İcra dosyasının borçlusu değilim: haciz ihbarnamesine nasıl cevap verilir?
Kısaca
- Haciz ihbarnamesine itiraz, tebliğden itibaren yedi gün içinde icra dairesine yazılı veya sözlü olarak bildirilmelidir.
- İlk ihbarnameye süresinde itiraz edilmezse mal üçüncü kişinin elinde, borç da onun üzerinde sayılır.
- İkinci ihbarname de cevapsız kalırsa yapılan bildirim üzerine menfi tespit davası on beş gün içinde açılabilir.
- Davanın açıldığını gösteren belge, bildirim tarihinden itibaren yirmi gün içinde icra dairesine verilmelidir.
Bir icra dosyasının asıl borçlusu olmadığınız halde haciz ihbarnamesi alabilirsiniz. İcra ve İflas Kanunu’nun 89. maddesi, takip borçlusunun üçüncü kişilerde bulunan belirli alacaklarının ve taşınır mallarının haczini düzenler. Burada üçüncü kişi, takip borçlusuna borçlu olduğu veya onun malını elinde bulundurduğu düşünülen kişidir. İhbarnameyi almak ile asıl takip borçlusu olmak aynı şey değildir.
Buna karşılık ihbarnameyi cevapsız bırakmanın ciddi sonuçları vardır. Kanun, birbirini izleyen bildirimler ve süreler öngörür. Hangi aşamadaki belgenin tebliğ edildiği belirlenmeden yalnızca “borcum yok” düşüncesiyle işlem yapmamak risklidir. İlk, ikinci ve sonraki bildirimlerin sonuçları ayrı ayrı okunmalıdır.
İlk ihbarname ve yedi günlük itiraz
İlk bildirimde üçüncü kişiye, kapsam içindeki borcunu artık takip borçlusuna değil icra dairesine ödemesi gerektiği bildirilir. Borçluya ait taşınır mal bakımından da teslimin icra dairesine yapılması istenir. Bu nedenle ihbarnamenin konusu, tutarı, tarafları ve tebliğ tarihi açıkça belirlenmelidir.
Üçüncü kişinin gerçekte borcu bulunmaması veya malın elinde olmaması mümkündür. Borcun daha önce ödenmiş olması, malın borçluya ait olmaması ve maddede sayılan diğer durumlar da söz konusu olabilir. Bu itirazlar, tebliğden itibaren yedi gün içinde icra dairesine yazılı veya sözlü bildirilmelidir. Sadece alacaklıyla görüşmek, kanunun gösterdiği merciye cevap verilmesiyle aynı işlem değildir.
İkinci ve üçüncü bildirimlerin farklı sonuçları
İlk ihbarnameye süresinde itiraz edilmezse kanun malın elde, borcun ise üçüncü kişinin üzerinde sayılması sonucunu öngörür. İkinci ihbarname bu durumu bildirir ve yeniden yedi günlük itiraz imkânını gösterir. İkinci ihbarnamenin de süresinde cevapsız kalması halinde sonraki bildirimde ödeme, teslim veya menfi tespit davası gündeme gelir.
Menfi tespit davası, burada üçüncü kişinin takip borçlusuna borçlu olmadığının veya malın ona ait olmadığının belirlenmesini istediği davadır. Davayı açma süresi ile açıldığına ilişkin belgenin icra dairesine sunulma süresi aynı değildir. İkinci süreyi birinci sürenin yerine kullanmak hak kaybına yol açabilir. Kanunun bu aşamalara ilişkin metni şöyledir:
2004 sayılı Kanun’un 89. maddesinden:
Hamiline ait olmıyan veya cirosu kabil bir senetle müstenit bulunmıyan alacak veya sair bir talep hakkı veya borçlunun üçüncü şahıs elindeki taşınır bir malı haczedilirse icra memuru; borçlu olan hakiki veya hükmi şahsa bundan böyle borcunu ancak icra dairesine ödiyebileceğini ve takip borçlusuna yapılan ödemenin muteber olmadığını veya malı elinde bulunduran üçüncü şahsa bundan böyle taşınır malı ancak icra dairesine teslim edebileceğini, malı takip borçlusuna vermemesini, aksi takdirde malın bedelini icra dairesine ödemek zorunda kalacağını bildirir (Haciz ihbarnamesi).Bu haciz ihbarnamesinde, ayrıca 2, 3 ve 4 üncü fıkra hükümleri de üçüncü şahsa bildirilir. Üçüncü şahıs; borcu olmadığı veya malın yedinde bulunmadığı veya haciz ihbarnamesinin tebliğinden önce borç ödenmiş veya mal istihlak edilmiş veya kusuru olmaksızın telef olmuş veya malın borçluya ait olmadığı veya malın kendisine rehnedilmiş olduğu veya alacak borçluya veya emrettiği yere verilmiş olduğu gibi bir iddiada ise, keyfiyeti, haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine yazılı veya sözlü olarak bildirmeye mecburdur. Üçüncü şahıs, haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde itiraz etmezse, mal yedinde veya borç zimmetinde sayılır ve kendisine gönderilen haciz ihbarnamesine süresinde itiraz etmediği, bu nedenle de malın yedinde veya borcun zimmetinde sayıldığı ikinci bir