Benim adıma işlem yapılmış: temsil yetkisi yoksa sözleşme beni bağlar mı?
Kısaca
- Yetkili temsilcinin başkası adına ve hesabına yaptığı işlem, doğrudan temsil olunanı bağlar.
- Yetkinin geri alınmasıyla bunun iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülmesi ayrı değerlendirilir.
- Yetkisiz temsilcinin yaptığı işlem, temsil olunanı ancak onun onamasıyla bağlar.
Bir kişinin başka biri adına sözleşme imzalaması, her durumda aynı sonucu doğurmaz. Önce temsil yetkisinin bulunup bulunmadığı, işlemin bu yetkinin kapsamında kalıp kalmadığı ve karşı tarafa ne bildirildiği araştırılır. Türk Borçlar Kanunu’nun 40–48. maddeleri bu temel ayrımları düzenler.
Temsil olunan, işlem kendi adına yapılan kişidir; temsilci ise onun adına hareket eder. Karşı taraf da temsilcinin işlem yaptığı diğer kişidir. Bu üç konum ayrılmadan yalnız sözleşmede kimin imzasının bulunduğuna bakmak, işlemin kimi bağladığını açıklamak için yeterli olmayabilir.
Yetkili temsil ve işlemin kime ait olduğu
TBK 40’a göre yetkili temsilcinin başkası adına ve hesabına yaptığı hukuki işlemin sonuçları doğrudan temsil olunanı bağlar. Burada yetki ile başkası adına hareket edilmesi birlikte önem taşır. Bir kişi yalnız başka birine yarar sağlamak amacıyla işlem yapmışsa bunun otomatik olarak aynı temsil ilişkisi olduğu varsayılmamalıdır.
Temsilci işlem sırasında bu sıfatını bildirmezse genel olarak sonuçlar kendisine ait olur. Bunun istisnaları vardır: karşı taraf temsil ilişkisini durumdan çıkarıyorsa veya çıkarması gerekiyorsa yahut işlemi temsilci veya temsil olunandan biriyle yapması kendisi için farksızsa, sonuçlar doğrudan temsil olunana ait olur. Bu koşullar somut işlemle birlikte değerlendirilir.
Diğer durumlarda alacağın devri veya borcun üstlenilmesine ilişkin hükümler uygulanır. Bu nedenle temsil sıfatının açıklanmaması hakkında tek ve istisnasız bir sonuç anlatmak doğru değildir. Karşı tarafın bildiği veya durumdan çıkarması gereken hususlar da önemlidir.
TBK 41, yetkinin içeriği ve derecesini kaynağına göre ayırır. Kamu hukukundan doğan temsilde ilgili yasal hükümler; hukuki işlemden doğan temsilde o işlem esas alınır. Yetki üçüncü kişilere bildirilmişse kapsam bu bildirime göre belirlenir.
Pratik incelemede yetki belgesiyle üçüncü kişiye gönderilen bildirim birlikte okunabilir. Yetkinin konusu, sınırları ve işlem tarihi ayrı gösterilmelidir. Bir belgeye sahip olmak ile belirli işlemi yapmaya yetkili olmak aynı soru değildir; belgenin içeriği incelenmeden sonuç çıkarılmamalıdır.
Yetkinin sınırlandırılması ve geri alınması
TBK 42, hukuki işlemden doğan temsil yetkisinin her zaman sınırlanabileceğini veya geri alınabileceğini düzenler. Temsil olunan bu haktan önceden vazgeçemez. Ancak tarafların hizmet, vekâlet veya ortaklık sözleşmesi gibi ilişkilerinden doğabilecek haklar saklıdır.
Bu nedenle temsil yetkisinin geri alınabilmesi, taraflar arasındaki her sözleşmesel meselenin sonuçsuz biçimde ortadan kalktığı anlamına gelmez. Yetki ile arka plandaki hukuki ilişki birbirinden ayrılmalıdır. Geri alma işleminin varlığı, o ilişkiden kaynaklanabilecek hakları tek başına cevaplamaz.
Yetki daha önce üçüncü kişilere açıkça veya dolaylı biçimde bildirilmişse geri alma bakımından ek kural vardır. Yetkinin tamamen veya kısmen geri alındığı onlara bildirilmezse, geri alma iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez. Burada önceki bildirim ile sonraki geri alma bildirimi birlikte önem taşır.
Sadece temsilciyle yapılan yazışmayı incelemek bu yüzden her durumda yeterli olmayabilir. Üçüncü kişiye hangi kapsamda yetki bildirildiği ve sonra hangi bilginin ulaştırıldığı da araştırılmalıdır. Yetkinin sınırlanması hâlinde hangi işlemlerin artık kapsam dışında kaldığı açık tutulmalıdır.
