İçeriğe geç
Av. Onur Doğan Kayseri Barosu

İş hukuku

Ücret ne zaman ve nasıl ödenir, işveren maaştan kesinti yapabilir mi?

tarihinde yayımlandı. Yaklaşık 5 dakikalık okuma.

Kısaca

  • Ücret en geç ayda bir ödenir; sözleşmeyle ödeme süresi bir haftaya kadar indirilebilir.
  • İşveren, işçiden olan alacağını işçinin rızası olmadıkça ücret borcuyla takas edemez, yani maaştan düşemez.
  • Ücret kesme cezası yalnızca sözleşmede gösterilen sebeplerle verilebilir ve bir ayda iki gündelikten fazla olamaz.
  • Ücret alacaklarında zamanaşımı süresi beş yıldır.

Ücret, işçinin emeği karşılığında aldığı paradır ve çoğu işçi için tek geçim kaynağıdır. Bu yüzden İş Kanunu ücretin ne zaman, nerede ve nasıl ödeneceğini ayrıntılı biçimde düzenler; işverenin ücretten keyfî kesinti yapmasını da sınırlar. Kanunun 32. maddesi ücretin ödenmesini, 38. maddesi ise ceza amaçlı kesintileri düzenler.

Ücret ne zaman ödenir

Kanuna göre ücret en geç ayda bir ödenir. İş sözleşmeleri ya da toplu iş sözleşmeleriyle ödeme süresi bir haftaya kadar indirilebilir. Yani taraflar ücretin haftalık ya da iki haftalık ödenmesini kararlaştırabilir, ama ödeme aralığını bir aydan uzun tutamaz. İşverenin ücreti iki ayda bir ya da “işler açılınca” ödemesi bu kurala aykırıdır. Ödeme gününün sözleşmede ya da işyeri uygulamasında açıkça belli olması, gecikmenin hesaplanmasını da kolaylaştırır.

İş sözleşmesi sona erdiğinde de özel bir kural vardır. Sözleşmenin sona ermesinde işçinin ücreti ile sözleşmeden ve kanundan doğan, parayla ölçülebilen bütün haklarının tam olarak ödenmesi zorunludur. İşten ayrılan işçinin son ayının ücreti, hak ettiği tazminatlar ve kullanmadığı izinlerin ücreti gibi alacaklar bu kapsamdadır.

Ücretin gününde ödenmemesi hâlinde işçinin çalışmaktan kaçınma ve sözleşmeyi feshetme gibi hakları doğar; bu yollar maaşı ödenmeyen işçinin haklarını anlatan yazıda ele alınmıştır.

Ücret nasıl ve nerede ödenir

Ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her türlü ödeme kural olarak Türk parasıyla, işyerinde ya da özel olarak açılan bir banka hesabına ödenir. Ücret yabancı para olarak kararlaştırılmışsa, ödeme günündeki kur üzerinden Türk parasıyla ödeme yapılabilir.

Kanun, belirli işverenlerin ücreti banka hesabı yoluyla ödemesini zorunlu tutma yetkisi de tanımıştır. Bu zorunluluğa tabi olan işveren, işçinin ücretini bu hesap dışında ödeyemez.

Bazı ödeme biçimleri ise tamamen yasaktır. Ücret bonoyla, kuponla ya da ülkede geçerli parayı temsil ettiği iddia edilen bir senetle veya başka herhangi bir şekilde ödenemez. Meyhane ve benzeri eğlence yerlerinde, perakende mal satan dükkân ve mağazalarda, buralarda çalışanlar dışındaki işçilere ücret ödemesi de yapılamaz.

İşveren her ödemede işçiye ücret hesabını gösteren bir pusula vermek zorundadır (m. 37). Bu belge imzalı ya da işyerinin özel işaretini taşıyan bir belge olmalıdır. Pusulada ödemenin günü ve ilgili olduğu dönem yer alır. Fazla çalışma, hafta tatili, bayram ve genel tatil ücretleri gibi asıl ücrete yapılan eklemeler ile vergi, sigorta primi, avans mahsubu, nafaka ve icra gibi kesintiler ayrı ayrı gösterilir. Bordro adıyla bilinen bu belge, işçinin ücretinden ne kesildiğini görmesinin en kolay yoludur.

İşveren ücretten hangi kesintileri yapabilir

Her kesinti aynı nitelikte değildir. Bir kısmı kanundan kaynaklanır: vergi ve sigorta primi kesintileri işverenin keyfine bağlı değildir, kanun gereği yapılır. Mahkeme kararıyla bağlanan nafaka ya da icra dairesinin haciz yazısı üzerine yapılan kesintiler de böyledir. Önceden alınmış avansın ücretten düşülmesi de hesap pusulasında gösterilen kesintiler arasındadır.

İşverenin kendi alacağı için ücretten kesinti yapması ise sıkı bir kurala bağlıdır. Türk Borçlar Kanunu’nun 407. maddesine göre işveren, işçiden olan alacağı ile ücret borcunu işçinin rızası olmadıkça takas edemez. Takas, iki tarafın karşılıklı borçlarının birbirinden düşülmesidir. Bu kuralın tek istisnası, işçinin kasten sebep olduğu ve yargı kararıyla sabit olan bir zarardır; bu alacak da ancak ücretin haczedilebilir kısmı kadar takas edilebilir. Ücretin işveren lehine kullanılacağına ilişkin anlaşmalar ise geçersizdir.

Bunun yanında İş Kanunu’nun 35. maddesine göre işçinin aylık ücretinin dörtte birinden fazlası haczedilemez ve başkasına devredilemez. İşçinin bakmakla yükümlü olduğu aile üyeleri için hâkimin belirleyeceği miktar bu hesaba dahil değildir; nafaka alacaklılarının hakları ise saklıdır. Maaş haczinin ayrıntıları ayrı bir yazının konusudur.

