Tutuklama hangi şartlarda verilir, adli kontrol nedir, nasıl itiraz edilir?
Tutuklama, hakkında henüz kesinleşmiş bir mahkûmiyet bulunmayan kişinin hâkim kararıyla özgürlüğünden yoksun bırakılmasıdır. Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) tutuklamayı bir ceza olarak değil, koruma tedbiri olarak düzenler. Kanun bu yüzden tutuklamayı sıkı şartlara bağlar ve tutuklama isteyen savcıdan, adli kontrol gibi daha hafif bir tedbirin neden yetersiz kalacağını açıklamasını ister.
Tutuklama için aranan şartlar
Tutuklama kararı verilebilmesi için iki şart birlikte bulunmalıdır: kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut deliller ve bir tutuklama nedeni (m. 100). Kanun tutuklama nedenlerini şöyle sayar:
- Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması ya da kaçacağı şüphesini uyandıran somut olguların bulunması,
- Davranışlarının; delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme ya da tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı kurma girişimi konusunda kuvvetli şüphe oluşturması.
Bazı ağır suçlarda bu nedenlerin var olduğu kabul edilebilir. Kasten öldürme, cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı, hırsızlık, yağma ve uyuşturucu ticareti bunlardan bazılarıdır. Uygulamada katalog suçlar denen bu suçlarda da şüphenin somut delillere dayanması gerekir. Liste zaman içinde genişletildi; kadına karşı işlenen kasten yaralama ile sağlık çalışanlarına ve eğitim kurumlarındaki öğretmen ve yöneticilere karşı görevleri sırasında ya da görevleri nedeniyle işlenen kasten yaralama da sonradan listeye eklendi.
Tutuklama ölçülü olmalıdır. İşin önemi ya da verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiriyle orantılı olmayan bir tutuklama kararı verilemez. Kanun ayrıca iki durumda tutuklamayı tamamen yasaklar: yalnızca adli para cezası gerektiren suçlar ve hapis cezasının üst sınırı iki yılı geçmeyen suçlar. Vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenen suçlar bu ikinci yasağın dışındadır.
Tutuklama kararı ve tutukluluğun incelenmesi
Soruşturma evresinde tutuklama kararını, cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi verir. Kovuşturma evresinde, yani iddianamenin kabulünden sonra, karar savcının istemiyle ya da kendiliğinden mahkemece verilir (m. 101). Tutuklama istendiğinde şüpheli veya sanık, kendi seçtiği ya da baronun görevlendirdiği bir avukatın yardımından yararlanır.
Karar gerekçesiz olamaz. Kuvvetli suç şüphesi, tutuklama nedeni, tedbirin ölçülülüğü ve adli kontrolün neden yetersiz kalacağı somut olgularla açıkça gösterilmelidir. Kararın içeriği kişiye sözlü olarak bildirilir ve bir örneği verilir. Tutuklama kararı verilmezse kişi derhâl serbest bırakılır.
Tutukluluk kendiliğinden sürüp gitmez. Soruşturma evresinde sulh ceza hâkimi, en geç otuzar günlük aralıklarla, şüpheliyi veya avukatını dinleyerek tutukluluğun devamının gerekip gerekmediğine karar verir (m. 108). Şüpheli bu incelemeyi kendisi de isteyebilir. Ayrıca soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında salıverilme istenebilir (m. 104). Tutuklulukta geçebilecek en uzun süreler de kanunda ayrıca sınırlandırılmıştır (m. 102).
Soruşturma evresinde savcının da bu konuda yetkisi vardır. Cumhuriyet savcısı, tutuklamanın ya da adli kontrolün artık gereksiz olduğu kanısına varırsa şüpheliyi kendiliğinden serbest bırakır. Savcı, tutuklu şüphelinin adli kontrol altına alınarak serbest bırakılmasını sulh ceza hâkiminden de isteyebilir; aynı istemi şüpheli ve avukatı da yapabilir. Kovuşturmaya yer olmadığına karar verilirse şüpheli serbest kalır (m. 103).
Adli kontrol: tutuklama yerine uygulanan tedbir
Tutuklama nedenleri bulunsa bile şüphelinin tutuklanması yerine adli kontrol altına alınmasına karar verilebilir (m. 109). Adli kontrol, tutuklama yasağı bulunan hâllerde de uygulanabilir. Hâkim şu yükümlülüklerden birini ya da birkaçını seçer:
- Yurt dışına çıkamamak,
- Hâkimin belirlediği yerlere, belirtilen sürelerde düzenli olarak başvurmak (uygulamada imza yükümlülüğü),
- Taşıt kullanamamak ve gerektiğinde sürücü belgesini teslim etmek,
- Bağımlılıktan arınmak için tedavi ya da muayeneye katlanmak,
- Hâkimin belirlediği bir güvence parasını yatırmak,
- Silah bulunduramamak ve taşıyamamak,
- Konutunu terk etmemek, belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek ya da belirlenen yerlere gitmemek.
Ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumunda hayatını tek başına sürdüremeyen şüpheli ile gebe olan ya da doğum yapalı altı ay geçmemiş kadın şüpheli hakkında da tutuklama yerine adli kontrol kararı verilebilir.
Yükümlülükler sonradan değiştirilebilir ya da kaldırılabilir (m. 110). Adli kontrolün devamının gerekip gerekmediği en geç dört aylık aralıklarla değerlendirilir. Şüpheli veya sanık adli kontrolün kaldırılmasını isterse hâkim, savcının görüşünü aldıktan sonra beş gün içinde karar verebilir (m. 111). Yükümlülüklere isteyerek uymamanın sonucu ağırdır: hapis cezasının süresi ne olursa olsun kişi hemen tutuklanabilir (m. 112).
Tutuklama ve adli kontrol kararlarına itiraz
Tutuklama kararına, salıverilme isteminin reddine ve adli kontrol kararlarına itiraz edilebilir (m. 101, 104, 111). İtiraz, kararı öğrenme gününden itibaren iki hafta içinde yapılır (m. 268). Kararı veren hâkimliğe dilekçe verilebilir ya da zabıt kâtibine sözlü beyanda bulunulup tutanağa geçirtilebilir.
Kararı veren hâkim itirazı yerinde görürse kararını kendisi düzeltir. Yerinde görmezse en geç üç gün içinde dosyayı itirazı incelemeye yetkili mercie gönderir. Sulh ceza hâkimliğinin tutuklama ve adli kontrol kararlarına yapılan itirazları, yargı çevresindeki asliye ceza mahkemesi hâkimi inceler. Tutuklamaya itiraz incelenirken savcıdan görüş alınırsa bu görüş şüpheliye veya avukatına bildirilir; şüpheli üç gün içinde kendi görüşünü sunabilir (m. 270).
İtiraz kural olarak duruşma yapılmadan, mümkün olan en kısa sürede karara bağlanır (m. 271). İtiraz edilmesi kararın uygulanmasını kendiliğinden durdurmaz. Kararı veren ya da itirazı inceleyen merci uygulamanın geri bırakılmasına ayrıca karar vermedikçe kişi tutuklu kalır (m. 269).
Sık sorulan sorular
Tutuklu olan kişi itiraz dilekçesini nasıl verir?
Tutuklu, zabıt kâtibine ya da bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevinin müdürüne beyanda bulunarak veya dilekçe vererek itiraz edebilir. Başvuru deftere kaydedilir, bir tutanak düzenlenir ve bir örneği tutukluya verilir. Bu işlem yapıldığı anda itiraz süresi kesilmiş sayılır; dilekçenin mahkemeye sonradan ulaşması süreyi kaçırmış olmak anlamına gelmez.
İtirazım reddedildi. Başka ne yapabilirim?
İtiraz merciinin verdiği karar kesindir; aynı karara ikinci kez itiraz edilemez. Bunun istisnası, tutuklama kararının ilk kez itiraz merciince verilmiş olmasıdır. Bununla birlikte şüpheli ya da sanık, soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında yeniden salıverilmesini isteyebilir ve bu istemin reddine karşı da itiraz edilebilir. Ayrıca soruşturmada tutukluluk en geç otuzar günlük sürelerle yeniden incelenir.
Adli kontrol yükümlülüğüne uymazsam ne olur?
Adli kontrol yükümlülüklerini isteyerek yerine getirmeyen şüpheli veya sanık hakkında, verilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun, hemen tutuklama kararı verilebilir. Bu yüzden hapis cezasının üst sınırı iki yılı geçmediği için normalde tutuklama yasağı bulunan bir suçta bile yükümlülüğe uyulmaması tutuklamaya yol açabilir.
Ev hapsinde geçen süre cezadan düşülür mü?
Adli kontrolde geçen süre kural olarak cezadan düşülmez. Konutu terk etmeme yükümlülüğü, halk arasındaki adıyla ev hapsi, bunun istisnalarından biridir: bu yükümlülük altında geçen her iki gün, cezadan bir gün olarak düşülür. Hastaneye yatma da dahil tedavi ya da muayene yükümlülüğü de istisnalar arasındadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için bir avukattan hukuki destek almanız önerilir.