Özel boşanma sebepleri: zina, hayata kast, terk ve diğerleri
Türk Medeni Kanunu boşanma sebeplerini iki grupta düzenler. Evlilik birliğinin temelinden sarsılması (m. 166), her türlü ağır geçimsizliği kapsayan genel sebeptir. Bunun yanında kanun bazı olayları tek tek sayarak ayrıca boşanma sebebi kabul eder. Bunlara özel boşanma sebepleri denir: zina, hayata kast ve onur kırıcı davranış, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, terk ve akıl hastalığı (m. 161–165).
Özel sebeplerin farkı, davacının ispatlaması gereken olayın kanunda belirlenmiş olmasıdır. Zina ile hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış maddelerinde kanun, olayın ispatı dışında ek bir şart aramaz; terk ise ayrıca belirli bir süreye ve ihtar usulüne bağlıdır. Suç işleme ve haysiyetsiz hayatta birlikte yaşamanın diğer eşten beklenememesi, akıl hastalığında ise ortak hayatın çekilmez hâle gelmesi ayrıca gerekir. Davaya hakkı olan eş, dilerse boşanma yerine ayrılık da isteyebilir (m. 167). Boşanma sebebi ispatlanırsa hâkim boşanmaya ya da ayrılığa karar verir (m. 170).
Zina
Kanun zinayı tanımlamaz. Eşlerden birinin evlilik sürerken başka biriyle cinsel ilişkiye girmesi zina olarak anlaşılır. Cinsel ilişkinin ispatlanamadığı sadakatsizlik davranışları bu maddeye girmese de, evlilik birliğinin sarsılmasına dayanan davada değerlendirilebilir.
Zina çoğu zaman doğrudan görülen bir olay değildir. Tanık beyanları, yazışmalar, fotoğraflar ve konaklama kayıtları gibi delillerle ispatlanmaya çalışılır. Burada önemli bir sınır vardır: hukuka aykırı olarak elde edilmiş deliller, mahkeme tarafından bir olayın ispatında dikkate alınamaz (HMK m. 189/2). Eşin telefonuna izinsiz girmek ya da gizlice ses kaydı almak gibi yollarla elde edilen kayıtlar bu açıdan sorun yaratabilir.
Zina sebebiyle dava açma hakkı iki süreye bağlıdır. Davacı eş, zinayı öğrendiği tarihten başlayarak altı ay içinde dava açmalıdır. Öğrenme tarihi ne olursa olsun, zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmişse dava hakkı düşer. Bunlar hak düşürücü sürelerdir; dolduklarında bu sebebe dayanarak dava açma hakkı ortadan kalkar.
Kanun, affeden eşin dava hakkı olmadığını da açıkça söyler. Kanun affın biçimini düzenlemez; affın bulunup bulunmadığı somut olayın koşullarına göre değerlendirilir.
Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış
Eşlerden biri diğerinin hayatına kastederse, ona pek kötü davranırsa ya da ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunursa, diğer eş boşanma davası açabilir (m. 162). Öldürmeye teşebbüs hayata kasta; dövme, eve kapatma ya da aç bırakma pek kötü davranışa; ağır hakaret ve küçük düşürücü söz ya da davranışlar onur kırıcı davranışa örnek gösterilir. Bu olayların da tanık beyanı, sağlık raporu ya da kolluk tutanağı gibi delillerle ispatlanması gerekir.
Süreler zinadakiyle aynıdır: davaya hakkı olan eşin sebebi öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde sebebin doğumundan başlayarak beş yıl. Affeden eşin dava hakkı yoktur. Şiddet söz konusuysa, boşanma davasından bağımsız olarak 6284 sayılı Kanun’a göre koruma kararı da istenebilir; bu konuyu ayrı bir yazıda ele aldık.