ihbarname ile bildirilir. Bu ikinci ihbarnamede ayrıca, üçüncü şahsın ihbarnamenin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde ikinci fıkrada belirtilen sebeplerle itirazda bulunması, itirazda bulunmadığı takdirde zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmesi istenir. İkinci ihbarnameye süresi içinde itiraz etmeyen ve zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemeyen veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmeyen üçüncü şahsa onbeş gün içinde parayı icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı teslim etmesi yahut bu süre içinde menfi tespit davası açması, aksi takdirde zimmetinde sayılan borcu ödemeye veya yedinde sayılan malı teslime zorlanacağı bildirilir. Bu bildirimi alan üçüncü şahıs, icra takibinin yapıldığı veya yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinde süresi içinde menfi tespit davası açtığına dair belgeyi bildirimin yapıldığı tarihten itibaren yirmi gün içinde ilgili icra dairesine teslim ettiği takdirde, hakkında yürütülen cebri icra işlemleri menfi tespit davası sonunda verilen kararın kesinleşmesine kadar durur. Bu süre içinde 106 ncı maddede belirtilen süreler işlemez. Bu davada üçüncü şahıs, takip borçlusuna borçlu olmadığını veya malın takip borçlusuna ait olmadığını ispat etmeye mecburdur. Üçüncü şahıs açtığı bu davayı kaybederse, mahkemece, dava konusu şeyin yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere bir tazminata mahkûm edilir. Bu fıkraya göre açılacak menfi tespit davaları maktu harca tabidir.
İspat, dava riski ve gerçeğe uygun cevap
Bu özel menfi tespit davasında üçüncü kişi, takip borçlusuna borçlu olmadığını veya malın takip borçlusuna ait olmadığını ispatlamakla yükümlüdür. Dava kaybedilirse kanunda belirtilen tazminat sonucu doğar. Dava açılmasının tek başına bütün işlemleri her koşulda durduracağı düşünülmemelidir; süresinde açma ve belgenin icra dairesine teslimi koşulları birlikte incelenmelidir.
Süresinde itiraz edilmesi de gerçeğe aykırı cevap vermeyi haklı kılmaz. Alacaklı, cevabın aksini icra mahkemesinde ispat ederek kanunda gösterilen cezalandırma ve tazminat taleplerini ileri sürebilir. Bu nedenle cevap, mevcut sözleşme, ödeme ve teslim kayıtlarıyla uyumlu olmalıdır. Bilinmeyen bir ilişki hakkında tahminle borç ikrarı veya inkârı yapılmamalıdır.
Belgenin kapsamı ve cevap hazırlığı
Kanun, üçüncü kişinin beyanını harç ve resme tabi tutmaz. Ayrıca güvenli elektronik imzayla UYAP ve entegre sistemler üzerinden bildirim ve cevap verilmesini düzenler. Bu elektronik usulle yapılan bildirim tebliğ yerine geçer. Ancak bunun her sıradan elektronik posta mesajının geçerli cevap olduğu anlamına gelmediği gözden kaçırılmamalıdır.
Bir tüzel kişinin merkezine bütün şubeleri kapsayacak şekilde ihbarname tebliğ edilmişse merkez tüm şubeleri veya birimleri kapsayan beyanda bulunmakla yükümlüdür. Dolayısıyla yalnızca bir şubenin kayıtlarına bakılarak cevap hazırlanması, ihbarnamenin kapsamıyla uyumsuz olabilir. Kimin adına ve hangi birimler için cevap verildiği netleştirilmelidir.
Cevap hazırlığında önce tebliğ belgesi, ardından takip borçlusuyla olan ilişkinin belgeleri incelenmelidir. Fatura, sözleşme, ödeme kaydı veya teslim belgesi aynı olgunun farklı yönlerini gösterebilir. Kusursuz bir engel nedeniyle süre kaçırılmışsa 89. madde, 65. maddeye gönderme yapar; böyle bir ihtimalin şartları ayrıca incelenmeden sürelerin önemsiz olduğu sonucuna varılmamalıdır.
Sık sorulan sorular
Borcum yoksa ihbarnameyi görmezden gelebilir miyim?
Hayır. Kanun, borcu bulunmadığı iddiasının da süresi içinde icra dairesine bildirilmesini öngörür. Cevapsızlık ayrı hukuki sonuçlar doğurur.
Dava açma ve belge sunma süresi aynı mı?
Hayır. İlgili bildirim üzerine menfi tespit davası açmak için on beş gün; açıldığına dair belgeyi icra dairesine sunmak için bildirim tarihinden itibaren yirmi gün düzenlenmiştir.
İtiraz beyanı harca tabi mi?
- maddeye göre üçüncü kişinin beyanı hiçbir harç ve resme tabi değildir. Bu kural, sonradan açılacak davanın bütün masraflarının bulunmadığı anlamına gelmez.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için bir avukattan hukuki destek almanız önerilir.