İçeriğe geç
Av. Onur Doğan Kayseri Barosu

Borçlar ve sözleşmeler

Vekâlet olmadan yapılan işin masrafları geri istenebilir mi?

tarihinde yayımlandı. Yaklaşık 5 dakikalık okuma.

Kısaca

  • Vekâletsiz yapılan işte bütün masrafların otomatik olarak geri alınacağı söylenemez.
  • İş gören, iş sahibinin menfaatine ve varsayılan iradesine uygun hareket etmelidir.
  • İş sahibinin işi sonradan uygun bulması halinde vekâlet hükümleri uygulanır.

Bir kişinin kendisine vekâlet verilmeden başkasının hesabına iş yapması, Türk Borçlar Kanunu’nda vekâletsiz iş görme başlığı altında düzenlenir. Bu durum, yapılan bütün masrafların kendiliğinden karşı taraftan istenebileceği anlamına gelmez. İşin kimin menfaatine yapıldığı, iş sahibinin varsayılan iradesi, gerekli özen ve varsa yasaklama birlikte değerlendirilmelidir. Kanunun farklı durumlara bağladığı sonuçlar birbirinden ayrılmalıdır.

Burada iş sahibi, hesabına iş görülen kişidir; iş gören ise işi üstlenmiş kişiyi ifade eder. 526 ila 531. maddeler, iş görenin yükümlülükleriyle iş sahibinin hak ve borçlarını düzenler. İlgili kişinin sonradan işi uygun bulması halinde ise vekâlet hükümleri uygulanır. Başlangıçtaki yetki durumu ile sonradan verilen onay aynı olgu değildir.

İş sahibinin menfaati ve varsayılan iradesi

  1. madde, vekâleti olmadan başkasının hesabına iş gören kişinin işi sahibinin menfaatine ve varsayılan iradesine uygun yürütmesini ister. Varsayılan irade, iş sahibinin o koşullarda ne isteyeceğinin değerlendirilmesine ilişkindir. İş görenin kendi tercihini doğrudan iş sahibinin iradesi saymak doğru olmaz. Olayın koşulları ve işin niteliği incelenmelidir.

6098 sayılı Kanun’un 526. maddesinden:

Vekâleti olmaksızın başkasının hesabına işgören, o işi sahibinin menfaatine ve varsayılan iradesine uygun olarak görmekle yükümlüdür.

Yapılan işlemin gerçekten başkasının hesabına olup olmadığı da başlangıçta belirlenmelidir. Bir kişinin kendi yararına yaptığı işlemi sonradan başkasının işi olarak nitelendirmesi, kanundaki koşulları kendiliğinden oluşturmaz. İşin amacı, kimin için yürütüldüğü ve ortaya çıkan yarar ayrı ayrı açıklanmalıdır. Tarafların beyanları mevcut belgelerle birlikte okunmalıdır.

Bu incelemede işin başlangıcındaki durum ile sonradan ortaya çıkan sonuç ayrılmalıdır. Sonucun yararlı olması, işe başlanırkenki bütün koşulların uygun olduğunu tek başına göstermez. Buna karşılık beklenen sonucun gerçekleşmemesi de kanunun gerekli özeni gösteren kişi için tanıdığı hakları her durumda ortadan kaldırmaz. Menfaat, özen ve sonuç farklı değerlendirme başlıklarıdır.

İhmal, zararı önleme ve yasaklamaya rağmen işlem

  1. madde, vekâletsiz iş görenin her türlü ihmalinden sorumlu olduğunu belirtir. Ancak iş sahibinin karşılaştığı zarar veya tehlikeyi gidermek için hareket edilmişse sorumluluk daha hafif değerlendirilir. Bu düzenleme, zarar tehlikesine müdahale eden kişinin hiçbir koşulda sorumlu olmayacağı anlamına gelmez. Hangi amaçla hareket edildiği ve gösterilen özen incelenmelidir.

6098 sayılı Kanun’un 527. maddesinden:

Vekâletsiz işgören, her türlü ihmalinden sorumludur. Ancak, işgören bu işi, işsahibinin karşılaştığı zararı veya zarar tehlikesini gidermek üzere yapmışsa, sorumluluğu daha hafif olarak değerlendirilir. İşgören, işsahibinin açıkça veya örtülü olarak yasaklamış olmasına karşın bu işi yapmışsa ve işsahibinin yasaklaması da hukuka veya ahlaka aykırı değilse, beklenmedik hâlden de sorumlu olur.

