Kısıtlama ve vasi atanması: bir yakınınız kendi işlerini göremiyorsa ne yapılır?
Kısaca
- Kısıtlama, ergin bir kişinin mahkeme kararıyla vesayet altına alınması ve işlerinin bir vasi tarafından yürütülmesidir.
- Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlama kararı ancak resmî sağlık kurulu raporu üzerine verilebilir.
- Vasi, taşınmaz satışı gibi önemli işlemlerde sulh hukuk mahkemesinin iznini almak zorundadır.
- Kısıtlamanın sebebi ortadan kalkınca mahkeme vesayetin kaldırılmasına karar verir.
Yaşlanan bir anne ya da baba, ağır bir hastalık geçiren bir eş, bağımlılık nedeniyle mal varlığını hızla tüketen bir yakın… Bu durumlarda aile çoğu zaman aynı soruyla karşılaşır: bu kişinin banka işlerini, kira sözleşmelerini, tapudaki malını kim yönetecek? Kanunun cevabı kısıtlamadır. Kısıtlama, ergin (reşit) bir kişinin mahkeme kararıyla vesayet altına alınması ve işlerinin onun adına bir vasi tarafından yürütülmesidir.
Kısıtlanan kişinin fiil ehliyeti, yani kendi işlemleriyle hak edinme ve borç altına girme ehliyeti ortadan kalkar. Ayırt etme gücü olan bir kısıtlı, yasal temsilcisinin rızası olmadan kendi işlemleriyle borç altına giremez. Karşılıksız kazanmada ve kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları kullanmada bu rıza gerekmez. Bu ağır bir sonuç olduğu için kanun, kısıtlamayı belirli sebeplere ve sıkı bir usule bağlamıştır.
Kısıtlama sebepleri
Türk Medeni Kanunu dört grup sebep sayar.
Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı: Bu nedenle işlerini göremeyen, korunması ve bakımı için sürekli yardıma ihtiyaç duyan ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan her ergin kısıtlanır.
Savurganlık, bağımlılık, kötü yaşam tarzı, kötü yönetim: Savurganlığı, alkol veya uyuşturucu bağımlılığı, kötü yaşama tarzı ya da malvarlığını kötü yönetmesi yüzünden kendisini veya ailesini darlık ya da yoksulluğa düşürme tehlikesi yaratan ve bu yüzden sürekli korunmaya ve bakıma muhtaç olan veya başkalarının güvenliğini tehdit eden ergin kısıtlanır.
Hapis cezası: Kesinleşmiş hapis cezasının infazı için ceza infaz kurumunda bulunan ergin, isteği üzerine kısıtlanır ya da kendisine kayyım atanır. Toplam beş yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezasının infazı için cezaevinde bulunan kişi ise isteği olmasa da, kişiliğinin ya da malvarlığının korunması gerekli görülürse kısıtlanabilir. Bu madde 2024 yılında değiştirilmiştir.
Kendi isteği: Yaşlılığı, engelliliği, deneyimsizliği veya ağır hastalığı sebebiyle işlerini gereği gibi yönetemediğini ispat eden ergin, kendi kısıtlanmasını isteyebilir.
Kısıtlama için yeterli sebep bulunmamakla birlikte korunması gereken bir kişi için daha hafif bir yol da vardır: yasal danışman atanması. Bu durumda kişi; dava açma, taşınmaz alım satımı, ödünç alma ve verme, bağışlama, kefil olma gibi kanunda sayılan önemli işlerde danışmanının görüşünü almak zorunda olur.
Sulh hukuk mahkemesindeki süreç
Kısıtlama ve vasi atama işleri sulh hukuk mahkemesinde görülür. Kanun bu mahkemeyi vesayet makamı, asliye hukuk mahkemesini ise denetim makamı olarak belirler. Yetkili mahkeme, kısıtlanması istenen kişinin yerleşim yerindeki mahkemedir.
Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlama kararı, ancak resmî sağlık kurulu raporu üzerine verilebilir. Hâkim, karar vermeden önce bu raporu göz önünde tutarak kişiyi dinleyebilir. Savurganlık, bağımlılık, kötü yaşam tarzı, kötü yönetim ya da kişinin kendi isteği sebebiyle kısıtlamada ise kişi dinlenmeden karar verilemez.
Raporun alınabilmesi için gerekirse, örneğin kişi muayeneye gitmek istemiyorsa, kanun ayrı bir yol öngörür: biyolojik örnek alınabilir, tıbbi müdahale yapılabilir ve hekim ön raporu üzerine kişi en fazla yirmi gün süreyle bir sağlık kuruluşuna yerleştirilebilir. Bu yerleştirme kararına karşı ilgili ya da yakınları, bildirimden başlayarak on gün içinde denetim makamına itiraz edebilir.
Dava sürerken acil bir ihtiyaç doğarsa, örneğin kişinin malını elden çıkarma tehlikesi varsa, mahkeme vasi atanmadan önce de gerekli önlemleri kendiliğinden alır. Kısıtlanması istenen kişinin fiil ehliyetini geçici olarak kaldırabilir ve ona bir temsilci atayabilir.
