İçeriğe geç
Av. Onur Doğan Kayseri Barosu

Borçlar ve sözleşmeler

Alacağım ödenmiyor, elimdeki eşyasını geri vermeyebilir miyim? Hapis hakkı

tarihinde yayımlandı. Yaklaşık 5 dakikalık okuma.

Kısaca

  • Alacaklı, borçlunun rızasıyla elinde bulunan taşınırı, alacak muaccelse ve eşyayla bağlantılıysa borç ödenene kadar alıkoyabilir.
  • Paraya çevrilemeyen eşyada, alacaklının üstlendiği yükümlülükle ya da kamu düzeniyle bağdaşmayan hâllerde hapis hakkı kullanılamaz.
  • Borç ödenmez ve güvence de verilmezse alacaklı, borçluya önceden bildirerek eşyanın rehin hükümlerine göre satılmasını isteyebilir.

Bir tamirci ücretini almadan aracı teslim etmek istemez. Bir terzi dikiş parası ödenmeden kumaşı geri vermez. Bu davranışların hukuktaki karşılığı hapis hakkıdır. Buradaki “hapis” cezayla ilgili değildir; alacaklının, borçluya ait bir eşyayı alacağı ödenene kadar elinde tutması anlamına gelir.

Hapis hakkı Türk Medeni Kanunu’nun 950 ila 953. maddelerinde düzenlenir. Kanun bu hakkı rehne yakın bir güvence olarak görür. Alacaklı eşyayı yalnızca elinde tutmakla kalmaz, borç ödenmezse onu paraya çevirterek alacağını tahsil edebilir.

Hapis hakkı için hangi şartlar aranır

Kanunun 950. maddesine göre alacaklının hapis hakkı kullanabilmesi için şu şartların birlikte bulunması gerekir:

  • Eşya bir taşınır ya da kıymetli evrak olmalıdır. Taşınır, yerinden oynatılabilen mal demektir: araç, makine, giysi, cihaz gibi. Kıymetli evrak ise çek, senet gibi hakkı içinde taşıyan belgelerdir.
  • Eşya borçluya ait olmalı ve alacaklının elinde borçlunun rızasıyla bulunmalıdır. Kanunun deyişiyle alacaklı eşyanın zilyedi olmalıdır; zilyet, bir şeyi fiilen elinde bulunduran kişidir. Gizlice alınan ya da zorla el konulan eşyada bu hak doğmaz.
  • Alacak muaccel olmalıdır. Muaccel, ödeme zamanı gelmiş borç demektir.
  • Alacak ile eşya arasında, niteliği itibarıyla bir bağlantı olmalıdır. Tamir ücreti ile tamir edilen araç arasındaki ilişki bunun tipik örneğidir.

Taraflar tacirse ve hem zilyetlik hem de alacak ticari ilişkiden doğmuşsa, bu bağlantı kanunen var sayılır. Yani iki şirket arasında alacağın tam da o eşyadan doğduğunu ayrıca göstermeye gerek yoktur.

Eşya borçluya ait değilse hapis hakkı tamamen ortadan kalkmaz. Kanun, alacaklının borçluya ait olmayan taşınırlar üzerinde de, zilyetliğin iyiniyetle kazanılmasının korunduğu ölçüde hapis hakkına sahip olduğunu söyler. Örneğin müşterinin başkasından ödünç aldığı bir cihazı tamire getirdiği ve tamircinin bunu bilmediği durumlarda bu kural önem kazanır.

Hapis hakkının kullanılamadığı durumlar

Şartlar bulunsa bile bazı hâllerde eşya alıkonulamaz. Kanunun 951. maddesi bu durumları sayar:

  • Nitelikleri gereği paraya çevrilmeye elverişli olmayan taşınırlar. Kimlik kartı, aile fotoğrafları ya da kişisel mektuplar gibi satılarak bir değere dönüştürülemeyecek şeyler bu kapsamdadır.
  • Alacaklının üstlendiği yükümlülükle bağdaşmayan hâller. Eşyayı belli bir tarihte geri vermeyi ya da belli bir yere götürmeyi taahhüt eden kişi, bu sözünü hapis hakkıyla çiğneyemez.
  • Borçlunun eşyayı teslim ederken ya da daha önce verdiği talimatla bağdaşmayan hâller.
  • Kamu düzeniyle bağdaşmayan hâller.