Ücret kesme cezası ve sınırları

Ücret kesme cezası, işçinin işyeri kurallarına aykırı bir davranışı nedeniyle ücretinden ceza olarak yapılan kesintidir. Kanunun 38. maddesi bu cezayı üç sınırla çevreler.

İlk sınır sebeptir. İşveren, toplu iş sözleşmesinde ya da iş sözleşmesinde gösterilmiş sebepler dışında işçiye ücret kesme cezası veremez. Sözleşmede yazmayan bir davranış için ceza kesilemez.

İkinci sınır bildirimdir. Ceza olarak yapılacak kesintinin işçiye derhâl, sebepleriyle birlikte bildirilmesi gerekir.

Üçüncü sınır tutardır. Bu kesintiler bir ayda iki gündelikten fazla olamaz. Parça başına ya da yapılan iş miktarına göre ücret alan işçilerde sınır, işçinin iki günlük kazancıdır.

Kesilen para işverende kalmaz. Kanuna göre bu paralar, işçilerin eğitimi ve sosyal hizmetleri için kullanılmak üzere Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı hesabına, Bakanlıkça belirtilen bir bankaya, kesildiği tarihten itibaren bir ay içinde yatırılır. İşveren bu paraların işyerinde ayrı bir hesabını tutmak zorundadır.

Kurallara uymayan işveren idari yaptırımla da karşılaşabilir. Kanunun 102. maddesi; ücreti süresi içinde kasten ödemeyen ya da eksik ödeyen, zorunlu tutulduğu hâlde ücreti banka hesabına yatırmayan, hesap pusulası düzenlemeyen, 38. maddeye aykırı olarak ücret kesme cezası veren ya da yaptığı kesintinin sebebini ve hesabını bildirmeyen işverene idari para cezası öngörür. Ceza tutarları her yıl yeniden değerlendirilir.

Bu kurallara aykırı yapılan kesintiler, ödenmemiş ücret niteliğindedir ve işçi tarafından istenebilir. Ücret alacaklarında zamanaşımı süresi beş yıldır. Bordroları, banka hesap dökümlerini ve ceza bildirimlerini saklamak, hangi kesintinin hangi gerekçeyle yapıldığını sonradan göstermeyi kolaylaştırır.

Sık sorulan sorular

İşveren kırdığım bir eşyanın bedelini maaşımdan kesebilir mi?

Türk Borçlar Kanunu’na göre işveren, işçiden olan alacağını ücret borcuyla işçinin rızası olmadıkça takas edemez, yani maaştan düşemez. İstisna, işçinin kasten sebep olduğu ve yargı kararıyla sabit bir zarardır; bu durumda bile takas ancak ücretin haczedilebilir kısmı kadar yapılabilir. Bu kurallar, sözleşmede ya da toplu iş sözleşmesinde gösterilen sebeplere dayanan ve ayrı sınırlara bağlı olan ücret kesme cezasından farklıdır.

Ücretimin elden ödenmesi kanuna aykırı mı?

Kanun ücretin kural olarak Türk parasıyla işyerinde veya özel olarak açılan bir banka hesabına ödenmesini öngörür. Belirli işverenler için banka yoluyla ödeme zorunluluğu getirilebilir; bu zorunluluğa tabi işverenler ücreti banka dışında ödeyemez. Hangi işverenlerin bu kapsamda olduğu ilgili düzenlemelere göre belirlenir. Elden ödeme yapılıyorsa ödemeyi gösteren imzalı belge ve hesap pusulası almak, ileride ispat açısından önemlidir.

Geçmişte ödenmeyen ücretimi ne kadar geriye dönük isteyebilirim?

Ücret alacaklarında zamanaşımı süresi beş yıldır. Ücretin hiç ya da geç ödenmesi hâlinde işçinin başvurabileceği yollar ayrı bir yazıda anlatılmıştır.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için bir avukattan hukuki destek almanız önerilir.

Av. Onur Doğan

Kayseri Barosu'na kayıtlı avukat. Doğan Hukuk Bürosu, Kocasinan / Kayseri.

İlgili yazılar

  1. İş hukuku

    Mobbing (işyerinde psikolojik taciz): işçinin hakları ve ispat

    İşyerinde psikolojik tacize karşı işverenin yükümlülüğü, işçinin haklı nedenle fesih ve tazminat hakları, fesih süresi ve ispat için öneriler.

    Dayanak: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 417, 58; 4857 sayılı İş Kanunu m. 24, 26; 1475 sayılı İş Kanunu m. 14; 6701 sayılı Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu m. 2, 3, 17 ve 21; 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m. 3; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 189; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 133

  2. İş hukuku

    Kullanılmayan yıllık izinlerin ücreti: işten ayrılınca nasıl hesaplanır, ne zamana kadar istenir?

    İş sözleşmesi sona erince kullanılmamış yıllık izin günlerinin ücreti, hesaplamada esas alınan ücret ve beş yıllık zamanaşımının başladığı an.

    Dayanak: 4857 sayılı İş Kanunu m. 59, 53, 54 ve diğer maddeler; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 161; 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m. 3

  3. İş hukuku

    İşçilik alacaklarında zamanaşımı: süreler ve başlangıç tarihleri

    Kıdem, ihbar, ücret, fazla çalışma ve yıllık izin ücreti alacaklarında beş yıllık zamanaşımı, sürenin başladığı an ve arabuluculukta durması.

    Dayanak: 4857 sayılı İş Kanunu m. ek 3, geçici 8, 32 ve diğer maddeler; 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m. 15, 3; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 146–148, 149, 151 ve diğer maddeler