Vekâlet sözleşmesi: vekil neden sorumludur, azil ve istifa nasıl olur?
Kısaca
- Vekil talimata uymak, işi sadakat ve özenle yürütmek ve istendiğinde hesap vermek zorundadır.
- Dava açmak, sulh olmak, bağışlama yapmak ya da taşınmazı devretmek gibi işlemler için özel yetki gerekir.
- Taraflar vekâleti sebep göstermeden her zaman sona erdirebilir; uygun olmayan zamanda sona erdiren zararı karşılar.
Bir başkasının işini görmeyi üstlenmek günlük hayatta sık rastlanan bir durumdur. Tapuda satış için birine yetki vermek, bir avukata dava takibi bırakmak, yurt dışındaki bir akrabanın bankadaki işlerini yürütmek bunlara örnektir. Hukuken bu ilişkilerin çoğu vekâlet sözleşmesidir ve Türk Borçlar Kanunu’nun 502 ilâ 514. maddeleriyle düzenlenir.
Vekâlet sözleşmesi nedir, nasıl kurulur?
Kanunun 502. maddesine göre vekâlet sözleşmesi, vekilin vekâlet verenin bir işini görmeyi veya işlemini yapmayı üstlendiği sözleşmedir. Vekâlet veren, işini başkasına bırakan kişidir; vekil ise bu işi yapmayı üstlenen kişidir. Sözleşme ya da teamül (o işte yerleşmiş uygulama) varsa vekil ücrete hak kazanır. Yani vekâlet ücretli de olabilir, ücretsiz de.
Günlük dilde “vekâlet” denince çoğunlukla noterde düzenlenen vekâletname akla gelir. Vekâletname, vekilin üçüncü kişilere karşı vekâlet veren adına işlem yapabileceğini gösteren yetki belgesidir. Vekâlet sözleşmesi ise iki taraf arasındaki iç ilişkidir: vekilin neyi, nasıl yapacağı ve hangi durumda sorumlu olacağı bu ilişkiye göre belirlenir.
Kanun bazı durumlarda sözleşmenin sessizce kurulduğunu da kabul eder (m. 503). Kendisine bir iş önerilen kişi, bu işi görme konusunda resmî sıfata sahipse, iş mesleğinin gereğiyse ya da bu tür işleri kabul edeceğini duyurmuşsa ve öneriyi hemen reddetmemişse, vekâlet sözleşmesi kurulmuş sayılır.
Vekâletin kapsamı sözleşmede açıkça yazılmamışsa görülecek işin niteliğine göre belirlenir (m. 504). Ancak kanun bazı işlemler için özel yetki ister. Vekil, özel olarak yetkilendirilmedikçe dava açamaz, sulh olamaz, hakeme başvuramaz, iflas ya da konkordato talep edemez, kambiyo taahhüdünde bulunamaz, bağışlama yapamaz, kefil olamaz, taşınmazı devredemez ve bir hakla sınırlandıramaz.
Vekilin borçları ve sorumluluğu
Vekilin ilk borcu talimata uymaktır (m. 505). Vekil, vekâlet verenin açık talimatına uymak zorundadır. İzin alma imkânı yoksa ve vekâlet veren durumu bilseydi izin vereceği açıksa vekil talimattan ayrılabilir. Bunun dışında talimattan ayrılan vekil, işi görmüş olsa bile, bundan doğan zararı karşılamadıkça borcunu ifa etmiş sayılmaz. Örneğin evini belirli bir bedelin altında satmaması söylenen vekil, daha düşük bedelle satarsa aradaki farktan sorumlu olabilir.
İkinci borç işi bizzat, sadakat ve özenle yürütmektir (m. 506). Vekil, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözetmek zorundadır. Kanun özen borcunun ölçüsünü de belirler: benzer alanda iş üstlenen basiretli, yani dikkatli ve öngörülü bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır.
Vekil işi kural olarak kendisi yapar. Yetki verilmişse ya da durum zorunlu kılıyor veya teamül izin veriyorsa işi başkasına gördürebilir. Yetkisi olmadan işi başkasına bırakan vekil, o kişinin fiilinden kendisi yapmış gibi sorumludur. Başkasına vekâlet verme yetkisi varsa yalnızca o kişiyi seçerken ve ona talimat verirken gerekli özeni göstermekle yükümlüdür (m. 507).
Üçüncü borç hesap vermektir (m. 508). Vekil, vekâlet verenin istemesi üzerine yürüttüğü işin hesabını vermek ve vekâletle ilgili olarak aldıklarını ona teslim etmek zorundadır. Teslimde geciktirdiği paranın faizini de öder. Satış bedelini tahsil edip uzun süre vermeyen vekil hem asıl parayı hem faizini ödemekle yükümlü olur.