Ancak, işgören o işi yapmamış olsaydı bile, bu zararın beklenmedik hâl sonucunda gerçekleşeceğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur.

İş sahibinin açık veya örtülü yasaklamasına rağmen yapılan işte özel bir sorumluluk düzeni vardır. Kanun, yasaklamanın hukuka veya ahlaka aykırı olmaması koşulunu da arar. Bu nedenle her yasaklama iddiası aynı sonuca bağlanmamalıdır. Yasaklamanın bulunup bulunmadığı ve niteliği somutlaştırılmalıdır.

Beklenmedik halden doğan zarar bakımından maddede bir kurtuluş imkânı da gösterilmiştir. İş gören, işi yapmasa bile zararın bu nedenle gerçekleşeceğini ispatlarsa sorumluluktan kurtulabilir. Bu iddia, yalnızca ihtimal belirten bir açıklama olarak bırakılmamalıdır. Olayın iş yapılmış ve yapılmamış halleri arasındaki bağlantı delillerle değerlendirilmelidir.

6098 sayılı Kanun’un 528. maddesinden:

İşgören, sözleşme ehliyetinden yoksunsa, yaptığı işlemden ancak zenginleştiği ölçüde veya iyiniyetli olmaksızın elinden çıkardığı zenginleşme miktarıyla sorumlu olur. Haksız fiillerden doğan daha kapsamlı sorumluluk saklıdır.

Sözleşme ehliyetinden yoksun iş görenin durumu ayrıca düzenlenmiştir. Burada zenginleşmenin kapsamı ve iyiniyetli olmadan elden çıkarılan miktar önem taşır. Haksız fiilden doğan daha kapsamlı sorumluluğun saklı tutulması da gözden kaçırılmamalıdır. Sadece ehliyetsizlikten hareketle bütün sonuçların ortadan kalktığı söylenemez.

Giderlerin ve üstlenilen borçların karşılanması

  1. madde, işin iş sahibinin menfaatine yapılması halinde zorunlu ve yararlı masrafların faiziyle ödenmesini düzenler. İş görenin gördüğü iş nedeniyle üstlendiği edimler ve hâkimin takdir edeceği zarar da hükümde yer alır. Ancak her harcamanın kendiliğinden zorunlu veya yararlı sayıldığı düşünülmemelidir. Durumun gerekleri ayrıca değerlendirilir.

6098 sayılı Kanun’un 529. maddesinden:

İşsahibi, işin kendi menfaatine yapılması hâlinde, işgörenin, durumun gereğine göre zorunlu ve yararlı bulunan bütün masrafları faiziyle ödemek ve gördüğü iş dolayısıyla üstlendiği edimleri ifa etmek ve hâkimin takdir edeceği zararı gidermekle yükümlüdür. Bu hüküm, umulan sonuç gerçekleşmemiş olsa bile, işi yaparken gereken özeni göstermiş olan işgören hakkında da uygulanır. İşgören, yapmış olduğu giderleri alamadığı takdirde, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre ayırıp alma hakkına sahiptir.

Umulan sonucun gerçekleşmemesi halinde gerekli özeni gösteren kişi bakımından hükmün uygulanmaya devam etmesi önemlidir. Başarılı sonuç ile özenli hareket her zaman aynı olgu değildir. Bu nedenle sadece sonuç üzerinden bütün hakların reddedilmesi veya kabul edilmesi doğru bir inceleme yöntemi olmaz. İşin nasıl yürütüldüğü ve giderlerin niteliği ortaya konulmalıdır.

Masraf talebinde belgeler, hangi giderin hangi işe ilişkin olduğunu gösterecek biçimde sıralanabilir. İş sahibinin menfaatiyle bağlantısı açıklanamayan bir harcama, yalnızca ödeme belgesi bulunduğu için aynı kapsamda kabul edilmez. Faiz talebiyle ilgili hesap yapılacaksa uygulanacak düzenleme ve dönem ayrıca doğrulanmalıdır. Bu yazıda doğrulanmamış sabit bir faiz oranı verilmemektedir.

