Takipsizlik kararına nasıl itiraz edilir?
Kısaca
- Suçtan zarar gören, takipsizlik kararının kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içinde itiraz edebilir.
- İtiraz, kararı veren savcının yargı çevresindeki ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine yapılır.
- İtiraz yerinde bulunursa savcı iddianame düzenler; reddedilirse itiraz eden giderlere mahkûm edilir.
Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar, günlük dilde takipsizlik kararı olarak da anılır. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 172. maddesi, savcının soruşturma sonunda yeterli şüphe oluşturacak delile ulaşamaması veya kovuşturma olanağının bulunmaması durumlarını düzenler. Bu kararın neden verildiği, itiraz hazırlanırken başlangıç noktasıdır. Yalnızca kararın sonucuna katılmamak yerine, gerekçeyle olaylar ve deliller arasındaki ilişki ortaya konulmalıdır.
Karar, suçtan zarar görene ve daha önce ifadesi alınmış veya sorgulanmış şüpheliye bildirilir. Kanun, itiraz hakkının, süresinin ve merciinin kararda gösterilmesini ister. Karar metni ile tebliğ bilgisinin birlikte saklanması bu nedenle önemlidir. Kararın verildiği tarih ile kişinin kendisine tebliğ edildiği tarih farklı olabilir.
İtiraz hakkı, süre ve başvurulacak merci
- madde, suçtan zarar görene tebliğden itibaren iki hafta içinde itiraz hakkı tanır. Güncel metindeki süre iki haftadır. Eski metinlerde görülen on beş günlük süreyi güncel başvurular için doğrudan kullanmak doğru olmaz. Somut dosyada kararın tarihi, geçiş hükümleri ve tebliğ işlemi gerektiğinde ayrıca değerlendirilmelidir.
Başvuru, kararı veren savcının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine yöneltilir. Bu düzenleme, itirazın doğrudan aynı savcı tarafından yeniden karara bağlanması anlamına gelmez. Dilekçe hazırlanırken kararda gösterilen merci ve dosya bilgileri dikkatle kontrol edilmelidir.
Dilekçenin olay ve delillerle kurulması
Kanun, dilekçede kamu davası açılmasını gerektirebilecek olayların ve delillerin belirtilmesini ister. Bu nedenle suç duyurusunu aynen tekrarlamak yerine, kararın hangi değerlendirmesine neden itiraz edildiği açıklanabilir. İncelenmediği düşünülen bir belge varsa belgenin hangi olguyla ilgili olduğu gösterilmelidir. Tanık anlatımına dayanılıyorsa hangi olayın açıklığa kavuşturulmasının istendiği somutlaştırılmalıdır.
Eksik inceleme iddiası ile mevcut delillerin farklı değerlendirilmesi talebi de ayrı biçimde ifade edilmelidir. Örneğin hiç toplanmadığı ileri sürülen bir kayıt ile dosyada bulunup dikkate alınmadığı söylenen bir belge aynı itiraz değildir. Bu ayrım, soruşturmanın genişletilmesi talebinin anlaşılmasını kolaylaştırır. Dilekçede doğruluğu bilinmeyen olaylara yer verilmemelidir.
İtirazın kanuni çerçevesi, başvuru hakkı kadar incelemenin sonuçlarını da gösterir. Aşağıdaki metin, farklı aşamaların birbirine karıştırılmaması için birlikte okunmalıdır.
5271 sayılı Kanun’un 173. maddesinden:
(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. (5) Cumhuriyet savcısının kamu davasının açılmaması hususunda takdir yetkisini kullandığı hâllerde bu madde hükmü uygulanmaz. (6) İtirazın reddedilmesi halinde aynı fiilden dolayı kamu davası açılabilmesi için 172 nci maddenin ikinci fıkrası uygulanır.
Hâkimliğin incelemesi ve kararın etkisi
Sulh ceza hâkimliği, karar vermek için soruşturmanın genişletilmesini gerekli görürse hangi eksikliklerin giderileceğini açıkça belirterek başsavcılıktan talepte bulunabilir. Kamu davası açılması için yeterli neden yoksa istem gerekçeli olarak reddedilir ve itiraz eden giderlere mahkûm edilir. İtirazın reddi halinde aynı fiille ilgili yeni dava açılması da kanundaki sınırlamalara tabidir.
İtiraz yerinde bulunursa savcı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. Bu sonuç, şüphelinin mahkûm edildiği anlamına gelmez. İtiraz incelemesi ile ceza yargılamasının sonunda verilecek hüküm farklı aşamalardır. Bu nedenle itirazın kabulünden kesin bir ceza sonucu çıkarılmamalıdır.
- maddenin beşinci fıkrası ayrıca savcının kamu davası açmama konusundaki takdir yetkisini kullandığı halleri ayırır. Bu nedenle savcılıktan gelen her kararın aynı itiraz yoluna tabi olduğu varsayılmamalıdır. Kararın adı kadar hangi hükme ve hangi gerekçeye dayandığı da okunmalıdır. Yeterli delil bulunmaması nedeniyle verilen kararla, kanunun ayrıca düzenlediği bir takdir yetkisinin kullanılması birbirinden farklıdır.
Başvuruda ayrıca hangi soruşturma kararının hedef alındığı açık olmalıdır. Birden fazla kişi veya olay içeren dosyalarda, itirazın kapsamı belirsiz bırakılmadan her itirazın ilgili gerekçeyle bağlantısı kurulmalıdır.
Yeni delil ve yeniden soruşturma ayrımı
Takipsizlikten sonra aynı fiil nedeniyle yeniden kamu davası açılması, 172. maddede özel koşullara bağlanmıştır. Sadece önceki iddiayı tekrar etmek ile yeterli şüphe oluşturabilecek yeni bir delil sunmak aynı şey değildir. Sulh ceza hâkimliğinin kararı da maddede ayrıca aranmaktadır.
5271 sayılı Kanun’un 172. maddesinden:
(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. (2) Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz. (3) Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın etkin soruşturma yapılmadan verildiğinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmesi veya bu karar aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi üzerine, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde talep edilmesi hâlinde yeniden soruşturma açılır.
- maddedeki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına bağlı özel yol da olağan itirazla aynı değildir. Başvurunun dayandığı hukuki yol belirlenmeden farklı düzenlemelerin süreleri birbirine aktarılmamalıdır. Karar, tebligat ve sunulacak delillerin birlikte incelenmesi, hangi başvuru imkânının tartışıldığını açık tutar.
Sık sorulan sorular
İtiraz süresi karar tarihinden mi başlar?
- madde süreyi, kararın suçtan zarar görene tebliğ edildiği tarihten başlatır. Karar tarihi ile tebliğ tarihi aynı kabul edilmemelidir.
İtiraz kabul edilirse ceza verilmiş olur mu?
Hayır. Kabul üzerine savcı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. Bu işlem mahkûmiyet kararı değildir.
Aynı şikâyeti tekrar etmek yeterli mi?
- madde, aynı fiilden yeniden dava açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil ve sulh ceza hâkimliği kararı arar.
İtirazın reddinde gider doğar mı?
- madde, yeterli neden bulunmayarak istem reddedildiğinde itiraz edenin giderlere mahkûm edileceğini düzenler. Burada doğrulanmamış sabit bir gider tutarı belirtilmemektedir.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için bir avukattan hukuki destek almanız önerilir.