Şüphelinin ifade sırasında hakları: susma, avukat ve tutanak
Ceza soruşturmasında ifade vermek üzere çağrılmak, kişinin suçlu olduğuna ilişkin verilmiş bir karar değildir. Ceza Muhakemesi Kanunu, şüpheliyi soruşturma aşamasında suç şüphesi altında bulunan kişi olarak tanımlar. İfade işleminin amacı ve kişinin sıfatı anlaşıldığında, kanuni hakların hangi aşamada kullanılacağı da daha açık hale gelir.
Bu yazı şüpheli ve sanığın ifade veya sorgusundaki temel güvenceleri ele alır. Tanık olarak dinlenme, mağdur beyanı ve şüpheli ifadesi aynı işlem değildir. Bu nedenle bir davet alındığında yalnızca “ifadeye çağrıldım” demekle yetinmeyip hangi sıfatla ve hangi işlem için çağrıldığını öğrenmek gerekir.
İfade, sorgu ve suçlamanın açıklanması
CMK’nın 2. maddesine göre ifade alma, şüphelinin kolluk görevlileri veya Cumhuriyet savcısı tarafından soruşturma konusu suçla ilgili dinlenmesidir. Sorgu ise şüpheli veya sanığın hâkim ya da mahkeme tarafından dinlenmesini ifade eder. Günlük dilde ikisine de ifade denilse de işlemi yapan makam ve uygulanacak hükümler bakımından bu ayrım önemlidir.
- madde, ifade veya sorgu için davetiyede çağrılma nedeninin açıkça belirtilmesini ve gelinmezse zorla getirileceğinin yazılmasını öngörür. Davet belgesinin içeriğini kontrol etmek bu nedenle önem taşır. Davetle ilgili bir belirsizlik varsa bunun giderilmesi istenebilir; çağrıyı kendiliğinden önemsiz saymak uygun değildir.
İfade veya sorgu sırasında önce kimlik saptanır ve kişiye yüklenen suç anlatılır. Suçlamanın ne olduğunun açıklanması, savunmanın konusunun bilinmesini sağlar. Olayın tarihine, yerine veya ileri sürülen davranışa ilişkin anlaşılmayan noktaların açıklanmasının istenmesi, ne hakkında beyanda bulunulduğunu netleştirmeye yardımcı olur.
Kişi açıklama yapmayı tercih ederse bildiği olaylarla tahminlerini ayırmalıdır. Hatırlanmayan bir ayrıntıyı kesinmiş gibi anlatmak yerine hatırlanmadığını belirtmek, beyanın gerçek kapsamını korur. Başkasından duyulan bilgiyle kişinin bizzat gördüğü hususun ayrılması da tutanağın daha doğru oluşturulmasına yardımcı olur. Bunlar ifade hazırlığına ilişkin önerilerdir; belirli bir savunma sonucunu vaat etmez.
Susma hakkı ile kimlik bilgisi verme yükümlülüğü
- madde, kişiye yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanuni hakkı olduğunun söylenmesini zorunlu kılar. Böylece şüpheli veya sanık, suçlama konusunda beyanda bulunup bulunmama kararını haklarını bilerek verebilir. Açıklama yapma tercihi, müdafi yardımıyla değerlendirilebilir.
Bu hak, kimliğe ilişkin sorulara yanlış cevap verme hakkı değildir. Aynı maddede şüpheli veya sanığın kimlik sorularını doğru cevaplandırmakla yükümlü olduğu belirtilir. Bu nedenle kimlik tespiti ile olay hakkındaki savunma birbirinden ayrılmalıdır.
Susma hakkının hatırlatılması ve diğer usul güvencelerinin yerine getirilmesi tutanakta gösterilir. Hangi hakkın kullanıldığına ilişkin açık kayıt bulunması, işlemin sonradan denetlenmesini kolaylaştırır. Hakların sadece bir formda yazılı bulunması ile kişiye anlaşılır şekilde bildirilmesi birbirinden farklı olabileceğinden, anlaşılmayan hususlar açıklattırılmalıdır.
Susmak ile bilinen olayları doğru biçimde anlatmak arasında herkes için geçerli tek bir tercih yoktur. Bu yazı belirli bir soruşturmada mutlaka konuşulmasını veya mutlaka susulmasını önermemektedir. Suçlamanın ve dosya koşullarının bilinmesi, kişinin hukuki yardım alması ve beyanının sonuçlarını değerlendirmesi esas alınmalıdır.
Müdafi seçimi ve görevlendirilmesi
Ceza muhakemesinde şüpheli veya sanığın savunmasını yapan avukata müdafi denir. CMK 149, soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında bir veya birden fazla müdafiin yardımından yararlanma hakkını düzenler. İfade sırasında müdafiin hazır bulunabileceğinin kişiye bildirilmesi de 147. madde kapsamındadır.
Müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan eden kişiye, istemi halinde müdafi görevlendirilir. Bunun yanında kanun bazı kişiler ve suçlar bakımından istem aranmadan görevlendirme öngörür. Müdafii bulunmayan çocuğa veya kendisini savunamayacak derecede malul ya da sağır ve dilsiz kişiye müdafi görevlendirilmesi bu kapsamdadır.
Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmalarda da 150. maddedeki zorunlu görevlendirme kuralı uygulanır. Burada suçun kanuni ceza alt sınırının doğru belirlenmesi gerekir. “Beş yıl” ile “beş yıldan fazla” ifadeleri aynı değildir; ayrıca başka zorunlu müdafilik hükümleri de ilgili olabilir.
- madde, şüpheli veya sanığın müdafiiyle vekâletname aranmadan ve konuşmaları başkalarının duyamayacağı ortamda görüşmesini düzenler. Aynı maddenin ikinci fıkrasında sayılan belirli suçlarda, gözaltındaki şüphelinin görüşme hakkı savcının istemi ve hâkim kararıyla yirmi dört saat kısıtlanabilir. Bu süre içinde ifade alınamaz. Dolayısıyla görüşme hakkı anlatılırken kanundaki bu özel düzenleme de gözden kaçırılmamalıdır.
Lehe deliller ve ifade tutanağının kontrolü
- maddeye göre kişiye, şüpheden kurtulmasını sağlayabilecek somut delillerin toplanmasını isteyebileceği hatırlatılır. Aleyhteki şüphe nedenlerini gidermeye ve lehine hususları ileri sürmeye imkân tanınır. Delil talebinin yalnızca genel bir itiraz olarak bırakılmaması, neyin araştırılmasının istendiğinin açıklanması yararlıdır.
Örneğin belirli bir yerdeki kamera kaydının, belirli tarihli bir belgenin veya olay hakkında bilgisi olan kişinin araştırılması istenebilir. Talepte hangi zaman aralığının ve hangi olayın kastedildiği gösterilmelidir. Bu örnekler olası delil kaynaklarını anlatır; her olayda bu kayıtların mevcut olduğunu veya mutlaka aynı sonuca götüreceğini varsaymaz.
İfade ve sorgu tutanağında işlemin yeri ve tarihi, hazır bulunanların kimlik ve sıfatları, usul işlemlerinin yapılıp yapılmadığı ve imzalar yer alır. Tutanak içeriğinin ifade veren ve hazır bulunan müdafi tarafından okunması kanuni düzenlemenin parçasıdır. Bu nedenle imzadan önce yalnızca son sayfaya değil, beyanın tamamına bakılması önemlidir.
Söylenmeyen bir cümlenin eklenmesi, tarih veya kişi adının yanlış yazılması ya da bir delil talebinin atlanması halinde düzeltme istenebilir. İmzadan çekinilirse bunun nedeni tutanağa geçirilir. İmza aşaması, anlatılanların doğru aktarılıp aktarılmadığını kontrol etmek için kullanılmalıdır.
Özgür irade ve yasak ifade yöntemleri
CMK 148, beyanın özgür iradeye dayanmasını zorunlu kılar. Kötü davranma, işkence, ilaç verme, yorma, aldatma, cebir veya tehdit gibi iradeyi etkileyen yöntemler yasaktır. Kanuna aykırı yarar vaadinde de bulunulamaz. Yasak yöntemlerle elde edilen ifadeler, rıza ile verilmiş olsalar bile delil olarak değerlendirilemez.
Müdafi hazır bulunmadan kolluk tarafından alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz. Ayrıca aynı olayla ilgili yeniden ifade alınması ihtiyacı doğarsa bu işlem ancak Cumhuriyet savcısı tarafından yapılabilir. Bu iki kuralın hangi makamda yapılan işleme ilişkin olduğu doğru okunmalı; bütün ifade türlerini aynı sonuçla değerlendiren genellemelerden kaçınılmalıdır.
Sık sorulan sorular
Susma hakkı kimlik bilgilerini de kapsar mı?
CMK 147, yüklenen suç hakkında açıklama yapmama hakkını düzenler; aynı maddede kimliğe ilişkin soruları doğru cevaplama yükümlülüğü de yer alır. İki konu birbirinden ayrılmalıdır.
Avukat seçemeyen şüpheli müdafi isteyebilir mi?
Evet. Müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan eden şüpheli veya sanığa istemi halinde müdafi görevlendirilir. Kanundaki zorunlu müdafilik hallerinde istem de aranmaz.
Avukat olmadan alınan her ifade aynı hukuki durumda mı?
Hayır. CMK 148/4 özel olarak kollukta müdafi bulunmadan alınan ifadeyi düzenler: bu ifade, hâkim veya mahkeme önünde doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz. Diğer işlemler ayrıca değerlendirilir.
Tutanaktaki bir cümle yanlışsa ne yapılabilir?
Tutanak imzalanmadan önce okunmalı ve yanlışlığın giderilmesi istenmelidir. CMK 147, tutanağın okunmasını ve imzaları; imzadan kaçınılırsa bunun nedenlerinin kayda geçirilmesini düzenler.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için bir avukattan hukuki destek almanız önerilir.