İçeriğe geç
Av. Onur Doğan Kayseri Barosu

İcra hukuku

Genel haciz yoluyla ilamsız takipte ödeme emrine itiraz

tarihinde yayımlandı. Yaklaşık 5 dakikalık okuma.

Bir ödeme emri alınması, belgede yazılı alacağın mahkeme tarafından kesin olarak doğrulandığı anlamına gelmez. Genel haciz yoluyla ilamsız takipte borçlu, ödeme emrine karşı kanunun belirlediği süre ve usulle itiraz edebilir. Bununla birlikte belgeyi cevapsız bırakmak ile süresinde itiraz etmek farklı sonuçlar doğurur.

Bu yazı yalnızca genel haciz yoluyla ilamsız takibi ele alır. Senede dayalı her takip aynı takip yolu değildir. Özellikle kambiyo senetlerine özgü takipler ve ilamlı icra için buradaki süre veya başvuru şekli doğrudan kullanılmamalıdır. İlk işlem, gelen belgenin başlığını, takip yolunu ve içerdiği ihtarları okumaktır.

Ödeme emrindeki bilgilerin kontrolü

İcra ve İflas Kanunu’nun 58 ve 60. maddeleri, takip talebiyle ödeme emrinde yer alacak bilgileri düzenler. Alacaklının ve borçlunun kimliği, talep edilen tutar, borcun sebebi ve varsa faiz bilgileri incelemenin başlangıç noktalarıdır. Belgedeki dosya numarası ve icra dairesi de başvurunun doğru yere yapılması için önem taşır.

Ödeme emrindeki tutarı kendi kayıtlarıyla karşılaştıracak kişi, yalnızca toplam rakama bakmamalıdır. Asıl alacak, işlemiş faiz ve diğer kalemler ayrılarak okunmalıdır. Daha önce ödeme yapıldıysa bunun hangi borca ilişkin olduğu ve takipte hesaba katılıp katılmadığı kontrol edilmelidir.

İİK 58, takip talebinde senedin, senet yoksa borcun sebebinin gösterilmesini öngörür. Bu nedenle ödeme emrinin dayandığı ilişkinin anlaşılması gerekir. Bir sözleşme, fatura veya başka belge gösterilmişse belgedeki kişi, tarih ve tutar bilgilerinin uyuşması ayrıca incelenebilir.

Bu hazırlık, itirazın kapsamını belirlemeye yarar. Ancak kayıtları toplama çabası itiraz süresini kendiliğinden uzatmaz. Belgelerin incelenmesiyle sürenin takibi birlikte yürütülmelidir. “Önce karşı tarafla konuşayım” düşüncesiyle süre hesabının ertelenmesi hak kaybı riski doğurabilir.

Yedi günlük süre ve başvurunun yapılacağı yer

  1. maddeye göre borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde dilekçeyle veya sözlü olarak icra dairesine itirazını bildirmelidir. Buradaki başlangıç, ödeme emrinin düzenlenme tarihi değil tebliğ tarihidir. Tebliğin nasıl ve ne zaman gerçekleştiği somut evrak üzerinden belirlenmelidir.

  2. madde uyarınca gün olarak belirlenen sürelerde ilk gün hesaba katılmaz. Son gün resmî tatile rastlarsa süre tatili izleyen günde biter. Yedi günlük süreyi yedi iş günü gibi değerlendirmek doğru değildir. Elektronik tebligat veya tebliğin usulüne ilişkin bir sorun varsa, başlangıç tarihi bu özel durum dikkate alınarak ayrıca incelenmelidir.

İtiraz, takibi yapan icra dairesine yapılabilir. Kanun, başka bir icra dairesi üzerinden gönderilmesine de imkân tanır; bu durumda gönderme masrafının alınmasına ilişkin düzenleme vardır. Başvurunun hangi dosyaya ait olduğu açıkça gösterilmelidir. Borçluya itiraz ettiğine ilişkin belge verilmesi de 62. maddede düzenlenmiştir.

Alacaklıyla görüşmek, mesaj göndermek veya ödeme pazarlığı yapmak icra dairesine itirazın yerine geçmez. Görüşmeler sürse bile usul işlemi ayrı değerlendirilmelidir. Başvuru belgesinin ve dosyaya giriş kaydının saklanması, itirazın yapıldığı tarihi göstermeye yardımcı olur.

Borca, borcun bir kısmına ve imzaya itiraz

İtirazın hangi talebe yönelik olduğu anlaşılmalıdır. Borcun tamamının bulunmadığı ileri sürülebileceği gibi, bir kısmının ödendiği veya yalnızca belirli bir kalemin yanlış olduğu da belirtilebilir. Kullanılan açıklamalar gerçek duruma uygun olmalı; kişinin bilmediği olaylar olmuş gibi yazılmamalıdır.

Borcun bir kısmına itiraz ediliyorsa 62. madde, itiraz edilen kısmın konusu ve miktarının açıkça gösterilmesini arar. Aksi takdirde itiraz edilmemiş sayılması sonucu doğar. Bu yüzden “borcun bir bölümüne itiraz ediyorum” şeklindeki belirsiz ifade yerine hangi tutarın ve hangi kalemin tartışıldığı netleştirilmelidir.

Takibin dayandığı senedin altındaki imza borçluya ait değilse, imzaya itirazın ayrıca ve açıkça belirtilmesi gerekir. Genel bir borca itiraz cümlesi ile imzanın kişiye ait olmadığının açıkça söylenmesi aynı değildir. Kanun, açık imza itirazı yapılmamasına takip bakımından sonuç bağlamıştır.

