Zamanaşımı ne zaman kesilir, ne zaman durur?
Kısaca
- Durmada o ana kadar geçen süre korunur; sebep ortadan kalkınca zamanaşımı kaldığı yerden işler.
- Kesilmede geçmiş süre silinir ve zamanaşımı baştan başlar; borcun ikrarı, dava ve icra takibi kesme sebeplerindendir.
- Kanunda sayılan kesme sebepleri arasında ihtarname yoktur.
- Dava yetki, görev ya da erken açılma gibi sebeplerle reddedilmiş ve bu arada süre dolmuşsa alacaklının altmış günlük ek süresi vardır.
Bir alacak için zamanaşımı işlemeye başladıktan sonra her zaman düz bir çizgide ilerlemez. Bazı durumlarda süre bir süreliğine durur, bazı durumlarda ise tamamen silinip baştan başlar. Kanun bunlara zamanaşımının durması ve kesilmesi der. İki kavram birbirine benzer görünse de sonuçları çok farklıdır. Bir alacağın tahsil edilebilir olup olmadığı çoğu zaman bu farka bağlıdır.
Bu yazı, Türk Borçlar Kanunu’nun 153 ile 158. maddeleri arasındaki kuralları anlatır. Hangi alacağın kaç yılda zamanaşımına uğradığı ve sürenin ne zaman başladığı ise alacak zamanaşımı sürelerini anlatan yazımızın konusudur.
Durma ile kesilme arasındaki fark
Zamanaşımının durması, sürenin bir süre işlememesidir. Durma sebebi ortaya çıkmadan önce geçmiş olan süre kaybolmaz. Sebep ortadan kalktığında zamanaşımı kaldığı yerden işlemeye devam eder. Henüz hiç başlamamışsa, sebebin ortadan kalktığı günün bitiminde başlar.
Kesilmede ise o ana kadar geçen süre silinir. Kesilmeyle birlikte yeni bir süre işlemeye başlar. Örneğin süresinin büyük kısmı geçmiş bir alacak için borçlu kısmi ödeme yaparsa, zamanaşımı sıfırdan yeniden hesaplanır.
Durma süreyi dondurur, kesilme ise sayacı başa alır.
Zamanaşımını durduran hâller
Kanun, alacaklıdan dava açmasının beklenemeyeceği bazı ilişkileri sayar. Bu hâllerde zamanaşımı hiç başlamaz; başlamışsa durur:
- Velayet süresince, çocukların ana ve babalarından olan alacakları,
- Vesayet süresince, vesayet altındaki kişilerin vasiden ve vesayet işlemleri nedeniyle Devletten olan alacakları,
- Evlilik devam ettiği sürece, eşlerin birbirinden olan alacakları,
- Hizmet ilişkisi devam ettiği sürece, ev hizmetlilerinin onları çalıştıranlardan olan alacakları,
- Borçlu alacak üzerinde intifa hakkına sahip olduğu sürece,
- Alacağın Türk mahkemelerinde ileri sürülmesi imkânı bulunmadığı sürece,
- Alacaklı ve borçlu sıfatlarının aynı kişide birleştiği hâllerde, bu birleşme sonradan geriye etkili olarak ortadan kalkarsa birleşme süresince.
Örneğin evlilik içinde eşlerden biri diğerine borç para verdiyse, bu alacak için zamanaşımı evlilik sürdükçe işlemez. Evlilik sona erince süre işlemeye başlar.
Borçlar Kanunu dışında da durma sebepleri vardır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’na göre arabuluculuk sürecinin başlamasından sona ermesine kadar geçen süre, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında dikkate alınmaz. Dava açmadan önce arabulucuya başvurmanın zorunlu olduğu uyuşmazlıklarda da arabuluculuk bürosuna başvurudan son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar zamanaşımı durur. Arabuluculukta geçen haftalar bu yüzden zamanaşımı hesabından düşülür; görüşmeler sonuçsuz kalırsa süre kaldığı yerden devam eder.
Zamanaşımını kesen hâller
Kesme sebepleri iki gruptur. Birincisi borçludan gelir. Borçlu borcu ikrar ederse, yani borçlu olduğunu kabul ederse zamanaşımı kesilir. Kanun bazı davranışları da ikrar sayar:
- Faiz ödemek,
- Borcun bir kısmını ödemek,
- Rehin vermek,
- Kefil göstermek.
İkinci grup alacaklının harekete geçmesidir. Alacaklı dava açarsa, görülmekte olan bir davada alacağını def’i yoluyla, yani savunma olarak ileri sürerse, hakeme başvurursa, icra takibi başlatırsa ya da iflas masasına başvurursa zamanaşımı kesilir.
Bu liste sınırlıdır. Borçluya ihtarname göndermek, telefonla ya da mesajla borcu hatırlatmak bu sebepler arasında sayılmamıştır.
