İşçi veya işveren ölürse hizmet sözleşmesi ve ödemeler ne olur?
Kısaca
- Hizmet sözleşmesi işçinin ölümüyle kendiliğinden sona erer ve kanunda yakınlara ödeme düzenlenir.
- İşverenin ölümü kural olarak sözleşmeyi bitirmez; mirasçılar işverenin yerini alır.
- Sözleşme sona erdiğinde borçlar muaccel olur ve hizmetle bağlantılı alınan şeyler geri verilir.
Bir hizmet ilişkisinde işçinin ölümü ile işverenin ölümü aynı sonucu doğurmaz. İşin bizzat işçi tarafından görülmesi gerektiği için işçinin ölümü sözleşmeyi doğrudan sona erdirir. İşverenin ölümü hâlinde ise işletme ve hizmet ilişkisi kural olarak mirasçılarla devam edebilir.
Türk Borçlar Kanunu, ölümün sözleşmeye etkisinin yanında yapılacak özel ödemeyi, sona eren sözleşmedeki borçların vadesini ve eşyaların geri verilmesini de düzenler. İncelemede önce kimin öldüğü, sonra sözleşmenin kişiye bağlı olup olmadığı ve son olarak hesaplaşma kalemleri ayrılmalıdır.
İşçinin ölümü ve yakınlara yapılacak ödeme
TBK 440’a göre hizmet sözleşmesi işçinin ölümüyle kendiliğinden sona erer. Ayrıca bir fesih bildirimi yapılması veya bildirim süresinin beklenmesi gerekmez. Sona erme, ölüm olgusunun kanuni sonucudur.
Kanun işverene belirli kişilere ödeme yükümlülüğü getirir. Ödeme öncelikle işçinin sağ kalan eşine ve ergin olmayan çocuklarına yapılır. Bunlar yoksa işçinin bakmakla yükümlü olduğu kişiler hak sahibi olabilir.
Ödeme, ölüm gününden başlayarak bir aylık ücret tutarındadır. Hizmet ilişkisi beş yıldan uzun sürmüşse tutar iki aylık ücrete çıkar. Kanundaki “beş yıldan uzun” ifadesi nedeniyle hizmetin tam süresi başlangıç ve ölüm tarihleri üzerinden belirlenmelidir.
Hak sahiplerinin sırası da önemlidir. Sağ kalan eş veya ergin olmayan çocuklar varsa, bakmakla yükümlü olunan kişiler sonraki grupta kalır. Ergin çocukların yalnız çocuk sıfatıyla ilk gruba girdiği varsayılmamalıdır; kanun burada ergin olmayan çocukları açıkça belirtir.
Bu ödeme, ölüm tarihine kadar doğmuş ücret, kullanılmayan haklar veya başka kanunlardan kaynaklanan taleplerle karıştırılmamalıdır. Her kalemin dayanağı ve hesabı ayrı gösterilebilir. TBK 440’taki ödeme, hizmet sözleşmesinin ölümle sona ermesine bağlanan özel bir borçtur.
Ödeme hesabında hizmet sözleşmesindeki ücret yapısı ve ilişkinin kesintisiz süresi incelenebilir. Kanun bir veya iki aylık ücret ölçüsünü kullandığından yalnız son banka transferine bakmak yerine sözleşme ve düzenli bordrolar birlikte değerlendirilir. Değişken ödemelerin hesaba etkisi varsa dayanakları ayrıca ayrılmalıdır.
Hak sahibinin kimliği bakımından nüfus kayıtları ve bakım yükümlülüğünü gösteren belgeler istenebilir. İlk gruptaki kişiler ile ancak onların yokluğunda devreye giren kişiler aynı anda tek grup gibi değerlendirilmemelidir. Ödemenin kime ve hangi tarihte yapıldığına ilişkin kayıt korunabilir.
İşverenin ölümü hâlinde devam eden ilişki
İşverenin ölümü, hizmet sözleşmesini kural olarak kendiliğinden sona erdirmez. TBK 441 uyarınca işverenin yerini mirasçıları alır. İşyeri veya bir bölümünün devriyle gerçekleşen hizmet ilişkisinin devrine ilişkin hükümler kıyas yoluyla uygulanır.
Bu nedenle işveren gerçek kişi olsa bile yalnız ölüm gerçekleşti diye çalışanın iş ilişkisinin sona erdiği sonucu çıkarılamaz. Mirasçıların kim olduğu, işyerinin devam edip etmediği ve hizmet ilişkisinin hangi yapıda sürdürüldüğü incelenir.
Kanun kişiye bağlı sözleşmeler için istisna getirir. Hizmet sözleşmesi ağırlıklı olarak işverenin kişiliği dikkate alınarak kurulmuşsa işverenin ölümüyle kendiliğinden sona erer. Burada sadece işverenin gerçek kişi olması yeterli değildir; iş ilişkisinin kurulmasında onun kişiliğinin ağırlıklı belirleyici olması gerekir.
