İçeriğe geç
Av. Onur Doğan Kayseri Barosu

Borçlar ve sözleşmeler

Mahkeme keşif kararı verdi: inceleme nasıl yapılır, karşı çıkılırsa ne olur?

tarihinde yayımlandı. Yaklaşık 5 dakikalık okuma.

Kısaca

  • Keşif, hâkimin uyuşmazlık konusunu bulunduğu yerde veya mahkemede doğrudan incelemesini sağlar.
  • Tarafın keşfe karşı koyması önemli ispat sonuçları doğurabilir; hâkim karşı koyma sebebini değerlendirir.
  • Üçüncü kişinin yükümlülükleriyle soybağı tespiti için yapılan incelemenin kuralları aynı değildir.

Bir hukuk davasında uyuşmazlık konusu yerin veya eşyanın doğrudan görülmesi gerekebilir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu, hâkimin duyu organları yardımıyla inceleme yaparak bilgi edinmesini keşif adıyla düzenler. Keşfin yalnız taşınmaz davalarında yapılan bir ziyaret olduğu düşünülmemelidir; kanun incelemenin bulunduğu yerde veya mahkemede yapılabileceğini belirtir.

Keşif kararı verildiğinde hangi konunun inceleneceği, kimlerin hazır bulunacağı ve incelemeye nasıl katlanılacağı önem kazanır. Özellikle davanın tarafı olmayan kişiler, kararın kendileriyle ilgili sonuçlarını gözden kaçırabilir. Tarafların yokluğu, incelemeye karşı koyma ve haklı bir kaçınma sebebi birbirinden ayrı değerlendirilmelidir.

Keşif kararının konusu ve yetkili mahkeme

HMK 288’e göre hâkim, uyuşmazlık konusu hakkında bizzat inceleme yapmak amacıyla keşfe karar verebilir. Gerektiğinde bilirkişi yardımına başvurulur. Bu nedenle teknik bilgi gerektiren bir konuda bilirkişinin bulunması mümkün olmakla birlikte, keşfin amacı hâkimin doğrudan bilgi edinmesiyle bağlantılıdır.

Karar, sözlü yargılamaya kadar taraflardan birinin istemi üzerine veya mahkemece kendiliğinden alınabilir. Kanundaki zaman sınırı aktarılırken her aşamada sınırsız bir keşif talebi hakkı bulunduğu söylenmemelidir. İstemin hangi uyuşmazlık noktasını aydınlatacağı da açıkça belirtilmelidir.

HMK 289’un genel kuralında keşfi davaya bakan mahkeme yapar. İncelenecek konu mahkemenin yargı çevresi dışındaysa istinabe yoluna başvurulur. İstinabe, burada başka bir mahkemenin yardımından yararlanılarak incelemenin yapılmasını ifade eder.

Keşif konusu büyükşehir belediye sınırları içerisindeyse incelemeyi davaya bakan mahkemenin de yapabileceği düzenlenmiştir. Bu özel imkân, genel yargı çevresi kuralıyla birlikte okunmalıdır. Keşif yerinin başka bir adreste bulunması tek başına hangi mahkemenin işlemi yapacağını göstermeyebilir.

Talep hazırlanırken incelenmesi istenen yer veya eşya, uyuşmazlıkla ilişkisi ve doğrudan gözlemle açıklığa kavuşabilecek nokta ayrılabilir. Örneğin bir yerin mevcut fiziksel durumunun görülmesiyle geçmişte ne olduğunun araştırılması aynı inceleme sorusu değildir. Sorunun belirgin olması, keşfin kapsamının anlaşılmasına yardımcı olur.

İncelemenin yapılması ve tutanak

HMK 290 uyarınca keşfin yerini, kapsamını ve zamanını mahkeme belirler. Taraflar hazırsa inceleme onların huzurunda, hazır değillerse yokluklarında yapılır. Dolayısıyla bir tarafın gelmemesi keşfin mutlaka yapılamayacağı veya kendiliğinden erteleneceği anlamına gelmez.

