında işveren ya da üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve parayla ödenen tutar olarak tanımlar. Aynı maddeye göre ücret en geç ayda bir ödenir. İş sözleşmesi ya da toplu iş sözleşmesiyle bu süre bir haftaya kadar kısaltılabilir. Ücret, prim, ikramiye ve benzeri ödemeler kural olarak Türk parasıyla, işyerinde ya da bu amaçla açılmış bir banka hesabına yapılır. Ücret yabancı para olarak kararlaştırılmışsa, ödeme günündeki kur üzerinden Türk parasıyla ödenebilir. Bono, kupon ya da paranın yerine geçtiği ileri sürülen bir senetle ücret ödenemez.
İşveren her ödemede işçiye ücret hesabını gösteren bir pusula vermek zorundadır (m. 37). Halk arasında bordro denen bu belgede ödemenin günü, ilgili olduğu dönem, fazla çalışma ve tatil ücretleri gibi eklemeler ve vergi, sigorta primi gibi kesintiler ayrı ayrı gösterilir. Bu pusulalar, ücretin ne kadar ve ne zaman ödendiğini ispatlamada önemli belgelerdir.
İş sözleşmesi sona erdiğinde ise işçinin ücreti ile sözleşmeden ve kanundan doğan, para ile ölçülebilen bütün menfaatleri tam olarak ödenmelidir.
Yirmi gün kuralı: çalışmaktan kaçınma hakkı
Ücreti ödeme gününden itibaren yirmi gün içinde mücbir bir neden dışında ödenmeyen işçi, iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınabilir (m. 34). İş görme borcu, işçinin sözleşmeyle üstlendiği çalışma yükümlülüğüdür. Mücbir neden ise tarafların elinde olmayan ve önlenemeyen olayları anlatır. Yani ücret, kararlaştırılan ödeme gününden sonraki yirmi gün içinde de ödenmezse işçi, sözleşmesini sona erdirmeden çalışmayı bırakabilir. Örneğin ücretin her ayın beşinde ödenmesi kararlaştırılmışsa ve ücret o ayın yirmi beşine kadar da ödenmemişse, bu hak doğar.
Kanun bu hakkı iki güvenceyle destekler. Birincisi, aynı işyerinde çok sayıda işçi bu hakkı kendi kararıyla kullansa bile bu durum grev sayılmaz. İkincisi, bu nedenle çalışmayan işçinin sözleşmesi çalışmadığı gerekçesiyle feshedilemez, yerine yeni işçi alınamaz ve onun işi başkasına yaptırılamaz.
Bu yol, işyerinden ayrılmak istemeyen ama ücretini de alamayan işçiye uygundur. Sözleşme devam eder; ücret ödenince işçi çalışmaya döner. Ücret ödenmemeye devam ederse, çalışmaktan kaçınan işçi daha sonra haklı fesih yoluna da gidebilir; iki yol birbirini dışlamaz. Hakkın kullanıldığının, hangi aya ait ücretin ödenmediği de belirtilerek işverene yazılı olarak bildirilmesi, sonradan çıkabilecek “işe gelmedi” tartışmalarının önüne geçer.
Haklı nedenle fesih ve kıdem tazminatı
İşçi işyerinde kalmak istemiyorsa sözleşmeyi haklı nedenle derhal feshedebilir. Kanun, işçinin ücretinin kanun hükümlerine ya da sözleşme şartlarına uygun olarak hesaplanmamasını veya ödenmemesini işçinin haklı fesih sebepleri arasında sayar (m. 24/II-e). Ücret parça başına ya da iş tutarı üzerinden kararlaştırılmışsa ve işveren işçiye yapabileceğinden az iş verip aradaki farkı zaman esasına göre ödemezse, bu da ayrı bir haklı fesih sebebidir (m. 24/II-f). Haklı fesihte bildirim süresine uyulması gerekmez. Yirmi günlük süre, çalışmaktan kaçınma hakkının şartıdır; haklı fesih için kanun ayrıca bir bekleme süresi öngörmez. Fesih yazısında ücretin ödenmediğini ve hangi dönemlere ait ücretlerin eksik kaldığını açıkça belirtmek, feshin sebebinin sonradan tartışılmasını önler. Fesih sebebini ispat etmek, ona dayanan işçiye düşer (Türk Medeni Kanunu m. 6); bu yüzden ödemelerin yapılmadığını ya da eksik yapıldığını gösteren belgeler önceden toplanmalıdır.
