İçeriğe geç
Av. Onur Doğan Kayseri Barosu

Miras hukuku

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi: şekli, tarafların borçları ve sona ermesi

tarihinde yayımlandı. Yaklaşık 5 dakikalık okuma.

Yaşlanan ya da yalnız kalan bir kişi, ömrünün sonuna kadar bakılması karşılığında evini, tarlasını ya da başka bir malını birine devretmek isteyebilir. Kanun bu ilişkiyi ölünceye kadar bakma sözleşmesi adıyla düzenler. Türk Borçlar Kanunu’nun 611. maddesine göre bu sözleşmede bir taraf diğerini ölünceye kadar bakıp gözetmeyi, diğer taraf da ona bir malvarlığını ya da bazı malvarlığı değerlerini devretmeyi üstlenir.

Kanun taraflara iki ad verir. Bakılan kişi bakım alacaklısı, bakmayı üstlenen kişi bakım borçlusudur. Bakım alacaklısı, bakım borçlusunu ayrıca mirasçı da atamışsa sözleşmeye miras sözleşmesine ilişkin hükümler uygulanır.

Sözleşmenin şekli

Bu sözleşme, mirasçı atanması içermese bile miras sözleşmesi şeklinde yapılmadıkça geçerli olmaz (TBK m. 612). Miras sözleşmesi de resmî vasiyetname şeklinde düzenlenir: taraflar arzularını resmî memura aynı anda bildirir ve düzenlenen sözleşmeyi memurun ve iki tanığın önünde imzalar (TMK m. 545). Resmî memur sulh hâkimi, noter ya da kanunla bu yetki verilmiş başka bir görevli olabilir (TMK m. 532).

Bu kuralın tek istisnası bakım kurumlarıdır. Sözleşme Devletçe tanınmış bir bakım kurumu tarafından, yetkili makamların belirlediği koşullara uyularak yapılmışsa yazılı şekil yeterlidir.

Bunun dışında şekle uyulmadan, örneğin yalnızca taraflar arasında yazılıp imzalanan bir kâğıtla yapılan sözleşme geçerli olmaz. Noterde ya da sulh hâkimi önünde yapılacak işlem için iki tanığın da hazır bulunması gerekir.

Sözleşme bir taşınmazın devrini içeriyorsa, mülkiyetin bakım borçlusuna geçmesi için ayrıca tapuya tescil gerekir (TMK m. 705). Taşınmazını devreden bakım alacaklısının hakları da korunur. Kanun ona, devrettiği taşınmaz üzerinde satıcı gibi yasal ipotek hakkı tanır (TBK m. 613). Yasal ipotek, kanunun alacaklıya taşınmaz üzerinde tanıdığı rehin hakkıdır. Satıcının bu ipoteği, mülkiyetin devrini izleyen üç ay içinde tapu kütüğüne tescil edilmiş olmalıdır (TMK m. 893, 894). Bakım alacaklısının hakkı satıcınınkine bağlandığı için bu süreyi gözetmek gerekir.

Bakım borçlusu neyi üstlenir

Sözleşmenin kurulmasıyla bakım alacaklısı, bakım borçlusunun aile topluluğuna katılmış olur (TBK m. 614). Bakım borçlusu, aldığı malların değerine ve bakım alacaklısının önceki sosyal durumuna göre hakkaniyetin gerektirdiği edimleri yerine getirmek zorundadır. Kanun bunlardan bazılarını açıkça sayar: uygun gıda ve konut sağlamak, hastalığında gerekli özenle bakmak ve tedavi ettirmek.

Bakım borcunun ölçüsü bu nedenle her sözleşmede aynı değildir. Kanun ölçüyü devralınan malların değerine ve bakılan kişinin önceki sosyal durumuna bağladığı için, değerli bir taşınmazı devralan kişiden beklenen bakım da buna göre artar. Kişilere ölünceye kadar bakmak amacıyla kurulmuş kurumlarda bakım borcunun kapsamı, bu kurumların hazırladığı ve yetkili makamlarca onaylanan genel düzenlemelerle belirlenir.

Bakım alacaklısının hakkı kişiye bağlıdır; bu hakkını başkasına devredemez (TBK m. 619). Bakım borçlusu iflas ederse bakım alacaklısı, borçlunun ödemekle yükümlü olduğu dönemsel gelirin elde edilebilmesi için ilgili sosyal güvenlik kurumunca ödenmesi gereken anapara değerine eşit parayı iflas masasına kaydettirebilir. Üçüncü kişilerin bakım borçlusuna karşı yürüttüğü hacze de katılabilir.

Sözleşmenin sona ermesi

Sözleşme, adının da söylediği gibi bakım alacaklısının ölümüyle amacına ulaşır. Kanun, sözleşmenin bundan önce sona erdirilmesi için 616 ile 618. maddeler arasında üç ayrı hâl düzenler.

İlki, edimler arasında önemli bir oransızlık bulunmasıdır. Tarafların karşılıklı edimleri arasında önemli ölçüde dengesizlik varsa ve fazla alan taraf kendisine bağış yapılmak istendiğini ispat edemezse, diğer taraf altı ay önceden bildirimde bulunarak sözleşmeyi her zaman feshedebilir (TBK m. 616). Oransızlık belirlenirken, ilgili sosyal güvenlik kurumunca bakım borçlusuna verilenin değerine denk düşen anapara değeri ile bağlanacak irat, yani düzenli gelir arasındaki fark esas alınır. Fesih anına kadar yerine getirilmiş edimler anapara ve faiziyle birlikte değerlendirilir; denkleştirme sonunda alacaklı çıkan tarafa geri verilir.

