İçeriğe geç
Av. Onur Doğan Kayseri Barosu

Borçlar ve sözleşmeler

O da bana borçlu: alacağımı borcumdan takas yoluyla düşebilir miyim?

tarihinde yayımlandı. Yaklaşık 6 dakikalık okuma.

Kısaca

  • Genel takas kuralında karşılıklı ve özdeş borçların ikisinin de muaccel olması gerekir.
  • Takas, iradenin alacaklıya bildirilmesiyle gerçekleşir ve küçük borç tutarında sonuç doğurur.
  • Nafaka ve işçi ücreti gibi korunan alacaklarda takas için özel sınırlamalar vardır.

Bir kişiye borçlu olmak, aynı kişiden olan alacağın her durumda kendiliğinden bu borçtan düşüleceği anlamına gelmez. Türk Borçlar Kanunu, karşılıklı borçların belirli koşullarla sona ermesini takas olarak düzenler. Takasın gerçekleşmesi için borçların özellikleri kadar, takas iradesinin karşı tarafa bildirilmesi de önemlidir.

Gündelik dilde kullanılan hesaplaşma veya birbirinden düşme ifadeleri, işlemin hukuki koşullarını tek başına açıklamaz. Önce iki ayrı borcun kimler arasında bulunduğu, hangi edimlere ilişkin olduğu ve ne zaman istenebilir hâle geldiği belirlenmelidir. Ayrıca bazı alacaklarda alacaklının rızası aranır; bazı sözleşmelerde ise takas hakkından önceden vazgeçilmiş olabilir.

Karşılıklılık, özdeşlik ve muacceliyet

TBK 139’daki genel kurala göre iki kişi birbirine karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri borçlu olmalıdır. Edim, borcun konusunu oluşturan yerine getirme yükümlülüğüdür. Aynı ilişkide bir kişinin hem alacaklı hem borçlu olması değil, iki kişinin birbirine karşı bu sıfatları taşıması önemlidir.

Bu nedenle bir kişiden olan alacağın, başka bir kişiye olan borçla yalnızca ekonomik bağlantı gerekçesiyle takas edilebileceği varsayılamaz. Borcun ve alacağın tarafları ayrı ayrı gösterilmelidir. Birbirleriyle iş yapan veya yakınlığı bulunan kişilerin ayrı borç ilişkileri, sırf bu bağlantı nedeniyle tek bir hesap hâline gelmez.

Kanun, para borçlarının yanında özdeş diğer edimleri de kapsar. Buna karşılık bir para alacağı ile tamamen farklı nitelikte bir işi yapma borcunun bulunduğu her durumda aynı takas kuralının uygulanacağı söylenemez. Borçların konusu, yalnızca değerlerinin parasal olarak ifade edilebilir olmasıyla karıştırılmamalıdır.

Genel takas kuralında her iki borç da muaccel olmalıdır. Muacceliyet, borcun yerine getirilmesinin istenebilir hâle gelmesidir. Bir alacağın mevcut olması ile ödeme zamanının gelmiş olması farklıdır; sözleşmedeki vade veya borcun istenebilirliğini etkileyen kayıtlar bu nedenle incelenir.

İncelemede şu sorular ayrı ayrı cevaplanabilir:

  • Borcun ve karşı alacağın tarafları aynı iki kişi mi?
  • Borçlar para veya özdeş başka edimlere mi ilişkin?
  • İkisinin de yerine getirilmesi istenebilir hâle gelmiş mi?
  • Rıza gerektiren bir alacak veya takas hakkından feragat var mı?

Bu yazı genel takas düzenlemesine odaklanır. TBK 142, borçlunun iflası için ayrıca bir hüküm içerir; iflas hâlindeki takas, genel muacceliyet açıklamasından hareketle tek başına sonuçlandırılmamalıdır. Aynı şekilde 143. madde, cari hesapla ilgili ticari özel teamülleri saklı tutar.

Bildirim ve borçların sona erdiği an

Koşulların bulunması, borçların kendiliğinden silindiği anlamına gelmez. TBK 143, takasın ancak borçlunun takas iradesini alacaklıya bildirmesiyle gerçekleşeceğini düzenler. Bu nedenle yalnızca kişinin kendi hesabında bir tutarı düşmesi ile karşı tarafa takas bildiriminde bulunması aynı işlem değildir.

