Yoksulluk nafakası hangi durumlarda kaldırılır?
Kısaca
- İrat biçiminde, yani belirli aralıklarla ödenen nafaka, alan eşin yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümüyle kendiliğinden kalkar.
- Fiilen evliymiş gibi yaşama, yoksulluğun ortadan kalkması ve haysiyetsiz hayat sürme hâllerinde nafaka ancak mahkeme kararıyla kaldırılır.
- Kaldırma davasında, dayandığı olguyu ispat yükü davayı açan nafaka yükümlüsündedir.
- Karar verilinceye kadar mevcut nafaka hükmü geçerlidir; ödemeyi kendiliğinden kesmek borç birikmesine yol açar.
Boşanmadan sonra eşlerden birine ödenen yoksulluk nafakası, kararın verildiği günün koşullarına dayanır. Nafaka alan eşin hayatı zamanla değişebilir: yeniden evlenebilir, biriyle evli gibi yaşamaya başlayabilir ya da kendi geçimini sağlayacak gelire kavuşabilir. Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 176. maddesi bu durumlarda nafakanın ne zaman kendiliğinden kalkacağını, ne zaman ise mahkeme kararıyla kaldırılabileceğini düzenler.
Bu yazı nafakanın tamamen kaldırılmasını anlatır. Nafakanın artırılması ya da azaltılması ayrı bir yazıda ele alındı: Nafakanın artırılması, azaltılması ve kaldırılması.
Kalkma kuralları hangi nafakaya uygulanır
Hâkim yoksulluk nafakasının toptan, yani bir kerede, ya da durumun gereklerine göre irat biçiminde ödenmesine karar verebilir. İrat, nafakanın her ay gibi belirli aralıklarla ödenmesi demektir. Uygulamada en sık görülen biçim aylık nafakadır ve kaldırma davalarının büyük kısmı bu tür nafakayla ilgilidir.
Kanundaki kalkma sebepleri yalnızca irat biçiminde ödenen nafaka için öngörülmüştür. Aynı kurallar, boşanmada irat biçiminde ödenmesine karar verilen maddi tazminat için de geçerlidir. Toptan ödenen nafaka bir kerede ödenip tamamlanır; sonradan yeniden evlenme gibi bir olayın ortaya çıkması onu etkilemez.
Bir de güncel gelişme var. TMK m. 175, yoksulluk nafakasının “süresiz olarak” istenebileceğini söyler. Anayasa Mahkemesi 4 Haziran 2026 tarihli kararıyla bu ibareyi iptal etti; iptal 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girecek. O tarihe kadar mevcut metin uygulanır.
İptal yalnızca bu ibareye ilişkindir; bu yazıda anlatılan ve m. 176’da düzenlenen kalkma ve kaldırma sebepleri karardan etkilenmemiştir. 30 Haziran 2027’den sonrası için nafakanın süresine ilişkin yeni bir düzenleme yapılıp yapılmadığını takip etmek gerekir.
Kendiliğinden kalkma: yeniden evlenme ve ölüm
Kanuna göre irat biçimindeki nafaka iki durumda kendiliğinden kalkar:
- Nafaka alan eşin yeniden evlenmesi,
- Taraflardan birinin, yani nafaka alanın ya da ödeyenin ölmesi.
“Kendiliğinden” ifadesi, bu durumlarda nafakanın sona ermesi için dava açmaya ve mahkeme kararı almaya gerek olmadığı anlamına gelir. Borç, olayın gerçekleşmesiyle son bulur. Nafaka ödeyen kişi ölmüşse mirasçılarına sonraki dönem için nafaka borcu geçmez. Nafaka alan kişi ölmüşse mirasçıları sonraki aylar için nafaka isteyemez.
Burada tek bir ayrıntıya dikkat etmek gerekir: kanun “yeniden evlenme” der. Resmî nikâh olmadan başlayan bir birliktelik bu kapsama girmez; o durum aşağıda anlatılan, mahkeme kararı gerektiren sebeplerden biridir.
Mahkeme kararıyla kaldırma sebepleri
Kanun üç durumda nafakanın ancak mahkeme kararıyla kaldırılabileceğini söyler:
- Nafaka alan eşin evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması,
- Nafaka alanın yoksulluğunun ortadan kalkması,
- Nafaka alanın haysiyetsiz hayat sürmesi.
Fiilen evliymiş gibi yaşama, resmî nikâh kıyılmadan bir başkasıyla evlilik birliğine benzeyen bir ortak hayat kurulması demektir. Kanun bu hâli ayrıca saymıştır; çünkü nikâh kıyılmadığı için yeniden evlenme kuralı işlemez, oysa nafaka alanın durumu fiilen evlenmiş bir kişininkinden farklı değildir.
Yoksulluğun ortadan kalkması, nafakanın bağlanma sebebinin artık bulunmaması demektir. Nafaka alanın düzenli bir gelir elde etmeye başlaması, miras ya da başka bir yolla önemli bir malvarlığına kavuşması bu kapsamda ileri sürülebilir. Burada sorulacak soru, yeni durumun nafaka alanı gerçekten yoksulluktan çıkarıp çıkarmadığıdır. Gelir yoksulluğu tamamen gidermiyorsa, nafakanın kaldırılması yerine azaltılması değerlendirilebilir.