Ücretin ödenmemesi, kanunda ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan hâller arasında sayılır. Bu hâllere dayanan fesihlerde fesih hakkı, olayın öğrenilmesinden itibaren altı iş günü içinde kullanılmalıdır (m. 26). Ancak ücret ödenmedikçe fesih sebebi de devam eder. Yargıtay da bir kararında, fesih tarihinde ödenmemiş ücret alacağı bulunduğu için hak düşürücü sürenin işlemeyeceğini belirtmiştir.
Ücretin ödenmemesi nedeniyle sözleşmeyi fesheden işçi, en az bir yıllık çalışması varsa kıdem tazminatı alır (1475 sayılı Kanun m. 14). Tazminat her tam çalışma yılı için otuz günlük ücret üzerinden hesaplanır; hesapta son ücrete ek olarak işçiye sağlanan para ve para ile ölçülebilen menfaatler de dikkate alınır. Sözleşmeyi sona erdiren işçinin kendisi olduğu için ihbar tazminatı istenemez. Ödenmemiş ücretler ve kullanılmamış yıllık izin ücreti ise ayrıca istenebilir.
Gecikme faizi, zamanaşımı ve başvuru yolu
Kanun, gününde ödenmeyen ücretler için mevduata uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanacağını söyler (m. 34). Bu oran sabit değildir; dönemsel olarak değiştiğinden, hesap yapılırken ilgili döneme bakmak gerekir. Kıdem tazminatı zamanında ödenmezse de mahkeme gecikme süresi için aynı faize hükmeder.
Ücret alacaklarında zamanaşımı süresi beş yıldır (m. 32). Bu nedenle uzun süredir eksik ödenen ücretlerin tamamı her zaman istenemeyebilir; beş yılı aşan dönemler zamanaşımına uğrayabilir.
Ücret alacağı için doğrudan mahkemeye gidilemez. Önce arabulucuya başvurmak zorunludur; bu kural, ücret alacağıyla ilgili icra takibine yapılan itirazın iptali davaları için de geçerlidir (7036 sayılı Kanun m. 3). Başvuru, işverenin yerleşim yerindeki ya da işin yapıldığı yerdeki arabuluculuk bürosuna yapılır. Başvurudan önce bordroları, banka hesap dökümlerini ve ödeme günlerini gösteren yazışmaları bir araya getirmek, hem arabuluculukta hem de davada işinizi kolaylaştırır.
Sık sorulan sorular
Maaşım ödenmediği için işe gitmezsem devamsızlık nedeniyle çıkarılabilir miyim?
Ücreti ödeme gününden itibaren yirmi gün içinde mücbir bir neden olmadan ödenmeyen işçi çalışmaktan kaçınabilir. Kanun, bu nedenle çalışmayan işçinin sözleşmesinin çalışmadığı için feshedilemeyeceğini açıkça söyler. Ancak yirmi günlük süre dolmadan işi bırakırsanız bu korumadan yararlanamazsınız. İşi bırakmadan önce bu hakkı kullandığınızı işverene yazılı olarak bildirmeniz, sonradan ispat açısından yararlı olur.
Ücretimin yalnızca bir kısmı ödenmedi. Yine de haklı nedenle fesih yapabilir miyim?
Evet. Kanun, ücretin kanuna ya da sözleşmeye uygun olarak hesaplanmamasını veya ödenmemesini haklı fesih sebebi sayar. Ücretin tamamının ödenmemiş olması aranmaz; eksik ödeme de bu kapsama girer.
Geçmiş aylara ait ödenmemiş ücretimi ne kadar geriye dönük isteyebilirim?
Ücret alacaklarında zamanaşımı süresi beş yıldır. Bu yüzden ödenmeyen ücretlerin peşine düşmek için uzun süre beklememek gerekir; beş yılı aşan ücret alacakları zamanaşımına uğrar.
Ödenmeyen ücret için doğrudan dava açabilir miyim?
Hayır. Kanuna ya da iş sözleşmesine dayanan işçi alacakları için dava açmadan önce arabulucuya başvurmak zorunludur. Arabulucuya gidilmeden açılan dava usulden reddedilir. Anlaşma sağlanamazsa, son tutanakla birlikte iş mahkemesinde dava açılabilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için bir avukattan hukuki destek almanız önerilir.