İftiraya uğrayan ne yapabilir, iftira eden pişman olursa ne olur?
Kısaca
- İftira şikâyete bağlı bir suç değildir; altı aylık şikâyet süresi uygulanmaz ve savcılık kendiliğinden soruşturur.
- Zamanaşımı, mağdurun yüklenen fiili işlemediğinin sabit olduğu tarihten itibaren işlemeye başlar.
- İftiradan dönen kişinin cezası, dönüşün yapıldığı aşamaya göre beşte dörtten üçte bire kadar indirilir, ama ortadan kalkmaz.
- Etkin pişmanlık mağdurun maddi ve manevi tazminat isteme hakkını ortadan kaldırmaz.
Hakkında asılsız bir suçlama yapıldığını düşünen kişinin aklında genellikle iki soru vardır: suçlayana karşı ne yapabilir ve suçlayan sonradan “yanlış söyledim” derse ne değişir? Türk Ceza Kanunu (TCK) iftirayı 267. maddede suç olarak tanımlar, 269. maddede de iftiradan dönen kişiye cezada indirim öngörür. Suçun unsurları ve cezası ayrı bir yazıda anlatılmıştır. Bu yazı, mağdurun izleyebileceği yolları ve etkin pişmanlığın sonuçlarını ele alır.
Şikâyet: ne zaman ve nereye?
İftira, şikâyete bağlı suçlardan değildir. Bunun iki önemli sonucu vardır.
Birincisi, TCK m. 73’teki altı aylık şikâyet süresi iftirada uygulanmaz. Bu süre yalnızca soruşturulması şikâyete bağlı suçlar için geçerlidir. İkincisi, savcılık suçu herhangi bir yoldan öğrendiğinde kendiliğinden soruşturma yapar. Mağdurun şikâyeti, soruşturmayı başlatan bir bildirimdir.
Şikâyet, Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m. 158’e göre Cumhuriyet başsavcılığına ya da kolluğa yapılabilir. Dilekçede şunların yer alması işe yarar:
- Suçlamanın hangi makama, hangi tarihte ve nasıl yapıldığı,
- Kendi dosyanızın numarası ve sonucu,
- Suçlayanın iddianın asılsız olduğunu bildiğini gösteren olgular: olay günü sizinle birlikte olması, önceki yazışmaları, aranızdaki bir husumet,
- Varsa uydurulmuş belge ya da delillere ilişkin tespitler.
Suçlama bir idari kuruma, örneğin belediyeye ya da bir denetim birimine yapılmış ve amaç size idari para cezası verilmesini sağlamaksa da yol değişmez. Kanun, idari yaptırım uygulanması için yapılan asılsız isnadı da iftira sayar. Bu durumda da şikâyet savcılığa yapılır; idari yaptırıma karşı ayrıca kendi itiraz yollarınızı süresinde kullanmanız gerekir.
Zamanlama konusunda kanunun özel bir kuralı vardır. TCK m. 267’ye göre iftira suçunda dava zamanaşımı, mağdurun yüklenen fiili işlemediğinin sabit olduğu tarihten itibaren işlemeye başlar. Kendi dosyanız yıllarca sürse bile iftira eden hakkındaki zamanaşımı bu süre içinde işlemez.
Davaya katılmak
Savcılık iddianame düzenler ve kamu davası açılırsa, iftiraya uğrayan kişi davaya katılan olarak dahil olabilir. CMK m. 237’ye göre mağdur ve suçtan zarar gören, ilk derece mahkemesindeki kovuşturmanın her aşamasında, hüküm verilinceye kadar şikâyetçi olduğunu bildirerek kamu davasına katılabilir.
Katılan, duruşmalara katılıp delil sunabilir ve karara karşı kanun yoluna başvurabilir. İstinaf ya da temyiz aşamasında ise artık davaya katılma istenemez. Bu yüzden katılma isteğini ilk derece mahkemesindeki duruşmalarda, hüküm açıklanmadan önce bildirmek gerekir.
İftira eden pişman olursa
TCK m. 269, iftira eden kişinin gerçeği açıklayarak iftiradan dönmesini etkin pişmanlık olarak düzenler. Amaç, haksız yere suçlanan kişinin zararını bir an önce durdurmaktır. Bu yüzden indirim oranı, dönüşün ne kadar erken yapıldığına bağlıdır:
- Mağdur hakkında soruşturma başlamadan önce dönülürse ceza beşte dört oranında indirilir.
- Kovuşturma başlamadan önce dönülürse indirim dörtte üçtür.
- Mağdur hakkında hüküm verilmeden önce dönülürse üçte iki indirim yapılır.