Sona erme, belge ve bilgi durumu
TBK 43’e göre hukuki işlemden doğan yetki, aksi kararlaştırılmadıkça veya işin özelliğinden anlaşılmadıkça, temsilci ya da temsil olunanın ölümü, gaipliği, fiil ehliyetini kaybetmesi veya iflasıyla sona erer. Tüzel kişiliğin sona ermesinde de aynı hüküm uygulanır. Tarafların karşılıklı kişisel hakları saklıdır.
Madde istisna ihtimallerini içerdiğinden, sayılan her olayda bütün temsil yetkilerinin koşulsuz biçimde sona ereceği söylenmemelidir. Yetkinin kaynağı, tarafların kararlaştırdığı hususlar ve işin özelliği birlikte incelenmelidir. Genel kural aktarılırken bu sınırlar atlanmamalıdır.
TBK 44, verilmiş bir yetki belgesinin geri alınmasını ayrıca düzenler. Yetki sona erince temsilci belgeyi temsil olunana geri vermek veya hâkimin belirleyeceği yere bırakmak zorundadır. Temsil olunan veya halefleri belgenin geri verilmesi için gerekeni yapmazsa, bundan zarar gören iyiniyetli üçüncü kişilerin zararını giderir.
TBK 45 ise temsilcinin bilgi durumunu ele alır. Temsilci yetkisinin sona erdiğini bilmediği sürece temsil olunan veya halefleri, yapılan işlemlerin sonuçlarıyla bağlıdır. Fakat üçüncü kişi yetkinin sona erdiğini biliyorsa bu kural uygulanmaz.
Bu yüzden sona erme tarihi tek başına her soruyu çözmez. Temsilcinin ve karşı tarafın ne bildiği ayrı ayrı önem taşıyabilir. Bildirimler ve belgenin geri verilmesine ilişkin kayıtlar, bu farklı durumların birbirine karışmasını önlemeye yardımcı olur.
Yetkisiz işlem, onama ve zarar
TBK 46’ya göre yetkisi bulunmadan temsilci sıfatıyla işlem yapan kişinin işlemi, temsil olunanı ancak onaması hâlinde bağlar. Onama, yetkisiz yapılan işlemin sonradan kabul edilmesidir. İşlemin yapılmış olmasıyla temsil olunanın onu kabul etmesi aynı aşama değildir.
Karşı taraf, uygun süre içinde onama konusunda cevap verilmesini isteyebilir. Bu sürede onama olmazsa işlemle bağlı olmaktan kurtulur. Kanundaki uygun süre ifadesi yerine bütün işlemler için geçerli sabit bir gün sayısı konulmamalıdır.
TBK 47, açık veya örtülü onama bulunmadığında geçersizlikten doğan zararın yetkisiz temsilciden istenebilmesini düzenler. Temsilci, karşı tarafın yetkisizliği bildiğini veya bilmesi gerektiğini ispat ederse kendisinden giderim istenemez. Hakkaniyet gerektiriyorsa kusurlu yetkisiz temsilciden diğer zararlar da istenebilir; sebepsiz zenginleşme hakları saklıdır.
Son olarak TBK 48, ortaklık temsilcileri, organlar ve ticari vekillerin yetkilerine ilişkin hükümleri saklı tutar. Bu yazıdaki genel temsil kuralları, bütün şirket ve ticari temsil düzenlemelerinin yerine geçmez. İşlemin türü ve temsilcinin sıfatı belirlenerek ilgili özel hükümlerin bulunup bulunmadığı ayrıca incelenmelidir.
Sık sorulan sorular
Yetkiyi geri aldığımı yalnız temsilciye söylemem her durumda yeterli mi?
TBK 42’ye göre yetki daha önce üçüncü kişilere açıkça veya dolaylı olarak bildirilmişse, geri alma da onlara bildirilmediğinde iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez. Bu nedenle yetkinin iç ilişkide geri alınmasıyla dış ilişkideki etkisi ayrı incelenmelidir. Yetki belgesinin geri verilmesi de ayrıca düzenlenmiştir.
Yetkisiz işlem hakkında karşı taraf ne kadar beklemek zorunda?
TBK 46, karşı tarafın temsil olunandan uygun süre içinde işlemi onayıp onamayacağını bildirmesini isteyebileceğini düzenler. Bu süre içinde onama olmazsa karşı taraf işlemle bağlı olmaktan kurtulur. Madde bütün işlemler için değişmez bir gün sayısı belirlemez; bu nedenle kanunda olmayan sabit bir süre söylenemez.
Onamadığım işlem yüzünden karşı taraf zarara uğrarsa mutlaka ben mi öderim?
TBK 47, onanmayan yetkisiz işlemin geçersizliğinden doğan zararın yetkisiz temsilciden istenebilmesini düzenler. Temsilci, karşı tarafın yetkisizliği bildiğini veya bilmesi gerektiğini ispat ederse bu zarar kendisinden istenemez. Somut olayın diğer koşulları da incelenmeden temsil olunanın otomatik sorumlu olduğu söylenemez.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için bir avukattan hukuki destek almanız önerilir.