Suç işleme ve haysiyetsiz hayat
Eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler ya da haysiyetsiz bir hayat sürerse ve bu yüzden onunla birlikte yaşamak diğer eşten beklenemezse, bu eş boşanma davası açabilir (m. 163). Kanun hangi suçların küçük düşürücü sayılacağını saymaz; hırsızlık, dolandırıcılık, rüşvet ve zimmet bu tür suçlara örnek gösterilir. Haysiyetsiz hayat ise tek bir davranışı değil, süreklilik gösteren bir yaşam biçimini anlatır. Alkol, kumar ya da uyuşturucu bağımlılığı bu kapsamda değerlendirilebilir.
Bu sebebin iki özelliği vardır. Olayın ispatı tek başına yetmez; birlikte yaşamanın diğer eşten beklenemeyeceği de gösterilmelidir. Buna karşılık kanun bu sebep için süre öngörmez ve eşin her zaman dava açabileceğini söyler.
Terk
Terk, kanunda en ayrıntılı usule bağlanmış boşanma sebeplerinden biridir. Şu şartların birlikte bulunması gerekir (m. 164):
- Eşlerden biri, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla diğerini terk etmiş ya da haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmemiş olmalıdır. Diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan ya da haklı sebep olmadan dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır.
- Ayrılık en az altı ay sürmüş ve hâlâ devam ediyor olmalıdır.
- Terk edilen eşin istemi üzerine hâkim ya da noter tarafından ihtar yapılmış ve bu ihtar sonuçsuz kalmış olmalıdır.
İhtarda terk eden eşe, iki ay içinde ortak konuta dönmesi gerektiği ve dönmezse doğacak sonuçlar bildirilir. Takvim burada önemlidir: altı aylık sürenin dördüncü ayı bitmeden ihtar istenemez, ihtardan sonra da iki ay geçmeden dava açılamaz. Askerlik, tedavi ya da iş gibi, evlilik yükümlülüklerinden kaçma amacı taşımayan ayrılıklar terk sayılmaz.
Akıl hastalığı
Eşlerden biri akıl hastasıysa ve bu yüzden ortak hayat diğer eş için çekilmez hâle gelmişse, diğer eş boşanma davası açabilir (m. 165). Kanun burada sıkı bir ispat şartı koyar: hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmelidir. Tek bir hekimin raporu ya da tedavisi mümkün görünen bir rahatsızlık bu şartı karşılamaz. Bu sebep hasta eşin kusuruna dayanmaz ve kanun bu dava için bir süre öngörmez.
Sık sorulan sorular
Eşimin zinasını bir yıl önce öğrendim. Hâlâ zina sebebiyle dava açabilir miyim?
Zina sebebine dayanan dava hakkı, öğrenme tarihinden başlayarak altı ay geçmekle düşer. Bu süre geçtiyse zinaya özel boşanma sebebi olarak dayanılamaz. Evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı iddiasıyla genel sebebe dayanan bir dava açılıp açılamayacağı ise somut olaylara göre ayrıca değerlendirilmelidir.
Eşim beni evden çıkardı. Terk eden ben mi sayılırım?
Kanuna göre diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan ya da haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır. Evden çıkmaya zorlanan eş, diğer şartlar da varsa terk sebebine dayanarak ihtar isteyebilir ve dava açabilir.
Terk ihtarını kim yapar?
İhtar, terk edilen eşin istemi üzerine hâkim ya da noter tarafından yapılır. Hâkim ya da noter, esası incelemeden terk eden eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi gerektiğini ve dönmezse doğacak sonuçları bildirir. Gerektiğinde ihtar ilan yoluyla da yapılabilir.
Özel sebep ile genel sebep aynı davada birlikte ileri sürülebilir mi?
Evet. Dava dilekçesinde örneğin hem zinaya hem de evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına dayanılabilir. Özel sebep ispatlanamazsa, hâkim genel sebebe ilişkin iddiaları ayrıca değerlendirir. Her sebebe dayanak olan olaylar ve deliller dilekçede ayrı ayrı gösterilmelidir.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için bir avukattan hukuki destek almanız önerilir.