Mahkeme keşif sırasında tanık ve bilirkişi dinleyebilir. Yapılan bütün işlemler ile beyanları içeren tutanak düzenlenir. Hâkimin keşif konusu ve mahalliyle ilgili gözlemleri de tutanağa yazılır; bu kayıt yalnız tarafların söylediklerinden ibaret değildir.

Plan, çizim ve fotoğraf gibi belgeler tutanağa eklenir. Bu belgelerin hangi yer veya eşyaya ilişkin olduğunun açık olması, sonradan kayıtların anlaşılması açısından yararlıdır. Fotoğrafın bulunması ile hangi inceleme noktasını gösterdiğinin anlaşılması aynı şey değildir.

Mahkeme, olayın nasıl geçmiş olabileceğini tespit etmek için temsili uygulama da yaptırabilir. Bu yöntem, kanunda keşfin yapılması içinde ayrıca düzenlenmiştir. Temsili uygulamanın yapılması, geçmiş olayın bütün ayrıntılarının artık tartışmasız olduğu sonucunu tek başına vermez; hangi hususu incelemek için yapıldığı önemlidir.

Keşfe hazırlanırken mahkemenin belirlediği kapsam okunmalı ve incelenecek noktalar bu kapsamla karşılaştırılmalıdır. İşlemler, açıklamalar ve eklerin tutanakta nasıl yer aldığı takip edilebilir. Bu hazırlık, mahkemenin yerine keşif kapsamını tarafın belirlemesi veya incelemeyi kendi yöntemine göre yönetmesi anlamına gelmez.

Kayıtlar incelenirken şu ayrımlar işe yarar:

  • Yer ve zaman: Kararda belirlenen incelemeyle tutanakta yazılı işlem birbirine karşılık geliyor mu?
  • Beyan ve gözlem: Tarafın açıklamasıyla hâkimin doğrudan gözlemi ayrı biçimde anlaşılabiliyor mu?
  • Teknik değerlendirme: Bilirkişinin söylediği hususun hangi inceleme noktasına ilişkin olduğu belli mi?
  • Ekler: Plan, çizim veya fotoğrafların tutanakla bağlantısı kurulabiliyor mu?

Bu liste, kanunda ayrıca düzenlenmiş yeni bir usul şartı değildir; mevcut kaydın doğru okunmasına yardımcı olacak pratik bir inceleme düzenidir.

Tarafın karşı koymasının ispat sonuçları

HMK 291, taraflar ve üçüncü kişilerin keşif kararına uymasını, engelleyici tutum ve davranışlardan kaçınmasını zorunlu tutar. Tarafın karşı koyması hâlinde sonuç, ispat yükünün kimde olduğuna göre farklılaşır. İspat yükü, ilgili olayın kanıtlanmasının hangi tarafa düştüğüyle ilgilidir.

Karşı koyan kişi ispat yükü kendisinde olan tarafsa bu delilden vazgeçmiş sayılır. Karşı koyan diğer tarafsa iddia edilen olayı kabul etmiş sayılır. Bu sonuçlar, keşfin engellenmesinin yalnız organizasyon veya takvim meselesi olmadığını gösterir.

Bununla birlikte kanun hâkime önemli bir değerlendirme alanı bırakır. Hâkim, duruma ve karşı koymanın sebebine göre bu hükmü uygulamayabilir. Bu yüzden her karşı koymada sonuçların otomatik ve istisnasız gerçekleşeceği de söylenmemelidir.

Bir engel bulunduğu düşünülüyorsa bunun somut sebebinin açıklanması önemlidir. Keşfe katılmamakla keşfin yapılmasını fiilen engellemek farklı davranışlardır. Ayrıca tarafın hangi olayı ispat etmekle yükümlü olduğu belirlenmeden, karşı koymanın sonucuna ilişkin kesin değerlendirme yapmak uygun değildir.

Üçüncü kişiler ve soybağı incelemesi

Üçüncü kişi bakımından keşif, kendisi için uygun zamanda yapılır; yer ve zaman kendisine bildirilir. Gecikmesinde zarar umulan hâllerde bildirim yapılmadan da keşif yapılabilir. Bu istisna, bildirim kuralının her durumda uygulanmayabileceğini gösterir.

