Sözleşme bir olayın gerçekleşmesine bağlıysa borç ne zaman doğar veya sona erer?
Kısaca
- Geciktirici koşulda sözleşme, aksi kararlaştırılmadıkça koşul gerçekleşince hüküm doğurur.
- Bozucu koşul gerçekleştiğinde sözleşmenin hükümleri ortadan kalkar.
- Koşulun dürüstlüğe aykırı engellenmesi veya sağlanması kanunda özel sonuçlara bağlanmıştır.
Bazı sözleşmelerin sonuçları, gerçekleşip gerçekleşmeyeceği baştan bilinmeyen bir olaya bağlanır. Olay gerçekleştiğinde sözleşme işlemeye başlayabilir veya o zamana kadar devam eden etkileri sona erebilir. Türk Borçlar Kanunu bu iki durumu geciktirici ve bozucu koşul olarak ayrı düzenler.
Sözleşmede koşul kelimesinin kullanılması tek başına hangi düzenlemenin uygulanacağını açıklamaz. İlgili olayın ne olduğu, belirsizliğin neye ilişkin bulunduğu ve olayın gerçekleşmesine hangi sonuç bağlandığı birlikte okunmalıdır. Özellikle başlangıçla sona erme arasındaki fark, tarafların ne isteyebileceğini etkiler.
Geciktirici koşulun sözleşmeye etkisi
TBK 170’e göre sözleşmenin hüküm ifade etmesi gerçekleşip gerçekleşmeyeceği bilinmeyen bir olguya bırakılmışsa geciktirici koşul vardır. Aksi kararlaştırılmamışsa sözleşme koşulun gerçekleştiği andan başlayarak hüküm doğurur. Dolayısıyla düzenleme, yalnız imza tarihine bakılarak açıklanamaz.
Burada belirsizlik olayın gerçekleşip gerçekleşmeyeceğidir. Sadece bir tarihin yazılmasıyla belirsiz bir olaya bağlanma aynı anlatım değildir. Sözleşme maddesi incelenirken olayın tanımı ile tarafların beklediği zaman ayrı belirlenebilir.
Örneğin tamamen varsayımsal bir sözleşmede, belirli bir iznin verilmesi hâlinde sözleşmenin hüküm doğuracağı yazılmış olabilir. Bu örnekte önce hangi iznin kastedildiği ve izin verilmesine nasıl bir sonuç bağlandığı okunmalıdır. Örnek, herhangi bir izin türünün mutlaka bu hükme tabi olduğu veya iznin kesin alınacağı iddiasını içermez.
Kanunun aksi kararlaştırılmadıkça kaydı, sözleşmenin hüküm doğurma anına ilişkin anlaşmanın da incelenmesini gerektirir. Koşulun varlığıyla etkilerin hangi andan başlayacağı birbirinden ayrı sorulardır. Tarafların metinde neyi farklı düzenlediği açıkça saptanmalıdır.
Pratik olarak koşul maddesi sözleşmenin diğer hükümleriyle birlikte okunabilir. Bir yerde başlangıçtan, başka yerde sona ermeden söz ediliyorsa bu fark görünür hâle getirilmelidir. Belirsiz ifadelerden hareketle taraflardan birinin borcunun kesin doğduğu veya tamamen kalktığı varsayılmamalıdır.
Bekleme döneminde korunma ve yararlar
TBK 171, koşul gerçekleşinceye kadar borçluya belirli bir davranış yükümlülüğü getirir. Borçlu, borcun gereği gibi yerine getirilmesini engelleyecek her türlü davranıştan kaçınmalıdır. Bu yüzden koşul henüz gerçekleşmedi demek, borcun konusu üzerinde sınırsız hareket edilebileceği anlamına gelmez.
Koşula bağlı hakkı tehlikeye düşürülen alacaklı, koşulsuz alacakların korunması için başvurulabilen önlemleri alabilir. Bu düzenleme koruma imkânını tanır. Hangi önlemin somut olayda uygulanabileceği ise ilgili önlemin kendi koşullarıyla birlikte incelenmelidir; bu maddeden otomatik bir tedbir kararı çıktığı söylenemez.
Koşul gerçekleşmeden önce yapılan tasarruflar da koşulun hükümlerini zedeledikleri oranda geçersiz olur. Kanunun orantı belirten anlatımı önemlidir. Her işlemin her yönüyle kendiliğinden geçersiz olduğu şeklinde daha geniş bir sonuç çıkarılmamalıdır.
TBK 172, borcun konusu olan şeyin koşul gerçekleşmeden önce alacaklıya verildiği durumu ayrıca düzenler. Koşul gerçekleşirse alacaklı, o ana kadar elde ettiği yararların sahibi olur. Koşul gerçekleşmezse elde edilen yararların geri verilmesi gerekir.
Örneğin yalnız açıklama amacıyla, sözleşme konusu bir malın koşul sonuçlanmadan karşı tarafa teslim edildiği düşünülebilir. Bu durumda teslim tarihi, koşulun sonucu ve elde edilen yararlar ayrı kaydedilebilir. Malın erken teslim edilmiş olması, koşulun mutlaka gerçekleştiğini göstermez.