- Mağdurun mahkûmiyetinden sonra dönülürse indirim yarı oranındadır; mahkûm olduğu cezanın infazına başlanmışsa üçte birdir.
Yüklenen fiil yalnızca idari yaptırım gerektiriyorsa, dönüş idari yaptırım kararından önceyse ceza yarı, sonraysa üçte bir oranında indirilir. Kanun dönmenin biçimini ayrıca düzenlemez. Ancak dönüşün, suçlamanın yapıldığı makama ya da soruşturmayı yürüten savcılığa açık ve yazılı biçimde bildirilmesi, hem indirim talebinin ispatı hem de mağdurun dosyası bakımından en sağlıklı yoldur. Suçlamayı yarım ağızla geri alan ya da yalnızca mağdura özel bir mesajla özür dileyen kişinin durumu tartışmaya açık kalır.
Basın ve yayın yoluyla yapılan iftirada indirimden yararlanmak için dönüşün de aynı yöntemle yayımlanması gerekir.
Pişmanlık neyi değiştirmez?
Etkin pişmanlık, iftira edenin cezasını azaltır ama ortadan kaldırmaz. En geniş indirimde bile kişi hakkında yargılama yapılır; mahkûmiyet hâlinde ceza indirilerek belirlenir.
Mağdurun durumu açısından ise üç noktayı bilmek gerekir:
- Mağdurun şikâyetinden vazgeçmesi, suç şikâyete bağlı olmadığı için davayı düşürmez.
- İftira edenin gerçeği açıklaması, mağdur hakkındaki soruşturma ya da davada onun lehine önemli bir delil olur. Bu açıklamanın tutanağa geçmesi ve örneğinin mağdurun dosyasına sunulması yararlıdır.
- Pişmanlık, hukuki sorumluluğu ortadan kaldırmaz.
Tazminat hakkı
İftira yüzünden avukatlık ve yol masrafı yapan, işinden uzak kalan ya da çevresinde itibarı zedelenen kişi, hukuk mahkemesinde tazminat isteyebilir. Kişilik hakkı zedelenen kişi, uğradığı manevi zarar için Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 58’e göre manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Maddi zararlar için ise haksız fiil hükümleri uygulanır.
Süre bakımından TBK m. 72 geçerlidir. Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren on yıl içinde ileri sürülmelidir. Tazminat, ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü bir suçtan doğmuşsa bu uzun süre uygulanır. İftira bir suç olduğundan bu kural mağdurun lehine sonuç doğurabilir; yine de kısa sürenin dolmasını beklemeden harekete geçmek en güvenli yoldur.
Sık sorulan sorular
Hakkımdaki dosya sürerken iftira şikâyetinde bulunabilir miyim?
Şikâyette bulunmanızı engelleyen bir kural yoktur; ihbar ve şikâyet her zaman savcılığa ya da kolluğa yapılabilir. Ancak iftira için suçlayanın, sizin o fiili işlemediğinizi bildiğinin ortaya konması gerekir. Kendi dosyanızdaki beraat ya da kovuşturmaya yer olmadığı kararı bu bakımdan güçlü bir delildir. Zamanaşımı da suçsuzluğunuzun sabit olduğu tarihten başladığı için beklemek kural olarak hak kaybına yol açmaz.
İftira eden kişi özür dilerse şikâyetimi geri alıp davayı bitirebilir miyim?
Hayır. İftira şikâyete bağlı bir suç olmadığından şikâyetin geri alınması soruşturmayı ya da davayı düşürmez. Özür ve gerçeğin açıklanması, ancak kanunda sayılan şartlarla etkin pişmanlık indirimine yol açabilir.
İstinaf aşamasında davaya katılabilir miyim?
Hayır. Katılma isteği ilk derece mahkemesinde hüküm verilinceye kadar yapılabilir; kanun yolu aşamasında davaya katılma istenemez. İlk derece mahkemesinde ileri sürülüp reddedilen ya da karara bağlanmayan katılma isteği ise kanun yolu başvurusunda açıkça belirtilmişse incelenir.
İftira eden pişman olduysa tazminat davası açmanın bir anlamı kalır mı?
Etkin pişmanlık yalnızca ceza miktarını etkiler. Asılsız suçlama yüzünden yaptığınız masraflar, kaybettiğiniz kazanç ve itibarınızın zedelenmesi nedeniyle hukuk mahkemesinde maddi ve manevi tazminat isteme hakkınız devam eder. Erken gelen bir pişmanlık, zararın daha sınırlı kalmasını sağlayabilir; tazminat miktarını belirleyen ise uğranılan gerçek zarardır.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için bir avukattan hukuki destek almanız önerilir.