İtirazla birlikte borçluya ait yurt içinde bir adres bildirilmesi yükümlülüğü de bulunur. Dilekçenin yalnızca borca ilişkin açıklamalarından ibaret olmadığı, dosya ve taraf bilgilerini de doğru içermesi gerektiği unutulmamalıdır. Önceki ödeme belgeleri varsa bunların tarih, tutar ve açıklamalarının doğru aktarılması önemlidir.

Örneğin yalnızca hesabı anlatmak için, takipte birbirinden ayrılabilen iki alacak kaleminden biri daha önce ödenmiş olsun. Bu durumda toplam talebe ilişkin belirsiz bir ifade yerine, hangi kalemin ödendiğinin ve neye itiraz edildiğinin açıklanması değerlendirmeyi kolaylaştırır. Bu örnek gerçek bir uyuşmazlık veya verilmiş karar değildir.

Süresinde itirazın etkisi ve alacaklının başvuruları

  1. maddeye göre süresinde yapılan itiraz takibi durdurur. Kısmi itirazda kabul edilen miktar yönünden takip devam eder. İtirazın süresinde olup olmaması bu nedenle yalnızca biçimsel bir ayrıntı değildir; takip işlemlerinin devam edip edemeyeceğini etkiler.

Takibin durması, alacağın kesin biçimde reddedildiği anlamına gelmez. 67. madde, alacaklının itirazın kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde alacağının varlığını ispat ederek itirazın iptalini dava edebilmesini düzenler. Aynı maddede tazminata ilişkin hükümler de bulunduğundan, itirazın sonuçları yalnızca zaman kazanma düşüncesiyle değerlendirilmemelidir.

  1. maddede belirtilen nitelikte belgelere dayanan alacaklı bakımından itirazın kaldırılması yolu da düzenlenmiştir. Bu yolda süre, itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren altı aydır. İtirazın iptali ile kaldırılması aynı başvuru değildir; belge türü, merci ve inceleme çerçevesi farklıdır. Her alacaklının her belgeyle aynı yolu kullanabileceği varsayılmamalıdır.

Süre geçirilmişse ve dosya takibinde dikkat edilecekler

Süre geçtikten sonra sıradan bir itiraz dilekçesi verilmesi, zamanında itirazla aynı sonucu doğurmaz. Gecikmenin sebebi, tebliğin durumu ve takip türü incelenmelidir. Bu yazı, süresi geçen her dosyada uygulanabilecek tek bir kurtarma yolu bulunduğunu ileri sürmemektedir.

İİK 72, borçlu olunmadığının tespiti için takipten önce veya takip sırasında dava açılmasına imkân tanır. Ancak dava açılması tek başına her durumda takibi durdurmaz. Kanun, takipten önce ve sonra istenebilecek tedbirleri farklı düzenler. Bu nedenle “itiraz süresi geçtiyse dava açınca takip durur” şeklindeki genel ifade doğru değildir.

Başvurudan sonra da dosya izlenmelidir. İtirazın kaydı, sonraki tebligatlar ve alacaklının başlattığı dava veya kaldırma işlemi birbirinden ayrı aşamalardır. Ödeme emrini, tebliğ evrakını, itiraz belgesini ve borca ilişkin kayıtları tarih sırasıyla saklamak, sonraki değerlendirmelerin doğru yapılmasına yardımcı olur.

Sık sorulan sorular

Her icra belgesine yedi gün içinde aynı yere mi itiraz edilir?

Hayır. Buradaki açıklamalar genel haciz yoluyla ilamsız takibe ilişkindir. Kambiyo takibi, ilamlı takip ve diğer özel takiplerde süre ve başvuru makamı farklı olabilir. Önce belgenin türü belirlenmelidir.

Alacaklıya borçlu olmadığımı söylemem yeterli mi?

İİK 62’deki itiraz icra dairesine yapılır. Alacaklıya telefonla veya mesajla açıklama yapmak, icra dairesine usulüne uygun itirazın yerine geçmez.

Borcun yalnızca bir kısmına itiraz edilebilir mi?

Evet. Ancak itiraz edilen kısmın konusu ve miktarı açıkça gösterilmelidir. Süresinde kısmi itiraz halinde kabul edilen miktar yönünden takibe devam edilir.

İtiraz edilince borç tamamen ortadan kalkar mı?

Hayır. Süresinde itiraz takibi durdurur; borcun bulunmadığına ilişkin kesin hüküm oluşturmaz. Alacaklı kanundaki koşullara göre itirazın iptalini veya kaldırılmasını isteyebilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için bir avukattan hukuki destek almanız önerilir.

Av. Onur Doğan

Kayseri Barosu'na kayıtlı avukat. Doğan Hukuk Bürosu, Kocasinan / Kayseri.

Diğer yazılar

  1. İş hukuku

    Yıllık ücretli izin: hak kazanma, kullanım ve kullanılmayan izinlerin ücreti

    İş Kanunu kapsamında yıllık izne hak kazanma, izin süreleri, tatil günleri ve işten ayrılırken kullanılmayan izin ücretinin temel kuralları.

    Dayanak: 4857 sayılı İş Kanunu m. 4, 53, 54–55 ve diğer maddeler

  2. Vergi hukuku

    Vergi hatalarında düzeltme: hesap hatası, yanlış vergilendirme ve başvuru

    Vergi Usul Kanunu kapsamında hesap ve vergilendirme hatalarının ayrımı, yazılı düzeltme talebi, şikâyet yolu ve sürelerin temel çerçevesi.

    Dayanak: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu m. 116–119, 120–123, 124–125 ve diğer maddeler

  3. Ceza hukuku

    Şüphelinin ifade sırasında hakları: susma, avukat ve tutanak

    Ceza soruşturmasında ifade alma sırasında suçlamayı öğrenme, susma, müdafi yardımı, lehe delil isteme ve tutanağı inceleme hakları.

    Dayanak: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 2, 145, 147–148 ve diğer maddeler