Kefilin sorumluluğu ne zaman sona erer, kefaletten nasıl çıkılır?
Kısaca
- Asıl borç hangi sebeple olursa olsun sona erince kefil de borcundan kurtulur.
- Gerçek kişinin verdiği kefalet, sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yıl geçince kendiliğinden ortadan kalkar.
- Süreli kefalette kefil sürenin sonunda borcundan kurtulur; süresiz kefalette ise alacaklıyı harekete geçmeye zorlayabilir.
- Gelecekte doğacak bir borca kefil olan kişi, borç doğmadıkça belli şartlarla yazılı bildirimle kefaletten dönebilir.
Kefil olurken herkesin aklındaki soru aynıdır: Bu sorumluluk ne zamana kadar sürecek? Kefalet, başkasının borcunu güvence altına alan bir sözleşmedir ve kefil, borçlu ödemezse kendi malvarlığıyla sorumlu olur. Türk Borçlar Kanunu bu sorumluluğun sonsuza kadar sürmemesi için birkaç sona erme sebebi öngörür.
Kefaletin hangi şekilde kurulacağı, eşin rızası ve kefilin hangi miktara kadar sorumlu olduğu kefalet sözleşmesinin şartlarını anlatan yazıda ele alındı. Kira sözleşmesine özgü sorunlar için kira sözleşmesinde kefil yazısına bakabilirsiniz. Bu yazı yalnızca kefilin sorumluluğunun hangi hâllerde bittiğini anlatıyor.
Asıl borç sona erince kefalet de biter
Kefalet, asıl borca bağlı bir borçtur. Kanun bunu açık bir cümleyle söyler: asıl borç hangi sebeple olursa olsun sona erince kefil de borcundan kurtulur (m. 598). Borçlunun krediyi son kuruşuna kadar ödemesi en sık görülen örnektir. Alacaklının borçluyu borçtan kurtarması da aynı sonucu doğurur.
Burada dikkat edilecek nokta, kefilin tam olarak hangi borca kefil olduğudur. Tek bir kredi için verilen kefalet, o kredi kapanınca biter. Buna karşılık bazı sözleşmelerde kefil, borçlunun aynı alacaklıya karşı ileride doğacak borçlarını da güvence altına alır. Böyle bir durumda ilk kredinin kapanması kefaleti bitirmeyebilir; sınırı yine kefilin el yazısıyla yazdığı azami miktar belirler.
Kanun bir ayrıntıyı daha düzenler. Borçlu ile kefil sonradan aynı kişi hâline gelirse, örneğin kefil borçlunun tek mirasçısı olursa, alacaklının kefaletten doğan özel yararları saklı kalır.
On yıllık süre: kefalet kendiliğinden ortadan kalkar
Kefalette kanunun koyduğu bir üst sınır vardır. Bir gerçek kişi tarafından verilmiş her türlü kefalet, sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yıl geçince kendiliğinden ortadan kalkar. Bunun için kefilin bir bildirimde bulunması, dava açması ya da alacaklıdan onay alması gerekmez.
Sözleşmeye on yıldan uzun bir süre yazılmış olsa bile sonuç değişmez. Kefalet uzatılmadıkça ya da yeni bir kefalet verilmedikçe kefil ancak on yıllık süre doluncaya kadar takip edilebilir.
Kefalet uzatılabilir, ama kanun bunu sıkı şartlara bağlar:
- Uzatma, kefilin yazılı açıklamasıyla yapılır ve bu açıklama kefalet sözleşmesinin şekline uygun olmalıdır.
- Açıklama en erken, kefaletin sona ermesinden bir yıl önce yapılabilir.
- Uzatılan dönem en fazla on yıldır.
Kanun bu on yıllık sınırı gerçek kişilerin verdiği kefaletler için koymuştur. Kefil bir şirketse, sorumluluğun süresi sözleşmeye ve diğer sona erme sebeplerine göre belirlenir.
Süreli ve süresiz kefalet
Kefalet sözleşmesine bir süre yazılmışsa buna süreli kefalet denir. Kanunun bu konudaki hükmü kısadır: süreli kefalette kefil, sürenin sonunda borcundan kurtulur (m. 600). Bu yüzden sözleşmedeki sürenin ne olduğunu ve neyi kapsadığını dikkatle okumak gerekir.
Sözleşmede bir süre yoksa süresiz kefalet söz konusudur. Burada kefilin elinde, alacaklıyı harekete geçmeye zorlayan bir araç vardır (m. 601). Asıl borç muaccel olunca, yani ödeme zamanı gelince kefil alacaklıdan şunları isteyebilir:
- Bir ay içinde borçluya karşı dava açmasını ya da icra takibine girişmesini,
- Alacak için bir rehin varsa önce rehni paraya çevirmesini,
- Takibi ara vermeden sürdürmesini.
Adi kefil bu istemi her zaman ileri sürebilir. Müteselsil kefil ise yalnızca kanunun öngördüğü durumlarda bu imkândan yararlanır. Adi ve müteselsil kefalet arasındaki fark kefalet sözleşmesinin şartlarını anlatan yazıda açıklandı.
