İstifa eden işçi ihbar süresine uymak zorunda mı, uymazsa işverene tazminat öder mi?
Kısaca
- Belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işçi de kıdemine göre iki ila sekiz haftalık bildirim süresine uymak zorundadır.
- Bildirim süresine uymadan işi bırakan işçi, işverene bu süreye ait ücret tutarında ihbar tazminatı öder.
- İşçi kanunda sayılan haklı nedenlerden biriyle ayrılıyorsa bildirim süresini beklemesi gerekmez.
- İş Kanunu'nda istifanın geri alınmasına ilişkin özel bir hüküm yoktur.
İşten ayrılmaya karar veren işçi çoğu zaman bildirimini yapar ve kısa süre sonra işi bırakmak ister. Oysa belirsiz süreli bir iş sözleşmesini sona erdirmek isteyen taraf, bunu karşı tarafa önceden bildirmek zorundadır. Bu kural yalnızca işveren için değil, işçi için de geçerlidir. Belirsiz süreli sözleşme, sona ereceği tarih belirlenmemiş iş sözleşmesidir; yazılı bir sözleşme olmadan çalışanların sözleşmesi de çoğunlukla böyledir.
Bildirimle sözleşmenin sona ermesi arasında geçmesi gereken süreye bildirim süresi, gündelik dilde ihbar süresi denir. Kurallar 4857 sayılı İş Kanunu’nun 17. maddesindedir. İşverenin yaptığı fesihteki ihbar kuralları ihbar süresi ve ihbar tazminatı yazısında anlatılmıştır; bu yazı işçinin istifasını ele alır.
İşçi de bildirim süresine uymak zorunda
Kanun, belirsiz süreli iş sözleşmelerinin feshinden önce durumun diğer tarafa bildirilmesini ister. Madde “diğer taraf” ifadesini kullanır; bu yüzden istifa eden işçi de işverene önceden bildirimde bulunmak zorundadır. Sözleşme, bildirimin karşı tarafa yapılmasından başlayarak şu sürelerin sonunda feshedilmiş sayılır:
| İşçinin çalışma süresi | Bildirim süresi |
|---|---|
| Altı aydan az | İki hafta |
| Altı aydan bir buçuk yıla kadar | Dört hafta |
| Bir buçuk yıldan üç yıla kadar | Altı hafta |
| Üç yıldan fazla | Sekiz hafta |
Bu süreler en az sürelerdir ve sözleşmeyle artırılabilir. Süre bildirimin işverene ulaşmasıyla başladığı için istifanın yazılı yapılması ve işverene hangi tarihte ulaştığının belgelenmesi önemlidir. İşçi bildirim süresi boyunca çalışmaya devam eder, işveren de ücretini öder.
Kanun, bildirim süresine ait ücreti peşin ödeyerek sözleşmeyi hemen sona erdirme imkânını yalnızca işverene tanır. İşçi için böyle bir seçenek düzenlenmemiştir.
Süreye uymayan işçi ihbar tazminatı öder
Kanuna göre bildirim şartına uymayan taraf, bildirim süresine ilişkin ücret tutarında tazminat ödemek zorundadır. Buna ihbar tazminatı denir. Kanun burada da “taraf” der; bu yüzden bildirim yapmadan ya da süreyi beklemeden işi bırakan işçi, işverene bu tazminatı öder. Örneğin iki yıldır çalışan işçinin bildirim süresi altı haftadır. Bu işçi istifa ettiği gün işi bırakırsa, işveren ondan altı haftalık ücreti tutarında ihbar tazminatı isteyebilir.
Adalet Bakanlığının yayımladığı yakın tarihli bir Yargıtay kararında da aynı ilke vurgulanmıştır: ihbar tazminatı, belirsiz süreli sözleşmeyi bildirim süresi tanımadan fesheden tarafın ödediği tazminattır ve bu yükümlülük işçi için de doğabilir. Kararda, fesih iradesi taşıyan bir biçimde işyerini terk eden ya da bildirim süresini beklemeden ayrılan işçinin usulsüz fesih yapmış olacağı ve ihbar tazminatı ödeyeceği ifade edilmiştir. Aynı kararda bildirim süresinin bölünemeyeceği, kısmen kullandırılmasının da usulsüz fesih sayılacağı belirtilmiştir.
Bu yüzden istifa eden işçinin, bildirim süresinin bir kısmını çalışıp kalanında işe gelmemesi de risklidir. İşverenle erken ayrılış konusunda anlaşılacaksa, bu anlaşmanın yazılı yapılması ve işverenin ihbar tazminatı istemeyeceğinin açıkça belirtilmesi ileride çıkabilecek tartışmaları önler.