Bildirim hazırlanırken hangi alacağın hangi borçla takas edildiğinin anlaşılması önemlidir. Alacağın kaynağı, tutarı ve karşı borçla bağlantısı açıkça gösterilebilir. Bu unsurların yazılması burada yeni bir kanuni şekil şartı olarak değil, bildirimin kapsamını belirginleştiren bir hazırlık yöntemi olarak önerilmektedir.

Takas gerçekleştiğinde iki borç, takas edilebilecekleri anda daha az olan borç tutarınca sona erer. Böylece bildirim tarihi ile sona ermenin etkili olduğu an birbirinden ayrılır. Etkinin başlangıcı, borçların takas edilebilir duruma geldiği andır.

Borçlar eşit miktardaysa bu kapsamda ikisi de tamamen sona erebilir. Miktarlar farklıysa küçük olan borç tamamen sona ererken büyük borcun yalnızca aynı tutardaki bölümü sona erer. Kalan kısım, sırf takas bildirimi yapılmış olması nedeniyle ortadan kalkmış sayılmaz.

Kanunun 143. maddesindeki temel düzenleme şöyledir:

Takas, ancak borçlunun takas iradesini alacaklıya bildirmesiyle gerçekleşir. Bu durumda her iki borç, takas edilebilecekleri anda daha az olan borç tutarınca sona erer.

Bu kural nedeniyle yalnızca son bakiye üzerinde anlaşmazlık bulunup bulunmadığına bakmak yeterli değildir. Alacakların başlangıçtaki miktarları, takas edilebilirlik tarihi ve bildirimin kapsamı ayrı ayrı belirlenmelidir. Birden fazla borcun bulunduğu ilişkilerde hangi borcun hedeflendiğinin açık tutulması özellikle yararlıdır.

Çekişmeli alacak, zamanaşımı ve kefilin durumu

Alacaklardan birinin çekişmeli olması, takasın ileri sürülmesini kendiliğinden engellemez. Çekişmeli alacak, tarafların varlığı veya miktarı üzerinde uyuşmadığı alacaktır. Ancak kanunun bu izni, iddia edilen her alacağın doğru kabul edileceği veya diğer koşulların aranmayacağı anlamına gelmez.

Zamanaşımına uğramış alacak bakımından özel bir zaman karşılaştırması yapılır. Alacak, takas edilebileceği anda henüz zamanaşımına uğramamışsa takası ileri sürülebilir. Dolayısıyla yalnızca takas bildiriminin yapıldığı tarihte zamanaşımı süresinin dolup dolmadığını kontrol etmek yeterli olmayabilir.

Bu değerlendirme için alacağın zamanaşımı durumu ile iki borcun takas edilebilir hâle geldiği tarih birlikte incelenmelidir. İlgili borçların geçmişi belirlenmeden, zamanaşımının her durumda takası engellediği veya hiçbir etkisinin bulunmadığı söylenemez. Kanun, tam olarak takas edilebilirlik anındaki duruma önem verir.

Kefalet ilişkisinde TBK 140 ayrıca koruma sağlar. Asıl borçlunun takası ileri sürme hakkı bulunduğu sürece kefil, alacaklıya ödemede bulunmaktan kaçınabilir. Hüküm, kefilin kendi alacağını kullanmasından değil, asıl borçlunun takas hakkının bulunmasından hareket eder.

Üçüncü kişi yararına sözleşmede ise farklı bir sınır vardır. Üçüncü kişi yararına borçlanan kişi, bu borcunu sözleşmenin diğer tarafından olan alacağıyla takas edemez. Bu düzenleme, borcun kimin yararına üstlenildiği ile karşı alacağın kime yöneldiğinin neden ayrı belirlenmesi gerektiğini gösterir.

Rıza gereken alacaklar ve takastan vazgeçme

TBK 144 bazı alacakların, takas hakkı doğduktan sonra ancak alacaklının rızasıyla takas edilebileceğini belirtir. Saklanmak üzere bırakılmış eşyanın geri verilmesine veya bedeline ilişkin alacaklar bunlar arasındadır. Haksız alınan ya da aldatmayla alıkonulan eşyanın geri verilmesi veya bedeli de aynı korumaya dahildir.