Bu hüküm anlatılırken malın kendisiyle ondan elde edilen yararlar birbirine karıştırılmamalıdır. Madde özellikle koşul sonuçlanmadan elde edilen yararların kime ait olacağını düzenler. Somut hesapta hangi menfaatin hangi dönemde doğduğu belirlenmeden yalnız toplam tutar üzerinden sonuca gidilmemelidir.
Bozucu koşul ve geçmişe etki
TBK 173, sözleşmenin sona ermesinin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği önceden bilinmeyen bir olaya bırakılmasını bozucu koşul olarak tanımlar. Sözleşmenin hükümleri bu olay gerçekleştiği anda ortadan kalkar. Geciktirici koşuldaki başlama işlevinin yerine burada sona erme işlevi vardır.
Bozucu koşul gerçekleşince sona erme kural olarak geçmişe etkili değildir. Ancak aksi kararlaştırılmışsa veya işin niteliğinden başka sonuç anlaşılıyorsa bu genel açıklamayla yetinilemez. Hem anlaşma hem işin niteliği istisna bakımından dikkate alınır.
Bu nedenle koşul gerçekleşti cümlesi tek başına bütün önceki işlemlerin silindiği anlamına gelmez. Olayın gerçekleştiği an ile önceki dönem farklı değerlendirilmelidir. Özellikle tarafların geçmişe etki konusunda bir düzenleme yapıp yapmadığı açıkça kontrol edilmelidir.
Karşılaştırmayı kolaylaştırmak için sözleşmedeki sonuç iki ayrı soruyla okunabilir: Olay gerçekleşince etkiler başlayacak mı, sona mı erecek? Ardından etkinin hangi andan itibaren doğacağı belirlenir. Bu yöntem, yalnız koşulun adını hatırlamaya dayanarak yanlış sonuç çıkarılmasını önler.
Dürüstlük, kişisel davranış ve yasak koşullar
TBK 174, koşulun taraflardan birinin bizzat yerine getirmesi gereken davranış olmadığı durumda, o tarafın ölümü üzerine mirasçısının yerine geçebilmesini düzenler. Dolayısıyla kişisel olarak yapılması gereken davranışla başkasınca yerine getirilebilecek davranış ayrı değerlendirilir. Her koşulun ölümle aynı sonucu doğuracağı söylenemez.
TBK 175’in ilk kuralına göre taraflardan biri koşulun gerçekleşmesini dürüstlüğe aykırı biçimde engellerse koşul gerçekleşmiş sayılır. İkinci kurala göre aynı biçimde gerçekleşmesini sağlarsa gerçekleşmemiş sayılır. Kanun hem engellemeyi hem yapay olarak gerçekleştirmeyi ayrı sonuçlara bağlar.
Bu incelemede sadece sonuç değil davranış önemlidir. Olay neden gerçekleşmedi veya hangi davranışla gerçekleşti? Tarafın eylemiyle koşul arasındaki ilişki ve dürüstlüğe aykırılık açıklanmadan sırf sonuçtan hareketle bu hüküm uygulanmış sayılmamalıdır.
TBK 176, hukuka veya ahlaka aykırı bir yapma ya da yapmama fiilini sağlamak amacıyla konulan koşulu düzenler. Böyle bir koşula bağlı hukuki işlem kesin hükümsüzdür. Bu sonuç, sadece istenmeyen koşulun silinip işlemin her durumda kalan kısmıyla sürdüğü şeklinde anlatılamaz.
Sözleşme incelenirken olayın tanımı, tarafların davranışları, gerçekleşme tarihi ve bağlanan hukuki sonuç ayrı başlıklarda kaydedilebilir. Böylece geciktirici veya bozucu koşulun türüyle dürüstlüğe aykırı müdahale tartışması birbirine karışmaz. Kanundaki farklı sonuçların hangi koşula dayandığı görünür kalır.
Sık sorulan sorular
Koşul gerçekleşene kadar borçlu hiçbir yükümlülük altında değil mi?
TBK 171’e göre borçlu, koşul gerçekleşene kadar borcun gereği gibi yerine getirilmesini engelleyecek davranışlardan kaçınmalıdır. Koşula bağlı hakkı tehlikeye düşen alacaklı için de koruyucu önlemler düzenlenmiştir. Bekleme dönemi, tarafların bütün sorumluluklarının ortadan kalktığı bir boşluk değildir.
Bozucu koşul gerçekleşince sözleşme baştan beri yok mu sayılır?
TBK 173’te sözleşmenin hükümlerinin koşul gerçekleştiği anda ortadan kalkması düzenlenir. Aksi kararlaştırılmadıkça veya işin niteliğinden anlaşılmadıkça sona erme geçmişe etkili değildir. Bu nedenle her durumda başlangıçtan itibaren bütün sonuçların silindiği söylenemez.
Karşı taraf koşulu bilerek engellerse beklemek zorunda mıyım?
TBK 175, taraflardan birinin koşulun gerçekleşmesine dürüstlük kurallarına aykırı engel olması hâlinde koşulu gerçekleşmiş sayar. Ancak yalnız olayın gerçekleşmemesi yeterli değildir; ilgili tarafın davranışı ve dürüstlüğe aykırılık birlikte değerlendirilir. Somut olayda engelin ne olduğu belirlenmelidir.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için bir avukattan hukuki destek almanız önerilir.