Üçüncü kişinin keşfe karşı koyması gider ve disiplin para cezası sonuçları doğurur; gerektiğinde zor kullanılmasına karar verilebilir. Ancak üçüncü kişi, tanıklıktan çekinme sebeplerine dayanarak keşfe katlanma yükümlülüğünden kaçınabilir. Bu hüküm, her rahatsızlığın veya isteksizliğin yeterli kaçınma sebebi olduğunu söylemez.

HMK 292’de soybağı tespiti için ayrı inceleme düzenlenmiştir. Uyuşmazlığın çözümü için zorunlu, bilimsel verilere uygun ve sağlık yönünden tehlikesiz olmak koşuluyla herkes vücudundan kan veya doku alınmasına katlanmak zorundadır. Koşullar birlikte değerlendirilmelidir; yalnız soybağı iddiasının varlığını belirtmek düzenlemenin tamamını açıklamaz.

Haklı sebep olmadan bu zorunluluğa uyulmazsa hâkim incelemenin zor kullanılarak yapılmasına karar verir. Üçüncü kişi burada tanıklıktan çekinme hakkına dayanarak yükümlülükten kaçınamaz. Böylece genel keşif hükmündeki üçüncü kişiye ilişkin çekinme imkânıyla soybağı incelemesindeki özel kural birbirinden ayrılmış olur.

Sık sorulan sorular

Keşfe gitmezsem inceleme mutlaka ertelenir mi?

Hayır. HMK 290, taraflar hazırsa keşfin onların huzurunda, hazır değillerse yokluklarında yapılacağını düzenler. Tarafın bulunmaması ile keşfin yapılmasına karşı koyması aynı şey değildir. Karşı koymanın sonuçları ayrıca HMK 291 kapsamında değerlendirilir.

Keşfi yalnız bilirkişi mi yapar?

Keşif hâkimin doğrudan inceleme yaparak bilgi edinmesine ilişkin bir delildir. Hâkim gerektiğinde bilirkişi yardımına başvurur; keşif sırasında tanık ve bilirkişi de dinlenebilir. Bilirkişinin katkısı, keşfin mahkemece yürütülmesi ve tutanağa bağlanması kurallarını ortadan kaldırmaz.

Davada taraf değilsem keşfe uymak zorunda değil miyim?

HMK 291, taraflarla birlikte üçüncü kişileri de keşif kararına uyma ve engelleyici davranıştan kaçınma yükümlülüğüne tabi tutar. Üçüncü kişiler için zaman, bildirim ve tanıklıktan çekinme sebeplerine dayanan özel hükümler vardır. Soybağı için kan veya doku alınmasında ise HMK 292’nin ayrı kuralı uygulanır.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için bir avukattan hukuki destek almanız önerilir.

Av. Onur Doğan

Kayseri Barosu'na kayıtlı avukat. Doğan Hukuk Bürosu, Kocasinan / Kayseri.

İlgili yazılar

  1. Borçlar ve sözleşmeler

    Borç para verdim: faiz isteyebilir miyim, parayı ne zaman ve nasıl geri isterim?

    Tüketim ödüncü sözleşmesi, faizin kararlaştırılması ve sınırları, bileşik faiz yasağı, geri isteme süresi, temerrüt faizi, ispat ve zamanaşımı.

    Dayanak: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 386, 387–388, 389–391 ve diğer maddeler; 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun m. 1–2; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 200, 202; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Ek m. 1

  2. Borçlar ve sözleşmeler

    Eşyamı ücretsiz kullanması için verdim: ne zaman geri isteyebilirim?

    Kullanım ödüncünde eşyanın geri verilmesi, başkasına kullandırma yasağı, bakım giderleri ve erken iade sebepleri.

    Dayanak: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 379–385

  3. Borçlar ve sözleşmeler

    Benim adıma işlem yapılmış: temsil yetkisi yoksa sözleşme beni bağlar mı?

    Temsil yetkisinin kapsamı, geri alınması, üçüncü kişilere bildirim ve yetkisiz yapılan işlemin onanması ile zararlar.

    Dayanak: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 40–48