Sözleşmedeki cezai şart: ne zaman ödenir, fahişse mahkeme indirir mi?
Kısaca
- Alacaklı hiçbir zarara uğramamış olsa bile sözleşmede kararlaştırılan ceza ödenir.
- Hâkim aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir; ancak tacir borçlu fahişlik gerekçesiyle indirim isteyemez.
- Hizmet sözleşmelerinde yalnızca işçi aleyhine konulan ceza koşulu geçersizdir.
- Kiranın zamanında ödenmemesi hâlinde kiracının ceza ödeyeceğine ilişkin anlaşmalar geçersizdir.
Sözleşmelerde sık görülen bir madde vardır: “Taraflardan biri yükümlülüğünü yerine getirmezse karşı tarafa şu kadar ceza öder.” Kanunda bunun adı ceza koşuludur; günlük dilde cezai şart denir. Konut satışında, kat karşılığı inşaatta, araç kiralamada, franchise ve tedarik sözleşmelerinde bu maddeye neredeyse her zaman rastlanır. Amacı basittir: borçluyu sözleşmeye uymaya zorlamak ve alacaklıyı zararını tek tek ispat etmekle uğraşmaktan kurtarmak.
Ceza koşulu 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 179 ile 182. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Taraflar cezanın miktarını serbestçe belirleyebilir; ama bu serbestliğin sınırları vardır.
Ceza koşulunun üç türü
Kanun, cezanın hangi ihlal için konulduğuna göre farklı sonuçlar bağlar. Sözleşmeyi yazarken de, bir uyuşmazlıkta talep hazırlarken de ilk bakılacak nokta budur.
Birinci tür seçimlik cezadır. Ceza, sözleşmenin hiç ya da gereği gibi yerine getirilmemesi hâli için konulmuşsa alacaklı ya borcun ifasını ya da cezayı isteyebilir. İkisini birden isteyemez; sözleşmeden aksi anlaşılıyorsa bu kural değişir. Örneğin bir makine hiç teslim edilmezse alıcı ya makinenin teslimini ya da kararlaştırılan cezayı talep eder.
İkinci tür ifaya eklenen cezadır. Ceza, borcun belirlenen zamanda veya yerde yerine getirilmemesi için konulmuşsa alacaklı, asıl borçla birlikte cezayı da isteyebilir. Geç teslim için her gün belli bir tutar ödeneceğini öngören gecikme cezaları bu türdendir. Sözleşmede dairenin belirli bir tarihte teslim edileceği ve geciken her gün için ceza ödeneceği yazılmışsa, alıcı hem dairenin teslimini hem de geciken günlerin cezasını isteyebilir. Burada dikkat edilmesi gereken bir ayrıntı var. Alacaklı ceza hakkından açıkça vazgeçerse ya da geç yapılan ifayı hiçbir çekince koymadan kabul ederse cezayı artık isteyemez. Geç teslim edilen daireyi teslim alırken tutanağa ya da yazılı bir beyana gecikme cezası hakkının saklı tutulduğunu yazmak bu yüzden önemlidir.
Üçüncü tür dönme cezasıdır. Borçlu, kararlaştırılan cezayı ödeyerek sözleşmeden dönmeye ya da sözleşmeyi feshetmeye yetkili olduğunu ispat edebilirse, cezayı ödeyip sözleşmeden kurtulabilir. Bu durumda ceza bir tür “çıkış bedeli” işlevi görür. Sözleşmede “taraflardan biri vazgeçerse karşı tarafa şu tutarı öder” denmişse ve bu tutarın vazgeçmenin karşılığı olarak kararlaştırıldığı gösterilebiliyorsa, borçlu cezayı ödeyip sözleşmeden çıkabilir. İspat yükü borçludadır.
Kanun, sözleşmeden dönülürse o güne kadar ödenmiş kısmın alacaklıda kalacağını öngören anlaşmalara da ceza koşulu hükümlerini uygular. Taksitle satışa ilişkin özel hükümler saklıdır.
Zarar olmasa da ceza ödenir
Ceza koşulunun en önemli sonucu şudur: alacaklı hiçbir zarara uğramamış olsa bile kararlaştırılan ceza ödenir. Alacaklının zarar gördüğünü ya da zararın miktarını ispat etmesi gerekmez. İhlalin gerçekleştiğini göstermesi yeterlidir.
Zarar cezadan büyükse durum değişir. Alacaklı, cezayı aşan zararını ancak borçlunun kusurlu olduğunu ispat ederse isteyebilir. Yani ceza, alacaklı için bir alt sınır gibi çalışır; fazlası için genel tazminat kuralları devreye girer.
Ceza koşulu asıl borca bağlıdır. Asıl borç herhangi bir sebeple geçersizse ceza istenemez. Asıl borç, borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple sonradan imkânsız hâle gelmişse de, sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça ceza istenemez. Buna karşılık ceza koşulunun kendisinin geçersiz olması asıl sözleşmenin geçerliliğine dokunmaz.
