İş sözleşmesinde cezai şart: işçi aleyhine konan ceza geçerli mi?
Kısaca
- Hizmet sözleşmelerine sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulu geçersizdir.
- Ceza koşulunun geçersiz olması, sözleşmenin ve işçinin diğer borçlarının geçerliliğini etkilemez.
- Hâkim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir.
- Rekabet yasağına bağlanan cezayı ödeyen işçi, sözleşmede aksi yoksa yasaktan kurtulur ama aşan zararı öder.
İş sözleşmelerinde sık görülen bir kayıt vardır: “İşçi sözleşme süresi dolmadan ayrılırsa işverene şu kadar maaş tutarında ceza öder.” Hukuktaki adı ceza koşulu ya da cezai şarttır. Türk Borçlar Kanunu, iş sözleşmeleri için bu konuda özel bir kural koyar. Cezai şartın genel işleyişini sözleşmede ceza koşulu yazısında anlattık; bu yazı iş ilişkisine özgü sınırlara bakıyor.
Ceza koşulu nedir, iş sözleşmesinde nasıl sınırlanır?
Ceza koşulu, bir borcun hiç ya da gereği gibi yerine getirilmemesi hâlinde ödenmesi önceden kararlaştırılan tutardır (m. 179). Aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ifasını ya da cezayı isteyebilir; ikisini birden isteyemez. Ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi için kararlaştırılmışsa, alacaklı hakkından açıkça vazgeçmedikçe ya da ifayı çekincesiz kabul etmedikçe asıl borçla birlikte cezayı da isteyebilir. Alacaklı hiçbir zarara uğramamış olsa bile kararlaştırılan cezanın ödenmesi gerekir. Zarar cezadan fazlaysa alacaklı, borçlunun kusurunu ispat ederek aşan kısmı isteyebilir (m. 180).
İş sözleşmeleri için Türk Borçlar Kanunu’nun 420. maddesi kesin bir sınır çizer: hizmet sözleşmelerine sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulu geçersizdir. Yani sözleşmede yalnızca işçinin ödeyeceği bir ceza varsa, işverenin aynı ya da benzer durumda ödeyeceği bir ceza yoksa, bu kayıt işçiyi bağlamaz.
Bu geçersizlik yalnızca ceza kaydını etkiler. Ceza koşulunun geçersiz olması asıl borcun geçerliliğini etkilemez (m. 182). İş sözleşmesi ve işçinin sözleşmeden doğan diğer borçları ayakta kalır. Sözleşmeye aykırı davranılmışsa işveren, gerçek zararını genel hükümlere göre ispat ederek isteyebilir.
Karşılıklı ceza koşulu ve indirim
Kanunun yasakladığı, cezanın yalnızca işçiye yüklenmesidir. Hem işçi hem işveren için öngörülen bir ceza koşulu bu yasağa girmez. Örneğin belirli süreli bir sözleşmede, süre dolmadan haklı sebep olmaksızın sözleşmeyi sona erdiren taraf hangisi olursa olsun cezanın ödeneceği kararlaştırılabilir.
Kaydın gerçekten karşılıklı olup olmadığına bakılırken sözcüklerden çok içeriğe bakılır. Türk Borçlar Kanunu, sözleşmenin türü ve içeriği belirlenirken tarafların yanlışlıkla ya da gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere değil, gerçek ve ortak iradelerine bakılacağını söyler (m. 19). İşverenin sorumluluğu kâğıt üzerinde yazılmış ama içi boş bırakılmışsa, kaydın fiilen tek taraflı olduğu ileri sürülebilir.
Karşılıklı ve geçerli bir ceza koşulunda da tutar sınırsız değildir. Taraflar miktarı serbestçe belirleyebilir, ama hâkim aşırı gördüğü cezayı kendiliğinden indirir (m. 182).
Eğitim gideri kayıtları
İşverenler, işçiye yurt içinde ya da yurt dışında eğitim aldırdıklarında, işçinin belirli bir süre çalışmadan ayrılması hâlinde bu masrafın geri ödenmesini sözleşmeye yazabilir. Kanunda eğitim gideri için ayrı bir madde yoktur. Bu yüzden kaydın ne olduğu, içeriğine bakılarak belirlenir.
İki tür kayıt birbirinden ayrılmalıdır:
- Gerçekten harcanmış eğitim masrafının geri ödenmesini öngören kayıt. Burada işçiden istenen, işverenin yaptığı harcamanın karşılığıdır.
- Eğitim gerekçe gösterilerek, harcanan masraftan bağımsız ya da ondan çok yüksek bir tutarın ödenmesini öngören kayıt. Bu tür bir götürü tutar, adı “eğitim gideri” olsa da içeriği bakımından ceza koşulu niteliği taşıyabilir.