Nafaka ve işçi ücreti gibi kişinin ve ailesinin bakımı için zorunlu, niteliği gereği doğrudan alacaklıya verilmesi gereken alacaklar da korunur. Bu yüzden her para alacağına genel takas kuralını hiçbir istisna yokmuş gibi uygulamak doğru değildir. Alacağın para olarak ifade edilmesi, özel niteliğini ortadan kaldırmaz.

İşçi ücreti bakımından TBK 407 ayrıca önem taşır. İşveren, işçiden olan alacağını işçinin rızası olmadan ücret borcuyla takas edemez. İşçinin kasten verdiği ve yargı kararıyla sabit zarardan doğan alacaklarda ise ancak ücretin haczedilebilir kısmı kadar takas mümkündür.

Bu istisnada kast, yargı kararı ve haczedilebilir kısım sınırı birlikte bulunmalıdır. Her zarar iddiası ücretin tamamından kesinti yapma imkânı vermez. Kanun ayrıca ücretin işveren lehine kullanılacağına ilişkin anlaşmaları geçersiz sayar.

Son olarak TBK 145, borçlunun takas hakkından önceden de feragat edebileceğini düzenler. Feragat, bu hakkı kullanmaktan vazgeçmektir. Bu nedenle karşılıklı borçların genel koşulları taşıdığı görülse bile, tarafların anlaşmasında takas hakkıyla ilgili bir kayıt bulunup bulunmadığı da incelenmelidir.

Sık sorulan sorular

Karşı taraf alacağımı kabul etmiyorsa takas ileri süremez miyim?

TBK 139, alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takasın ileri sürülebileceğini belirtir. Ancak bu, ileri sürdüğünüz alacağın varlığının ve miktarının incelemesiz kabul edileceği anlamına gelmez. Karşılıklılık, muacceliyet ve diğer takas koşulları ayrıca bulunmalıdır.

Karşılıklı borçlar aynı gün ödenebilir hâle geldiyse otomatik olarak sona erer mi?

Hayır. TBK 143, takas iradesinin alacaklıya bildirilmesini arar. Bildirimle birlikte borçlar, takas edilebilir oldukları andan itibaren daha az olan borç tutarınca sona erer. Şartların oluşmasıyla bildirim yapılması bu nedenle ayrı aşamalardır.

Zamanaşımına uğrayan alacağımı artık hiç takas edemez miyim?

Kanun bir istisna tanır: Alacak, takas edilebileceği anda henüz zamanaşımına uğramamışsa sonradan zamanaşımına uğraması takasın ileri sürülmesini engellemez. Değerlendirme yalnızca bugünkü tarihe göre yapılamaz; iki borcun takas edilebilir hâle geldiği tarih de belirlenmelidir.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için bir avukattan hukuki destek almanız önerilir.

Av. Onur Doğan

Kayseri Barosu'na kayıtlı avukat. Doğan Hukuk Bürosu, Kocasinan / Kayseri.

İlgili yazılar

  1. Borçlar ve sözleşmeler

    Vekâlet olmadan yapılan işin masrafları geri istenebilir mi?

    Vekâletsiz iş görmede iş sahibinin menfaati, özen ve yasaklama, giderlerin karşılanması, zenginleşme sınırı ve sonradan onay.

    Dayanak: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 526–531

  2. Borçlar ve sözleşmeler

    Emlak komisyonu ne zaman ödenir? Simsarlık (tellallık) sözleşmesi ve yazılı şekil

    Emlakçının komisyona hak kazanması için gereken şartlar, taşınmaz simsarlığında yazılı şekil zorunluluğu, ücretin belirlenmesi, indirilmesi ve kaybedilmesi.

    Dayanak: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 520, 521, 522 ve diğer maddeler

  3. Borçlar ve sözleşmeler

    Kandırılarak ya da tehditle imzalattırılan sözleşmeden nasıl kurtulunur?

    Yanılma, aldatma ve korkutma ile yapılan sözleşmelerde bağlı olmama hakkı, esaslı yanılma hâlleri, üçüncü kişinin aldatması ve bir yıllık süre.

    Dayanak: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 30, 31, 32 ve diğer maddeler