Hukuk davalarında istinaf ve temyiz süreleri: karara ne zamana kadar itiraz edilir?
Kısaca
- Hukuk davalarında hem istinaf hem temyiz süresi, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftadır.
- Parasal sınırın altında kalan bazı malvarlığı davalarında ilk derece kararı kesindir ve istinafa gidilemez.
- Temyiz kural olarak kararın icrasını durdurmaz; aile ve kişiler hukuku ile taşınmaz ayni haklarına ilişkin kararlar ise kesinleşmeden uygulanamaz.
Bir hukuk davasında ilk derece mahkemesinin kararı her zaman son söz değildir. Taraf, karara karşı önce bölge adliye mahkemesine, ardından bazı davalarda Yargıtaya gidebilir. Bu başvurulara kanun yolu denir. Bölge adliye mahkemesine başvuruya istinaf, Yargıtaya başvuruya temyiz adı verilir.
Kanun yolları kısa ve kesin sürelere bağlıdır. Süre geçtikten sonra yapılan başvuru reddedilir ve karar kesinleşir. Bu yazı Hukuk Muhakemeleri Kanununa tabi davaları anlatır. Ceza davalarındaki istinaf süreleri ayrı bir yazıda ele alınmıştır.
İstinaf süresi: iki hafta, tebliğden itibaren
İstinaf yoluna başvuru süresi iki haftadır (Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 345). Süre, kararın açıklandığı gün değil, ilamın, yani gerekçeli kararın usulen taraflardan her birine tebliğiyle işlemeye başlar. Davacıya ve davalıya farklı günlerde tebliğ yapılmışsa, her birinin süresi kendi tebliğ tarihinden hesaplanır. Özel kanunlarda farklı süre öngörülmüşse o hüküm uygulanır.
İstinaf dilekçesi kararı veren mahkemeye ya da başka bir yer mahkemesine verilebilir (m. 343). Başvuru tarihi, dilekçenin kaydedildiği tarihtir. Başka şehirde yaşayan taraf bu sayede dilekçesini bulunduğu yerdeki mahkemeye verebilir.
İstinaf dilekçesi karşı tarafa tebliğ edilir. Karşı taraf, tebliğden itibaren iki hafta içinde cevap verebilir (m. 347). Kendi istinaf süresini kaçırmış olan taraf da bu cevap dilekçesiyle katılma yoluyla istinafa başvurabilir (m. 348).
Süre kadar dilekçenin içeriği de önemlidir. Bölge adliye mahkemesi, incelemesini istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapar; yalnızca kamu düzenine aykırılık gördüğünde bunu kendiliğinden dikkate alır (m. 355). Bu yüzden “karar hatalıdır” demekle yetinmeyip kararın hangi yönden yanlış olduğunu açıkça yazmak gerekir.
Hangi kararlar istinafa gidebilir?
İlk derece mahkemelerinin şu kararlarına karşı istinafa başvurulabilir (m. 341):
- Nihai kararlar, yani davayı sona erdiren kararlar,
- İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararları,
- Karşı tarafın yüzüne karşı verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları,
- Karşı tarafın yokluğunda verilen bu kararlara yapılan itiraz üzerine verilen kararlar.
Miktarı ya da değeri kanundaki parasal sınırı geçmeyen malvarlığı davalarında verilen kararlar kesindir; bunlara karşı istinafa gidilemez. Bu sınır her yıl yeniden değerleme oranında güncellenir, bu yüzden davanın açıldığı yılın sınırına bakmak gerekir. Manevi tazminat davalarındaki kararlara karşı ise miktara bakılmaksızın istinafa başvurulabilir.
Alacağın yalnızca bir kısmı dava edilmişse kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. Alacağın tamamı dava edilmişse, talebinin reddedilen bölümü sınırı geçmeyen taraf istinafa gidemez.
Temyiz süresi ve temyiz edilemeyen kararlar
Bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinin temyizi mümkün nihai kararlarına karşı, tebliğden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir (m. 361). Davada haklı çıkan taraf da hukuki yararı varsa temyize gidebilir.
Temyiz, istinaftan daha dar bir yoldur. Kanun bazı kararları temyize kapatmıştır (m. 362). Bunların başlıcaları şunlardır:
- Miktarı ya da değeri kanundaki temyiz sınırını geçmeyen davalara ilişkin kararlar. Bu sınır da her yıl güncellenir ve istinaf sınırından çok daha yüksektir.
- Sulh hukuk mahkemesinin görevine giren davaların önemli bir kısmı. Kira ilişkisinden doğan davalarda ve Kat Mülkiyeti Kanunundan doğup taşınmazın aynına ilişkin davalarda bunun istisnaları vardır.
- Çekişmesiz yargı işlerinde verilen kararlar.
- Soybağına ilişkin sonuç doğuranlar hariç, nüfus kaydının düzeltilmesi davaları.
- Geçici hukuki korumalar, yani ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz hakkındaki kararlar.
