Hekimin aydınlatma yükümlülüğü: bilgilendirilmeden yapılan müdahalede kim sorumlu?
Kısaca
- Tıbbi müdahalelerde hastanın rızası gerekir ve rıza alınırken hastanın aydınlatılması esastır.
- Hastaya hastalığı, müdahalenin nasıl yapılacağı, alternatifleri, komplikasyonları ve reddetmenin sonuçları anlatılır.
- Aydınlatma yapılmadan yapılan müdahale, teknik olarak doğru olsa bile hukuka aykırı sayılabilir.
- Akademik çalışmalarda aktarıldığına göre Yargıtay, hastanın yeterince aydınlatıldığını ispat yükünü hekime yüklemektedir.
Tıbbi bir müdahaleye onay vermek, ne olacağını bilerek karar vermek demektir. Hekimin hastaya hastalığını, önerilen tedaviyi, riskleri ve seçenekleri anlatma borcuna aydınlatma yükümlülüğü denir. Hastanın bu bilgilere dayanarak verdiği onaya da aydınlatılmış onam denir. Aydınlatma eksik kaldığında, ameliyat teknik olarak kusursuz yapılmış olsa bile hekim ve hastane sorumlu tutulabilir.
Rıza ve aydınlatma birlikte aranır
Hasta Hakları Yönetmeliği’ne göre tıbbi müdahalelerde hastanın rızası gerekir. Rıza alınırken hastanın ya da kanuni temsilcisinin müdahalenin konusu ve sonuçları hakkında aydınlatılması esastır. Yani bilgi verilmeden alınan imza, gerçek anlamda bir rıza değildir.
Müdahale de verilen rızanın sınırları içinde kalmalıdır. Ameliyat sırasında müdahalenin genişletilmesi gerekirse ve genişletilmezse organ ya da işlev kaybı doğacaksa, tıbbi zaruret hâlinde rıza aranmadan genişletme yapılabilir. Bunun dışında hastanın onay vermediği bir işlem yapılamaz.
Yönetmelik ayrıca hukuka ve ahlâka aykırı olarak alınan rızanın hükümsüz olduğunu ve böyle bir rızaya dayanarak müdahale yapılamayacağını söyler.
Hastaya neler anlatılmalı?
Yönetmeliğin 15. maddesi, 2014’teki değişiklikle bilgilendirmenin kapsamını ayrıntılı olarak sayar. Hastaya şu konularda bilgi verilir:
- Hastalığın muhtemel sebepleri ve nasıl seyredeceği,
- Müdahalenin kim tarafından, nerede, nasıl yapılacağı ve tahmini süresi,
- Diğer tanı ve tedavi seçenekleri, bunların fayda ve riskleri,
- Muhtemel komplikasyonlar,
- Tedaviyi reddetmenin muhtemel fayda ve riskleri,
- Kullanılacak ilaçların önemli özellikleri,
- Sağlık için kritik yaşam tarzı önerileri ve aynı konuda tıbbi yardıma nasıl ulaşılacağı.
Bilgi sade bir dille, tereddüde yer bırakmadan ve hastanın sosyal ve kültürel düzeyine uygun biçimde verilir. Bilgiyi kural olarak müdahaleyi yapacak sağlık personeli sözlü olarak verir. Acil durumlar dışında hastaya makul bir süre tanınır ve hasta aynı şikâyet için ikinci bir hekim görüşü isteyebilir.
Aydınlatılacak kişi kural olarak hastanın kendisidir. Hasta, bilginin başka birine verilmesini isterse bu talep, hastanın imzasıyla yazılı olarak kayda geçirilir. Hasta, kendisine ya da yakınlarına bilgi verilmemesini de isteyebilir. Bu karar da yazılı olarak alınır ve hasta onu istediği zaman değiştirebilir.
Aydınlatmanın zamanlaması da önemlidir. Akademik çalışmalarda, ağır ameliyatlarda müdahaleden hemen önce yapılan aydınlatmanın hastaya düşünme imkânı vermediği için yeterli görülmediği belirtilir. Hastanın bilgiyi değerlendirip karar verebileceği bir zaman bırakılmalıdır.
Yönetmelik bir istisna da tanır. Hastalığın seyri ve sonucu vahim görülüyorsa ve bilgi hastanın manevi durumunu olumsuz etkileyip hastalığı artırabilecekse, teşhis hastadan saklanabilir. Bu durumda hastaya ya da yakınlarına bilgi verilip verilmeyeceği hekimin takdirindedir.
Onam formu tek başına yeterli mi?
Yönetmeliğe göre rıza, mevzuatın öngördüğü istisnalar dışında herhangi bir şekle bağlı değildir. Ancak uyuşmazlığa yol açması tıbben muhtemel görülen müdahaleler için, 15. maddedeki bilgileri içeren bir rıza formu hazırlanır.
Bilgiler hastaya sözlü olarak da aktarılır ve form iki nüsha olarak imzalanır; bir nüsha hastaya verilir. Formu, bilgilendirmeyi yapan ve müdahaleyi gerçekleştirecek sağlık personeli de imzalar.
