Saklanması için bırakılan eşya kullanılabilir mi, ne zaman geri verilir?
Kısaca
- Saklanması için bırakılan eşya, saklatanın izni olmadan kullanılamaz.
- Saklatan süre dolmadan eşyasını isteyebilir; süreye bağlı yapılmış masrafları ödemelidir.
- Saklayana karşı hak davası açılması veya haciz konulması saklatana hemen bildirilmelidir.
Bir taşınırın güvenli biçimde korunması için başka birine bırakılması, Türk Borçlar Kanunu’nda saklama sözleşmesi olarak düzenlenir. Taşınır, taşınabilen eşyayı ifade eder; saklayan onu koruma altına almayı üstlenir. Bu ilişkide eşyayı bırakana saklatan, koruma yükümlülüğünü üstlenene saklayan denir.
Saklama, eşyayı kullanma izniyle aynı şey değildir. Eşyanın belirli bir yerde tutulması, korunması ve geri verilmesi ilişkisinin ayrıntıları önem taşır. Kanunun 561–570. maddeleri; ücretin hangi koşullarda istenebileceği, masrafların kime ait olduğu, eşyanın ne zaman geri verileceği ve üçüncü kişilerin iddiaları karşısında nasıl davranılacağı konusunda birbirini tamamlayan hükümler içerir.
Ücret, zorunlu masraflar ve saklayanın zararı
Saklayan, ücretin açıkça öngörülmesi veya durum ve koşulların ücret gerektirmesi hâlinde ücret isteyebilir. Bu iki durum birbirinden ayrıdır. Tarafların ücret hakkında hiç konuşmamış olması, her olayda ilişkinin ücretsiz olduğu sonucuna tek başına götürmez; durum ve koşullar da incelenir.
Ücret, eşyayı koruma hizmetinin karşılığıdır. Masraf ise sözleşmenin yerine getirilmesi için yapılan giderdir. TBK 562, saklatanın sözleşmenin yerine getirilmesinin zorunlu kıldığı bütün masrafları ödemesini düzenler. Bu nedenle ücretsiz saklama ile masrafsız saklama aynı anlama gelmez.
Bir gider talebinde şu ayrımlar açık olmalıdır:
- İstenen bedelin hizmet ücreti mi yoksa masraf mı olduğu.
- Ücretin hangi anlaşmaya veya koşula dayandığı.
- Masrafın saklama işlemiyle bağlantısı ve neden zorunlu olduğu.
- Belirli süreye güvenilerek yapılan bir gider bulunup bulunmadığı.
Saklatanın ayrıca saklamadan doğan zararlar bakımından bir yükümlülüğü vardır. Kendi kusurundan ileri gelmediğini ispat etmedikçe saklayanın bu zararlarını gidermek zorundadır. Burada her zarar iddiasının otomatik olarak ödeneceği değil, zarar ile saklama ilişkisinin ve kanundaki kusursuzluk imkânının birlikte değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmalıdır.
Ücret ve masrafın başlangıçta ayrı konuşulması, sonradan hangi bedelin ne için istendiğinin anlaşılmasını kolaylaştırır. Eşyanın özellikleri, korunacağı yer ve kararlaştırılan süre de aynı değerlendirmede önemlidir. Özellikle süre dolmadan geri alma durumunda, süreye güvenilerek yapılan giderler ayrı bir hukuki sonuç doğurur.
Eşyayı izinsiz kullanmanın sonuçları
TBK 563’e göre saklayan, saklatanın izni olmadıkça saklanan eşyayı kullanamaz. Eşyanın kendisine teslim edilmiş olması, kullanım yetkisinin de verilmiş olduğu anlamına gelmez. Koruma amacıyla teslim ile yararlanma izni birbirinden ayrılmalıdır.
Kullanım yasağına aykırılık iki farklı sonuç doğurur. Saklayan uygun bir kullanım bedeli ödemekle yükümlüdür. Ayrıca eşyayı kullanmamış olsaydı bile aynı zararın doğacağını ispat etmedikçe, beklenmedik hâlden doğan zararlardan da sorumlu olur.
Bu ikinci kuralda yalnızca kullanımın varlığı değil, zarar ile ilgili kanuni istisna da önem taşır. Saklayan, beklenmedik olayın meydana geldiğini söylemekle her durumda sorumluluktan kurtulamaz. Kullanım olmasa da zararın gerçekleşeceğini ispat etmesine ilişkin özel düzenleme dikkate alınmalıdır.
Kanunun ifadesi şöyledir:
Saklayan, saklatanın izni olmadıkça saklananı kullanamaz.
Bu yasağa aykırı davranırsa, saklatana uygun bir kullanım bedeli ödemekle yükümlü olduğu gibi, kullanmamış olsaydı bile bu zararın doğacağını ispat etmedikçe, beklenmedik hâlden doğacak zararlardan da sorumlu olur.
