İçeriğe geç
Av. Onur Doğan Kayseri Barosu

Borçlar ve sözleşmeler

Kefil olmak: kefalet ne zaman geçerli olur, kefil hangi borçtan ne kadar sorumludur?

tarihinde yayımlandı. Yaklaşık 6 dakikalık okuma.

Kısaca

  • Kefil, sorumlu olacağı azami miktarı ve kefalet tarihini kendi el yazısıyla yazmazsa kefalet geçerli olmaz.
  • Evli kişi, kanundaki istisnalar dışında eşinin yazılı rızası olmadan kefil olamaz.
  • Adi kefalette alacaklı kural olarak önce borçluya başvurur, müteselsil kefalette ise borçluyu takip etmeden kefile gidebilir.
  • Gerçek kişinin verdiği kefalet, sözleşmenin kurulmasından itibaren on yıl geçince kendiliğinden sona erer.

Kefil olmak çoğu zaman bir yakınlık göstergesi olarak görülür. Bir akraba kredi çekecektir, bir arkadaş işyeri kiralayacaktır, banka da “bir kefil getirin” der. İmza birkaç dakikada atılır, ama sonuçları yıllarca sürebilir. Borçlu ödemezse alacaklı kefile başvurur ve kefil, başkasının borcunu kendi malvarlığıyla ödemek zorunda kalabilir.

Kefalet sözleşmesi, kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ödememesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmedir. Kanun bu sözleşmenin tehlikeli olduğunu bildiği için kefili koruyan sıkı kurallar koymuştur. Kefil, kanunun kendisine tanıdığı haklardan, kanundan aksi anlaşılmadıkça önceden vazgeçemez.

Kefalet hangi şekilde yapılır?

Kefalet sözleşmesi yazılı yapılmalıdır. Sözleşmede kefilin sorumlu olacağı azami miktar ve kefalet tarihi yer almalıdır. Bunlar yazılmamışsa kefalet geçerli olmaz.

Bununla da yetinilmez. Kefil, sorumlu olduğu azami miktarı ve kefalet tarihini kendi el yazısıyla yazmalıdır. Müteselsil kefil olacaksa bunu da, yani “müteselsil kefil” sıfatını ya da aynı anlama gelen bir ifadeyi, kendi el yazısıyla belirtmelidir. Matbu bir formda bu alanların bilgisayarla doldurulmuş olması yetmez.

Aynı şekil kuralları, birine kendi adına kefil olması için özel yetki verilmesinde ve ileride kefil olacağına dair verilen sözlerde de aranır. Sözleşmede sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler de ancak bu şekle uyularak yapılabilir.

Kanun, bu kuralların dolanılmasını da engeller. Bir gerçek kişinin kişisel güvence vermesine ilişkin olarak başka bir ad altında yapılan sözleşmelere de şekil, ehliyet ve eşin rızası kuralları uygulanır. “Garanti taahhüdü” gibi bir başlık atılması bu korumayı ortadan kaldırmaz.

Eşin rızası

Evli bir kişi, eşinin yazılı rızası olmadan kefil olamaz. Rızanın sözleşme kurulmadan önce ya da en geç kurulduğu anda verilmiş olması gerekir; sonradan alınan onay yetmez. Mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı varsa ya da yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmuşsa rıza aranmaz.

Kanun bu kurala önemli istisnalar getirmiştir. Ticaret siciline kayıtlı bir işletmenin sahibi ya da bir ticaret şirketinin ortağı veya yöneticisi, işletmeyle ya da şirketle ilgili olarak kefil oluyorsa eşin rızası gerekmez. Esnaf ve sanatkârlar siciline kayıtlı kişilerin mesleki faaliyetleriyle ilgili kefaletleri, 5570 sayılı Kanun kapsamındaki faiz destekli kredilerde verilen kefaletler ve kanunda sayılan tarım kredi, tarım satış, esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılan kredilerde verilen kefaletler de bu istisnanın içindedir.