Aşırı cezanın indirilmesi
Taraflar cezanın tutarını serbestçe belirler, ama kanun burada borçluyu korumak için önemli bir yetki tanır: hâkim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir. “Kendiliğinden” ifadesi, borçlunun ayrıca indirim talep etmesine gerek olmadığı anlamına gelir. Yine de davada cezanın fahiş olduğunu gerekçeleriyle anlatmak borçlunun yararınadır.
Kanun, cezanın hangi ölçüye göre aşırı sayılacağını tek tek saymaz; değerlendirme hâkime bırakılmıştır ve her sözleşmenin kendi koşullarına göre yapılır. Aynı tutar bir sözleşmede makul, başka bir sözleşmede fahiş görülebilir. Bu yüzden borçlu, cezanın sözleşmenin değeriyle ve ihlalin ağırlığıyla nasıl bir oranda kaldığını somut verilerle anlatmalıdır.
Tacir, işçi ve kiracı için özel kurallar
Cezai şartın sonuçları, sözleşmenin tarafına göre ciddi biçimde değişebilir.
Borçlu tacir ise, yani bir ticari işletmeyi kendi adına işleten kişi ya da ticaret şirketiyse, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 22. maddesi gereği cezanın fahiş olduğu iddiasıyla indirilmesini mahkemeden isteyemez. Şirketler arasındaki sözleşmelerde ceza maddesi yazılırken bu yüzden çok daha dikkatli olmak gerekir.
İş ilişkisinde, hizmet sözleşmelerine yalnızca işçi aleyhine konulan ceza koşulu geçersizdir. Örneğin sözleşmede yalnızca işçinin erken ayrılması hâlinde ceza ödeyeceği yazıyor, işverenin aynı durumda bir yükümlülüğü yoksa bu madde işçiyi bağlamaz.
Konut ve çatılı işyeri kiralarında ise kiracıya kira bedeli ve yan giderler dışında başka bir ödeme yükümlülüğü getirilemez. Kiranın zamanında ödenmemesi hâlinde ceza ödeneceğine ya da sonraki kiraların hemen muaccel olacağına (ödenmesi gereken hâle geleceğine) ilişkin anlaşmalar geçersizdir.
Sözleşme yazarken ve uyuşmazlıkta dikkat edilecekler
Ceza maddesinin hangi ihlal için konulduğu açıkça yazılmalıdır: hiç ifa etmemek mi, geç ifa etmek mi, yoksa sözleşmeden çıkmak mı? Belirsiz bir madde, tarafların hangi talepte bulunabileceği konusunda ayrı bir uyuşmazlık doğurur. Gecikme cezası öngörülüyorsa günlük tutar ve varsa üst sınır yazılmalıdır.
Uyuşmazlık çıktığında alacaklı, geç ifayı kabul ederken çekince koymayı unutmamalıdır. Borçlu ise cezanın gerçek kayıpla orantısını, kusurunun derecesini ve sözleşmenin dengesini ortaya koyarak indirim imkânını değerlendirmelidir. Ceza koşulunun yanında ayrıca tazminat istenip istenemeyeceği, cezanın türüne ve zararın cezayı aşıp aşmadığına göre belirlenir.
Sık sorulan sorular
Karşı taraf hiç zarar görmediyse yine de cezai şartı ödemem gerekir mi?
Evet. Kanun, alacaklı hiçbir zarara uğramamış olsa bile kararlaştırılan cezanın ödenmesi gerektiğini söyler. Alacaklının, ihlalin gerçekleştiğini göstermesi yeterlidir; zararını ispat etmesi gerekmez.
Sözleşmede 'cezai şart indirilemez' yazıyor. Hâkim yine de indirebilir mi?
Kanun, hâkimin aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indireceğini söyler ve bu yetkiyi sözleşmedeki bir ifadeye bağlamaz. Kanunun öngördüğü istisna, borçlunun tacir olmasıdır; tacir borçlu cezanın fahiş olduğu gerekçesiyle indirim isteyemez.
Kira sözleşmesine 'kira geç ödenirse ceza ödenir' yazılabilir mi?
Hayır. Kiracıya kira bedeli ve yan giderler dışında başka bir ödeme yükümlülüğü getirilemez. Kanun özellikle kiranın zamanında ödenmemesi hâlinde ceza koşulu ödeneceğine ilişkin anlaşmaları geçersiz sayar. Bu kural konut ve çatılı işyeri kiralarına ilişkin hükümler arasında yer alır.
Sözleşme geçersizse cezai şart istenebilir mi?
Hayır. Asıl borç herhangi bir sebeple geçersizse cezanın ödenmesi istenemez. Aynı şekilde asıl borç, borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple sonradan imkânsız hâle gelmişse de, aksi kararlaştırılmadıkça ceza istenemez. Tersi geçerli değildir; cezai şartın geçersiz olması asıl sözleşmeyi etkilemez.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için bir avukattan hukuki destek almanız önerilir.