İçeriğe geç
Av. Onur Doğan Kayseri Barosu

Aile hukuku

Nafakanın artırılması, azaltılması ve kaldırılması

tarihinde yayımlandı. Yaklaşık 5 dakikalık okuma.

Nafaka, kararın verildiği günün koşullarına göre belirlenir. Yıllar içinde gelirler değişir, çocuklar büyür, nafaka alan ya da ödeyen kişinin hayatı başka bir yöne gider. Kanun bu yüzden nafakayı sonradan değiştirilebilen bir yükümlülük olarak düzenler. Uygulanacak kural nafakanın türüne göre değişir: boşanmadan sonra eşe ödenen yoksulluk nafakası için Türk Medeni Kanunu’nun 176. maddesine, çocuk için ödenen iştirak nafakası için 331. maddesine bakılır.

Yoksulluk nafakasının artırılması ve azaltılması

Kanuna göre tarafların mali durumlarının değişmesi ya da hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde, aylık ödenen nafakanın artırılmasına veya azaltılmasına karar verilebilir (TMK m. 176). Burada iki ayrı dayanak vardır.

Birincisi mali durumdaki değişikliktir. Nafaka ödeyen eşin emekli olması ya da işini kaybetmesi, gelirinin ciddi biçimde düşmesi azaltma sebebi olabilir. Nafaka alan eşin düzenli bir gelir elde etmeye başlaması da aynı yönde etki eder. Tersi de mümkündür: nafaka ödeyen kişinin geliri önemli ölçüde artmışsa, nafaka alan eş artırım isteyebilir.

İkincisi hakkaniyettir. Taraflardan birinin durumunda somut bir değişiklik olmasa da nafakanın bugünkü koşullarda adil olmaktan çıkması bu kapsamda değerlendirilir. Paranın yıllar içinde değer kaybetmesiyle nafakanın alım gücünün erimesi de bu çerçevede ileri sürülebilir.

Hâkim yeni miktarı belirlerken, nafakanın ilk kez bağlandığı andaki ölçütleri yeniden uygular: nafaka alanın ihtiyacı ve ödeyenin mali gücü. Değişikliği isteyen taraf, hakkını dayandırdığı olguları ispat etmekle yükümlüdür (TMK m. 6).

Yoksulluk nafakasının sona ermesi

Kanun iki grup sebep sayar. Aylık ödenen nafaka, nafaka alan eşin yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar. Bu durumlarda dava açmaya gerek yoktur.

Şu üç durumda ise nafaka ancak mahkeme kararıyla kaldırılır:

  • Nafaka alan eşin evlenmeden fiilen evliymiş gibi yaşaması,
  • Yoksulluğunun ortadan kalkması,
  • Haysiyetsiz hayat sürmesi.

Bu davaları genellikle nafaka ödeyen taraf açar ve iddiasını kanıtlamak da ona düşer. Tanık beyanları, sosyal güvenlik kayıtları, tapu ve araç kayıtları gibi deliller bu davalarda kullanılabilir. Kaldırma şartları oluşmasa bile tarafların durumu değişmişse nafakanın azaltılması da değerlendirilebilir.

Bir de yasal bir gelişme var. Kanun yoksulluk nafakasının “süresiz olarak” isteneceğini söyler. Anayasa Mahkemesi 2026 yılında verdiği bir kararla bu ibareyi iptal etti; iptal 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girecek. O tarihe kadar maddenin mevcut hâli uygulanır ve bu yazının yayımlandığı tarihte maddede yeni bir düzenleme yoktur. İptalin yürürlüğe girmesinden sonra nafakanın süresi konusunda hangi kuralın uygulanacağını takip etmek gerekir.

Çocuk nafakasında değişiklik

Çocuk için ödenen iştirak nafakasında kural daha kısadır: durumun değişmesi hâlinde hâkim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler ya da nafakayı kaldırır (TMK m. 331). Miktarı belirlerken çocuğun ihtiyaçlarına, ana ve babanın hayat koşullarına ve ödeme güçlerine, çocuğun bir geliri varsa ona bakar (m. 330).

Çocuğun okula başlaması, özel bir sağlık sorununun ortaya çıkması, nafaka ödeyen ebeveynin gelirinin belirgin biçimde artması ya da azalması bu kapsamda ileri sürülebilecek değişikliklere örnektir. Artırım davasını, çocuğa fiilen bakan ve velayet kendisinde olan ebeveyn çocuk adına açar. Azaltma ya da kaldırma davasını ise nafaka ödeyen ebeveyn açar.

Velayet sonradan nafaka ödeyen ebeveyne geçerse, onun ödediği nafakanın kaldırılması ve gerekirse diğer ebeveyn aleyhine yeni bir nafaka istenmesi gündeme gelir. Çocuk ergin olunca ana ve babanın bakım borcu kural olarak sona erer. Eğitimi süren ergin çocuk için bu borç, durum ve koşullara göre eğitim bitinceye kadar devam edebilir (m. 328).

Kendiliğinden artış ve dava süreci

Hâkim, istem hâlinde, nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini de karara bağlayabilir. Bu imkân hem yoksulluk nafakası hem de çocuk nafakası için tanınmıştır (m. 176, 182 ve 330). Kararda böyle bir artış öngörülmüşse nafaka, kararda belirlenen ölçüde kendiliğinden yükselir; bu artış için ayrıca dava açılması gerekmez. Anlaşmalı boşanma protokolünde de bu konu düzenlenebilir.