Sorumlu olunan miktarı artırmayan, adi kefaleti müteselsile dönüştürmeyen ve kefil yararına olan güvenceleri önemli ölçüde azaltmayan sonraki değişiklikler için de eşin rızası aranmaz.

Vesayet altındaki bir kişi adına kefil olmak ise tamamen yasaktır. Vasi, kısıtlı ya da küçük adına kefalet sözleşmesi imzalayamaz.

Adi kefalet ile müteselsil kefalet arasındaki fark

Kefilin ne zaman takip edileceği, kefaletin türüne bağlıdır. Bu ayrım icra takibi aşamasında doğrudan önem taşır.

Adi kefalette alacaklı, önce borçluya başvurmadan kefili takip edemez. Şu durumlarda ise doğrudan kefile gidebilir: borçlu hakkındaki takip sonunda kesin aciz belgesi alınmışsa, borçluya Türkiye’de takip yapmak imkânsız ya da önemli ölçüde güç hâle gelmişse, borçlunun iflasına karar verilmişse veya borçluya konkordato mehli verilmişse. Alacak ayrıca rehinle güvenceye alınmışsa adi kefil, alacağın önce rehinden alınmasını isteyebilir; borçlunun iflası ya da konkordato mehli hâlinde bu imkân yoktur.

Müteselsil kefalette alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Bunun için borçlunun ifada gecikmiş olması ve ihtarın sonuçsuz kalması ya da borçlunun açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde bulunması gerekir. Alacak, teslime bağlı taşınır rehni veya alacak rehniyle güvenceye alınmışsa, kural olarak önce rehnin paraya çevrilmesi gerekir.

Kefilin sorumluluğu nereye kadar?

Kefil, her durumda sözleşmede yazan azami miktara kadar sorumludur. Bu sınır içinde ve sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa asıl borçtan, borçlunun kusurunun ya da temerrüdünün yasal sonuçlarından, şartları varsa borçluya karşı yapılan takip ve dava masraflarından, işlemiş bir yıllık ve işlemekte olan yıla ait sözleşme faizinden sorumlu olur. Takip ve dava masrafları bakımından alacaklının, kefile bu masrafları önleyebileceği uygun bir zaman önce bildirimde bulunmuş olması gerekir.

Sözleşmede açıkça kararlaştırılmamışsa kefil, borçlunun yalnızca kefalet sözleşmesi kurulduktan sonraki borçlarından sorumludur. Kefilin, asıl borç ilişkisinin hükümsüz hâle gelmesinden doğan zarardan ya da ceza koşulundan sorumlu olacağına dair anlaşmalar kesin olarak hükümsüzdür.

Kefalet, asıl borca bağlıdır. Hangi sebeple olursa olsun asıl borç sona erince kefil de borcundan kurtulur. Kefil, borçlunun alacaklıya karşı ileri sürebileceği ve ödeme güçsüzlüğünden doğmayan savunmaları da ileri sürebilir; kanun bu savunmaları ileri sürmeyi kefil için bir yükümlülük olarak da öngörür.

Kefaletin bir de zaman sınırı vardır. Bir gerçek kişinin verdiği her türlü kefalet, sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yıl geçince kendiliğinden ortadan kalkar. Kefalet on yıldan uzun süre için verilmiş olsa bile, uzatılmadıkça ya da yeni bir kefalet verilmedikçe kefil ancak on yıl doluncaya kadar takip edilebilir. Süre, en erken kefaletin sona ermesinden bir yıl önce, kefilin şekle uygun yazılı açıklamasıyla en fazla on yıllık yeni bir dönem için uzatılabilir.

Borcu ödeyen kefil, ödediği ölçüde alacaklının yerine geçer ve borçluya rücu eder, yani ödediğini ondan ister. Kefil, borçlunun temerrüdü ya da mali durumunun önemli ölçüde kötüleşmesi gibi hâllerde, ödeme yapmadan önce de borçludan güvence verilmesini isteyebilir.