İkincisi, önel verilmeksizin, yani beklemeden fesihtir. Sözleşmeden doğan borçlara aykırı davranılması yüzünden sözleşmenin devamı çekilmez hâle gelirse ya da başka önemli sebepler devamını imkânsız kılar veya aşırı ölçüde güçleştirirse, taraflardan her biri sözleşmeyi hemen feshedebilir (TBK m. 617). Bu durumda kusurlu taraf aldığı şeyi geri verir ve kusursuz tarafa uygun bir tazminat öder. Hâkim feshi yerinde bulabileceği gibi, tarafların aile topluluğu içinde birlikte yaşamasına son verip bakım alacaklısına ömür boyu gelir bağlanmasına da karar verebilir.

Üçüncüsü, bakım borçlusunun ölümüdür. Bu durumda bakım alacaklısı bir yıl içinde sözleşmenin feshini isteyebilir. Fesih hâlinde bakım borçlusunun mirasçılarından, borçlunun iflası hâlinde iflas masasından isteyebileceği miktara eşit bir paranın ödenmesini talep eder (TBK m. 618).

Mirasçılar ve nafaka alacaklıları açısından

Bu sözleşmeyle devredilen mal, yalnızca tarafları değil bakım alacaklısının ailesini ve alacaklılarını da etkileyebilir. Kanun bu nedenle onlar için ayrı korumalara yer verir (TBK m. 615).

Bakım alacaklısı bu sözleşme yüzünden kanunen nafaka borçlu olduğu kişilere karşı yükümlülüğünü yerine getiremez hâle geliyorsa, nafakadan yoksun kalanlar sözleşmenin iptalini isteyebilir. Hâkim sözleşmeyi iptal etmek yerine, bakım borçlusunun edimlerinden düşülmek üzere bu kişilere nafaka ödenmesine de karar verebilir.

Kanun ayrıca mirasçıların tenkis davası ve alacaklıların iptal davası açma haklarını saklı tutar. Sözleşmeyle yapılan devir, mirasçıların saklı paylarını, yani kanunun belirli yakın mirasçılara güvence altına aldığı miras paylarını zedeliyorsa tenkis yolu gündeme gelir. Bu davanın şartları ve süreleri ayrı bir yazının konusudur.

Sık sorulan sorular

Kendi aramızda yazıp imzaladığımız bakım sözleşmesi geçerli mi?

Hayır. Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, mirasçı atanması içermese bile miras sözleşmesi şeklinde, yani resmî memur ve iki tanık önünde yapılmadıkça geçerli olmaz. Yalnızca Devletçe tanınmış bir bakım kurumunun yetkili makamların belirlediği koşullara uyarak yaptığı sözleşmelerde yazılı şekil yeterlidir.

Bana bakacağını söyleyen kişi bakmıyor. Devrettiğim evi geri alabilir miyim?

Sözleşmeden doğan borçlara aykırı davranılması sözleşmenin devamını çekilmez hâle getiriyorsa, sözleşmeyi önel vermeden feshedebilirsiniz. Bu durumda kusurlu taraf aldığını geri verir ve kusursuz tarafa uygun bir tazminat öder. Bakım borçlusu kendiliğinden geri vermezse fesih ve iade mahkemede istenir. Hâkim, feshi yerinde bulabileceği gibi, aile topluluğu içinde birlikte yaşamaya son vererek size ömür boyu gelir bağlanmasına da karar verebilir.

Bana bakan kişi benden önce ölürse ne olur?

Bakım borçlusunun ölümü sözleşmeyi kendiliğinden sona erdirmez. Bakım alacaklısı bir yıl içinde sözleşmenin feshini isteyebilir. Bu durumda bakım borçlusunun mirasçılarından, borçlunun iflası hâlinde iflas masasından isteyebileceği miktara eşit bir para ödenmesini talep edebilir.

Mirasçılarım bu sözleşmeye itiraz edebilir mi?

Kanun, mirasçıların tenkis davası açma hakkını saklı tutar. Sözleşme saklı paylarını zedeliyorsa mirasçılar bu yola başvurabilir. Bakım alacaklısının kanunen nafaka yükümlüsü olduğu kişiler de, sözleşme yüzünden nafaka alamaz hâle geldilerse sözleşmenin iptalini isteyebilir; alacaklıların iptal davası açma hakkı da saklıdır.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için bir avukattan hukuki destek almanız önerilir.

Av. Onur Doğan

Kayseri Barosu'na kayıtlı avukat. Doğan Hukuk Bürosu, Kocasinan / Kayseri.

Diğer yazılar

  1. Miras hukuku

    Yasal mirasçılar ve miras payları: zümre sistemi ve sağ kalan eşin payı

    Vasiyetname yoksa miras kime, hangi oranda kalır: çocuklar, anne-baba ve büyükanne-büyükbaba zümreleri, halefiyet ve sağ kalan eşin payı.

    Dayanak: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 495, 496, 497 ve diğer maddeler

  2. Miras hukuku

    Vasiyetnamenin iptali davası: hangi sebeplerle ve ne zamana kadar açılır?

    Vasiyetnameye karşı açılan iptal davasının dört sebebi, davayı kimin açabileceği, bir, on ve yirmi yıllık süreler ve yetkili mahkeme.

    Dayanak: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 557, 558, 559 ve diğer maddeler; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 2, 11, 18

  3. Miras hukuku

    Vasiyetname türleri: resmî, el yazılı ve sözlü vasiyetnamenin şekil şartları

    Vasiyetnamenin geçerli olması için kanunun aradığı şekiller: resmî memur önünde, el yazısıyla ya da olağanüstü durumda sözlü vasiyet.

    Dayanak: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 502, 503, 531 ve diğer maddeler