Bu sınırlar, hapis hakkının bir baskı aracına dönüşmesini engeller. Alacaklı, alacağı olduğu için elindeki her şeyi tutamaz; kanunun çizdiği çerçevenin içinde kalmak zorundadır.

Borçlu ödeme güçlüğüne düşerse

Hapis hakkının ilk şartı alacağın muaccel olmasıdır. Kanunun 952. maddesi buna bir istisna getirir. Borçlu ödemeden aciz hâle düşmüşse, yani borçlarını ödeyemeyecek duruma gelmişse, alacaklı alacağının ödeme zamanı gelmemiş olsa bile eşyayı alıkoyabilir.

Aynı maddede ikinci bir kolaylık daha vardır. Borçlunun aczi eşyanın tesliminden sonra ortaya çıkmışsa ya da daha önce olup da alacaklı bunu teslimden sonra öğrenmişse, alacaklı hapis hakkını kullanabilir. Bu durumda alacaklının eşyayı belli bir şekilde kullanma yükümlülüğü ya da borçlunun teslim sırasındaki talimatı da onu engellemez. Kanun burada, iyiniyetle eşyayı teslim alan alacaklının sonradan ortaya çıkan ödeme güçlüğü karşısında korunmasını amaçlar.

Eşya nasıl paraya çevrilir

Alacaklı hapsettiği eşyayı kendisi satamaz, kullanamaz ya da kendi malı gibi tutamaz. Kanunun 953. maddesine göre borç ödenmez ve yeterli güvence de gösterilmezse alacaklı, borçluya önceden bildirimde bulunarak eşyanın teslime bağlı rehin hükümlerine göre paraya çevrilmesini isteyebilir. Eşya nama yazılı bir kıymetli evraksa, paraya çevirme için gereken işlemleri borçlu yerine icra dairesi yapar.

İcra ve İflas Kanunu’nun 23. maddesi, taşınır rehni kavramına hapis hakkını da dâhil eder. Bu yüzden alacaklı, alacağını rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip ederek tahsil eder. Takip talebinde, hapsedilen eşyanın ne olduğu da belirtilir.

Borçlunun güvence göstermesi önemli bir çıkış yoludur. Borcun miktarına ya da varlığına itiraz eden borçlu, yeterli güvence vererek eşyanın satışa çıkarılmasının önüne geçebilir ve uyuşmazlığı ayrıca mahkemede tartışabilir.

Kanunda ayrıca düzenlenen hapis hakları

Medeni Kanun’daki genel hükmün yanında Türk Borçlar Kanunu bazı sözleşmeler için özel hapis hakları tanır. Bunlardan en bilineni kiraya verenin hapis hakkıdır. Taşınmaz kiralarında kiraya veren, işlemiş bir yıllık ve işlemekte olan altı aylık kira bedelinin güvencesi olarak, kiralananda bulunan ve kiralananın döşenmesine ya da kullanılmasına yarayan taşınırlar üzerinde hapis hakkına sahiptir (m. 336). Bu hak, kiracının haczedilemeyen malları üzerinde kullanılamaz. Kiraya verenin kiracıya ait olmadığını bildiği ya da bilmesi gerektiği eşya ile çalınmış veya kaybolmuş eşya üzerindeki üçüncü kişi hakları, kiraya verenin hapis hakkından önce gelir (m. 337). Kiracı taşınmak ya da eşyayı başka yere götürmek isterse kiraya veren, alacağını güvenceye alacak miktardaki taşınırı sulh hâkiminin veya icra müdürünün kararıyla alıkoyabilir (m. 338).