İkinci türdeki kayıt yalnızca işçi aleyhine konulmuşsa 420. maddedeki geçersizlik gündeme gelir. Kayıtta “eğitim gideri” sözcüğünün kullanılması tek başına sonucu belirlemez; yukarıda değindiğimiz gibi kanun, sözleşmenin içeriğinde kullanılan sözcüklere değil gerçek iradeye bakılmasını ister (m. 19). Eğitim masrafının belgelenmesi, yani faturalar, katılım belgeleri ve ödeme kayıtları bu nedenle iki taraf için de önemlidir. Geri ödeme istenen işçi, önce istenen tutarın işverenin gerçekten yaptığı harcamayla örtüşüp örtüşmediğine bakmalıdır.
Rekabet yasağı ve ceza koşulu
Rekabet yasağı, işçinin iş ilişkisi bittikten sonra işverenle rekabet etmemeyi, örneğin rakip bir işletmede çalışmamayı üstlenmesidir. Bu kayıt yazılı olmalıdır. Ayrıca iş ilişkisi işçiye müşteri çevresi, üretim sırları ya da işverenin işleri hakkında bilgi edinme imkânı sağlamalı ve bu bilgilerin kullanılması işverenin önemli bir zararına yol açabilecek nitelikte olmalıdır (m. 444). Yasak yer, zaman ve iş türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez; süresi özel durumlar dışında iki yılı aşamaz (m. 445). Hâkim aşırı nitelikteki bir rekabet yasağını, bütün koşulları ve işverenin üstlendiği karşı edimi hakkaniyete uygun biçimde gözeterek kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir. Şartlarını işçinin rekabet yasağı yazısında ayrıntılı ele aldık.
Kanun, rekabet yasağına aykırılığın bir ceza koşuluna bağlanabileceğini ayrı bir maddede açıkça öngörür (m. 446). Bu durumda sözleşmede aksine bir hüküm yoksa işçi, öngörülen miktarı ödeyerek yasaktan kurtulabilir; ancak işverenin bu miktarı aşan zararını da gidermek zorundadır. İşveren, sözleşmede yazılı olarak açıkça saklı tutmuşsa, şartları varsa aykırı davranışa son verilmesini de isteyebilir.
Ceza istenebilmesi için önce yasağın kendisinin geçerli ve yürürlükte olması gerekir. Asıl borç herhangi bir sebeple geçersizse cezanın ifası istenemez (m. 182). İşveren sözleşmeyi haklı bir sebep olmadan feshederse ya da işçi, işverene yüklenebilen bir nedenle sözleşmeyi feshederse rekabet yasağı sona erer (m. 447).
Sık sorulan sorular
Sözleşmede yalnızca benim için ceza var. İşten ayrılırsam bunu ödemek zorunda mıyım?
Hizmet sözleşmelerine sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulu geçersizdir. Bu yüzden işveren, böyle bir kayda dayanarak ceza tutarını isteyemez. Ancak ceza koşulunun geçersiz olması asıl borcun geçerliliğini etkilemez. Sözleşmeye aykırı davrandıysanız işveren, uğradığını ispat ettiği zararı genel hükümlere göre yine isteyebilir.
Ceza koşulu karşılıklı ama tutar çok yüksek. Ne olur?
Taraflar cezanın miktarını serbestçe belirleyebilir; ancak hâkim aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir. Kanun bu indirimi hâkime kendiliğinden yapılacak bir görev olarak verir. İndirim, cezanın geçersiz olduğu anlamına gelmez; ceza, hâkimin uygun gördüğü tutara düşürülür.
Rekabet yasağı cezasını ödersem rakip firmada çalışabilir miyim?
Rekabet yasağına aykırılık bir ceza koşuluna bağlanmışsa ve sözleşmede aksine hüküm yoksa, işçi öngörülen miktarı ödeyerek rekabet yasağına ilişkin borcundan kurtulabilir. İşverenin zararı ceza tutarını aşıyorsa işçi aşan zararı da gidermek zorundadır. İşveren sözleşmede yazılı ve açıkça saklı tutmuşsa, şartları varsa yasağa aykırı davranışa son verilmesini de isteyebilir.
İşveren hem cezayı hem de sözleşme süresince çalışmamı isteyebilir mi?
Türk Borçlar Kanunu’na göre aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ifasını ya da cezanın ödenmesini isteyebilir. Ceza, borcun belirlenen zamanda ya da yerde ifa edilmemesi için kararlaştırılmışsa, alacaklı asıl borçla birlikte cezayı da isteyebilir. Hangi durumun söz konusu olduğu sözleşmedeki kaydın nasıl yazıldığına bağlıdır. Kayıt yalnızca işçi aleyhine konulmuşsa bu soruların hiçbiri gündeme gelmez, çünkü ceza koşulu baştan geçersizdir.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için bir avukattan hukuki destek almanız önerilir.