Bu alıntı TBK 563’ten alınmıştır. Hüküm, kullanım bedeliyle eşyanın uğradığı zararın aynı kalem olmadığını gösterir. Eşyanın zarar görmemiş olması kullanım izni bulunduğu anlamına gelmeyeceği gibi, bir kullanım bedeli ödenmesi de zarar değerlendirmesini kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Geri isteme ve erken geri verme
Saklatan, saklama için bir süre kararlaştırılmış olsa bile eşyasını her zaman geri isteyebilir. Saklayan, eşyayı bütün çoğalmalarıyla birlikte geri vermelidir. Buna karşılık saklatan, kararlaştırılan süre dikkate alınarak yapılmış masrafları ödemekle yükümlüdür.
Eşyayı geri isteyen saklatanla, süre dolmadan geri vermek isteyen saklayanın durumu aynı değildir. Saklayan kural olarak belirlenen süre sona ermeden eşyayı geri veremez. Ancak öngörülemeyen durumlar nedeniyle ilişkinin devamı eşya için tehlikeli veya saklayan için zararlı olursa erken geri verme mümkündür.
Süre belirlenmemişse saklayan eşyayı her zaman geri verebilir. Dolayısıyla önce sözleşmede bir süre bulunup bulunmadığı saptanmalıdır. Süreli saklamada erken geri verme sebebi aranırken, süresiz saklamanın kanuni düzenlemesi farklıdır.
Geri verme yeri de ayrıca düzenlenmiştir. Eşya, masrafı ve hasarı saklatana ait olmak üzere korunması gereken yerde geri verilir. Bu hüküm geri verme işlemine ilişkindir; saklayanın daha önceki izinsiz kullanım veya diğer yükümlülükleriyle ilgili bütün sonuçları silen genel bir sorumsuzluk kuralı gibi okunmamalıdır.
Birden fazla kişinin saklanmak üzere bıraktığı eşyanın iadesinde ise ortak irade önemlidir. Sözleşmede aksine hüküm veya herkesin rızası yoksa, saklayan yalnızca bir kişiye teslim ederek sorumluluktan kurtulamaz. Eşyayı almaya gelen kişinin saklatanlardan biri olması bu nedenle tek başına yeterli olmayabilir.
Birden fazla saklayan ve üçüncü kişilerin iddiaları
Eşyayı birlikte saklamak üzere alanlar müteselsilen sorumludur. Bu, birlikte sorumluluğa ilişkin bir kuraldır; saklatanın karşısında birden fazla saklayan bulunması hâlini düzenler. Birden fazla kişinin eşyayı bırakmasıyla, birden fazla kişinin onu korumayı üstlenmesi farklı durumlardır.
Üçüncü kişinin eşya üzerinde ayni hak, yani eşya üzerinde doğrudan hak iddia etmesi, her zaman iadeyi engellemez. Eşya haczedilmedikçe veya saklayana karşı istihkak davası açılmadıkça saklayan, eşyayı saklatana geri vermekle yükümlüdür. İstihkak davası burada eşya üzerindeki hak iddiasının dava yoluyla ileri sürülmesini ifade eder.
Haciz konulmuş veya böyle bir dava açılmışsa saklayan, durumu saklatana hemen bildirmelidir. Bu nedenle yalnızca üçüncü kişinin sözlü iddiası ile gerçekleşmiş haciz veya açılmış dava birbirinden ayrılmalıdır. Saklayan, kendisine ulaşan işlemin niteliğini belirlemeli ve kanunun öngördüğü bildirimi yerine getirmelidir.
Hakları çekişmeli veya belirsiz bir eşyanın korunmak üzere güvenilirkişiye bırakılması ise özel bir durumdur. Birden çok kişi haklarını korumak için böyle bir teslim yapmışsa, güvenilirkişi bütün saklatanların rızası veya hâkim kararı olmadan eşyayı hiçbirine geri veremez. Bu düzenleme, ortak teslimde iade meselesinin neden yalnızca eşyayı kimin talep ettiğine bakılarak çözülemeyeceğini gösterir.
Sık sorulan sorular
Belirlenen süre bitmeden eşyamı geri alabilir miyim?
Saklatan, süre kararlaştırılmış olsa bile eşyayı geri isteyebilir. Saklayan, eşyayı bütün çoğalmalarıyla birlikte geri vermek zorundadır. Ancak saklatan, saklayanın kararlaştırılan süreyi dikkate alarak yaptığı masrafları ödemelidir; erken iade bu masrafları kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Ücret konuşmadık; saklayan yine de para isteyebilir mi?
TBK 561 uyarınca ücret açıkça öngörülmüşse veya durum ve koşullar gerektiriyorsa istenebilir. Ücret dışında, sözleşmenin yerine getirilmesinin zorunlu kıldığı masraflar da TBK 562 kapsamında değerlendirilir. Bu nedenle ücret kararlaştırılmaması, her türlü giderin saklayanda kalacağı anlamına gelmez.
Eşyayı iki kişi birlikte bıraktık; diğerine teslim edilmesi yeterli mi?
Sözleşmede aksi yoksa veya saklatanların tamamı rıza göstermemişse, saklayan eşyayı yalnızca birine vererek sorumluluktan kurtulamaz. Hakları çekişmeli bir eşyanın güvenilirkişiye bırakılması durumunda ise TBK 569 ayrıca bütün saklatanların rızasını veya hâkim kararını arar.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için bir avukattan hukuki destek almanız önerilir.