İçeriğe geç
Av. Onur Doğan Kayseri Barosu

Borçlar ve sözleşmeler

Alacaklarda zamanaşımı: on yıl, beş yıl ve sürenin kesilmesi

tarihinde yayımlandı. Yaklaşık 5 dakikalık okuma.

Kısaca

  • Kanunda aksine hüküm yoksa her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir; kira bedeli ve ücret gibi dönemsel edimlerde süre beş yıldır.
  • Borçlunun borcu ikrar etmesi ya da alacaklının dava açması veya icra takibi başlatması zamanaşımını keser ve süre baştan başlar.
  • Zamanaşımı borçlu tarafından ileri sürülmedikçe hâkim bunu kendiliğinden dikkate alamaz.

Bir alacağın üzerinden uzun zaman geçince, alacaklı onu artık mahkeme ya da icra yoluyla isteyemeyebilir. Buna zamanaşımı denir. Zamanaşımı alacağı yok etmez; borçluya “ödemekten kaçınma” hakkı verir. Borçlu bu hakkı kullanırsa alacaklı haklı olsa bile tahsil yolunu kaybeder. Bu yüzden zamanaşımı, hem alacaklının hem borçlunun bilmesi gereken bir süredir.

Genel kural: on yıl

Türk Borçlar Kanunu’na göre kanunda aksine bir hüküm yoksa her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir. Satış bedeli, ödünç verilen para, bir sözleşmenin yerine getirilmemesinden doğan alacak gibi pek çok alacak bu kapsama girer.

Bazı alacaklar için kanun daha kısa bir süre öngörür. Borçlar Kanunu’ndaki beş yıllık zamanaşımı şu alacakları kapsar:

  • Kira bedelleri, anapara faizleri ve ücret gibi dönemsel olarak ödenen edimler,
  • Otel, motel, pansiyon, tatil köyü gibi yerlerdeki konaklama bedelleri ile lokanta ve benzeri yerlerdeki yeme içme bedelleri,
  • Küçük sanat işlerinden ve küçük çaplı perakende satışlardan doğan alacaklar,
  • Ortaklık sözleşmesinden doğan; ortakların birbirleri, ortaklar ile ortaklık ve ortaklığın müdür, temsilci ve denetçileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacaklar,
  • Vekâlet, komisyon ve acentalık sözleşmelerinden ve ticari simsarlık ücreti dışında simsarlık sözleşmesinden doğan alacaklar,
  • Yüklenicinin işi ağır kusuruyla hiç ya da gereği gibi yapmaması dışında, eser sözleşmesinden doğan alacaklar.

Son madde uygulamada önemlidir. Örneğin bir tadilat işinde müteahhit ağır kusurlu değilse eser sözleşmesinden doğan alacaklar beş yılda zamanaşımına uğrar; ağır kusur varsa genel on yıllık süre uygulanır.

Haksız fiilden doğan tazminat, işçilik alacakları, çek ve senet gibi konularda başka kanunlarda ya da başka maddelerde özel süreler vardır. Bunlar ayrı yazılarda ele alınmıştır.

Borçlar Kanunu’nun bu bölümündeki süreler sözleşmeyle değiştirilemez; taraflar ne kısaltabilir ne uzatabilir.

Sürenin başlangıcı ve hesaplanması

Zamanaşımı, alacağın muaccel olduğu, yani ödenmesinin istenebileceği gün işlemeye başlar. Bir alacağın muaccel olması bir bildirime bağlıysa, süre bu bildirimin yapılabileceği günden başlar.

Ömür boyu gelir gibi dönemsel edimlerde alacağın tamamı için zamanaşımı, ödenmeyen ilk dönemin muaccel olduğu gün başlar. Alacağın tamamı zamanaşımına uğrarsa ödenmemiş dönemsel edimler de zamanaşımına uğramış olur.

Süre hesaplanırken başlangıç günü sayılmaz. Zamanaşımı, sürenin son günü de hak kullanılmadan geçtiğinde dolar.

Bir örnek vermek gerekirse: 15 Mart 2020’de ödenmesi gereken bir satış bedeli için on yıllık süre, başlangıç günü sayılmadan işler ve 15 Mart 2030 günü de hak kullanılmadan geçince dolar. Bu süre içinde borçlu borcu ikrar eder ya da alacaklı takip başlatırsa hesap yeniden yapılır.

Ana alacak zamanaşımına uğrayınca ona bağlı faiz ve diğer alacaklar da zamanaşımına uğrar. Alacak bir taşınır rehniyle güvenceye alınmışsa zamanaşımı yine işler; ancak alacaklının hakkını rehinden alma yetkisi devam eder.

Zamanaşımının durması

Bazı ilişkilerde alacaklıdan dava açması beklenemez. Kanun bu durumlarda zamanaşımının hiç başlamayacağını ya da başlamışsa duracağını söyler. Başlıca durma sebepleri şunlardır:

  • Velayet süresince çocukların anne ve babalarından olan alacakları,
  • Vesayet süresince vesayet altındakilerin vasiden olan alacakları,
  • Evlilik devam ettiği sürece eşlerin birbirinden olan alacakları,
  • Hizmet ilişkisi sürdükçe ev hizmetlilerinin onları çalıştıranlardan olan alacakları,
  • Alacağın Türk mahkemelerinde ileri sürülme imkânı bulunmadığı süre.

Durmada, durma sebebi ortaya çıkmadan önce geçmiş olan süre korunur; yalnızca durma süresi hesaba katılmaz. Durma sebebi ortadan kalktığı günün bitiminde zamanaşımı işlemeye başlar ya da kaldığı yerden devam eder. Örneğin evlilik içinde eşlerden birinin diğerine verdiği borç için zamanaşımı, evlilik sona erene kadar işlemez.

