İçeriğe geç
Av. Onur Doğan Kayseri Barosu

Taşınmaz ve kira

Muris muvazaası: tapuda satış gösterilen bağışlara karşı mirasçıların hakkı

tarihinde yayımlandı. Yaklaşık 5 dakikalık okuma.

Mirasbırakan, yani ölen kişi, sağlığında bir taşınmazını çocuklarından birine ya da bir yakınına tapuda satmış gibi gösterip devreder. Ortada gerçek bir satış yoktur; para el değiştirmemiştir ya da gösterilen bedel sembolik kalmıştır. Amaç, öteki mirasçıların o taşınmazdan pay almasını önlemektir. Hukukta tarafların gerçek iradelerini gizleyerek görünüşte başka bir işlem yapmasına muvazaa denir. Mirasbırakanın mirasçılarından mal kaçırmak için yaptığı muvazaalı işleme de muris muvazaası adı verilir.

Satış görünümlü bağış neden geçersizdir

Türk Borçlar Kanunu’na göre bir sözleşmenin türü ve içeriği belirlenirken, tarafların yanlışlıkla ya da gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaz; tarafların gerçek ve ortak iradesi esas alınır (m. 19). Satış görünümlü bağışta aslında iki işlem vardır: tapuda yapılan görünürdeki satış ve tarafların gizlediği bağış.

Görünürdeki satış, tarafların gerçek iradesini yansıtmadığı için geçersizdir. Gizlenen bağış da geçersizdir; çünkü taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmeler ve taşınmaz bağışlama sözü resmî şekle bağlıdır (Türk Medeni Kanunu m. 706; Türk Borçlar Kanunu m. 288), oysa ortada resmî şekilde yapılmış bir bağış yoktur. Tapudaki tescil de böylece geçerli bir hukuki sebebe dayanmadığından yolsuz hâle gelir (Türk Medeni Kanunu m. 1024).

Bu sonuç tapuya kayıtlı taşınmazlar içindir. Taşınırlarda bağış resmî şekle bağlı değildir; elden bağışlama, taşınırın teslimiyle kurulur (Türk Borçlar Kanunu m. 289). Bu yüzden para ya da ziynet eşyası gibi taşınırların satış görünümünde devredilmesinde gizlenen bağış geçerli kalabilir. Saklı paylı mirasçılar için o durumda gündeme gelecek yol, şartları varsa tenkis davasıdır.

Mirasçıların dava hakkı

Yargıtay bu konuda bir içtihadı birleştirme kararı vermiştir. Bu karara göre, saklı paylı olsun olmasın, muvazaalı işlemle miras hakkından yoksun bırakılan mirasçılar dava açabilir. Saklı pay, kanunun altsoy, ana baba ve eş gibi yakın mirasçılara ayırdığı ve mirasbırakanın ölüme bağlı tasarruflarla dokunamayacağı kısımdır; örneğin altsoy için yasal miras payının yarısıdır (m. 505 ve 506). Muris muvazaası davasında böyle bir pay şartı aranmaz.

Mirasçılar bu davayı mirasbırakanın yerine geçen kişiler olarak değil, kendi miras haklarına dayanarak, üçüncü kişi konumunda açar. Bunun önemli bir sonucu vardır: muvazaa, tanık dahil her türlü delille ispat edilebilir. Devir tarihinde mirasçı olmak da şart değildir; devirden sonra doğan bir çocuk ya da devirden sonra evlenilen eş de sonradan mirasçı olduğu için payı oranında dava açabilir. Davada taşınmazı devralan kişiye karşı tapu iptali ve tescil istenir. Taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir (Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 12).

Hukuk literatüründe ve Yargıtay kararlarında bu davanın herhangi bir zamanaşımı süresine bağlı olmadığı belirtilir. Yine de yıllar geçtikçe tanıklara ulaşmak ve olayları aydınlatmak zorlaşır; bu yüzden beklemek ispatı güçleştirir.

Mal kaçırma amacının ispatı

Mal kaçırma amacını ispat etmek davayı açan mirasçıya düşer. Mirasbırakanın gerçek amacı çoğu zaman doğrudan bir belgeyle değil, olayın bütününden çıkarılır. Yargıtay kararlarında ve bu kararları inceleyen çalışmalarda öne çıkan emareler şunlardır:

  • Mirasbırakanın mali durumunun iyi olması ve taşınmazı satmak için makul bir ihtiyacının bulunmaması,
  • Tapuda gösterilen bedel ile taşınmazın gerçek değeri arasında aşırı fark olması,
  • Devralanın taşınmazı satın alacak ekonomik güce sahip olmaması,
  • Satış parasının mirasbırakanın malvarlığında hiç görünmemesi,
  • Devrin ölüme yakın bir tarihte yapılması ya da taşınmazın kısa süre içinde bir aracı üzerinden asıl kişiye geçirilmesi,
  • Yöresel gelenekler; örneğin erkek çocukların kayırılıp kız çocuklarının mirastan dışlanması eğilimi.

Bu emarelerden hiçbiri tek başına kesin sonuç doğurmaz. Örneğin yalnızca erkek çocuk lehine devir yapılmış olması, muvazaayı kendiliğinden ispatlamaz. Mirasbırakan bütün mirasçılarını gözeten bir paylaştırma yapmışsa mal kaçırma amacından söz edilemeyeceği kabul edilir. Devralan kişinin yıllarca mirasbırakana baktığı durumlarda, Yargıtay karşı edimin para olmak zorunda olmadığını, bakım ve ihtiyaçların karşılanmasının da karşılık sayılabileceğini değerlendirmektedir.