Otel, garaj, otopark ve benzeri yerleri işletenler de kendilerine bırakılan eşya ve hayvanlar üzerinde, ücretlerini ve saklama giderlerini güvenceye almak için hapis hakkına sahiptir (m. 580). Komisyoncu, ardiyeci, pazarlamacı ve vekil için de kanunda ayrı hükümler bulunur. Bu özel hükümler, kendi alanlarında genel kuraldan önce uygulanır.

Hapis hakkı, karşılıklı borç doğuran sözleşmelerdeki ödemezlik itirazından farklıdır. Ödemezlik itirazında taraf, karşı taraf kendi borcunu yerine getirmedikçe kendi edimini yerine getirmekten kaçınır. Hapis hakkında ise alacaklı, zaten borçluya ait olup elinde bulunan bir eşyayı güvence olarak tutar. Karşılıklı borçların birbirinden düşülmesi ise ayrı bir kurumdur; bu konuyu takas yazımızda anlatıyoruz.

Sık sorulan sorular

Tamirci, ücretini ödemediğim için arabamı vermiyor. Buna hakkı var mı?

Şartlar varsa evet. Aracı tamir için kendi isteğinizle teslim ettiniz, tamir ücreti de doğrudan bu araçla ilgili. Ücret ödenme zamanı gelmişse tamirci, borç ödenene kadar aracı alıkoyabilir. Ücretin miktarına itiraz ediyorsanız uyuşmazlığı mahkemede tartışabilirsiniz; yeterli bir güvence göstermeniz, tamircinin aracı satışa çıkarmasının da önüne geçer.

Hapis hakkı olan kişi eşyayı kullanabilir ya da kendisi satabilir mi?

Hayır. Hapis hakkı yalnızca eşyayı alıkoyma imkânı verir. Alacaklı borç ödenmezse eşyayı kendisi satamaz; borçluya önceden bildirimde bulunarak teslime bağlı rehin hükümlerine göre paraya çevrilmesini ister. Bu satış icra dairesi aracılığıyla yapılır.

Eski işverenim, maaşımı ödemediği için ona ait dizüstü bilgisayarı tutabilir miyim?

Kanun hapis hakkı için alacak ile eşya arasında niteliği itibarıyla bir bağlantı arar. Size iş için verilen bir bilgisayar ile ücret alacağınız arasında böyle bir bağlantının bulunup bulunmadığı tartışmalı olabilir. Ayrıca eşyayı geri verme yükümlülüğünü üstlenmişseniz hapis hakkı kullanılamaz. Bu durumda alıkoymak yerine ücret alacağınızı yasal yollarla istemek daha güvenlidir.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için bir avukattan hukuki destek almanız önerilir.

Av. Onur Doğan

Kayseri Barosu'na kayıtlı avukat. Doğan Hukuk Bürosu, Kocasinan / Kayseri.

İlgili yazılar

  1. Borçlar ve sözleşmeler

    Birlikte borçlandık, alacaklı yalnızca benden istedi: müteselsil borçluluk ve rücu

    Müteselsil borçluluğun doğuşu, alacaklının borcun tamamını bir borçludan isteyebilmesi, savunmalar, zamanaşımı ve fazla ödeyen borçlunun diğerlerine rücu hakkı.

    Dayanak: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 162, 163, 164–165 ve diğer maddeler; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 641

  2. Borçlar ve sözleşmeler

    Yanlış hesaba para gönderdim: sebepsiz zenginleşme ve paranın geri istenmesi

    Yanlışlıkla başkasına giden paranın sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri istenmesi, ispat, iadenin kapsamı ve iki ile on yıllık zamanaşımı.

    Dayanak: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 77, 78, 79 ve diğer maddeler; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 66 ve 67

  3. Borçlar ve sözleşmeler

    Kefil olmak: kefalet ne zaman geçerli olur, kefil hangi borçtan ne kadar sorumludur?

    Kefalette el yazısı ve azami miktar şartı, eşin yazılı rızası, adi ve müteselsil kefalet farkı, kefilin sorumluluk sınırı ve on yıllık süre.

    Dayanak: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 581, 582, 583 ve diğer maddeler; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 449