- Bölge adliye mahkemesinin esasa girmeden dosyayı ilk derece mahkemesine geri gönderdiği kararlar.
2026 yılında bu maddede önemli değişiklikler oldu. Anayasa Mahkemesi, temyiz sınırına ilişkin bendi, istinaf başvurusunun kısmen ya da tamamen kabul edildiği hâller yönünden iptal etti. Ardından 7589 sayılı Kanunla maddeye, bölge adliye mahkemesinin istinafı kısmen ya da tamamen kabul edip yeniden esas hakkında karar verdiği durumlar için ayrı bir fıkra eklendi (m. 362/3). Buna göre yeni kararın kabul edilen ya da reddedilen kısmı istinaf parasal sınırını aşıyorsa temyiz yoluna gidilebilir. Ancak temyiz sınırının altında kalan davalarda, bölge adliye mahkemesi kararı ile ilk derece kararı arasındaki fark istinaf sınırını geçmiyorsa ya da yeni karar yalnızca yargılama gideri veya vekâlet ücretine ilişkinse temyize başvurulamaz. Bölge adliye mahkemesi ilk kararı değiştirdiyse, temyiz sınırının altında kalan bir dava için bile temyiz imkânının ayrıca incelenmesi gerekir.
Süre hesabında dikkat edilecekler
Hafta olarak belirlenen süre, başladığı güne son haftada karşılık gelen günün çalışma saati bitiminde sona erer (m. 92). Örneğin gerekçeli karar size bir salı günü tebliğ edildiyse, iki haftalık süre iki hafta sonraki salı günü mesai bitiminde dolar. Resmî tatil günleri süreye dahildir. Sürenin son günü resmî tatile rastlarsa süre, tatili izleyen ilk iş günü çalışma saati bitiminde sona erer (m. 93).
Adli tatil her yıl 20 Temmuz’da başlar ve 31 Ağustos’ta biter (m. 102). Adli tatile tabi işlerde sürenin bitimi tatile rastlarsa, süre ayrıca bir karara gerek olmadan tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılır (m. 104). Tatil başlamadan önce ya da tatil bittikten sonra dolan süreler bu uzamadan yararlanmaz. Kanunun tatilde de görülmesini öngördüğü acele işler (m. 103) bu uzamadan yararlanmaz. Örneğin nafaka davalarında ya da ihtiyati tedbir işlerinde süre tatilde de işler.
Kararın uygulanması da önemli bir konudur. Temyiz, kararın icrasını kural olarak durdurmaz (m. 367). Kararın uygulanmasını durdurmak isteyen taraf, İcra ve İflas Kanununun 36. maddesine göre icranın geri bırakılmasını isteyebilir. Ancak nafaka kararlarında icranın geri bırakılmasına karar verilemez. Kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmazlar üzerindeki ayni haklara ilişkin kararlar ise kesinleşmedikçe yerine getirilemez. Boşanma ya da tapu iptali kararları bu yüzden kesinleşmeyi bekler.
Sürenin hesaplanmasında kararın tebliğ edildiği tarihin doğru tespiti belirleyicidir. Tebligat evrakı ve elektronik tebligat kayıtları bu yüzden saklanmalıdır.
Sık sorulan sorular
Karar duruşmada açıklandı; iki hafta o gün mü başlar?
Hayır. Hem istinaf hem temyiz süresi, kararın usulen taraflardan her birine tebliğiyle başlar. Bu yüzden süre her taraf için ayrı hesaplanabilir. Kararın açıklandığı gün değil, gerekçeli kararın size tebliğ edildiği gün esas alınır.
Süreyi kaçırdım; karşı taraf istinafa gitmişse bir şey yapabilir miyim?
Evet, katılma yoluyla istinaf imkânı vardır. İstinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, kendi süresini geçirmiş olsa bile cevap dilekçesiyle istinaf yoluna başvurabilir. Ancak asıl başvuran başvurusundan vazgeçerse ya da başvurusu esasa girilmeden reddedilirse, katılma yoluyla yapılan başvuru da reddedilir.
Karar yaz aylarında tebliğ edildi; süre işler mi?
Adli tatil her yıl 20 Temmuz’da başlar ve 31 Ağustos’ta biter. Sürenin bitimi tatile rastlarsa süre, kanunun tatilde de görülmesini öngördüğü işler dışında, tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılır. Davanızın acele işlerden olup olmadığını kontrol etmeden bu uzamaya güvenmemek gerekir.
Karşı taraf istinafa gitti; cevap vermek zorunda mıyım?
Zorunlu değildir. İstinaf dilekçesi size tebliğ edildikten sonra iki hafta içinde cevap dilekçesi verebilirsiniz. Cevap vermemek başvurunun kabul edildiği anlamına gelmez; ancak karşı tarafın iddialarına yanıt vermek ve gerekirse katılma yoluyla kendi itirazlarınızı ileri sürmek için bu süreyi kullanmak yerinde olur.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için bir avukattan hukuki destek almanız önerilir.