Kısıtlama kararı kesinleşince kısıtlının yerleşim yerinde ve nüfusa kayıtlı olduğu yerde ilan edilir. Kısıtlama, ilandan önce iyiniyetli üçüncü kişileri etkilemez; ancak ayırt etme gücünün bulunmamasının sonuçlarına ilişkin hükümler saklıdır.
Vasi kim olur?
Mahkeme, bu görevi yapabilecek yetenekte bir ergini vasi olarak atar. Haklı sebepler engel olmadıkça öncelik, vasilik şartlarını taşıyorlarsa kısıtlının eşine ya da yakın hısımlarına verilir. Seçimde yerleşim yerlerinin yakınlığı ve kişisel ilişkiler de göz önünde tutulur. Kısıtlanacak kişinin ya da ana veya babasının gösterdiği kişi de, haklı bir sebep engel olmadıkça vasi atanır.
Kısıtlılar, kamu hizmetinden yasaklılar, haysiyetsiz hayat sürenler, menfaati kısıtlınınkiyle önemli ölçüde çatışanlar veya onunla arasında düşmanlık bulunanlar vasi olamaz. Altmış yaşını doldurmuş olanlar, dörtten çok çocuğun velisi olanlar ve üzerinde başka bir vasilik görevi bulunanlar gibi kişiler ise isterlerse vasiliği kabul etmeyebilir.
Atanan kişi kararın kendisine tebliğinden başlayarak on gün içinde vasilikten kaçınabilir. İlgili olan herkes de atamayı öğrendiği günden başlayarak on gün içinde atamanın kanuna aykırı olduğunu ileri sürebilir. Kısıtlanan ergin bir çocuk ise kural olarak vesayet altına alınmaz, velayet altında bırakılır.
Vasi kural olarak iki yıl için atanır ve mahkeme bu süreyi ikişer yıl uzatabilir.
Vasinin yetkileri ve kısıtlamanın kaldırılması
Vasi, kısıtlının kişisel ve mali işlerini yürütür, ama önemli işlemlerde sulh hukuk mahkemesinin iznini almak zorundadır. Taşınmaz alım satımı ve rehni, olağan yönetimi aşan taşınır işlemleri, ödünç verme ve alma, kambiyo taahhüdü, dava açma ve sulh olma, mirasın paylaştırılması, kısıtlının bir bakım ya da sağlık kurumuna yerleştirilmesi ve yerleşim yerinin değiştirilmesi bunlardandır. Kısıtlı adına kefil olmak, vakıf kurmak ve önemli bağışlarda bulunmak ise tamamen yasaktır.
Kısıtlama kalıcı olmak zorunda değildir. Sebep ortadan kalkınca mahkeme vesayetin kaldırılmasına karar verir; kısıtlı ve ilgililerden her biri bunu isteyebilir. Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle kısıtlanan kişi için bu, ancak sebebin ortadan kalktığının resmî sağlık kurulu raporuyla belirlenmesiyle mümkündür. Kendi isteğiyle kısıtlanan kişide ise vesayetin kaldırılması, kısıtlamayı gerektiren sebebin ortadan kalkmasına bağlıdır.
Sık sorulan sorular
Annem için kısıtlama davasını kim açabilir?
Kanun, başvuruyu belirli kişilerle sınırlayan bir liste vermez. Eş, çocuklar ya da diğer yakınlar sulh hukuk mahkemesine başvurarak durumu bildirebilir. Görevi sırasında böyle bir durumu öğrenen idari makamlar, noterler ve mahkemeler de durumu vesayet makamına bildirmek zorundadır. Kişi yaşlılık, engellilik, deneyimsizlik veya ağır hastalık sebebiyle işlerini yönetemediğini ispat ederse kendi kısıtlanmasını da isteyebilir.
Vasi, kısıtlının evini satabilir mi?
Vasi tek başına satamaz. Taşınmazların alımı, satımı, rehnedilmesi ve üzerlerinde başka bir ayni hak kurulması, vesayet makamının yani sulh hukuk mahkemesinin iznine bağlıdır. Ödünç verme ve alma, dava açma ve sulh olma, mirasın paylaştırılması gibi işlemler de izin gerektirir. Vesayet altındaki kişi adına kefil olmak, vakıf kurmak ve önemli bağışlarda bulunmak ise izinle de yapılamaz.
Kısıtlama kararı ömür boyu mu sürer?
Hayır. Kısıtlamayı gerektiren sebep ortadan kalkınca vesayet makamı vesayetin sona ermesine karar verir; kısıtlı ya da ilgililerden her biri bunu isteyebilir. Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle kısıtlanan kişi için sebebin ortadan kalktığının resmî sağlık kurulu raporuyla belirlenmesi gerekir. Savurganlık, bağımlılık gibi sebeplerle kısıtlananların bu talebi ise en az bir yıldır o sebeple ilgili şikâyete yol açmamış olmalarına bağlıdır.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için bir avukattan hukuki destek almanız önerilir.