İşçilik alacaklarında zamanaşımı: süreler ve başlangıç tarihleri
Zamanaşımı, bir alacağın kanunda öngörülen süre içinde istenmemesinin sonucudur. Süre dolduğunda alacak kendiliğinden silinmez. Ancak işveren zamanaşımı itirazında bulunursa o alacak artık mahkeme yoluyla tahsil edilemez. Hâkim zamanaşımını kendiliğinden dikkate almaz; bunun borçlu tarafından ileri sürülmesi gerekir (TBK m. 161). Kanundaki zamanaşımı süreleri sözleşmeyle değiştirilemez (TBK m. 148).
İşçilik alacaklarının büyük bölümünde süre beş yıldır. Ancak bu sürenin dayanağı ve ne zaman başladığı alacağın türüne göre değişir.
Beş yıllık süreye tabi alacaklar
12 Ekim 2017 tarihli ve 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 15. maddesi, 4857 sayılı İş Kanunu’na ek 3. maddeyi eklemiştir. Bu maddeye göre iş sözleşmesinden kaynaklanmak şartıyla, hangi kanuna tabi olursa olsun şu alacakların zamanaşımı süresi beş yıldır:
- Kıdem tazminatı,
- İhbar tazminatı, yani bildirim şartına uyulmadan yapılan fesihten doğan tazminat,
- Kötüniyet tazminatı,
- Eşit davranma ilkesine aykırı fesihten doğan tazminat,
- Yıllık izin ücreti.
Kural yalnızca İş Kanunu kapsamındaki işçilerle sınırlı değildir. Alacak iş sözleşmesinden doğuyorsa, çalışanın hangi kanuna tabi olduğu sonucu değiştirmez.
Bu düzenleme, Kanun’un Resmî Gazete’de yayımlandığı 25 Ekim 2017’den sonra sona eren iş sözleşmelerine uygulanır (4857 geçici m. 8). Daha önce kıdem, ihbar ve kötüniyet tazminatları için özel bir süre öngörülmemişti. Bu yüzden Türk Borçlar Kanunu’ndaki on yıllık genel zamanaşımı uygulanıyordu (TBK m. 146). Geçiş kuralına göre o tarihten önce işlemeye başlamış süreler eski hükümlere tabi kalmış, ancak kalan süre beş yılı aşıyorsa zamanaşımı yeni beş yıllık sürenin sonunda dolmuştur.
Ücret alacakları için beş yıllık süre ayrıca İş Kanunu’nun 32. maddesinde yazılıdır. Türk Borçlar Kanunu da ücret gibi dönemsel edimler için beş yıllık süre öngörür (TBK m. 147). Fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ve genel tatil ücreti de ücret alacağıdır; bunlarda da süre beş yıldır.
Süre ne zaman başlar
Zamanaşımı, alacağın muaccel olmasıyla, yani ödenmesinin istenebileceği anda işlemeye başlar (TBK m. 149). İşçilik alacaklarında bu an alacağa göre değişir:
- Kıdem, ihbar ve kötüniyet tazminatları iş sözleşmesinin sona ermesiyle doğar. Süre, sözleşmenin sona erdiği tarihten başlar.
- Yıllık izin ücretinde kanun başlangıcı açıkça belirler: süre iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren işler (m. 59). İşçi yıllarca izin kullanmamış olsa bile, birikmiş izinlerin ücreti için beş yıl sözleşmenin bittiği günden hesaplanır. Bu ücret, sözleşmenin sona erdiği tarihteki ücret üzerinden ödenir.
- Ücret en geç ayda bir ödenir (m. 32). Bu nedenle ücret ve fazla çalışma ücreti alacaklarında zamanaşımı, her ödeme döneminin alacağı için o dönemin ücretinin ödenmesi gereken günden itibaren ayrı ayrı işler.
Sürenin hesabında zamanaşımının başladığı gün sayılmaz. Zamanaşımı ancak sürenin son günü de hak kullanılmadan geçince gerçekleşmiş olur (TBK m. 151). Buna göre Mart 2024’te sona eren bir iş sözleşmesinde kıdem tazminatı için zamanaşımı, arada durma ya da kesilme olmazsa Mart 2029’da dolar.
Ücret alacaklarına ilişkin kuralın pratik sonucu önemlidir. Uzun yıllar fazla çalışma yapıp karşılığını alamayan işçi, arabulucuya başvurduğu tarihten geriye doğru beş yılı aşan aylara ait alacakları için zamanaşımı itirazıyla karşılaşabilir. Kıdem tazminatında ise bütün çalışma süresinin karşılığı için süre, sözleşmenin bittiği günden başlar.