Nafakanın anlaşmalı boşanma protokolüyle belirlenmiş olması, sonradan değiştirilmesine engel değildir. Protokoldeki nafaka hükmü de hâkimin onayıyla boşanma kararının parçası olur ve koşullar değişince yukarıdaki kurallara göre artırılması ya da azaltılması istenebilir.

Davalara aile mahkemesi bakar; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde bu davalara Hâkimler ve Savcılar Kurulunun belirlediği asliye hukuk mahkemesi bakar (4787 sayılı Kanun m. 2 ve 4). Boşanmadan sonra açılan nafaka davalarında nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir (TMK m. 177). Azaltma ya da kaldırma davasında nafaka alacaklısı davalı konumundadır; genel yetki kuralı da davalının yerleşim yeri mahkemesini gösterir (HMK m. 6).

Nafaka ödeyen kişi gelirinin düştüğünü düşünüyorsa ödemeyi kendiliğinden kesmemeli, dava açmalıdır. Mahkeme kararı değiştirmedikçe mevcut karar geçerliliğini korur ve ödenmeyen nafaka birikerek borca dönüşür.

Davadan önce, önceki kararın verildiği tarihteki ve bugünkü durumu karşılaştırmayı sağlayacak belgeleri toplamak işi kolaylaştırır. Maaş bordroları, emeklilik ya da işsizlik belgeleri, kira sözleşmesi, okul ve sağlık giderlerine ilişkin faturalar bu amaçla kullanılabilir. Değişikliği somut olarak gösteremeyen taraf, genel ifadelerle sonuç almakta zorlanır.

Sık sorulan sorular

Nafaka alan eski eşim asgari ücretle bir işe girdi. Nafaka kendiliğinden kalkar mı?

Hayır. Yoksulluğun ortadan kalkması, nafakanın ancak mahkeme kararıyla kaldırılmasını sağlar. Yargıtay kararlarında, asgari ücret düzeyinde bir gelirin tek başına yoksulluğu ortadan kaldırmadığı kabul edilmektedir. Bu yüzden böyle bir durumda kaldırma yerine azaltma istemi de değerlendirilmelidir. Mahkeme her iki tarafın güncel gelir ve giderlerine birlikte bakar.

Nafaka alan eşim yeniden evlendi. Dava açmam gerekir mi?

Aylık ödenen yoksulluk nafakası, nafaka alan eşin yeniden evlenmesiyle kendiliğinden kalkar; bunun için mahkeme kararı gerekmez. Yine de evlenme tarihini gösteren nüfus kaydını almak ve ödemeyi hangi tarihte kestiğinizi belgelemek, ileride çıkabilecek bir tartışmada işinize yarar.

Nafakayı ödeyen ya da alan kişi ölürse ne olur?

Aylık ödenen yoksulluk nafakası, taraflardan birinin ölümüyle kendiliğinden kalkar. Ölüm tarihinden sonraki dönem için nafaka borcu doğmaz. Ölen kişi nafaka ödeyen taraf ise mirasçıları sonraki aylar için ödeme yapmakla yükümlü olmaz; nafaka alan taraf ise mirasçıları sonraki aylar için nafaka isteyemez.

Artırım davası her yıl açılabilir mi?

Kanun iki dava arasında beklenmesi gereken bir süre öngörmez. Ancak her davada, önceki karardan bu yana tarafların mali durumunun değiştiğini ya da hakkaniyetin değişikliği gerektirdiğini göstermek gerekir. Mahkeme kararında nafakanın sonraki yıllarda nasıl artacağı belirlenmişse, o artış için yeniden dava açmaya gerek kalmaz.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için bir avukattan hukuki destek almanız önerilir.

Av. Onur Doğan

Kayseri Barosu'na kayıtlı avukat. Doğan Hukuk Bürosu, Kocasinan / Kayseri.

Diğer yazılar

  1. Aile hukuku

    Boşanmada velayet: mahkeme çocuğun kime verileceğine neye bakarak karar verir?

    Boşanmada velayet kararının ölçütü olan çocuğun üstün yararı, hâkimin takdir yetkisi, uzman raporu ve çocuğun dinlenmesinin dayanağı.

    Dayanak: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 182, 335 ve 336, 339 ve 340 ve diğer maddeler; 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun m. 5; 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 41, 90

  2. Aile hukuku

    Velayetin değiştirilmesi: boşanmadan sonra velayet hangi durumlarda diğer ebeveyne geçer?

    Boşanmada verilen velayetin sonradan değiştirilmesi: durumun değişmesi, yeniden evlenme, kişisel ilişkiye uyulmaması ve mahkemenin ölçütü.

    Dayanak: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 183, 349, 182 ve diğer maddeler; 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun m. 2, 4 ve 5

  3. Aile hukuku

    Özel boşanma sebepleri: zina, hayata kast, terk ve diğerleri

    Zina, hayata kast ve onur kırıcı davranış, suç ve haysiyetsiz hayat, terk ve akıl hastalığı: şartlar ve dava açma süreleri.

    Dayanak: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 161, 162, 163 ve diğer maddeler; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 189/2