Vekil kendi adına ama vekâlet veren hesabına iş yapmışsa, bu işlerden doğan üçüncü kişilerdeki alacaklar, vekâlet veren vekile karşı bütün borçlarını ödediği anda kendiliğinden vekâlet verene geçer (m. 509). Vekil iflas etse bile vekâlet veren bu alacağın kendisine geçtiğini iflas masasına karşı ileri sürebilir.
Birden fazla kişi vekâleti birlikte üstlenmişse, ifadan müteselsil, yani her biri borcun tamamından sorumludur (m. 511).
Vekâlet verenin borçları
Vekâlet ilişkisinde borç yalnızca vekile ait değildir. 510. maddeye göre vekâlet veren, vekâletin gereği gibi yerine getirilmesi için vekilin yaptığı giderleri ve verdiği avansları faiziyle ödemek ve vekili üstlendiği borçlardan kurtarmak zorundadır. Vekil, vekâletin ifası nedeniyle uğradığı zararı da isteyebilir; vekâlet veren ancak kusuru olmadığını ispat ederek bu sorumluluktan kurtulur. Bir kişiye birlikte vekâlet verenler de vekile karşı müteselsil olarak sorumludur (m. 511).
Azil, istifa ve sona erme
Vekâlet sözleşmesinin en dikkat çeken özelliği, iki tarafın da onu her zaman tek taraflı olarak sona erdirebilmesidir (m. 512). Vekâlet verenin sözleşmeyi sona erdirmesine azil, vekilin sona erdirmesine istifa denir. Sebep göstermek gerekmez. Ancak uygun olmayan bir zamanda sözleşmeyi sona erdiren taraf, karşı tarafın bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür. Örneğin bir dava süresinin son günlerinde, vekâlet verene başka bir vekil bulma fırsatı tanımadan istifa eden vekil, bu nedenle doğan zarardan sorumlu tutulabilir.
Sözleşme bazı durumlarda kendiliğinden de sona erer (m. 513). Sözleşmeden ya da işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça vekilin ya da vekâlet verenin ölümü, ehliyetini kaybetmesi veya iflası vekâleti sona erdirir. Taraflardan biri tüzel kişiyse, tüzel kişiliğin sona ermesi de aynı sonucu doğurur. Sona erme vekâlet verenin menfaatlerini tehlikeye düşürüyorsa, vekil ya da mirasçısı veya temsilcisi, işler devralınabilir hâle gelinceye kadar vekâleti yürütmeye devam etmek zorundadır.
Vekilin, sözleşmenin sona erdiğini öğrenmeden önce yaptığı işlerden vekâlet veren ya da mirasçıları, sözleşme devam ediyormuş gibi sorumludur (m. 514). Bu yüzden azil kararı verildiğinde vekile ulaştığı ispatlanabilecek bir yolla bildirilmelidir. Noterde düzenlenmiş bir vekâletname varsa, azlin noter aracılığıyla vekile tebliğ ettirilmesi tarih ve içerik bakımından sonradan çıkabilecek tartışmaları azaltır. Vekilin elinde kalan belge ve paraların iadesi, hesap verme borcu çerçevesinde ayrıca istenebilir.
Sık sorulan sorular
Vekâletnamede yazmayan bir işi vekil yapabilir mi?
Vekâletin kapsamı sözleşmede açıkça gösterilmemişse görülecek işin niteliğine göre belirlenir ve işin görülmesi için gerekli hukuki işlemleri yapma yetkisini de kapsar. Ancak dava açmak, sulh olmak, hakeme başvurmak, kefil olmak, bağışlama yapmak, taşınmazı devretmek ya da bir hakla sınırlandırmak gibi işlemler için özel yetki gerekir.
Vekili azletmek için bir sebep göstermek gerekir mi?
Hayır. Vekâlet veren de vekil de sözleşmeyi her zaman tek taraflı olarak sona erdirebilir. Sebep gösterme zorunluluğu yoktur. Ancak uygun olmayan bir zamanda sözleşmeyi sona erdiren taraf, karşı tarafın bundan doğan zararını gidermek zorundadır.
Vekil işi başka birine yaptırabilir mi?
Kural olarak vekil işi bizzat yapmak zorundadır. Kendisine yetki verilmişse ya da durum zorunlu kılıyorsa veya teamül buna imkân veriyorsa işi başkasına yaptırabilir. Yetkisi olmadan başkasına yaptırırsa, o kişinin fiilinden kendisi yapmış gibi sorumlu olur.
Vekâlet veren ölürse vekil ne yapmalıdır?
Sözleşmeden ya da işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça vekâlet, vekâlet verenin ölümüyle sona erer. Ancak sona erme vekâlet verenin menfaatlerini tehlikeye düşürüyorsa, mirasçılar ya da temsilci işleri kendisi görebilecek duruma gelinceye kadar vekil vekâleti ifaya devam etmekle yükümlüdür.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için bir avukattan hukuki destek almanız önerilir.