İş görenin menfaati ve sonradan uygun bulma

İşin iş sahibinin menfaatine yapılmadığı durum, 530. maddede ayrıca düzenlenir. İş sahibi yine de iş görmeden doğan faydaları edinebilir. Buna karşılık iş görenin masrafları ve giriştiği borçlardan kurtarılması bakımından yükümlülük zenginleşme ölçüsüyle sınırlanır. Bu düzenlemenin 529. maddeyle aynı kapsamda olduğu varsayılmamalıdır.

6098 sayılı Kanun’un 530. maddesinden:

İşsahibi, kendi menfaatine yapılmamış olsa bile, işgörmeden doğan faydaları edinme hakkına sahiptir; ancak zenginleştiği ölçüde, işgörenin masraflarını ödemek ve giriştiği borçlardan onu kurtarmakla yükümlüdür.

6098 sayılı Kanun’un 531. maddesinden:

İşsahibi yapılan işi uygun bulmuşsa, vekâlet hükümleri uygulanır.

İş sahibinin yapılan işi uygun bulması halinde vekâlet hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. Ancak sonradan uygun bulma olgusunun gerçekten gerçekleşip gerçekleşmediği incelenmelidir. Tarafın her sessiz kalışının veya her davranışının aynı anlama geldiği şeklinde genel bir varsayım kurulamaz. Açıklamalar ve işlemler kendi bağlamlarıyla değerlendirilmelidir.

Uyuşmazlığın incelenmesi için işin başlangıcı, yetki bulunmadığı iddiası, varsa yasaklama, yapılan işler ve masraflar ayrı gösterilmelidir. İş sahibinin elde ettiği faydayla iş görenin yaptığı gider aynı tutar olmak zorunda değildir. Talepler kanunun ilgili ayrımına göre kurulmalıdır. Böylece geri ödeme veya sorumluluk değerlendirmesi, doğrulanmamış varsayımlara dayandırılmadan yapılabilir.

Sık sorulan sorular

Her yapılan masraf geri alınabilir mi?

Hayır. İşin kimin menfaatine yapıldığı, giderin zorunlu veya yararlı olup olmadığı ve ilgili diğer koşullar birlikte değerlendirilir.

Beklenen sonuç çıkmazsa hiçbir hak kalmaz mı?
  1. madde, gerekli özeni göstermiş iş gören bakımından umulan sonuç gerçekleşmese de hükmün uygulanacağını belirtir.
İş sahibi sonradan uygun bulursa ne olur?
  1. maddeye göre yapılan iş uygun bulunmuşsa vekâlet hükümleri uygulanır. Uygun bulmanın gerçekleşip gerçekleşmediği somut olarak incelenmelidir.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için bir avukattan hukuki destek almanız önerilir.

Av. Onur Doğan

Kayseri Barosu'na kayıtlı avukat. Doğan Hukuk Bürosu, Kocasinan / Kayseri.

İlgili yazılar

  1. Borçlar ve sözleşmeler

    Emlak komisyonu ne zaman ödenir? Simsarlık (tellallık) sözleşmesi ve yazılı şekil

    Emlakçının komisyona hak kazanması için gereken şartlar, taşınmaz simsarlığında yazılı şekil zorunluluğu, ücretin belirlenmesi, indirilmesi ve kaybedilmesi.

    Dayanak: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 520, 521, 522 ve diğer maddeler

  2. Borçlar ve sözleşmeler

    Kandırılarak ya da tehditle imzalattırılan sözleşmeden nasıl kurtulunur?

    Yanılma, aldatma ve korkutma ile yapılan sözleşmelerde bağlı olmama hakkı, esaslı yanılma hâlleri, üçüncü kişinin aldatması ve bir yıllık süre.

    Dayanak: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 30, 31, 32 ve diğer maddeler

  3. Borçlar ve sözleşmeler

    İkinci el aldığım mal ayıplı çıktı: satıcı tüketici değilse haklarım ve süreler

    İki kişi arasındaki satışta ayıplı mal: gözden geçirme ve ihbar, gördüm beğendim kaydı, dönme, indirim, onarım ve değişim hakları ile iki yıllık zamanaşımı.

    Dayanak: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 219, 221–222, 223 ve diğer maddeler; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 23; 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m. 3