Arabuluculukta durma, davada kesilme
İşçi ya da işveren alacağı ve tazminatı için dava açmadan önce arabulucuya başvurmak zorunludur; bu bir dava şartıdır (7036 m. 3). Arabulucuya gitmeden açılan dava usulden reddedilir. Aynı kural, bu alacaklarla ilgili itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları için de geçerlidir.
Arabuluculuk bürosuna başvurulduğu tarihten son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar zamanaşımı durur. Durma, sürenin o arada işlememesi demektir. Arabuluculuk bitince süre baştan başlamaz, kaldığı yerden devam eder. Zamanaşımının dolmasına bir ay kala arabulucuya başvuran işçinin, son tutanaktan sonra davasını açmak için yine yaklaşık bir ayı kalır.
Kesilme ise farklı bir kavramdır. Dava açılması, icra takibi başlatılması ya da işverenin borcu ikrar etmesi, örneğin borcun bir kısmını ödemesi zamanaşımını keser (TBK m. 154). Kesilmeyle birlikte yeni bir süre işlemeye başlar. Borç bir senetle ikrar edilmiş ya da mahkeme kararına bağlanmışsa yeni süre her zaman on yıldır (TBK m. 156).
Dava, mahkemenin görevli ya da yetkili olmaması veya düzeltilebilecek bir yanlışlık nedeniyle reddedilir ve bu arada zamanaşımı dolarsa, alacaklı altmış günlük ek süre içinde haklarını kullanabilir (TBK m. 158). Faiz konusunda da bir kural vardır: asıl alacak zamanaşımına uğrayınca ona bağlı faiz de zamanaşımına uğramış olur (TBK m. 152).
İş kazası ve meslek hastalığından doğan maddi ve manevi tazminat davaları ise arabuluculuk şartının dışındadır (7036 m. 3). Bu alacaklar yukarıda sayılan beş yıllık hükümlerin kapsamına girmez; zamanaşımları ayrı kurallara tabidir.
İşe iadede süre çok daha kısadır
İşe iade talebi zamanaşımına değil, çok daha kısa bir başvuru süresine bağlıdır. İşçi, fesih bildiriminin kendisine tebliğinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurmalıdır (4857 m. 20). Bu süre kaçırılırsa işe iade istenemez. Ayrıntıları ayrı bir yazının konusudur; burada önemli olan, işten çıkarılan işçinin beş yıllık süreye güvenip işe iade süresini kaçırmamasıdır.
Hak kaybı yaşamamak için işten ayrılış tarihini gösteren belgeleri, bordroları, banka kayıtlarını ve fazla çalışmayı gösterebilecek kayıtları saklamak gerekir. Hangi alacağın hangi tarihte zamanaşımına uğrayacağı bu belgelerle birlikte hesaplanabilir.
Sık sorulan sorular
İşten ayrılalı dört yıl oldu. Kıdem tazminatımı hâlâ isteyebilir miyim?
Evet. Kıdem tazminatında beş yıllık zamanaşımı, iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten başlar. Dava açmadan önce arabulucuya başvurmanız gerekir; başvurudan son tutanağın düzenlenmesine kadar geçen sürede zamanaşımı işlemez. Yine de son günlere kalmak, belge toplama ve başvuru işlemlerinde gereksiz risk doğurur.
Yıllarca yaptığım fazla mesainin tamamını isteyebilir miyim?
Fazla çalışma ücretinde zamanaşımı, her ayın alacağı için o ayın ücretinin ödenmesi gereken tarihten ayrı ayrı işler. Bu yüzden arabulucuya başvurduğunuz tarihten geriye doğru beş yılı aşan dönemlere ait alacaklar için işveren zamanaşımı itirazında bulunabilir.
Zamanaşımı dolmuşsa mahkeme davayı kendiliğinden reddeder mi?
Hayır. Türk Borçlar Kanunu’na göre zamanaşımı ileri sürülmedikçe hâkim bunu kendiliğinden göz önüne alamaz. İşveren zamanaşımı itirazında bulunmazsa, süresi geçmiş alacak hakkında da karar verilebilir.
Arabuluculukta anlaşma olmazsa zamanaşımı nereden devam eder?
Arabuluculuk bürosuna başvurulduğu tarihten son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar zamanaşımı durur. Süre baştan başlamaz; son tutanaktan sonra, başvurudan önce kalan kısmıyla işlemeye devam eder.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için bir avukattan hukuki destek almanız önerilir.