Zamanaşımının kesilmesi

Kesilmede durmadan farklı olarak, o ana kadar geçen süre silinir ve süre baştan başlar. Bu nedenle süresi dolmak üzere olan bir alacak için kesme sebeplerinden birinin zamanında gerçekleştirilmesi büyük önem taşır. Kanun iki grup kesme sebebi sayar.

Birincisi borçlunun borcu ikrar etmesidir. Faiz ödemek, borcun bir kısmını ödemek, rehin vermek ya da kefil göstermek de ikrar sayılır.

İkincisi alacaklının harekete geçmesidir. Dava açmak, bir davada def’i yoluyla alacağı ileri sürmek, hakeme başvurmak, icra takibi başlatmak ya da iflas masasına başvurmak zamanaşımını keser.

İflas masasına başvurma sebebiyle kesilen zamanaşımı ise iflas hükümlerine göre alacağın yeniden istenebileceği andan itibaren yeniden işlemeye başlar.

Kesilmeyle yeni bir süre başlar. Borç bir senetle ikrar edilmişse ya da mahkeme veya hakem kararına bağlanmışsa yeni süre her zaman on yıldır. Dava yoluyla kesilen zamanaşımı, dava sürerken tarafların her işleminden ya da hâkimin her kararından sonra yeniden işlemeye başlar. İcra takibiyle kesilen zamanaşımı da takibe ilişkin her işlemden sonra yeniden işler. Bu yüzden uzun süre hareketsiz kalan bir dava ya da icra dosyası alacaklıyı riske sokabilir.

Zamanaşımı müteselsil borçlulardan birine karşı kesilirse diğerlerine karşı da kesilmiş olur. Asıl borçluya karşı kesilmesi kefile karşı da sonuç doğurur; kefile karşı kesilmesi ise asıl borçluyu etkilemez.

Dava, mahkemenin yetkisiz veya görevsiz olması, düzeltilebilir bir yanlışlık ya da erken açılması nedeniyle reddedilmiş ve bu arada süre dolmuşsa, alacaklı altmış günlük ek süre içinde hakkını yeniden kullanabilir.

Zamanaşımından önceden vazgeçilemez. Müteselsil borçlulardan birinin vazgeçmesi diğerlerini bağlamaz; asıl borçlunun vazgeçmesi de kefile karşı ileri sürülemez. Hâkim zamanaşımını kendiliğinden dikkate alamaz, borçlunun bunu açıkça ileri sürmesi gerekir.

Zamanaşımı dolduktan sonra borcu ödeyen kişi, ödediğini sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanarak geri isteyemez. Zamanaşımı borcu söndürmediği için ödeme geçerli bir ödeme sayılır.

Sık sorulan sorular

Zamanaşımı dolan bir borcu ödedim. Parayı geri isteyebilir miyim?

Hayır. Zamanaşımı borcu ortadan kaldırmaz, yalnızca alacaklının onu zorla tahsil etmesini engeller. Bu yüzden zamanaşımına uğramış bir borcun ödenmesinden doğan zenginleşme geri istenemez.

Borçluya ihtarname göndermek zamanaşımını keser mi?

Türk Borçlar Kanunu’nda sayılan kesme sebepleri, borçlunun borcu ikrar etmesi ile alacaklının dava açması, def’i ileri sürmesi, hakeme başvurması, icra takibi yapması ya da iflas masasına başvurmasıdır. İhtarname bu sebepler arasında sayılmamıştır. Süreyi kesmek isteyen alacaklının bu yollardan birine başvurması gerekir.

Sözleşmeye 'zamanaşımı yirmi yıldır' yazsak geçerli olur mu?

Hayır. Borçlar Kanunu’nun bu bölümünde belirlenen zamanaşımı süreleri sözleşmeyle değiştirilemez. Zamanaşımından önceden vazgeçmek de mümkün değildir.

Mahkeme zamanaşımını kendiliğinden dikkate alır mı?

Hayır. Zamanaşımı borçlu tarafından ileri sürülmedikçe hâkim bunu kendiliğinden göz önüne alamaz. Bu nedenle davalı borçlunun zamanaşımı savunmasını süresinde yapması gerekir.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için bir avukattan hukuki destek almanız önerilir.

Av. Onur Doğan

Kayseri Barosu'na kayıtlı avukat. Doğan Hukuk Bürosu, Kocasinan / Kayseri.

İlgili yazılar

  1. Borçlar ve sözleşmeler

    Vekâlet sözleşmesi: vekil neden sorumludur, azil ve istifa nasıl olur?

    Türk Borçlar Kanunu'na göre vekilin talimata uyma, özen ve hesap verme borçları, vekâlet verenin borçları, azil, istifa ve vekâletin kendiliğinden sona ermesi.

    Dayanak: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 502, 503, 504 ve diğer maddeler

  2. Borçlar ve sözleşmeler

    Sözleşmedeki cezai şart: ne zaman ödenir, fahişse mahkeme indirir mi?

    Ceza koşulunun türleri, zarar olmasa da ödenmesi, aşırı cezanın hâkimce indirilmesi ve tacir, işçi ve kiracı için getirilen özel kurallar.

    Dayanak: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 179, 180, 181 ve diğer maddeler; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 22

  3. Borçlar ve sözleşmeler

    Yanlış hesaba para gönderdim: sebepsiz zenginleşme ve paranın geri istenmesi

    Yanlışlıkla başkasına giden paranın sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri istenmesi, ispat, iadenin kapsamı ve iki ile on yıllık zamanaşımı.

    Dayanak: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 77, 78, 79 ve diğer maddeler; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 66 ve 67