Kişiye bağlı sözleşme ölümle süresinden önce sona ererse işçi, bundan doğan zararı için mirasçılardan hakkaniyete uygun tazminat isteyebilir. Kanun otomatik ve sabit bir tutar koymaz. Sözleşmenin kalan süresi, ilişkinin niteliği ve ortaya çıkan zarar somut değerlendirmeye tabidir.
Değerlendirmede sözleşmenin belirli veya belirsiz süreli oluşu, kaybedilen gelir olanağı ve zararı azaltan gelişmeler incelenebilir. Talebin mirasçılara yöneltilmesi, her mirasçının sorumluluğunun kapsamı yönünden miras hukukundaki kuralların ayrıca değerlendirilmesini gerektirir.
Belgelerde işverenin kişisel becerisi veya güven ilişkisiyle bağlantılı görevler, sözleşmenin süresi ve işyerinin ölümden sonraki durumu ayrı kaydedilebilir. Böylece genel devam kuralıyla kişiye bağlı sözleşme istisnası birbirine karıştırılmaz.
Sona ermede borçların muaccel olması
Hizmet sözleşmesi sona erdiğinde sözleşmeden doğan bütün borçlar kural olarak muaccel olur. Muacceliyet, borcun istenebilir hâle gelmesini ifade eder. Hesaplaşmada ölüm tarihi ve o tarihe kadar doğan sözleşme alacakları belirlenebilir.
Kanun, işçinin aracılığıyla kurulan bazı hukuki ilişkilerden doğan alacaklar için yazılı anlaşmayla erteleme yapılmasına izin verir. Üçüncü kişinin borcu sözleşme bittikten sonra ifa edilecekse, ilişkinin türüne göre kanunda altı ay, bir yıl veya iki yıla kadar farklı üst sınırlar bulunur.
Bu özel erteleme her türlü ücret alacağını belirsiz süreyle erteleme yetkisi vermez. Yazılı anlaşma, alacağın işçinin aracılığıyla kurulan ilişkiye dayanması ve kanunda belirtilen tür ile süre sınırları birlikte incelenmelidir.
Üretilenden pay verilmesi kararlaştırılmışsa ürün payı, ürün belirlenince muaccel olur. Cirodan veya kârdan pay öngörülmüşse pay, hesap dönemini izleyen en geç üç ay sonunda istenebilir hâle gelir. Bu kalemler normal dönem ücretinden ayrı hesaplanabilir.
Eşya, belge ve avansların geri verilmesi
Sözleşmenin sona ermesinde her taraf, diğerinden veya üçüncü kişiden diğer taraf hesabına hizmetle bağlantılı olarak aldığı şeyleri geri vermelidir. Yükümlülük yalnız çalışana ait değildir; işveren de işçi hesabına aldığı şeyleri iade eder.
Kanun işçi bakımından bazı örnekleri özellikle sayar. Motorlu taşıtlar ile trafik izin belgeleri geri verilmelidir. Ücret ve masraf avansları ise işçinin alacaklarından fazla olduğu ölçüde iade edilir; önce tarafların karşılıklı hesabı çıkarılmalıdır.
Tarafların hapis hakları saklıdır. Bu nedenle geri verme borcu değerlendirilirken elde tutulan şey üzerinde kanuni bir hapis hakkı bulunup bulunmadığı ayrıca incelenebilir. Sırf karşı taraftan bir alacak ileri sürülmesi, her eşyayı koşulsuz elde tutma yetkisi anlamına gelmez.
Uygulamada teslim tutanağı hazırlanabilir. Araç, anahtar, belge, cihaz ve avanslar kalem kalem yazılır; teslim tarihi ile mevcut durum belirtilir. Ölüm nedeniyle iletişimin mirasçılarla yürütüldüğü hâllerde, teslimi alan kişinin sıfatının da belgelenmesi sonradan doğabilecek uyuşmazlıkları azaltır.
Sık sorulan sorular
İşçinin ölümüyle hizmet sözleşmesi için ayrıca fesih bildirimi gerekir mi?
Hayır. TBK 440, hizmet sözleşmesinin işçinin ölümüyle kendiliğinden sona ereceğini düzenler. Bunun yanında işverenin sağ kalan eşe ve ergin olmayan çocuklara, bunlar yoksa bakmakla yükümlü olunan kişilere ödeme borcu doğabilir.
İşveren ölünce bütün çalışanların sözleşmeleri otomatik biter mi?
Kural bu değildir. İşverenin yerini mirasçıları alır ve işyeri devrine ilişkin hükümler kıyas yoluyla uygulanır. Sözleşme ağırlıklı olarak işverenin kişiliği gözetilerek kurulmuşsa ölümle kendiliğinden sona erebilir.
Sözleşme bitince işverene ait araç ve avanslar ne olur?
Taraflar hizmetle bağlantılı olarak diğerinin hesabına aldıkları şeyleri geri vermelidir. İşçi özellikle motorlu taşıtları, trafik izin belgelerini ve alacaklarını aşan ücret veya masraf avanslarını geri verir; tarafların hapis hakları saklıdır.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için bir avukattan hukuki destek almanız önerilir.