Hasta tedaviyi reddederse ya da durdurulmasını isterse, doğabilecek sonuçların anlatıldığını gösteren yazılı bir belge alınması gerekir. Kanunen zorunlu hâller dışında hasta bu hakkı her zaman kullanabilir ve bu tercihi, daha sonra aynı sağlık kuruluşuna başvurduğunda aleyhine kullanılamaz.
Rızanın aranmadığı hâller sınırlıdır. Hayati tehlike bulunan ve bilinci kapalı olduğu için rıza alınamayan hastaya ya da organ veya işlev kaybı söz konusu olduğunda rıza aranmadan müdahale yapılabilir. Hasta müdahale sırasında isteğini açıklayamıyorsa, daha önce belirttiği istekler dikkate alınır.
Formun varlığı aydınlatmanın yapıldığını kendiliğinden göstermez. Akademik çalışmalarda aktarılan yargı kararlarında, herkese aynı biçimde imzalatılan standart onam formlarının tek başına yeterli görülmediği vurgulanmaktadır. Formun somut hastaya ve somut müdahaleye ilişkin bilgileri içermesi gerekir.
Aydınlatma yapılmadan yapılan müdahalede sorumluluk
Hekim ile hasta arasındaki ilişkiye çoğu durumda Türk Borçlar Kanunu’nun vekâlet sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanır. Kanun, vekilin özen borcunu benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin davranışına göre ölçer. Öğretide aydınlatma yükümlülüğü de bu özen borcunun bir parçası olarak kabul edilir.
Aydınlatma yapılmadan alınan rızaya dayanan müdahale kural olarak hukuka aykırıdır. Akademik çalışmalara göre bu durumda müdahale tıp kurallarına uygun yapılmış olsa bile sorumluluk doğabilir. Tipik örnek, hastaya hiç söylenmemiş bir komplikasyonun gerçekleşmesidir. Hekim burada teknik bir hata yapmamış olabilir, ama hasta o riski bilerek karar verme hakkından yoksun bırakılmıştır.
Sorumluluk için aydınlatma eksikliği ile zarar arasında bağ bulunmalıdır. Gerekli bilgi verilseydi de hastanın aynı müdahaleye onay vereceği anlaşılırsa bu bağ kurulamayabilir.
İspat bakımından durum hasta lehinedir. Akademik çalışmalarda aktarıldığına göre Yargıtay’ın yerleşik içtihadında, hastanın yeterince aydınlatıldığını ispat yükü hekime aittir. Aydınlatma sözlü ya da yazılı yapılabilir ve her türlü delille ispat edilebilir.
Aydınlatma eksikliği, malvarlığında bir eksilmeye yol açtıysa maddi, kişilik değerlerini zedelediyse manevi tazminat istenebilir. Davanın özel hastaneye mi yoksa idareye karşı mı açılacağı, hangi mahkemede görüleceği ve zamanaşımı süreleri tedavinin nerede yapıldığına göre değişir. Bu konuları hekim hatası ve malpraktis tazminatı yazısında ayrıntılı olarak anlattık.
Sık sorulan sorular
Ameliyattan önce onam formu imzaladım. Artık hiçbir şey isteyemez miyim?
Form tek başına her şeyi çözmez. Öğretide aktarılan yargı kararlarında, standart onam formlarının tek başına yeterli aydınlatma sayılmadığı vurgulanır. Önemli olan, formun sizin durumunuza ve yapılan müdahaleye özgü bilgileri içermesi ve bu bilgilerin size anlaşılır biçimde anlatılmış olmasıdır.
Ameliyat tıbben doğru yapıldı ama bana söylenmeyen bir komplikasyon gelişti. Tazminat isteyebilir miyim?
Bu ihtimal vardır. Aydınlatılmayan bir riskin gerçekleşmesi, müdahale tıp kurallarına uygun yapılmış olsa bile sorumluluk doğurabilir. Ancak aydınlatma eksikliği ile zarar arasında bağ kurulmalıdır. Gerekli bilgi verilseydi de hastanın aynı müdahaleye onay vereceği anlaşılıyorsa bu bağ kurulamayabilir.
Acil durumda da rıza alınması gerekir mi?
Hayati tehlike bulunan ve bilinci kapalı olduğu için hastadan rıza alınamayan durumlarda ya da bir organın veya işlevinin kaybı söz konusuysa, rıza aranmadan müdahale yapılabilir. Bu durum kayıt altına alınır. Hastanın bilinci açıldıktan sonraki müdahaleler için rıza işlemlerine başvurulur.
Çocuğum için kim onay verir?
Küçük ya da kısıtlı hastada veliden ya da vasiden izin alınır. Kanuni temsilcinin izni yeterli olsa bile çocuk, anlayabildiği ölçüde dinlenir ve sürece katılması sağlanır. Kanuni temsilci izin vermez ama müdahale tıbben gerekliyse mahkeme kararı gerekir.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için bir avukattan hukuki destek almanız önerilir.