Haysiyetsiz hayat sürme kavramını kanun tanımlamaz. Hangi davranışların bu kapsamda kalacağına hâkim, somut olayın koşullarına göre karar verir.
Kaldırma ile azaltma arasındaki fark
Kaldırma, nafaka borcunu tamamen sona erdirir. Azaltma ise borcu sürdürür, yalnızca miktarını düşürür. Aynı maddeye göre tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde irat biçimindeki nafakanın artırılmasına ya da azaltılmasına karar verilebilir.
Bu ayrım davada önemlidir. Nafaka yükümlüsü, kaldırma sebeplerinden birinin tam olarak oluştuğunu kanıtlayamazsa nafaka aynen devam eder. Oysa nafaka alanın durumunda kısmi bir iyileşme varsa, bu olgu azaltma için yeterli olabilir. Dava açılmadan önce elde hangi delillerin bulunduğunu ve bunların hangi sonucu desteklediğini gerçekçi biçimde değerlendirmek gerekir.
Kaldırma davası nasıl açılır
Kaldırma davasını genellikle nafaka ödeyen kişi açar. Davalı, nafaka alan eski eştir. Davaya aile mahkemesi bakar; aile mahkemesi kurulmamış yerlerde bu görevi Hâkimler ve Savcılar Kurulunun belirlediği asliye hukuk mahkemesi üstlenir (4787 sayılı Kanun m. 2 ve 4).
Yetkili mahkeme konusunda iki kural birlikte düşünülür. Boşanmadan sonra açılan nafaka davalarında nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir (TMK m. 177). Kaldırma davasında nafaka alacaklısı davalı olduğundan, genel yetki kuralı da aynı yeri gösterir: davalının dava tarihindeki yerleşim yeri mahkemesi (HMK m. 6).
İspat yükü davayı açan taraftadır. Kanuna göre herkes, hakkını dayandırdığı olguları ispat etmekle yükümlüdür (TMK m. 6). Nafaka yükümlüsü, örneğin eski eşinin biriyle evli gibi yaşadığını ya da düzenli bir gelire kavuştuğunu kanıtlamalıdır. Bu davalarda şu deliller sık kullanılır:
- Tanık beyanları,
- Sosyal güvenlik ve işyeri kayıtları,
- Tapu, araç ve banka kayıtları,
- Adres ve yerleşim yeri bilgileri.
Dava sürerken mevcut nafaka kararı geçerliliğini korur. Nafaka ödeyen kişi, kaldırma sebebinin oluştuğunu düşünse bile ödemeyi kendi kararıyla kesmemelidir. Kendiliğinden kalkma hâlleri dışında, mahkeme karar verinceye kadar ödenmeyen nafaka birikerek borca dönüşür.
Sık sorulan sorular
Eski eşim yeniden evlendi ama ben ödemeye devam ettim. Ne yapabilirim?
Aylık nafaka, alan eşin yeniden evlenmesiyle kanun gereği kendiliğinden kalkar; bunun için mahkeme kararı beklemek gerekmez. Evlenme tarihini gösteren nüfus kaydını almak ve ödemeyi hangi tarihte kestiğinizi belgelemek, ileride bir tartışma çıkarsa işinizi kolaylaştırır. Evlenmeden sonra yapılmış ödemelerin geri istenip istenemeyeceği ayrı bir değerlendirme gerektirir.
Nafakayı bir kerede toptan ödedim. Karşı taraf evlenirse parayı geri alabilir miyim?
Kanundaki kalkma sebepleri, nafakanın irat biçiminde, yani belirli aralıklarla ödenmesine karar verilen hâller için düzenlenmiştir. Toptan ödenen nafaka bir kerede ödenip biten bir borçtur; yeniden evlenme ya da diğer sebepler onu sonradan ortadan kaldırmaz.
Nafaka alan eski eşim çalışmaya başladı. Hemen dava açmalı mıyım?
Yoksulluğun ortadan kalkması bir kaldırma sebebidir, ama karar mahkemeye aittir. Sorulacak soru, yeni gelirin nafaka alanı gerçekten yoksulluktan çıkarıp çıkarmadığıdır. Gelir yoksulluğu tamamen gidermiyorsa, kaldırma yerine nafakanın azaltılması gündeme gelebilir. Bu yüzden davada kaldırma istemiyle birlikte, ikinci olarak azaltma istenip istenmeyeceğini de düşünmek gerekir.
Bu kurallar çocuk için ödenen nafakaya da uygulanır mı?
Hayır. Burada anlatılan sebepler boşanma sonrası eşe ödenen yoksulluk nafakasına ilişkindir. Çocuk için ödenen iştirak nafakasında kanun daha genel bir kural koyar: durum değişirse hâkim, istem üzerine nafakanın miktarını yeniden belirler ya da nafakayı kaldırır (TMK m. 331).
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için bir avukattan hukuki destek almanız önerilir.