İşveren bu tazminatı dava yoluyla isteyecekse önce arabulucuya başvurmak zorundadır. İşçi ya da işveren alacağı ve tazminatı için açılan davalarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır (7036 sayılı Kanun m. 3).
Haklı nedenle ayrılan işçi süre beklemez
İşçi, kanunun 24. maddesinde sayılan hâllerde iş sözleşmesini bildirim süresini beklemeden feshedebilir. Buna haklı nedenle derhal fesih denir. Bu hâller üç gruptadır:
- Sağlık sebepleri: örneğin işin niteliğinden doğan bir sebeple işçinin sağlığının ya da yaşayışının tehlikeye düşmesi.
- Ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan hâller: örneğin ücretin kanuna ya da sözleşmeye uygun hesaplanmaması veya ödenmemesi, işverenin işçiye sataşması.
- Zorlayıcı sebepler: işçinin çalıştığı işyerinde bir haftadan fazla süreyle işin durmasını gerektiren zorlayıcı sebeplerin ortaya çıkması.
Bu durumlarda işçi bildirim süresine uymadığı için ihbar tazminatı ödemez. Ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan hâllere dayanan fesih, işverenin bu davranışının öğrenildiği günden itibaren altı iş günü içinde yapılmalıdır (m. 26).
Dikkat edilecek nokta ispattır. Fesih sebebini ispat etmek ona dayanan işçiye düşer. Sebep ispatlanamazsa ayrılış, bildirim süresine uyulmadan yapılmış bir istifa gibi değerlendirilebilir ve işveren ihbar tazminatı isteyebilir. Bu yüzden fesih yazısında dayanılan sebep açıkça belirtilmeli, bordro, banka kayıtları ve yazışmalar saklanmalıdır. Haklı fesih hâlleri işçinin haklı nedenle derhal feshi yazısında ayrıntılı olarak anlatılmıştır.
İstifanın geri alınması
İş Kanunu’nda istifanın geri alınmasına ilişkin özel bir hüküm yoktur. Konu her olayın kendi koşullarına göre değerlendirilir; kanun metinleri yalnızca bazı genel çerçeveler sunar:
- Bildirim süresi, bildirimin karşı tarafa yapılmasından başlar (İş Kanunu m. 17). Bildirim işverene ulaştıktan sonra süre işlemeye başlamıştır.
- Taraflar bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilir (Borçlar Kanunu m. 26). İşveren de kabul ederse, işçi ile işveren iş ilişkisini sürdürmekte anlaşabilir. Bu anlaşmanın yazılı yapılması ileride çıkabilecek tartışmaları önler.
- Borçlar Kanunu, korkutma sonucu sözleşme yapan tarafın sözleşmeyle bağlı olmadığını düzenler (m. 37). Korkutulan taraf, korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirmezse sözleşmeyi onamış sayılır (m. 39). Kanun bu hükümleri sözleşmeler için yazmıştır; baskı altında imzalatıldığı ileri sürülen bir istifa dilekçesinin durumu mahkemece somut olaya göre değerlendirilir ve baskının ispatı bunu ileri süren işçiye düşer.
Sık sorulan sorular
Sözleşmemde ihbar süresi kanundakinden uzun yazıyor. Buna uymam gerekir mi?
Kanundaki bildirim süreleri en az sürelerdir ve sözleşmeyle artırılabilir. Sözleşmenizde daha uzun bir süre kararlaştırılmışsa, istifa ederken bu hükmü de dikkate almanız gerekir. Sözleşme hükmünün kapsamı ve geçerliliği konusunda tereddüt varsa, imzaladığınız metni ayrıntılı olarak incelemek gerekir.
İhbar süresine uyarak istifa edersem kıdem tazminatı alır mıyım?
Bildirim süresine uymak, kıdem tazminatı hakkı doğurmaz. Herhangi bir sebebe dayanmayan istifada kıdem tazminatı ödenmez. Kanun bunun istisnalarını ayrıca sayar; bunlar istifa eden işçinin kıdem tazminatı yazısında anlatılmıştır.
Belirli süreli sözleşmeyle çalışıyorum. Aynı süreler geçerli mi?
İş Kanunu’nun 17. maddesi belirsiz süreli iş sözleşmelerinin feshini düzenler. Belirli süreli sözleşmeler bu maddenin kapsamında değildir ve süresinden önce sona erdirilmelerinin sonuçları ayrı kurallara tabidir.
İstifa dilekçemi geri alabilir miyim?
İş Kanunu’nda istifanın geri alınmasına ilişkin özel bir hüküm yoktur. İşveren kabul ederse taraflar çalışmaya devam etmekte anlaşabilir; bu anlaşmanın yazılı yapılması ileride çıkabilecek tartışmaları önler. İstifa baskı altında imzalatıldıysa durum ayrıca değerlendirilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için bir avukattan hukuki destek almanız önerilir.