Sık sorulan sorular

Kefalet senedinde azami miktar yazılmamış. Kefil yine de sorumlu olur mu?

Hayır. Kanun, kefilin sorumlu olacağı azami miktar ve kefalet tarihi belirtilmedikçe kefalet sözleşmesinin geçerli olmayacağını açıkça söyler. Kefilin bu miktarı ve tarihi kendi el yazısıyla yazması da şarttır. Bu unsurlardan biri eksikse kefalet geçersizdir.

Eşim bana sormadan kefil olmuş. Bu kefalet geçerli mi?

Kural olarak eşlerden biri, diğerinin yazılı rızası olmadan kefil olamaz ve rızanın en geç sözleşme kurulurken verilmesi gerekir. Ancak mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı varsa ya da yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmuşsa rıza aranmaz. Ticaret siciline kayıtlı işletme sahibinin veya şirket ortağı ya da yöneticisinin işletme veya şirketle ilgili kefaletlerinde, esnaf ve sanatkârın mesleki faaliyetiyle ilgili kefaletlerinde ve kanunda sayılan bazı kooperatif ve kamu kredilerinde de eşin rızası gerekmez.

Kefil olduğum borç için bankanın önce borçluya gitmesi gerekmez mi?

Bu, kefaletin türüne bağlıdır. Adi kefalette alacaklı, kanunda sayılan istisnalar dışında önce borçluya başvurmak zorundadır. Müteselsil kefalette ise borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması ya da borçlunun açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması yeterlidir; alacaklı borçluyu takip etmeden kefile gidebilir. Hangi türün seçildiği, kefilin el yazısıyla yazdığı ifadeden anlaşılır.

Kefil olarak borcu ödedim. Parayı geri alabilir miyim?

Kefil, alacaklıya ödediği ölçüde alacaklının haklarına halef olur, yani onun yerine geçer ve bu hakları asıl borç muaccel olunca borçluya karşı kullanabilir. Rücu hakkının zamanaşımı ödeme anında başlar. Ödeme yapan kefil bunu borçluya bildirmelidir; bildirmezse ve ödemeyi bilmeyen borçlu da alacaklıya öderse rücu hakkını kaybeder.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için bir avukattan hukuki destek almanız önerilir.

Av. Onur Doğan

Kayseri Barosu'na kayıtlı avukat. Doğan Hukuk Bürosu, Kocasinan / Kayseri.

İlgili yazılar

  1. Borçlar ve sözleşmeler

    Kat karşılığı inşaat sözleşmesi: şekil şartı ve müteahhit gecikirse arsa sahibinin hakları

    Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin noterde yapılma zorunluluğu, tapuya şerh, müteahhidin gecikmesinde sözleşmeden dönme, cezai şart ve ayıplı yapı.

    Dayanak: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 470, 471, 473 ve diğer maddeler; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 706, 1009; 1512 sayılı Noterlik Kanunu m. 60, 89

  2. Borçlar ve sözleşmeler

    Vekâlet sözleşmesi: vekil neden sorumludur, azil ve istifa nasıl olur?

    Türk Borçlar Kanunu'na göre vekilin talimata uyma, özen ve hesap verme borçları, vekâlet verenin borçları, azil, istifa ve vekâletin kendiliğinden sona ermesi.

    Dayanak: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 502, 503, 504 ve diğer maddeler

  3. Borçlar ve sözleşmeler

    Sözleşmedeki cezai şart: ne zaman ödenir, fahişse mahkeme indirir mi?

    Ceza koşulunun türleri, zarar olmasa da ödenmesi, aşırı cezanın hâkimce indirilmesi ve tacir, işçi ve kiracı için getirilen özel kurallar.

    Dayanak: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 179, 180, 181 ve diğer maddeler; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 22