Borcun ödeme zamanı, alacaklının borçluya bildirimde bulunmasına bağlı olabilir. Böyle bir durumda kefil, sözleşmenin kurulmasından bir yıl sonra alacaklıdan bu bildirimi yapmasını isteyebilir. Borç bu yolla muaccel olunca yukarıdaki istemleri ileri sürebilir.
Alacaklı kefilin bu isteklerine uymazsa, kefil borcundan kurtulur. Bu yolu kullanacak kefilin isteğini yazılı ve ispatlanabilir bir yolla yapması yerinde olur; ileride bir uyuşmazlık çıkarsa isteğin ne zaman yapıldığını göstermek gerekecektir.
Gelecekteki borca kefalette dönme hakkı
Kefalet bazen henüz doğmamış bir borç için verilir. Bir işletmenin ileride kullanacağı krediler buna örnektir. Kanun bu durumda kefile, kefaletten dönme imkânı tanır (m. 599).
Kefil, borç doğmadıkça alacaklıya yazılı bildirimde bulunarak kefalet sözleşmesinden dönebilir. Ancak bunun için şu iki durumdan birinin bulunması gerekir:
- Borçlunun mali durumu, kefalet sözleşmesi yapıldıktan sonra önemli ölçüde bozulmuş olmalıdır.
- Ya da borçlunun mali durumunun, kefilin iyiniyetle varsaydığından çok daha kötü olduğu ortaya çıkmış olmalıdır.
Dönmenin bir bedeli olabilir. Kefil, alacaklının kefalete güvenmesi sebebiyle uğradığı zararı gidermekle yükümlüdür. Borç bir kez doğduktan sonra ise bu yol artık kullanılamaz.
Uygulamada nelere bakılmalı
Kefil olduğunuz bir borçta sorumluluğunuzun bitip bitmediğini anlamak için önce elinizdeki belgeleri toplamak gerekir. Kefalet sözleşmesinin tarihi on yıllık sürenin hesabında, sözleşmeye yazılan süre ve azami miktar ise sorumluluğun sınırında belirleyicidir. Borçlunun ödeme belgeleri ya da alacaklıdan alınacak borç kapama yazısı, asıl borcun sona erdiğini gösterir.
Alacaklı size ödeme emri gönderdiyse, sürelerin kısa olduğunu unutmamak gerekir. Kefaletin sona erdiği, takibe itiraz ederken ya da açılan davada ileri sürülebilir. Ödeme emrine süresinde itiraz edilmezse takip kesinleşebilir.
Sık sorulan sorular
Borçlu borcunu kapattı ama banka kefaletin devam ettiğini söylüyor. Ne olacak?
Kefil, kefil olduğu borçtan sorumludur. Kanuna göre asıl borç hangi sebeple olursa olsun sona erince kefil de borcundan kurtulur. Ancak bazı kefalet sözleşmeleri tek bir krediyi değil, borçlunun o alacaklıya karşı ileride doğacak borçlarını da kapsayacak biçimde yazılır. Bu yüzden önce imzaladığınız sözleşmenin hangi borçları güvence altına aldığına bakmak gerekir.
On yıl önce kefil olmuştum. Hâlâ benden borç istenebilir mi?
Kefil bir gerçek kişiyse, kefalet sözleşmesinin kurulmasından başlayarak on yıl geçince kefalet kendiliğinden ortadan kalkar. Sözleşmeye daha uzun bir süre yazılmış olsa bile, uzatılmadıkça ya da yeni bir kefalet verilmedikçe kefil ancak on yıl doluncaya kadar takip edilebilir. Kefaletin uzatılıp uzatılmadığını ve yeni bir kefalet imzalanıp imzalanmadığını kontrol etmek gerekir.
Kefaletten tek taraflı olarak vazgeçebilir miyim?
Kanun bunu her durumda tanımaz. Gelecekte doğacak bir borca kefil olduysanız ve borçlunun mali durumu sözleşmeden sonra önemli ölçüde bozulduysa ya da iyiniyetle varsaydığınızdan çok daha kötü çıktıysa, borç doğmadıkça alacaklıya yazılı bildirimde bulunarak sözleşmeden dönebilirsiniz. Bu durumda alacaklının kefalete güvendiği için uğradığı zararı gidermek zorunda kalabilirsiniz.
Alacaklı on yıl dolmadan kefaleti uzatmam için yeni bir belge imzalatmak istiyor. Buna uymak zorunda mıyım?
Hayır. Uzatma, kefilin kendi yazılı açıklamasıyla yapılır; kanun kefile bunu zorunlu kılmaz. Uzatmayı kabul ederseniz açıklamanın kefalet sözleşmesinin şekline uygun olması gerekir. Bu açıklama en erken kefaletin sona ermesinden bir yıl önce yapılabilir ve kefaleti en fazla on yıllık yeni bir dönem için uzatır.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için bir avukattan hukuki destek almanız önerilir.