Kesme sebebinin, zamanaşımı dolmadan gerçekleşmesi gerekir. Süre dolduktan sonra açılan dava ya da başlatılan takip, dolmuş zamanaşımını ortadan kaldırmaz; borçlu bu durumda zamanaşımı savunmasını ileri sürebilir.
Kısmi davada dikkatli olmak gerekir. Öğretide, kısmi dava açıldığında zamanaşımının yalnızca dava edilen kısım bakımından kesileceği belirtilmektedir. Dava dışında bırakılan kısım için süre işlemeye devam eder.
Kesilmeden sonra işleyen yeni süre
Zamanaşımı kesilince yeni bir süre işlemeye başlar. Borç bir senetle ikrar edilmişse ya da bir mahkeme veya hakem kararına bağlanmışsa, yeni süre her zaman on yıldır. Mahkeme kararıyla kesinleşen bir alacak için bu kural özellikle önemlidir.
Yeni sürenin ne zaman başlayacağı, kesmenin nasıl gerçekleştiğine göre değişir:
- Dava ya da def’i ile kesilen zamanaşımı, dava süresince tarafların yargılamaya ilişkin her işleminden veya hâkimin her kararından sonra yeniden işlemeye başlar.
- İcra takibiyle kesilen zamanaşımı, alacağın takibine ilişkin her işlemden sonra yeniden işlemeye başlar.
- İflas masasına başvurmakla kesilen zamanaşımı, iflas hükümlerine göre alacağın yeniden istenebilmesi imkânı doğduğunda yeniden işlemeye başlar.
Bu yüzden dava ya da takip açmak tek başına yeterli değildir. Uzun süre hiçbir işlem yapılmayan bir dosyada zamanaşımı yeniden dolabilir.
Kesilmenin birden fazla borçluya etkisi de kanunda düzenlenmiştir. Zamanaşımı müteselsil borçlulardan, yani alacaklının borcun tamamını her birinden isteyebildiği borçlulardan ya da bölünemeyen bir borcun borçlularından birine karşı kesilince diğerlerine karşı da kesilmiş olur. Asıl borçluya karşı kesilmesi kefile karşı da sonuç doğurur. Kefile karşı kesilmesi ise asıl borçlu bakımından kesilme sonucu doğurmaz. Örneğin iki kişinin müteselsilen sorumlu olduğu bir borçta alacaklı yalnızca birine karşı icra takibi başlatsa bile, diğerine karşı da zamanaşımı kesilmiş olur.
Dava usulden reddedilirse altmış günlük ek süre
Alacaklı süresi içinde dava açmış, ancak dava esasa girilmeden reddedilmiş olabilir. Kanun bu ihtimale karşı bir güvence getirir. Dava veya def’i şu sebeplerden biriyle reddedilmişse ve bu arada zamanaşımı ya da hak düşürücü süre dolmuşsa, alacaklı altmış günlük ek süre içinde haklarını kullanabilir:
- Mahkemenin yetkisiz ya da görevsiz olması,
- Düzeltilebilir bir yanlışlık,
- Davanın vaktinden önce açılmış olması.
Altmış gün kısa bir süredir. Ret kararından sonra yeniden başvurunun gecikmeden yapılması gerekir.
Sık sorulan sorular
Borçluya noterden ihtarname çektim. Zamanaşımı kesildi mi?
Hayır. Borçlar Kanunu’nun saydığı kesme sebepleri, borçlunun borcu ikrar etmesi ile alacaklının dava açması, def’i yoluyla alacağını ileri sürmesi, hakeme başvurması, icra takibi yapması ya da iflas masasına başvurmasıdır. İhtarname bu sebepler arasında yoktur. Zamanaşımını kesmek için bu yollardan birine başvurmak gerekir.
Borçlu borcun küçük bir kısmını ödedi. Bunun zamanaşımına etkisi var mı?
Var. Kanun, kısmen ifada bulunmayı borcun ikrarı sayar. Kısmi ödeme yapıldığı anda zamanaşımı kesilir ve yeni bir süre işlemeye başlar. Ödemenin dekont gibi tarihli bir belgeyle ispatlanabilmesi bu yüzden önemlidir.
İcra dosyasını yıllarca takip etmezsem ne olur?
İcra takibiyle kesilen zamanaşımı, takibe ilişkin her işlemden sonra yeniden işlemeye başlar. Son işlemden sonra başlayan yeni süre, dosyada hiçbir işlem yapılmadan dolarsa borçlu zamanaşımını ileri sürebilir. Takip açmış olmak, süreyi kalıcı olarak durdurmaz.
Kefile karşı dava açtım. Asıl borçlu bakımından da zamanaşımı kesilir mi?
Hayır. Zamanaşımının asıl borçluya karşı kesilmesi kefile karşı da sonuç doğurur; ancak kefile karşı kesilmesi asıl borçlu bakımından kesilme sonucunu doğurmaz. Asıl borçluya karşı da süreyi kesmek istiyorsanız ona karşı da kesme sebeplerinden birine başvurmanız gerekir.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için bir avukattan hukuki destek almanız önerilir.