Mal kaçırma amacı bazen satış yerine ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle gizlenir. Yargıtay bu sözleşmelere dayanan devirlerde de muvazaa iddiasının ileri sürülebileceğini kabul eder. Mahkeme, sözleşme tarihinde mirasbırakanın yaşını, sağlık durumunu, aile ilişkilerini, malvarlığının miktarını ve devredilen malın bütün malvarlığına oranını araştırır. Asıl amacın bakım mı yoksa mirasçılardan mal kaçırmak mı olduğu bu olgulara göre belirlenir.

Tenkis davasıyla farkı

Muris muvazaası davası ile tenkis davası sık karıştırılır. Tenkis davası, mirasbırakanın tasarruf edebileceği kısmı aşan kazandırmalarının indirilmesini amaçlar ve yalnızca saklı paylarının karşılığını alamayan mirasçılara tanınır (Türk Medeni Kanunu m. 560). Tenkise tâbi sağlararası kazandırmalar arasında, mirasbırakanın serbestçe dönme hakkını saklı tutarak yaptığı bağışlamalar ve saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yaptığı açık kazandırmalar da sayılır (m. 565).

Tenkis davası süreye bağlıdır: saklı payın zedelendiğinin öğrenildiği tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde, vasiyetname dışındaki tasarruflarda mirasın açılmasından başlayarak on yıl içinde açılmalıdır (m. 571). Muris muvazaası davasında ise işlem baştan geçersiz sayılır ve taşınmazın davacının payı oranında onun adına tescili istenir.

Yargıtay uygulamasında iki istem birlikte, kademeli olarak ileri sürülebilir: önce muvazaa nedeniyle tapu iptali ve tescil istenir, bu istem kabul edilmezse tenkis incelenir. Muvazaanın ispatlanamama ihtimaline karşı saklı paylı mirasçının tenkis süresini de göz önünde tutması bu yüzden önemlidir.

Sık sorulan sorular

Babam hâlâ hayatta ama malları kardeşime satış gibi gösterip devretti. Şimdiden dava açabilir miyim?

Hayır. Bu davayı açma hakkı mirasçılık sıfatına bağlıdır ve mirasçılık, mirasbırakanın ölümüyle doğar. Mirasbırakan hayattayken mirasçı adayının bu sebeple dava açması mümkün değildir.

Diğer kardeşlerim dava açmak istemiyor. Tek başıma açabilir miyim?

Evet. Yargıtay uygulamasına göre her mirasçı, diğerlerinin katılımı olmadan kendi miras payı oranında tapu iptali ve tescil isteyebilir. Bu durumda taşınmazın yalnızca davacının miras payına düşen kısmı onun adına tescil edilir.

Taşınmaz tapuda açıkça bağış olarak devredilmişse ne olur?

O zaman gizlenen bir işlem yoktur; muvazaaya dayanılamaz. Saklı pay sahibi mirasçılar, saklı paylarını zedeleyen bağış için tenkis davası açabilir. Bu dava, saklı payın zedelendiğini öğrenmeden başlayarak bir yıl ve her hâlde mirasın açılmasından başlayarak on yıl içinde açılmalıdır.

Taşınmaz bu arada başkasına satıldıysa dava açılabilir mi?

Tapudaki kayda iyiniyetle güvenerek taşınmazı edinen üçüncü kişinin kazanımı kanunla korunur. Buna karşılık yolsuz tescili bilen ya da bilmesi gereken kişi bu tescile dayanamaz. Bu nedenle taşınmazın kimin elinde olduğu ve onu nasıl edindiği, davanın kime karşı açılacağını da belirler.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için bir avukattan hukuki destek almanız önerilir.

Av. Onur Doğan

Kayseri Barosu'na kayıtlı avukat. Doğan Hukuk Bürosu, Kocasinan / Kayseri.

Diğer yazılar

  1. Taşınmaz ve kira

    Taşınmaz satış vaadi sözleşmesi: şekli, tapuya şerhi ve tescil davası

    Taşınmaz satış vaadinin noterde düzenleme şeklinde yapılması, tapuya şerh, satıcı kaçınırsa tescil davası, zamanaşımı ve adi yazılı vaadin sonucu.

    Dayanak: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 706, 716, 1009 ve diğer maddeler; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 237, 12 ve 29, 77 ve diğer maddeler; 1512 sayılı Noterlik Kanunu m. 60, 89; 2644 sayılı Tapu Kanunu m. 26; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 12, 367, 389

  2. Taşınmaz ve kira

    Tapu iptali ve tescil davası nedir, hangi sebeplerle açılır?

    Yolsuz tescil kavramı, tapu iptali ve tescil davasının sık görülen sebepleri, iyiniyetli üçüncü kişinin korunması, mahkeme ve süreler.

    Dayanak: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 705, 3, 1020 ve diğer maddeler; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 30, 36, 37 ve 39; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 2, 12, 18 ve diğer maddeler; 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 18/B; 3402 sayılı Kadastro Kanunu m. 12

  3. Taşınmaz ve kira

    Tahliye taahhütnamesi ne zaman geçerlidir, nasıl uygulanır?

    Kiracının yazılı tahliye taahhüdünün geçerlilik şartları, bir aylık süre, icra yoluyla ve dava yoluyla tahliye, kiracının itiraz imkânları.

    Dayanak: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 352, 353, 347; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 272, 273, 274 ve diğer maddeler; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 4, 201; 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 18/B, 18/A